|
|
Uludere'de Bir Devlet Geleneği: 35 Ölü!Serbest Kürsü içerisinde Uludere'de Bir Devlet Geleneği: 35 Ölü! konusu: Alıntı:
CİNAYETİN YERİNİ KATLİAM ALDI
ŞIRNEX / DİHA Güncellenme : 05.01.2012 09:13
715 sivil toplum örgütü, Roboski köyünde açıklama yaptı. STK’ler adına konuşan Aktar, ‘90’lı yıllardaki bireysel faili meçhullerin yerini ...

05-01-2012, 17:12
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Uludere'de Bir Devlet Geleneği: 35 Ölü!
Alıntı:
CİNAYETİN YERİNİ KATLİAM ALDI
ŞIRNEX / DİHA Güncellenme : 05.01.2012 09:13
715 sivil toplum örgütü, Roboski köyünde açıklama yaptı. STK’ler adına konuşan Aktar, ‘90’lı yıllardaki bireysel faili meçhullerin yerini aleni katliamlar aldı’ dedi
HÜKÜMETİN POLİTİKALARININ ESERİ
Katliamdan hükümeti sorumlu tutan ve “katliamın Kürt sorununu bir asayiş meselesi olarak gören hastalıklı yaklaşımın kaçınılmaz sonucu olduğunu” söyleyen Amed Baro Başkanı Aktar, “Sıkılan her kurşun, atılan her bomba öfke ve ayrışma getiriyor.” dedi. Amed’deki 26 STK ise hükümeti ‘özür dilemeye’ çağırdı.
RAPOR: TOPLU KATLİAM SUÇU İŞLENDİ
MAZLUMDER, İHD, ÇHD, TİHV, TBM, KESK, TTB ve DİSK’in Roboski köyünde yaptığı inceleme sonucu hazırlanan rapor kamuoyuna açıklandı. Raporda, Roboski Katliamı için ‘Yapılan yargısız infazdır ve toplu katliamdır’ tespiti yer aldı. Dün Ankara’da ise yoğun bir “katliam trafiği” yaşandı.
Atılan her bomba ayrışma getiriyor
Bölgede faaliyet yürüten 715 sivil toplum örgütü, 35 yurttaşın katledildiği Roboski köyünde açıklama yaptı. STK’ler adına bölgeye giden 30 kişilik heyet, açıklama öncesi taziyelerin kabul edildiği iki ayrı noktayı ziyaret ederek ailelere başsağlığında bulundu ve katliama ilişkin bilgi aldı. Ardından STK’ler adına açıklama yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, “Bu kirli savaş, 35 masum canımızı daha toprağa düşürdü” dedi.
Yine yürekler parçalandı
Kürt halkının bir kez daha ölüm ile sınandığını söyleyen Aktar, “Kadim coğrafyanın acılı halkı bir kez daha ölümle sınandı. Yine yürekler parçalandı; analar ve babalar evlat acısına gark oldu. Gökyüzüne yükselen feryatlar bu zulmü görün dedi bir kez daha. Gözyaşlarımız dondu yüreğimize kan doğrandı” dedi. 1990’lı yıllardaki bireysel faili meçhul cinayetlerin, yerini aleni cinayetlere ve toplu kıyımlara bıraktığını dile getiren Aktar, yaşanan olayın son dönemlerde kimi hükümet çevrelerinin toplumun tamamını suçlu gösteren yaklaşımlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğine işaret etti. Aktar, “İçişleri Bakanı’nın tüyler ürperten demecinden hemen sonra bu olayın yaşanması, hükümetin şiddet politikalarında ısrarını göstermektedir” dedi ve yaşanan katliamı Kürt sorununu bir asayiş meselesi olarak gören hastalıklı yaklaşımın kaçınılmaz sonucu olarak değerlendirdi.
İnsanı bir sorun vicdansız makinelerle çözülemez
Kürt sorununun siyasal, sosyal, ekonomik yönleri olan bir sorun olduğunu, “güvenlik” esaslı politikalarla çözülemeyeceğini defalarca dile getirdiklerini anımsatan Aktar, “Yaşanan katliam, hükümetin ısrarlı bir şekilde yürüttüğü bu güvenlik politikalarının sonucu meydana gelmiştir. Milyarlarca dolar ödenerek, dış politikada büyük tavizlerle alınan savaş makinelerinin yarattığı sonuç, daha fazla acı, daha fazla şiddet ve zihinsel olarak bölünmüş bir toplum yaratmaktan başka hiçbir işe yaramamaktadır. İnsani bir sorunun, insansız ve vicdansız makinelerle ve vicdansız politikalarla çözülemeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır” diye konuştu.
Türk basını suça ortak oldu
Olay sonrasında Türk basınının suskunluğunu koruyarak, Genelkurmay’ın açıklamasını beklemekle suça ortak olduğunu dile getiren Aktar, basının sonraki tutumunun ise katliamı meşru gösterme gayreti olduğuna vurgu yaptı. “Kuru sözlere, yavan ve resmi açıklamalara karnımız tok, artık hiçbir mazereti kabul etmiyoruz. Hakikati arıyoruz. Ocağımıza düşen ateşin çıkardığı yangının her tarafı sarmaması için barış istiyoruz” diyen Aktar, hükümetten bu olayın sorumlusunu mevki, makam demeden derhal görevden alarak cezalandırmasını istedi.
Kardeşlik bağları zedeleniyor
Aktar, “Yapılması gereken, bugün yaşananlar hakkında yüzyıl sonra özür dilemek değil” diyerek, toplumsal barışa giden yolu ancak gerçek bir adaletin açabileceğine vurgu yaptı. Aktar, “Barış için tüm yetkililere, vicdandan ve ahlaktan nasibini almış herkese bir kez daha sesleniyoruz: Görün artık; her ölüm, bizi insanlık değerlerinden biraz daha uzaklaştırıyor” diye konuştu. Yitirilen her canla birlikte kardeşlik bağlarının zedelendiğine dikkat çeken Aktar, “Sıkılan her kurşun, atılan her bomba öfke ve ayrışma getiriyor. Büyüyen nefretle birbirimizin yüzüne bakamaz hale geliyoruz. Ölümlerin ağırlığı eziyor her birimizi, taşıyamıyoruz bu yükü artık” dedi.
Yaşanan savaşın bir an önce durdurulması gerektiğini yineleyen Aktar, bölge sivil toplum örgütleri olarak başlattıkları “Çatışarak değil, tartışarak sorunları çözelim” girişimlerinin önemine vurgu yaptı.
|
Özgür Gündem - CİNAYETİN YERİNİ KATLİAM ALDI
İster ''devlet'', ister ''demokrasi'', ister ''kürt-kürdistan'' sorunu deyin; ancak 80 küsur yıldan bu yana değişen özde bir şey olmuyor. İster ''şaki'', ister ''eşkıya'', ister ''terörist'' ister ''kaçakçı'' deyin NETİCE YİNE AYNI
Bu kibir, bu kirli gurur ve bu savaş hepimizin-herkesin sorunu. Tortularından arınmış, engebeleri bezendirilmiş bu dil ve insanal akıl(?); özetle ''insafsız düşünce faslı'' herkesi yakıyor, yakar, yakacaktır!
Ve bizler inandırılmak isteniyoruz on yıllardır benzer yalanlara: Devletimiz gereğini yapacaktır, araştırılıyor, hukuk devleti cezasını verecektir, kimsenin şüphesi olmasın!...
Çok şükür, devletten bir şey beklenmiyeceğini öğrendik. Bizim derdimiz başka.
Kaçımız tıpkı talimat gelmeden yazamayan haber merkezleri gibi uluu-devletlu önderleri vaaz vermeden bu acıyı-zulmü-ezayı yüreğinde hissedecek?
Kaçımız devletluların haşmetli ''adaleti''nden şüphe duymayı akledip bölge insanlarının tanıklıklarını dinleyip feryatlarına kulak verebilecek?

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

05-01-2012, 21:57
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2011
Mesajlar: 198
|
|
|
Doğrusu bu ya bende utanıyorum..
Birçok şey yüzünden..
İleride çocuklarımın " bu katliamlar olurken, sen ne yapıyordun" sorusuna 'hiç sadece bakıyordum, arada da sövüyordum, olmadı yazıyordum derim artık..
Ne oldu?
Birçoğunuzda tıpkı benim gibi sadece bakmıyor mu, sadece sövmüyor mu?
Yaptığımız hiçbir şey yok aslında..
Yalan mı?
Belkide sırf bu yüzden butür konulara yorum yapmak bile istemiyorum artık.. Durumun vahametini yazmaya kalksam parmaklarım uyuşana kadar yaznının sonu gelmeyecek gibi hissediyorum...Böyle konulara yazmak, durun demek, vicdan rahatlatmak gibi geliyor sanki....Rahatlamasın böyle vicdan.. Sızlasın dursun anasını satiym..Bunca acı yaşanırken, bunca haksızlık yapılırken niye sızlamasın ki...
35 ölü..
Şaşırmadım aslında..
Oradaki hayatın senelerdir bu ve benzeri acılarla devam ettiğini hangimiz bilmiyor ki?
ölümü bekleyen bir hastanın azrailin nefesini ensesinde hissetmesi gibi her an enselerinde ölüm korkusu...bu olaylar hep yok muydu, hep yaşanmıyor muydu?
şaşkınlığın nedeni 35 köylünün öldürülmesi mi?
Niye şaşırıyorsunuz ki?
Daha önce öldürülenlerin nerede ve nasıl öldürüldüklerini biliyor musunuz?
Siz sadece size yansıtılan kadarını biliyorsunuz..
35 kişi öldü..Yarın başkalarıda ölecek..
Ve aramızdan yine bazı bozuk sesler çıkıp, bu insanların sadece Kürt olmakla bile ölümü hakettiklerini söyleyecek..
Onlar böyle olmasını istiyor diyecek..Kadın istemezse, tecavüze uğramaz mantığı gibi.. istemeseler öldürülmezlerdi..
onlar suçsuz değildi, kaçakçılık yapıyorlardı falan diyecek..Neden kaçakçılık yapıyorlardı sorusunu sormadan..
masum falan değillerdir içlerinde mutlaka pkklı olanlar vardır diyecek..
Vardır ha..
Ya yoktuysa?
Yoktuysa ne olacak?
O zaman kazaydı..
Komik değil mi?
Yıllardır devam eden bir yanlış var.
Neresinden tutsan elde kalacak cinsten bir yanlış..
Yaşanılanların vicdanlardaki etkisi artçı sarsıntılar kadar bile değil..
hergün başka bir deprem oluyor.. başka ocaklar sarsılıyor, başka yuvalar dağılıyor..Hasar çok fazla ama..
Kimin umurunda..
İşte bu var ya.. işte bu vurdumduymazlık hepsinden korkunç..
...
Sizler, çok şey biliyorsunuz ama, birbirinizin gözleriyle bakamıyorsunuz..
nell isimli bir filmden..
Bu cümle o filmden aklımda kalan tek şey..son derece anlamlı.. konuya cuk diye oturacak cinsten..
Sizler çok biliyorsunuz ama, birbirinizin gözleriyle bakamıyorsunuz..
Birbirinizi anlamıyorsunuz..
Bana kalırsa sorunun kaynağıda bu zaten..
Öf be bea, yok mu şöyle birkaç yılmaz vatan bekçisi internet süvarisi ha..
Yazdıkalrımın hiç olmazsa bir kaçınızda yara açmasını istiyorum..
Yok mu şöyle vatan millet sevdalısı bir iki internet küfürbazı..
Ağzına geleni saysın bana..
gık demeyecem..
|

06-01-2012, 22:39
|
 |
☭
|
|
Üyelik Tarihi: 06-04-2009
Mesajlar: 177
|
|
|
|

10-01-2012, 22:52
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 21-09-2010
Yaş: 29
Mesajlar: 88
|
|
|
Oylesi bir ulkenin vatandasi olmaktan utaniyorum artik. Tamam belki bunu sivil hukumeti, AK Partiyi zorda birakmak icin yapti derin Ergenekon ve derin PKK, ama sivil iktidarinda bu olayin uzerine gitmesi gerekir, yoksa onlardan bilecek insanlar.
|

10-01-2012, 23:39
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Alıntı:
atamatik´isimli arızadan alıntı
Oylesi bir ulkenin vatandasi olmaktan utaniyorum artik. Tamam belki bunu sivil hukumeti, AK Partiyi zorda birakmak icin yapti derin Ergenekon ve derin PKK, ama sivil iktidarinda bu olayin uzerine gitmesi gerekir, yoksa onlardan bilecek insanlar.
|
Devletin derini sığı şusu busu olmaz. Devlet, bütünüyle gördüğün şeyden ibarettir. Bunu en güzel Süleyman DEMİREL ifade etmişti: Devlet rutin dışına çıkabilir!..
Kökleri oldukça eskiye giden bir iki yapı, askeri gelenek vardı, eyvallah. Ancak bu gelenek hiçbir zaman merkezi-sivil siyasal iktidarlardan bağımsız olmadı. Örneğin 90 sürecinde KÜRT İŞ ADAMLARI LİSTESİ adında bir cinayet listesi MGK'da hazırlanırken dönemin sivil cumhurbaşkanından sivil iktidarına kadar bu listeden haberi de vardı. Dahası hazırlanmasına katkısı da. Nasıl ki KÜRT İŞADAMLARI sapır sapır katledilirken bunu dönemin sivil iktidarından bağımsız düşünemiyorsak; Uludere'de yaşanan vahşeti de görünen o ki bugünün iktidarından ayrı düşünmek mümkün değildir. Zaten Başbakan Uludere'de ölen çocukları değil de Gn. Kur. Başk'nını düşünerek bunu gayet haklı çıkarmıştır.
Kaldı ki, devletin(ve tabi iktidarın) yepyeni bir savaşa hazırlandığı, hatta uzun süredir bunun hazırlıklarının olduğunu bizzat iktidara yakın basın-yayın kaynakları deklare etti. Keza iktidarın bazı sözcüleri de bunu ifade etmekten çekinmedi. Terörle mücadelede ''yeni konsept'' adıyla sunulan bu stratejinin ertesinde AKP'li bakanlar ''Kürt sorunu diye bir sorunun olmadığı''nı da deklare etmekten çekinmediler. Bu sefer sivillerin denetimi ve koordinasyonunda, çok daha sonuç alıcı ve bir yandan da demokratik kazanımlarla desteklenen bir mücadele olacaktı.
Oysa yakın tarihi bilen herkes bunların ne manaya geldiğini daha o günlerde söylemişler, devleti de iktidarı da toplumu da uyarmışlardı.
Uludere de işte bu ''yeni konsept''in sonucudur. 90 sürecinde devlet hangi akıl ve mantıkla hareket edip onca katliam-acı olayı hangi dille meşrulaştırmaya çabalamışsa; bugün de iktidar benzer taktik ve söylemleri kullanmaktan çekinmemektedir.
Uyanın artık, demokrasi gazı buraya kadar. Bitti..

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:45 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|