Serbest Kürsü içerisinde CumhurbaŞkani Ahmet Sezer konusu: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in mevcut koşullarda bize
yakışmadığını itiraf etmeliyiz.
Öncelikle geldiği meslek itibarıyla siyasetin zirvesinde "hoş görüntü"
oluşturmuyor: Hukukun üstünlüğüne inanan bir hukukçu!
En son "marifetinden" başlayalım...
Oğluna Çankaya ...
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in mevcut koşullarda bize
yakışmadığını itiraf etmeliyiz.
Öncelikle geldiği meslek itibarıyla siyasetin zirvesinde "hoş görüntü"
oluşturmuyor: Hukukun üstünlüğüne inanan bir hukukçu!
En son "marifetinden" başlayalım...
Oğluna Çankaya Köşkü'nde yaptığı düğünde o gece kullanılan
elektriklerin faturasını cebinden ödediği ortaya çıktı.
Kendisine kalsa asla böyle bir şey yaptığını öğrenemezdik.
Ankara kulislerinden iyi haber çıkartan Fikret Bila'nın gazeteciliği
sayesinde bu "kötü örnekten''haberdar olabildik.
Mütevazı düğün haberleri basında yer aldığında, toplucaşaşırmıştık:
-Aaaa Cumhurbaşkanı'nın oğlu varmış!
Öyle ya Cumhurbaşkanları ve başbakanların çocuklarına karşı farklı
kültürle yoğrulmuş bir toplumuz. Bu makamlara gelen değerli siyasetçilerin
mahdumları birden "ticari dehaya" dönüşüyorlardı.
Ulusal ve uluslararası yatırımlarda onların imzalarını görüp
seviniyorduk: -Bir zenginimiz daha oldu!
Sezer döneminde ise böyle bir "evlatsal başarıya" tanık olmadık.
Cumhurbaşkanı varsa yoksa kamu çıkarlarını gözetiyordu.
Soyadını taşıyan hiçbir yakınına devletin tepsinde bulanmaktan dolayı
en ufak bir ayrıcalık sağlanmasına izin vermedi.
Sezer'den önce orada oturan değerli zat-ı muhteremlerden biri,
yeğenine banka temini için bir başka devlet başkanına (ki o da devletini
makamıyla birlikte oğluna emanet ederek öbür dünyaya gitmişti) imzalı
mühürlü teminat mektubu yazmak fedakarlığını yapmıştı.
Bir başka cumhurbaşkanı ise oğlunun medya imparatoru haline gelmesi
için yabancı girişimcilere basının ordusu önünde işbirliği teklif edecek
kadar cesur davranışlar sergiliyordu.
Çocuklar ülkeyi "babalarının çiftliği" gibi kendilerine yakın
görebiliyorlardı.
Sezer ise elektrik parasını bile cebinden ödeyerek, "devlet kesesinden
ailesine vizyon çizenlerin" ne kadar alçak irtifada yüksek politika
yaptıklarını da gösteriyordu.
Pazarlama yok...
Banka kapma yok...
Televizyon yok...
Vizyon yok...
Kayırma yok...
Bankaları yağmalanmış, KİT'leri haraç mezat pazarlanmış, limanları
satılmış, fabrikaları kapatılmış, işçileri sokağa atılmış bir ülke böyle
Cumhurbaşkanı ile ne yapabilir ki?
Gerçekten de hiç yakışmıyor
Bazı şeref yoksunları da öncekilere alıştıkları için salyaları aka aka Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar. Bu küçücük elektrik faturası örneği bile ne kadar alışılmamış birşey ülkemizde.