Tanrı, umut edecek birşey ya da nefret edecek birşey kalmadığında başvurulan bir kavramdır. Böyle doğmuştur. Sen, tanrıyı böyle var etmişsin. Açıklanamayan her şeyin kaçış noktasıdır. Bir çeşit kısayoldur.
Sakın yanlış anlama, yadırgamıyor ve eleştirmiyorum. Çünkü bir ateistim, iki arada kalmış birisi de değilim ve uzun zamandır (12 yaşımdan beri) bu görüşteyim ama Aralık ayından beri yaşadığım bazı olaylardan ötürü "Tanrı keşke var olsaydı ve ben ona inansaydım" düşüncesine kapılmıştım ve kafamdan yeni atabildim. Senin durumuna benzemese de çıkış noktası aynı, bütün çareler tükenince bu hayali arkadaşı çağırıyoruz.
Aslında mesele "Tanrı'nın yokluğu" değil "İnanmanın gereksizliği"dir benim için. Tanrı büyük ihtimalle yok, olsa da fark etmez ki kanıtlanamaz. Benim için mesele bir tanrıya inanmanın ve ondan birşeyler beklemenin gereksizliğidir. Acı ama gerçek, tek başımızayız ve tanrı yok, varsa bile bizim için birşey yapmayacak.
Tanrı'ya kızman, bağırman, onu "o.ç" ilân etmen birşey değiştirmeyecek. Yok, yok ve hâlâ yok

Nasıl ben inanmak isteyince birdenbire ortaya çıkmıyorsa senin söylediklerini de duymuyor.
Kendimce cevaplamaya çalıştım. Saygılar.