Alıntı:
|
Yaw sen ya gerçekten anlamıyorsun, ya da işi mallığa vuruyorsun, yazdıklarımı önce bi oku, öncelikle onun günümüzdeki bir galat- meşhur olduğundan zaten söz ettim. Bilgisiz anlamında. Cehl kelimesi ise Ebu'l Kasım için kulanılmıştır ve manası bilgisiz değildir. Ebu Cehil, Hz. Muhammed'in getirdiği dinin hakk ve onun peygamberliğinin hakk olduğunu kabul etmiştir. Ancak yine de karşısında durmuştur. Asıl nedeni ise kıskanmasıdır. Tabi başka sebepler ortayasürmüşse de. O yüzden cahil kelimesi kökeninde bilgisiz değildir demek istedim.
|
İslami kültür'de bırak kendini Muhammed yerine koymayı ''Tanrı'' yerine koyup ''şaşmaz fetvalar'' verenler var. Bu yüzden Müslüman'ın cahili olmaz sözü boş bir genellemedir, beteri bile olur.
Kaldı ki her sözcük kullanıldığı ''kontext'' ile mana kazanır. Nitekim Ferit Devellioğlu'nun Osmanlıca-Türkçe lügatinde de sözcük ''bilgisiz'' olarak verilmekle yetinilmiş.
Alıntı:
|
Diğer konulara girip konu açmak istemiyorum. Çünkü her konu hakkında sürekli açıklama yapa yapa yoruldum. Gidin okuyun, ondan sonra konuşun. Dışarıdan sizin sallamalarınızı toplamaktan bıktım, son olarak defalarca söyledim msn adresimi de verdim, karşı karşıya konuşalım burada her defasında size açıklama yapamam, siz sallıyonuz, ben kitapları aktarıyom. Ben yazı yazma makinesine mi benziyom. bekirokumus91@hotmail.com ekle konuşalım yüz yüze kim isterse. Bilgimin sınırsız olduğunu iddia etmem, kimse de edemez. Ancak temel doğruysa bina da hiç olmazsa doğru başlamış olur. Zekamı ölçmeye de kimse kalkmasın.
|
Sen git ''abi''n gelsin az da...
Alıntı:
|
Hz. Muhammed gençliğinde amcasının ticaret kervanlarına katıldı, kendine değil, sonra da hazreti Hatice ile evlenmeden önce, hazreti haticenin isteğiyle onun kervanını yönetti. Onun mal varlığı öyle yüksek bişey değildir. Vefat ettiğindeki mirası bugün topkapı'da gidin görün. 3-5 eşya. Diğer yandan Hz. Osman hariç diğerleri de aynıdır. Hz. Osman ise aileden zengindir, ticaretle zenginleşmiştir. 4 halife döneminin öncesinde böyle bir şey göremezsin paradır maldır vs. habil ile kabil'i ise müslüman kaynaklarından oku.
|
Anlamıyacağını söylemiştim, aksi halde bu zırvalıkları yazmazdın. İyi de ne alaka? Habil-Kabil zırvalığı da değil mevzu. Git bir daha oku, anlarsan biskrem alacağım söz.
Alıntı:
Ayetleri madem meal olarak aktarıyosun, madem nüzul sebeplerine bir bak. Şimdi gelelim ayetlere, bakara 191'i vermişsin 1 öncesini neden vermiyosun, bak ben vereyim:
190- Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.
191- Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
Şimdi anlaşılıyor mu? Hala anlaşılmadı mı? Bak üç ayet sonrası'nda ne diyor Allah (c.c.) 194- Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir. (Hürmetli ay'dan kasdın ne olduğuna tefsirlerden bakabilirsiniz.) Hamdi Yazır tefsirinde gerekli açıklamayı yapyor, bir alıntı: "Peygamberimizin, Medine'ye ilk hicret senesinden itibaren seriyyeler tertib edip etrafa gücünü büyük gösterdiği; fakat bunların sırf emniyet ve huzurun teminini sağladığı, etraftaki düşmanların hâl ve durumlarını keşfetmek için gönderilmiş karakollardan başka bir şey olmadığı ve düşman tarafından savaşa girilmedikçe bunlara harb ve öldürme emri verilmediği bir gerçektir. Hatta Bedir, Uhud, Ahzab, diğer ismiyle Hendek savaşlarının hep müdafaa zaruretiyle yapılmış harbler olduğu ve bu hâlin birçok zaman devam ettiği de muhakkaktır. Ama savaş hakkında ilk varid olan izin ve ilâhî emirler, yalnız müdafaa harbine mahsus olup peygamberi, doğrudan harp ilanı ve taarruzdan dinen ve şartsız olarak men mi ediyordu? Yoksa bu hususu, siyasetin gereğine tabi tutarak sonraki emirler gibi, icabına göre taarruza da müsait olduğu halde, tatbikini bugünkü gibi görüş ve siyasete mi bırakıyordu? Kısaca bu konudaki sonradan gelen naslar, esas itibariyle neshedici midir? Yoksa beyan edici ve açıklayıcı mıdır? İşte mesele budur. Rebî' rivayetinin zahirine göre neshedildiği, Hz. Ebu Bekr rivayetinin zahirine göre de muhkem olduğu anlaşılıyor. Halbuki ihtimal sabit ve kullanılması mümkün iken neshedildiğine hükmetmek caiz olamayacağından birçok müfessir muhkem olduğu görüşüne sahiptir ki biz de buna taraftarız.
Râğıb der ki: "Önce özellikle yumuşaklık, öğüt ve güzel mücadele ile emredilmiş, sonra savaşa izin verilmiş, sonra haktan kaçana karşı harp ve çarpışma ile emrolunmuştur ki bunlar derece derece siyasetin icabına göre varid olmuş emirlerdir." Gerekli açıklamalar, diğer ayetlerin iniş sebepleri ve Hz. Muhammed'in s.a.v. sözleriyle açıklanmıştır. Bu nedenle Elmalılı'nın tefsirine bakabilirsiniz geniş açıklama için. Aman, ben niye yazıyorsam, bugün tefsiri her yerde var, okuyun, sonra gelip bana derdinizi msn'de anlatırsınız.
Zaten doğru, yanlış olan bu kişilerin yaptıkları. Beyaz adamlarla fil hikayesi vardır. Filler önce çukur kazılıp üstü kapatılarak tuzağa düşürülür. Sonra simsiyah giyinmiş adamlar gelir, onları her gün döverler. Sonra da aynı adamlar bembeyaz giyinirek filleri kurtarırlar. Artık o filler birer köledir. Aynı misal, ben senin adına bir iş yaptığımı ilan ediyorum, şunu yapıyorum diyor. Biraz mantık, Ladin, Afganistan'ı vurdurdu, Pakistan'ı vurdurdu, bunu da tüm tehditlere rağmen ordan çıkmam diye yaptı. Eline almuş bi keleş tüm istihbarat örgütleri peşinde, en sonunda öldü dediler o bile muamma. Daha geniş açıklama yapmak isterdim ama dedim ya çok uzun, yahudiler, İslam kaynaklarında Hristiyanlarla Müslümanların ittifak etmesini bilirler. Bu ittifakın gerçekleşmemesi için ellerinden geleni yapıyor, tüm dünyada müslüman=terörist algısı oluşturmaya çalışıyorlar, kara propaganda için de ellerinde baya güçlü bir medya var.
Diğer yandan Ladin bir tarafta Mevlana bir tarafta, Yunus Emre, Hacı Bektaşı Veli, Hacı Bayramı Veli, Geylanî, vs. tümü diğer tarafta. Bu nedir?
|
Doğru ya, onlar nedir? Peki biz neyden bahsettik?
Alıntı:
|
Çok basit, sen ırkların bazılarını evrimini tam olarak tamamlamamıştır dersen, aynı Afrika'dan zenci adam götürüp ara geçiş formu diye İngiltere'de teşhir etmen gibi sonuçlar doğurur, bu da onlara ya diğer hayvanlar gibi bakmaya ya da onları sözde evrimleştirmek için ülkelerini işgal ettikleri propagandasına dönüştürür.
|
Yalancıyı ...'ler mi?
Nerden öğrendin sen bunları? Hangi ''deha''?
Darwin'in sözlerinin nasıl çarpıtıldığını gösterdik mi? Gösterdik. Türk düşmanlığı zırvalığını da gösterdik mi? Gösterdik. Darwin'in sözlerinin çeviri hokkabazlıklarıyla nasıl çarpıtıldığını da okudun mu? Biz gösterdik, okumadıysan senin kusurun.
Darwin'in böyle saplantılı iddiaları olmadığını anlamış olduk. Umarım... Türk düşmanı saçmalığından sonra oturup da tek tek saçma sapan iddialarını çürütmekle uğraşacak değilim.
Alıntı:
Günümüzde dini kurallarla yönetilen toplum olmadığı için sayamayacağım. Ama tarihe bakabilirsin. Osmanlı, Selçuklular, İslam Devleti (4 halife döneminin sonuna kadar). Onların neresi uygar diyebilirsin, ki bunu dersen tarih kitaplarını güzel ezberlediğini (yüzeysel olarak) anlarım. Her yönden üstündüler. Mesela Osmanlı dönemi: Parayla sokaktaki ve kırlardaki hayvanlara bakan vakıflar vardı, çevre temizliği vakıfları, sadaka kutuları vardı mesela, herkes sadakasını oraya atardı, fakirler de istediği kadar kimse görmeden geceleri oradan para alırlardı, sokaklarda kadınlara yol verirdi erkekler, vs. Tabi son dönem Osmanlılarını buna örnek veremem, hem şeriat değişti, Kanun-i Esas-i geldi, hem de millet müslümanlıktan uzaklaştı. Hatta 31 mart ayaklanması da sisteme karşıdır. Doğru olmasa da. (1. Dünya savaşından sonra İngilizler ve Fransızlar, istediği adamları devletlerin başında bıraktı ve ayrıldı, bugünkü Müslüman ülkelerdeki isyanlar onların torunlarına karşıdır. Bunlar itikadi onlarak %1 bile olmasa da azınlık da olsa devletin başındadırlar)
Soruyorum, zenginler mallarının % 2.5'ini zekat verse fakir mi kalır?
En basitinden en çok şeriata yüklenilen konulardan, hırsızlık yapan birini hapse atacağına elini kessen, hırsız mı kalır? Evde ev sahibiyle karşılaşıp adamı öldüreceğine elinin kesilmesinden korkup hırsızlık yapmaz. Bugün japonyada hırsızlığın suçu direk ölüm, ha orası medeni ya kimse bilmez. Cezalar caydırıcı değilmiş diye bağırıp duruyolar. Sanki adamın elini zevkine kesiyolar. Suçu olduğu için. Diğer yandan bu suçun da hafif şekilleri başka cezalandırma yöntemlerine tabidir. Mesela adam öldürmenin cezası kasıtlı ise idamdır. Bu suç direkt olarak kardeşi tarafından affedilip, başka cezaya çevrilebilir. Diğer yandan, nefs i müdafaa, tahkir vs. hafifletici nedenler buna dâhil değildir. Sen durduk yere, ortalıkta adamı öldürürsen bu geçerlidir. Diğer yandan mahkeme olmadan kimse ceza veremez, bu gibi suçlarda ise suçluluk için yeminli iki şahit gereklidir. Tarihte İslam ile yönetilip de süper güç olmamış devlet yoktur. Ne zaman İslam’dan uzaklaştılar, işte o zaman gerileme başladı. Günümüzdeki sokakta sorsam sübhanekeyi doğru okuyamayan, 54 farzı bile bilmeyen hatta 32 farzı bile bilmeyen adamlardan yola çıkarak İslam kötülenemez.
|
Folklor eğitimi alan biri Şartlar ve Çevre İçinde Folklorün Bir Tanımı'na göre arada farklar/çeşitlenmeler olsa dahi hepsinin de ''İSLAM'' olduğunu bilir.
Tarihin geldiği şu noktada teknolojik ve felsefi hatta kültürel anlamda Abbasiler dönemiyle örneğin batılı refah toplumlarını karşılaştıracak değiliz herhalde? Bugün en gelişmiş, en ileri, en demokratik ve en özgürlükçü olan bu toplumlar. Ben sana diyorum ki ''dinle yönetilen bir tane toplum say ki özgürlükler, demokrasi, eşitlik ve gelişmişlik'' bakımlarından bu ülkelerden yüksek olsun.
Ona bakarsan bir zamanlar Roma da Avrupa'nın en gelişmişiydi. Yahut taş devrindeki bilmem ne kabilesi en büyük ve en gelişmiş kabileydi
Demokrasi, özgürlükler, eşitlik ve refah bugün için en başat kriterler ve hasletlerse (değilse zaten bu da apayrı bir problem) dinle yönetilen toplumlar neden bu kadar geri diye düşün.
Tarihte ''dinlerle yönetilip'' de neden bu denli geri kalmış ülkeler (hatta eski süper güçler de dahil) vara adam akıllı bilimsel bir cevap bulamıyorsan buraya gelip yazman bile hata.
Alıntı:
Dedim ya halk kökünden gelir. Ahlak kuralları yaratılış merkezlidir. Bununla beraber nefsi duygulardan bazıları toplum hayatını ve gelceği zehirler. Bu kurallar utanma, saygı, sevgi, hoşgörülülük gibi insani duygulara dayanır ve genelde ortaktır. Çünkü bu toplumun insanlardan oluşmasının ve insani değerlerin ortak olmasının bir sonucudur.
Bu din meselesinin tarihini de anlatamadım gitti, 2000 yıllık dediğin tarih sadece Hristiyanlıktır. Yahudilik ondan öncesine dayanır. Mesela İslamiyet Mekke'ye geldiğinde zaten Allah inancı vardı, mesele başka putların da ilah kabul edilmesiydi. Ne kadar da uğraşsan, 3200 yıldan öncesine o çarpık tarih anlayışınızla gidemezsin. orada bile bunu silemezsin.
|
Kafanı kaldırıp az siyaset bilimi okusan meselenin ''dinler savaşı'' olmadığını idrak edeceksin. Yoksa bu kafayla ''medeniyetler çatışması'' zırvalığına da inanacaksın. Tarihte hiçbir toplumsal-siyasal mücadelenin temel sebebi ''din'' değildir. İslam kendinden önce hegemonyasını kurup sömürge ideolojisi halini almış diğer dinlere karşı yeni ve proleter bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Devletleştikçe de kurumsallaşıp yeni tip bir sömürge ideolojisi olmuştur.
Dinler yalnızca metafizik bazı inanç formelleri değil modernite devrine kadar istisnasız tüm devletlerin ''resmi ideolojileri''dir. Moderniteyle birlikte dinlerin yerini daha seküler ideolojik kalıplar alır.
Bu mevzuda dini kaynakları ''yeter'' görseydik zaten ''MÜSLÜMAN'' kalırdık. Bana sakın ''kaynağa dön'' deme, zahmet olacak ama sen az bi siyasal bilim çalış gel. Yahut sen git, abin gelsin.
Alıntı:
|
Sen Fuzuli'nin şiirlerini hiç tahlil ettin mi? Ya da Baki'nin. Bu gibi şiir üstatlarının görüşlerini okudun mu? Peki belagattan bilgin ne kadar? Geceleri 1 hafta boyunca Kur'an okunan evin etrafında gizli gizli Kur'an dinleyen müşrikleri oraya çeken neydi? Ben inanmasam da bu ayetlerin belagatına secde ediyorum diyen şairler mecnun muydu? Nazire yazılamaması yeterli değil mi? Kur'an'da meydan okunmasına rağmen. Meal'den muhkem ayetin manasını bile doğru anlayamayazken, 300.000 cilt tefsir yazılmış bir kitabı nasıl böyle pervasız eleştirebilirsin? Kaç bin cilt tefsir okdun da bu yorumu yaptın? O metin tahlili yüzünden müslüman olan kaç bin insan var sen biliyor musun? Daha önceki konularda defalaca sayfalar dolusu belagatinden bahsettim, o zaman da okumadın yazdıklarımı içinde olan şeyleri tekrar sordun şimdi de hala belagati nerede diyorsun? 23 senede yüzbinlerce kişiyi etrafında toplayan bir din olabilir mi? Bu mucize değil midir? Hiç mi kimse bu meydan okumaya karşı cevap veremedi bir bakar insan.
|
Senin aldığın eğitimin on kat ağdalısı ve katmerlisini aldım. Akademik tez konum da Eski Edebiyat'tandır. Baki'yle Füzuli'yi anlamayan adamı değil geçmek, pataklıyorlardı bizde
1917'den 1960'a kadar dünyanın üçte ikisini tek bir blok altında toplamış ''sosyalizm'' sence bir mucize midir? Yahut dünya nüfusunun %70'inin dahil olduğu kapitalist hegemonya sence Tanrı'nın lütfu mudur?
23 senede binlerce insanı kendine iman ettirmek mucize falan değil; yeni tip bir SÖMÜRGE İMPARATORLUĞU'nun doğuşudur.
Kur'an belagatı yazılamazmış da hede-hödö. Belagattan bahsetmiş de, inceliklerini kıvırmış da yazmış da. Ne yapmış kur'an, ulan duyan da post-modern bir sanat deha'sından bahsettiğini sanacak.
Salvador Dali'nin bir tane resmindeki anlatım ustalığı kur'anda var mıdır? Kafka'nın bilinç akışı teknikleri, olayörgüsü-zaman-mekan ustalığı? Kar romanının ismiyle muhtevası arasındaki ilişkinin bir benzeri kur'anda mevcut mudur? Romantaki semantik/sembolik göndermeler, ironiler ve ustaca kurgulanmış anlatım niteliklerinin hangisi Kur'anda var?
Hayır, Kur'anın berbat bir dil ve anlatımı vardır; ama bu sana göre mükemmel olabilir dedim. Bunun objektif bir tahlili yoktur, öznel bir yargıdır diye de eklememe rağmen hala zırvalıyorsun. Nerenle okuyorsun bilmem ki?
Alıntı:
Sen ne güzel anlatmışsın öyle. Bak ne tesadüf ben de aynısını demişim. Yazılı metinlerin varyasyonları olmaz diye. Bu nedenle hemen yazıya geçen Kur'an, hadis ve mucizeler diğer mitolojik eserlerin varyasyonları olarak nitelenemz diye. Bak söylediklerimi tekrar da edermiş.
Önce yazdıklarını kendin, sonra tekrar kendin oku, anladıktan sonra kendinle çelişmeyecek, benim söylediklerimi tasdik ettikten sonra benle uğraşmaya çalışmayacak cümleler kur.
|
Ben de sana diyorum ki ''yazılı metinlerin varyasyonları olmaz''; ama demek ki eksik anlatmışız. Kur'anın indirildiği an'da yazıya geçirildiği kimin iddiası: KUR'ANIN! Peki cevap verdiğin adam ne yazmış: Bize kanıt diye inandığınız kitabı getirmeniz saçmalık!
Bu iddia doğru olsaydı, Kur'anda geçen anlatımların tamamen özgün, benzersiz ve daha önce anlatılmamış şeylerden oluşmuş olması gerekirdi.
Kur'an yeni doğmuş bir inanç versiyonunun ortaya çıkardığı önderin yaşam öyküsüdür de. Bu öykü, tek kaynaktan ve tek taraflı anlatılır. O dönemki Yahudi ve diğer dinlere ait kaynakların genellikle içine edildiği için bu konuda alternatif kaynaklara pek rastlanmayabilir.
Kaldı ki, Müslümanların ''en doğru ve bozulmamış din islam'' düsturu diğer dinlerce kabul görülmez. İslam'ın en yeni oluşu hakkındaki çeşitlenmeyi görece daha az kılmakla birlikte; bu kadar ''orjinal'' bir dinin dahi ONLARCA MEZHEB'inin oluşunu ''zaten onlar hak değil batıl'' zırvalığından gayrı neyle izah edeceksiniz?
Alıntı:
|
Madem bunu gördün, bunun yalnızca bir kuram olduğunu, çok daha farklı kuramların olduğunu mesela mitolojik eserlerin eski dinlerdeki anlatılardan kaldığını da görmüşsündür. Mesela tufan gibi. Ve bunların içinde hepsinin bir kuram olduğunu yasa olmadığını.
|
WAT? Sen ''MİT''in ne olduğunu bildiğinden emin misin? Yani senin bahsettiğin kurama göre -sahi adını da yazsaydın bari, hangisiymiş o-, örneğin Altay-Türk kozmogonisi çok çok eski devirlerdeki dinlerden bir iz'dir?
Sen mitoloji dersi aldıysan adamı komalık ederler şu cümle için.
Folklor disiplininin şu an akademik kabul gören tek disiplini Performans/Gösterimci Kur'amdır. Sen belli ki hala ''FİN-TARİH OKULU''nda kalmışsın. Bir sonraki dönem ''ur-form'' arayışlarının neden zırvalık olduğunu anlatacaklar belki. Belki hiç kuramları görmediniz. Ne olduğundan dahi haberin yok, eğer eğitim fakültesindeysen şöyle değinip geçmişlerdir muhtemelen.
Yine de Mircae Elliade'yi tavsiye edelim de mit'in ne olduğunu öğren. Olmadı, ''halk edebiyatı el kitabı'' var, orada gayet pratik özetler var.
Alıntı:
|
Madem dille ilgilisin, deyimlerin de içine etme, devenin hörgücü değil, başı. Nasrettin hocayla alakalı bir hikaye sonucunda doğmuş bir deyim.
|
Yapma yav. Söylediğin iyi oldu, cidden bilmiyordum.
Alıntı:
Yaw dediklerimi tekrarı bırak, yokluğunu iddia eden sizsiniz. Ben değil. Ben yokluğu iddia etseydim, tamam. Ben var olduğunu iddia etmiyorum eminim, var dediğim için varlığının ispatlarını kısaca yazıyorum. Ama iddia eden sizsiniz. Ben ise varlığının delillerini kısaca yazıyorum, siz buna mukabil yokluğunu iddia ediyorsunuz. Ama sen godzilla var deyip deliller sunarsan o başka ... Kaldı ki sizin çamur atma politikanız yüzünden değil varlığının delillerini sıralamak, atılan çamurları temizlemekle uğraşıyoruz.
|
Benim godzilla'm ispatlanamaz, kanıtlanamaz, o tüm madde-fizik ötesi gerçekliğin, henüz bilmeye idrak edemiyeceğimiz kadar yüce oluşun temsilcisidir. O herhangi bir kitap, elçi vs göndermemiştir. Tüm ispatları kalp ve sezgilerimize bırakmış; her ne yaparsak yapalım, affedecek denli yüksek vicdanlıdır.
Hadi, sıkıysa benim godzillam'ı çürüt
Kur'an bir ispat değildir, yalnızca ''iddia''dır. İddia'yı ispatlayacak olan iddia'nın kendisi değildir. Senin dediğin şuna benziyor: Sen süper-ahmak'sın. Senin süper-ahmak olduğunu ebu-fatma/ayşe ve kızı bin yosma da söyler. Delilim de şu dediklerimdir, çünkü sen süper-ahmak'sın.
Alıntı:
Mesela bunların başında kılıfdaroğlu değil mi? Gider ülkesini İsrail'e şikayet eder, yaptırım uygulanınca barış olsun savaş çıkar der, ülkesinin bölgesindeki tek askeri güç olmasına rağmen, aydın gibi, atlamadan haftalık gazetesinde evrim dersi verir. ulusal kanal gibi, yalçın küçük gibi, "herkes sabah kalktığında kendisine günde 200 defa İsrail Türkiye'de İsrail'dekinden daha güçlüdür demelidir." der. değil mi?
Tabi milliyetçi olup da siyonizma karşı çıkacak. Asıl mesele sahtelerinde.
|
Yoo, o'nun dediklerini hükümet yandaşı gazeteler de söylüyor: Seyrü sefer'le ilgili uygulanacak yaptırımlar tc'yi israil donanmasıyla karşı karşıya getirebilir. Bunun nesi yanlış?
İç politika'da rakip olabilirler; ancak, kırmızı çizgilere haiz dış politika mevzularında abartılı karşıtlıkları yoktur bu partilerin.
Alıntı:
Siyaset ile dinin birbirinin içine girmesine karşıyım, ama feto siyonist olmasa bile düşmanı değil, sevmem o adamı, önyargılarına cevap olarak yazıyorum bunları.
Silah konusunda CHP'li bir vekilin soru önergesine Davutoğlu cevap olarak söyledi. Ecevit, MHP, Anap koalisyonu zamanında gizli anlaşma yapılmış. Tabi bu söylediklerim çok cılız olarak bir kaç gazetede çıktı. Doğan amcan basar mı hiç?
|
Yanlış, İsrail'le silah antlaşmaları taa DYP-RP koalisyonu zamanında başlar. Diğer dönemler de defalarca ''modernizasyon'' antlaşmaları yapılmıştır.
Bir de ''insansız hava uçakları'' mevzusu var AKP zamanında. Heronların kullanımı oldukça yenidir zaten.
Alıntı:
Verdiğin sitelerde bir başka siyonist odakla uğraşıyorsunuz. Adnan oktar. Bu adamın kendisini çaktırmadan mehdi diye yutturmaya çalıştığı aşikar. Diğer yandan bu adamın İsrail'den para desteği aldığını da biliyorum. Tuncay güney anlatıyor. Mesele yahudilerin güçlü gösterilmesi meselesi. Tabi tahrifat doğal. Ha bu arada ikide bir nurcu feto falan deyip duruyosun bilgin olsun,
Nurculuk Said Nursi ile ortaya çıkmış, arkasından gidenlerin hepsi nurcu olduğunu iddia bile etse nurcu olmaz,feto gibi,
said nursi herkesin kaçtığı zaman, ölüdürüldüğü zaman kaçmadı, feto ise dışarıda.
bugün nurcu olduğunu söyleyenler osmanlıca dahi bilmemektedir. Yazıcı denilen kısım hariç.
bugün 50 kadar cemaat ve cemaat içinde cemaat var, hepsi ayrı, kendi kafana göre önüne gelene yorum yazacağına bunlara biraz dikkat et,
diğer yandan hemen hepsi cemaat olmanın bir özelliği olarak siyasetten uzaktır. Said nursinin de dediği gibi, cemaat siyasetle uğraşırsa cemiyet olur. kapiş
|
50 kadar cemaatin tüm büyükleri akp, kalanı da saadet partisi, mhp ve doğru yol geleneği arasında mekik dokur! KAPİŞ!
Cemaatlerin siyasetten uzak olduğuna hiç girmeyelim, hemen hepsi siyasetin göbeğindedir.
Evrim karşıtlığıysa cemaatler koalisyonunun finansal desteğiyle pompalanan bir ''ideoloji''dir. Evrim karşıtı külliyatın tamamına yakını İlim ve Hayırlar VAKFI vb vakıflar aracılığıyla basılır.
Tüm bu külliyatının temel referans kaynakları Harun Yahya ve zırvalıklarıdır. Onların esin kaynaklarınaysa şok olacaksın: AMERİKAN NEO-CON tarikat ve kliseleri! Yahudi LOBİLERİ'nin baş müttefiki yani
Alıntı:
Şimdi gelelim darwin Türk düşmanı vs.
güneşi balçıkla sıvamaya lüzum yok, darwin belki hayranlık derecesinde türklerle alakadardır. Ancak bu onun mantığıyla alakalıdır. Ancak türklere hayran da olsa onları sevmez.
|
Bırak palavrayı. Darwin'in Türk düşmanlığı iddiası sahtekarlığını gösterdik. Darwin'le ilgili iddiaların tümü yaratılışçı sahtekarlıklarıdır. Bunun gibi onlarca iddia çürütüldü, onlarca çeviri hokkabazlığı ve asılsız iddia binlerce kez çürütüldü.
Alıntı:
|
Irkçılık, bilimsel olarak tabanını evrimden alır, öyle iddia eder. Genel oluşum itibariyle. Bak atsız, hitler gibi adamlar hep kafa taslarını ölçdürmüştür ve ırkçılara kafa tasçı da denilir.
|
Yok öyle bir şey. Sosyal darwinizm bizzat evrimciler tarafından çürütülmüş diyoruz. (bu arada bu isimlendirme de bilimcilerin değil, o bahsettiğin ucubelerindir) Şöyle de bir örnek verelim: Örneğin ben Muhammed'in yaşamından örnek alıp ''grup seks caiz ve harikadır'' deyip yanına yan, kıçına çan katıp allayıp pullasam, süslesem bunun islam'i gelenekle bir ilgisi var mıdır?
İslam'da çok eşlilik elbette uygulanmıştır; ancak, ben bu gerçeği tahrif edip ''grup seks''e döndürsem bunun islam'la alakası olur mu? Sosyal darwinizm'le ilgili iddialarınızın bundan daha üstün yanı yok da o yüzden örnek veriyorum.
Alıntı:
Irkçılığın kökeni tabi evrim değil üstün olma duygusu, ancak zamanında buna tek delil evrimdi. Zamanla anlaşıldı ki ırkla alakası yok, bu da tıptaki ilerlemeden kaynaklanan bir durum.
Antropologlar da darwinistler de temel olarak kemik ve fosillerden yola çıkarlar. Sosyal antropoloji ise yazılı tarih ve güümüzü incelediklerinden ellerinde fazla bir delil yoktur. Antropologlar üstün bir ırkın olduğunu düşündüğü için ari ırk kavramını ortaya attı.
Kültürel oluşum olduğu için ırkçılık günümüzde zayıflamıştır. Bilimsel temelleri yıkıldığı için zaten.
|
Çarşı-pazar demeden bomba patlatan intihar eylemcileri bizzat ''kur'an ayetleri''ni referans alırlar. Fakat, biz bu işin müsebbibi ''kur'andır'' diyor muyuz? Yahut terörizmin kökeni ''islamdır''?
Alıntı:
|
Yaw sana diyorum ki, bana hollywood'tan bir tane animasyon göster, Cartoon network'ten ya da, ben de inanem. Bunda bi halt yok, bu masum diyem. Cartoon network'te konu bütün çizgi filmlerde şunlar üzerine kurulu: Mutasyon, Uzaylı, savaş, uzak doğu öğretileri, direk evrim (arkadaşım maymun, charles darwin ortaokulu,),
|
Mantığa bak, hizaya gel. Eee, psikolojik gerilimleri ne yapacaksın? Koskaca bir psikoloji külliyatını çöpe atıp hepsi ''komplo'' mu diyeceksin?
Sanatta kurgu diye bir şey var değil mi? Sanatkar, bizzat bilimsel gerçekleri kullanıp ürünü daha ''inanılır'' kılmaya çalıştığı gibi bilimsel gerçeklerle fantezilerini harmanlayıp gerçek-üstü yeni bir ürün yaratabilir. Bilimin en gelişmiş evresi hangileriyse(ki çizgi sinema gerçekten yüksek bir teknoloji gerektirir, o yüzden japonlar ve abd bu derece yoğun yapabilir.) kurguda da o bilgiler kullanılır.
Alıntı:
|
Siyaset olduğu için girmezdim ve yukarıda da açıkladım ama din adına söylediğin için cevap veriyorum. Gizli anlaşmaların yapıldığını Davut oğlu açıkladı, daha önceden anlaşma yapmışlar. Kaldı ki daha geçen bütün askeri anlaşmalar donduruldu.
|
Tayyip de yenilerini yaptı. Ayrıca ırak'a tezkerenin geçmesi için kabinenin ne kadar çalıştığı herkesin malumu.
Alıntı:
|
Videoları orasından burasından kesip halkı kandırıyorlar siz de atlıyorsunuz. İlk olarak İsrail'in projesinin asıl adı bip'tir. büyük ortadoğu değil, büyük iTrail. Büyük ortadoğu terimi Türkçe'dir ve belli bir zamandan sonra bilinçli kullanılmaya başlanmıştır. Erdoğan'ın konuşmasından sonra. Erdoğan'ın eş başkanı olduğu büyük ortadoğu projesinin sınırları kuzey afrikan Azerbaycan'a kadar bir birliktir.
|
Genişletilmiş Ortadoğu İnisiyatifi (İngilizce: Greater Middle East Initiative)
Büyük Ortadoğu Projesi - Vikipedi
Erdoğan'ın eş başkanı olduğu alternatif bir inisiyatif yoktur. Tabi sizin fantezilerinizden gayrı. İslamcı camiyaya şirin görünme adıyla bilgi kirliliği yapılabilir, orası ayrı.
Alıntı:
En son Davutoğlu konuşmasını yaparken buraları iki defa söylüyorum gibisinden bir şeyler söyledi bazı yerlerde, çünkü büyük bir medya komplosu var dedi. Söylediklerinin altını üstünü kese yayınlaya uğraşa gerçekten istedikleri gibi bir ülke ortaya çıkarmaya çalışıyorlar, maalesef de çoğu yerde başardılar.
Önyargılarından kurtul önce sonra konuş. Herkesi fetocu yaptınız zaten.
|
Minareyi çalan kılıfı da bulur, merak etme. Davutoğlu'nun retoriği ahmakları atlatmaya yönelik dezenformasyondur. Hokkabazlıktır, eğer öyleyse. Davutoğlu projeleri ABD'YE rağmen değildir. ABD'YLE eşgüdüm içinde çalışılır ki birçok defa da bunu deklara etmiştir.
Tabi, bölgede bazı kısmi/içsel mevzularda TC kendi politikalarını belirler; ancak, bu derece yüksek volümlü işlerde büyük birader'in aksiliğine gidemezsin, zaten kalibren de yetmez.