Belki başlangıçda özgür hissetirebilir ancak zamanla kendi aklında yeni sorular oluşacak ve yine bir yerlerde o sorulara cevap alamayınca başladığın yere dönmeyecekmisin? Mesela hemen ilk gelen soru ; Eğer bunlar gerçekse diyelim biz buraya tanrısal özellikleri olan çok gelişmiş bir takım uzaylılar tarafından kendilerine aynı yada benzer şekilde genetikleriyle oynanmış koloniler şeklinde klonlandıysak buradaki amacımız nedir eğer onların kölesiysek onlar kimdir tam olarak onlar nasıl var oldular, nerden geldiler halen duruyor ve bizimi yönetiyorlar yada kendi halimizemi bırakdılar. Onların başlangıç noktası neydi aynı şekilde onları başlatanların ve daha evvelinin diye uzayip giden bir paradoxa dönüşmezmi? Yoksa bizim akıl mekanızmamız bu konularda gerçeği bir türlü bulamamak için önceden programlımı illa bizim düşündüğümüz gibi herşeyin bir yapıcısı olmalı onu yapanında şeklinde gibi bir açmaz da kaybolup gitmek üzerinemi inşa edilmiş yada bunu arayıp dursun devamlı yeni birşeyler bulsun ama bunun sırrını bir türlü öğrenemesin şeklindemi? Gerçeğin ne olduğu hakkında hiç birşey söyleyemem tek bir harf bile her konuda bişeyler söylerim ama bu konu hakkında bin yıl düşünsem bile dudaklarımdan bir tek harf bile çıkamayacak gibi duruyor. Ya çok sıradan yada bizi çok şaşırtacak birşeydir (gerçi çok sıradan birşey olması daha çok şaşırtırya neyse

) Yani bunları bir kenara bırakıyorum normal uzaylıların bile varlığından emin değilim kalkdı ki onlarla bir alakam yada akrabalığım olsun. şeytan,cinler,uzaylılar ve ufolar gibi benzer kavramlarla alakalı binbir türlü hikaye duyarız insanlardan ama bir öküz kadar bile gerçek görünmezler bize. Genede haklarında yeni hikayeler ortaya çıkmaya devam eder ama kendileri bir türlü çıkmazlar ortaya en fazla yeni yada etkili hikaye duyarsan haklarında şunu dersin kendine acaba hakikaten varmıdır ya ama işin komik tarafı hep bunu dersin ancak daha da ileri gidemezsin çok geriye gelmene de yeni dedikodular izin vermez devamlı aklına sokulur nedense. Birey birşeyin varlığını kendi duyu organları ile tam olarak tatmin olacak derecede algılamadığı sürece onun varlığını kabullenemez. Ancak Tanrı yada Yaratıcı bir istisna olarak düşünebilir bu konuda çünkü bu; 5 duyu organından ziyade akli irade de algılanabilecek yada yaratılabilecek birşeydir. Tamamen bireyseldir hür ve bağımsızdır bütün herşeyden onu ya var edersin yada yok edersin. Birey bu konuda ya iyimser olur yada kötümser bir pesimist olur, ancak bunda hangi durumun iyimserlik hangisinin karamsarlık olduğu verebildiği karardır zaten. Tamamen iki zıt kutuplu mıknatıs kadar iticiler birbirlerine karşı bu o kadar zıtki iki tarafda doğru olanın kesinlikle kendi olduğu karamsar ve kötü olanın karşı taraf olduğu için orayıda kendime çevireyime götürürler işi ve böylece sürüp gider. Konuyu dikkatlice okudum çok ilgi çekici geldi ancak üzerinde biraz düşündükden sonra nedense yanlış hatırlamıyorsam Sokrates'e ait bir söz geldi aklıma ; ^^ Tek bildiğim, hiç birşey bilmediğimdir.^^