|
|
Kutsal kitap Kur'an'ı Kerim.Serbest Kürsü içerisinde Kutsal kitap Kur'an'ı Kerim. konusu: Matematiksel Mucizeler
Gün, günler ve ay kelimeleri
Kuran’da tekil olarak gün ( yevm) kelimesi tam 365 sefer geçer. Dünya güneş etrafındaki bir turu olan bir yıl yani 365 gündür. Gün ...

19-10-2007, 23:10
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
|
|
|
Matematiksel Mucizeler
Gün, günler ve ay kelimeleri
Kuran’da tekil olarak gün ( yevm) kelimesi tam 365 sefer geçer. Dünya güneş etrafındaki bir turu olan bir yıl yani 365 gündür. Gün kelimesinin çoğul kullanımı olan (eyyam, yevmeyn) kelimeleri ise tam 30 değer geçer. Kuran’da ay (senenin ayı anlamında) tam 12 sefer geçer. Bilindiği gibi bir sene 12 ay vardır. Gün kelimesi tüm çekimleriyle Kuran’da tam 475 sefer geçer. Bu 19’un tam 25 katıdır. Bu sayının 19 katı olmasının bir önemi vardır. Bunun dışında da 25 sayısının Güneş için ayrı bir önemi vardır. Dünya Güneşin etrafında bir yılda döndüğünde kendi ekseni etrafında 365 kere dönmüş olur. Güneş ise kendi etrafında bir yılda tam 25 sefer döner. Ayrıca 25’in katsayısı olan 19’un Güneş-Dünya-Gün kavramları bağlamında önemi vardır. Çünkü Dünya’nın, Güneş’in ve Ay’ın aynı hizaya geldiği Meton devri; 19 Dünya yılında bir oluşur.
Yani Güneş bir Meton devrinde 19×25= 475 defa kendi etrafında dönmüş olur.. Bu sayı tamı tamına gün kelimesinin tüm türevleriyle Kuran’daki geçiş sayısına eşittir. Dünya ve güneşin hareketleri ile Kuran’da gün, ay, kelimelerin tekrarlarının bu kadar ilişkili olması gerçekten tesadüf olarak düşünülemez. Bu tekrar sayıları ile Dünya ve Güneş’in hareketleri arasındaki uyum hesaplanması kolay fakat taklit edilmesi imkansız bir Kuran mucizesidir.
Karaların ve denizlerin oranı
“Deniz (bahr)” kelimesi Kuran’da 32 defa geçer. Kuran’da geçen “bahr” kelimesi deniz-ler gibi, göl, ırmak tipi büyük suları da ifade eder. “Kara (berr, yabas)” ifadesi ise Kuran’da 13 defa geçer. Eğer 32’nin 45’e oranını alırsak karşımıza %71,111 çıkar. Dünya üzerindeki karalarla denizlerin oranı da bu çıkan orandır. Dünya’nın %71’i sularla kaplıdır, %29’u ise karalarla kaplıdır.
Tekrar eden kelimeler
Kuran’da birbiriyle ilişkili bazı kelimelerin tekrar sayısına bakıldığında da ilginç bir sonuç ile karşılaşılmaktadır:
Kadın 23 kere
Erkek 23 kere
İnsan hücresinde 46 kromozom vardır. Erkek ve kadın üreme hücrelerinde ise 23’er kromozom vardır. Kuran’da kadın ve erkek kelimelerinin eşit geçmesinin yanında, üreme hücrelerinindeki kromozom sayısının da tekrar sayısı olan 23 olması oldukça dikkat çekicidir.
İnsan kelimesi Kuran’da tam 65 sefer geçer. İnsanın oluşumunda geçirdiği evreni tanımlayan kelimelerin Kuran’da geçiş sayıları da 65’tir.
Toprak (Turabun) 17 kere
Nutfe ( Nutfun) 12 kere
Embriyon ( alak) 6 kere
Bir çiğnemlik et (Medaa) 3 kere
Kemik (İzamun) 15 kere
Et (Lehmun) 12 kere
Toplam 65
Bitki 26 kere
Ağaç 26 kere
Ceza 117 kere
Affetmek 234 kere ( 117’nin 2 katı)
Dedi 332 Kere
Dediler 332 kere
Dünya 115 kere
Ahiret 115 kere
İman 25 kere
Küfür 25 kere
Şeytan 88 kere
Melek 88 kere
Cennet 77 kere
Cehennem 77 kere
Zekat 32 kere
Bereket 32 kere
Yaz+sıcak 5 kere
Kış +soğuk 5 kere
Akletmek 49 kere
Nur 49 kere
Dil 50 kere
Vaaz 50 kere
Sevgi 88 kere
İtaat 88 kere
Musibet 75 kere
Şükür 75 kere
Doğru yol 79 kere
Rahmet 79 kere
Sıkıntı 13 kere
Huzur 13 kere
Hıyanet 16 kere
Habis 16 kere
Ateist forumlarda evlilik kavramından yola çıkarak İslam’a yönelik bazı eleştirilerde bulunulmaya çalışılmaktadır. Bu başlıkta özellikle Peygamberin Hz. Zeynep ile yaptığı evlilik gündeme getirilmektedir. Bunun dışında Adem’in çocuklarının nasıl evlendiği konusu da ayrı bir tartışma oluşturmaktadır. Bu tartışmalar girmeden önce konuya en başından başlansa konu daha anlaşılır olacağını düşünüyorum.
Ahlak’ın ve Evlilik Kurumunun Kökeni
Bu eleştirilerin temelinde toplumda var olan ahlaki kavramların kullanıldığı açıktır. Ahlak kelimesi Arapça “Haleke” yaratmak kelimesinden gelmektedir. “Yaratılışına uygun yaşamak” anlamına gelmektedir.
Kelimenin anlamında da anlaşılabileceği bu din kökenli bir kelimedir. Ahlakın çıkışı da referansı da dindir. Gerçekten de eğer bir toplumdan dini değerleri kaldırır iseniz ahlaki değerler de ortadan kalmış olur. Temel olarak evlilik kurumu da bunun içindedir. Kimlerinin kiminle evlenebileceği yada evlenemeyeceği dinin koyduğu hükümlerle belirlenmiştir. Bu hükümler daha sonra toplumun örfüne dahil olmuş ve benimsenmiştir.
Ateist eleştirilere dönersek, bir ateist dini bir kavramı kullanarak yine dine eleştiri getirmektedir. Dini kabul etmemesine rağmen aldığı referans dinin kendi kurallarıdır. Bu kendi için de bir çelişki oluşturmaktır.
Eğer dini ortadan kaldırırsak evlilik ve bunun kuralları da ortadan kalkmış olur. Örneğin Hz. Muhammet kendi evlatlığının boşanmış olan eşiyle daha sonradan evlenmişse, bunu dinin kendisine verdiği sınırlar içinde yapmıştır. Ateistler bu evliliği eleştirirken işte dinin verdiği bu sınırları bilmeden eleştiri yapmaktadır. Peygamberin yaptığı bu evliliği eleştirirken aslında kendileri için evliliğin ne anlama geldiğin bilmemektedir.
Evlilik yukarıda da izah etmeye çalıştığım gibi dini bir kurumdur. Eğer dini referans almazsanız, dini kurumları dolayısıyla evlilik kurumu da ortadan kaldırılmış olur. Ateistler peygamberin evliliğine eleştiri getirirken bilmeden toplumdan öğrendikleri dini kavramları kullanarak eleştirdiklerinin farkında değillerdir.
Dinin topluma öğrettiği değerleri kabul etmeyen bir ateist için evlik bir şey ifade etmemesi gerekir. Ensest ilişkiyi materyalist bakış açısıyla yasaklanmasının sebebini açıklayacak hiç bir referans ateist bakış açısıyla yoktur. Bir çok ateist buna itiraz edebilir. Kendilerinin ensest ilişkiyi kötü gördüklerini söyleyebilirler, fakat onlarda var olan bu değer yargısı, yine toplumdan öğrendikleri dini referanslardan kaynaklanmaktadır.
Materyalist dünya görüşüne sahip olup, yine bu düşünce adına ensest ilişkiyi savunan bir çok düşünür olmuştur. Bunun en tipik örneği Sigmund Freud’dur. Freud cinsel güdülerin baskılanmaması gerektiğini iddia etmiş ve sağlıklı bir psikoloji için bunun önündeki her türlü tabunun kaldırılması gerektiğini söylemiştir. Ensenst ilişkinin de bir tabu olduğunu düşünen Frued’un kendi kızı ile de böyle bir ilişki yaşadığı bilinen bir gerçektir. Salt materyalist değerlerle hareket edildiğinde de bu yanlış bir mantık olmayacağı açıktır.
Ben forumlarda bu konuyu dile getirdiğimde bazı kişiler ateistleri ensest ilişkiye girmekle suçladığımı iddia etmişlerdi. Oysa benim böyle bir iddiam yok. Bir çok ateist düşünceye sahip kişinin ensest ilişkiyi kötü karşıladıklarına da eminim. Fakat bunu kötü görmelerinin sebebinin din olduğunu unutmamaları gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Ensest ilişkiyi kötü gören ateist düşünceye sahip kişiler aslında dinin kendilerine kazandırdığı referans ile hareket etmektedirler. Eğer dini ve onun getirdiği hükümleri ortadan kaldırırsanız, Frued gibi düşünmeleri önünde hiç bir engel yoktur.
Şimdi tekrar peygamberin evlilik bahsine dönerse, peygamberin evliliği dinin sınırları içinde gerçekleştirilmiş bir evliliktir. İnsanlar kendi çocukları olmayan evlatlıklarının boşanmış eşleriyle evlenebilirler. Bu yasak değildir. Bundan dolayı dinen ayıplanamazlar. Evlatlık olan kişi, öz evlat gibi değildir. Eğer ateist ideallerle bu eleştiriliyorsa,bu son derece yanlıştır. Sonuçta bir ateist için böyle bir değer yargısı söz konusu olamaz.
Materyalist argümanda buna cevap olarak doğada ensest ilişki olmadığı gibi bir söylem kullanılsa da, bu gerçekleri yansıtmaz. Çiftlik hayvanlarından tutun vahşi yaşamdaki bir çok hayvana kadar her tür canlıda ensest ilişkiye rastlanmaktadır. Hatta bazı köstebek türlerinde olduğu gibi bir çok canlı türü sadece ensest ilişkilerle üremektedirler.
Sonuç olarak peygamberin evliliğini hatalı bir evlilik gibi göstermeye çalışan ateist düşünceye sahip kişiler gerçekte iki yüzlülük bir yaklaşım içindedirler.
Adem’in Çocukları
Adem’in çocuklarının nasıl evlendiği konusuna gelince, ilk başta beri anlatmaya çalıştığım gibi, evlilik dini bir kurumdur. Kimin kiminle evleneceğini helal yada haram kılan Allah’ın hükümleridir. İnsanlar bazı kişilerle evlenmiyorsa, bu Allah yasakladığı içindir.
Adem’in çocuklarını düşünürsek Allah onlara böyle bir yasak getirmediyse, evlenmeleri de haram olmaz. Daha sonraki nesillerde gelen peygamberler aracılığıyla bu tarz evlilik yasaklanmıştır.
Çocuklar Sakat Doğmaz mı?
Akla takılabilecek bir soru bu tarz evliliklerden doğacak çocukların sakat olma ihtimalinin yüksel olabileceği konusu olabilir. Günümüzde akraba evliliklerinde çocukların sakat doğma ihtimalinin yüksek olduğu bir gerçektir. Fakat bunun sebebi genetik bir sorundur. Yani bir kişide genetik bir hastalık varsa ve aynı genetik hastalığa sahip başka bir kişi ile evlenirse, doğacak çocuk bu genetik hastalığa sahip olabilir. Evlilikte bireyler benzer genetik özelliklere sahip oldukları için, doğacak çocukta genetik bir hastalığın ortaya çıkması, akraba dışı evliliğe göre daha yüksektir.
Peki bu durumda Adem’in çocuklarının yapacağı evliliklerde aynı risk söz konusu değil midir? Burada kilit olan nokta anne ve babada bu genetik hastalığın bulunması gerçeğidir. Eğer bireylerde genetik olarak bu hastalık taşınmıyorsa, çocuklarda da böyle bir sorun yaşanmaz. Bilindiği gibi her akraba evliliğinde böyle sorunlar yaşanmamaktadır. İlk insan olan Adem ve Havva’nın genetik olarak bir hastalıklarının olmadığı ve düşünülürse onların çocukları ve onların çocuklarında böyle sorunların çıkmayacağı anlaşılır.
Ben, tanrıya borcluyum..
Konu fenasi tarafından (20-10-2007 Saat 01:01 ) değiştirilmiştir..
Sebep: flood
|

19-10-2007, 23:21
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 21
Mesajlar: 1,276
|
|
Üzgünüm sayın blood ama tek kelimeyle saçmalık bunlar.. Biri tarafından yazılmış bu kitaptan böyle sonuçlar çıkarmak heralde çok zor olsa gerek.. yine de bunları bulana verdiği emek için tebrik ediyorum..
ben sadece 1. yazınız için sölemiştim.. 2. sini inceleme fırsatım olmadı..
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
Konu fenasi tarafından (20-10-2007 Saat 01:02 ) değiştirilmiştir..
Sebep: flood
|

19-10-2007, 23:23
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
|
|
Allah’ın katında gün ?
Allah’ın katında bir günü dünyadaki kaç güne eşittir?
Herhalde ayetler okunurken sadece rakamlara odaklanıldığından ve rakamlar arasında bir fark bulunduğundan bir çelişki varmış gibi gözüküyor. Oysa ayetler dikkatli okunursa ortada bir çelişki yoktur. Çünkü ayetlerde anlatılan zamanların dışında olaylar da farklıdır. Olaylar farklı olduğu için, zamanların farklı olması son derece doğaldır. Şimdi bu ayetleri bir daha dikkatli bir şekilde okuyalım:
Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. (22 Hac Suresi - 47)
Burada Allah katında bir günün insanların saymakta olduğu bin yıl gibi olduğu bildiriliyor. İkinci ayet şöyle:
Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir. (32 Secde Suresi - 5)
Burada bildirilen ise işlerin bizim saymakta olduğumuz bin yıl süreli bir günde Allah’a yükseleceğidir. Burada dikkat edilecek nokta olaya konu olan şeyin “iş”ler olduğudur. Yani yükseldiği söylenen “iş”lerdir.Üçüncü ayet ise şöyle:
Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir. (70 Mearic Suresi - 4)
Burada ise “meleklerin ve ruhun” ona elli bin yıl süreli bir günde çıkabildiği bildirilmektedir. Şimdi önceki ayette dikkat ederseniz yükselen “iş”lerdir. Bunlar bin yıl olan bir günde çıkarlar. Son ayette bahse konu olan ise yükselme işini yapanlar ise “melekler ve ruhtur”. Yani iki farklı sürenin söz konusu olması iki farklı nesneden kaynaklanır. Birincisinde yükselen “iş”lerdir. İkincisinde ise “melekler” ve “ruh”tur.
Burada şunu sorabilirsiniz, bizim için bir gün nasıl işler için bin yıl ve melekler için 50 bin yıl sürer? Burada da zamanın izafi olmasıyla ilgili bir gerçek saklıdır.
İzafiyet teorisi bize zamanın da izafi olduğunu söyler. Bir cismin hızı arttıkça onun için zaman yavaşlar. Bu teorik ve deneysel olarak da ispatlanmış bir gerçektir. Yapılan bir deney var: İki tane çok hassas atom saati alınıyor. Birisi yüksek hızda bir uçağa konuyor; diğer ise yerde duruyor. Uçak bir süre uçup döndüğünde uçaktaki saatin, yerdekine göre biraz daha yavaş ilerlemiş olduğu görülüyor.
Hızlar arttıkça zaman daha da yavaşlar. Örneğin v=299999.999998874085 km/s hızla giden bir uzay gemisinde bir gün yolculuk yaptığınızda, dünyada geçen süre bin yıl olacaktır. Aynı şekilde v=299999.999999999549 km/s hızla giden bir uzay gemisinde bir gün yolculuk yaptığınızda dünyada 50 bin yıl geçecektir.
(Einstein’dan yüzyıllar önce Kuran’da zamanın izafi olduğu bildirilmektedir. )
Soruya tekrar dönecek olursak. Allah katında bir gün bizim saydığımız bin yıl gibidir. Fakat meleklerle ilgili ayette ise farklı bir şey anlatılıyor. Onlar ise 50 bin yıl olan bir günde yükselirler derken, burada başka bir hareket var. Yüksek hızla hareket edildiği düşünülürse zamanın dünyaya göre daha hızlanacağı açıktır. Yani iki ayette farklı şeyler anlatılmaktadır.
Burada vurgulamak istediğimiz nokta zamanın izafi olduğunu göstermek ve hareket edene göre zamanın yeryüzündeki zamana göre farklı işleyeceğidir. Yoksa meleklerin belli bir yönde ve 3 boyutlu evrende hareket etmesi gibi bir iddia yoktur. Farklı bir boyutta ve yönde de hareket ediyor olabilirler.
Bir de burada meleklerin sürekli Allah katına çıkıp çıkmadıkları sorulabilir. Buna da Kadir suresindeki ayetler cevap vermektedir.
Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler. (Kadir Suresi - 3-4)
Bu ayetten anlaşılacağı gibi melekler ve ruh tüm işler için Kadir Gecesi olarak adlandırılan bir gecede inmişlerdir. Sürekli bir gidiş geliş söz konusu değildir.
Ben, tanrıya borcluyum..
Konu bLood tarafından (19-10-2007 Saat 23:50 ) değiştirilmiştir..
Sebep: yazım hatası.
|
19-10-2007, 23:25
|
|
LYNX
|
Bu Mesaj LYNX tarafından silinmiştir.
Sebep: BU KONUYU FARKLI BİR BAŞLIK ALTINDA ELE ALACAĞIM
|
19-10-2007, 23:29
|
|
bLood
|
Bu Mesaj bLood tarafından silinmiştir.
|

19-10-2007, 23:29
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,682
|
|
|
'' Eğer dini ortadan kaldırırsak evlilik ve bunun kuralları da ortadan kalkmış olur. Örneğin Hz. Muhammet kendi evlatlığının boşanmış olan eşiyle daha sonradan evlenmişse, bunu dinin kendisine verdiği sınırlar içinde yapmıştır.''
yazınızdaki bu cümleden sonra yorum yok . saygılar
|
19-10-2007, 23:30
|
|
LYNX
|
Bu Mesaj LYNX tarafından silinmiştir.
|

19-10-2007, 23:32
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
|
|
Ad Ve İrem Şehri
Ad Ve İrem Şehri
Kuran’da geçen kıssaların benzeri genelde Tevrat ve İncil’de de vardır. Örneğin bazı farklılıklar olsa da İbrahim kıssasının bir bölümünü, Musa kıssasını, Yusuf yada Lut kıssasını bu kitaplarda da bulabilirsiniz. Bu kıssalar içinde Ad kavmi hakkındaki bilgiler ise diğer kitaplarda yoktur.
Bu kıssada Allah Ad kavmine Hud peygamberi gönderdiğini bildirmektedir. Kavmi ise Hud peygamberin bu çağrısına uymaz, onun uyarılarına rağmen putperest inanç ve tavırlarından vazgeçmezler. Bunun ardından Allah Ad kavminin yaşadığı yüksek sütunlu İrem şehrini helak eder. Bu şehirden Fecr suresinde şöyle söz edilir:
Efendinin Ad’a ne yaptığını görmedin mi? Yüksek sütunların sahibi İrem’e. Ki şehirler içinde bir benzeri yaratılmamıştı. (89 Fecr Suresi, 68)
Sadece Kuran’da geçen bu kavimin arkeolojik bulgularına, amatör bir arkeolog olan Nicholos Clapp tarafından bulundu. Bu şehri bulmak için uzun süre uğraşan Clapp, NASA ile orak çalışarak amacına ulaşabildi.
Bölgenin uydudan çekilmiş resimlerini kullanarak eski yolların izlerini takip etti ve İrem şehrinin kalıntılarını buldu. Yapılan kazılarda bu şehrin diğer antik şehirlerden farklı olarak her tarafında yüksek sütunların bulunduğu ortaya çıktı.[/B]
Ben, tanrıya borcluyum..
|

19-10-2007, 23:32
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: OSİRİS
Mesajlar: 23
|
|
|
blood sana düşünebilmeyi kim öğretti ?
|

19-10-2007, 23:35
|
|
|
|
şimdi benim anlamadığım bu dinlerin öğretilerin hepsi bir insan sözünden oluşuyor somut hiç birşey yok hal böleyken yok ölümden sonra hayat var,yok boyut değişimi vs vs.. kozmik sonsuzluk ta bilinmeyen için kıçından uydurulan herturlü varsayıma inanmak zorunda kalmak acizliği yaşıyor yaşatılıyor hatta diretiliyor insanoğluna.. sırf toplum düzeni için..varoluşun içinde barınabilmek için gereken tek güç sevgi diye düşünüyorum
|
19-10-2007, 23:36
|
|
bLood
|
Bu Mesaj bLood tarafından silinmiştir.
Sebep: BU KONUYU FARKLI BİR BAŞLIK ALTINDA ELE ALACAĞIM
|
19-10-2007, 23:37
|
|
bLood
|
Bu Mesaj bLood tarafından silinmiştir.
Sebep: BU KONUYU FARKLI BİR BAŞLIK ALTINDA ELE ALACAĞIM
|

19-10-2007, 23:38
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 21
Mesajlar: 1,276
|
|
serhoş seni seviyorum.. heehe 
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

19-10-2007, 23:39
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
|
|
Ayın Yörüngesi
Ayın Yörüngesi
Ay hakkında Kuran’da verilen bir detay ise onun yörüngesinin şekli hakkındadır. Yasin suresinde bu konu şöyle geçmektedir:
Ay’a da bir takım evrelerle ölçü biçtik. Nitekim o eski bir hurma dalı gibi döner.
(36 Yasin Suresi, 39)
Ayın hareketlerinin bir takım evrelerini olduğu belirtilip, bu hareketlerin eski bir hurma dalı gibi döndüğü belirtilmektedir.
Bu ayetteki benzetmeyi anlamak için ayın hareketine daha yakından bakmak ve eski hurma dalının şekliyle karşılaştırmak gerekir. Ayın Dünya etrafında dairesel bir hareket yaptığı düşünülse de aynı zaman da güneşin etrafında da dönmektedir. Bu nedenle Ay’ın hareketi Dünya ve Güneşin çevresindeki iki hareketi birlikte değerlendirildiğinde dairesel bir hareket değil, “S” şeklinde inişler ve çıkışlar çizen bir yörüngede hareket ettiği ortaya çıkacaktır.
Eğer ayette belirtildiği gibi bir kurumuş hurma dalına bakılırsa onun da şeklinin ayın yörüngesine benzediği ortaya çıkacaktır.
Çıplak gözle bakıldığında, astronomik bilgi birikimi olmaksızın böyle bir detayın bilinmesine imkan olmadığı ortadadır. Allah bizlere bu tarz detayları Kuran’da bildirerek, doğruyu bizlere ulaştırmıştır.
Ayın hareketleri ile ilgili verilen bir diğer bilgi ise güneşin etkisiyle hareket ettiğidir. Ayette şöyle belirtilmektedir.
Ve Güneş, ve onun parıltısı Ve uyup onu izlediğinde Ay’a (91 Şems Suresi 1-2 )
Ay yukarıda belirttiğimiz gibi sadece dünyanın etrafında dönmekle kalmaz aynı zamanda güneşin etrafında da döner. Güneş de bilindiği gibi sabit değildir ve o da bir yörüngede hareket eder. Dolayısıyla Ay, sadece Güneşin de etrafında dönmez, aynı zamanda güneşin hareketine uyarak onu izler ve Evrende hareket eder.
Şems suresindeki ayette de Allah, Ay’ın Güneş’in etkisiyle hareket etmesine dikkat çekmekte ve ona uyup izlediğini belirtmektedir.
Ben, tanrıya borcluyum..
|

19-10-2007, 23:41
|
 |
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: OSİRİS
Mesajlar: 23
|
|
Alıntı:
bLood´isimli arızadan alıntı
Felsefe öğretti.
|
felsefeyi anlayabilmen için düşünmen gerekiyor..felsefeyi öğrenene kadar ki süreçte yaşaabilmen için düşünmen gerekiyor amipler bile doğumlarından itibaren düşünebilme yetisine sahipler yani blood felsefeyi öğrenene kadar embesil gibi dolaştım gibi bir ormantik felaketle karşı karşıya kaldım cevabını görünce çok bayat. seni zorlamak istemiyorum ve sorumu yineliyorum
sana düşünebilmeyi kim öğretti ?
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:36 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|