Palavralar ve Kadavralar
Türk ordusu Kandil'de dağı, taşı ve sivilleri vuruyor. Daha dün ikisi çocuk biri kadın 7 sivil bombaların hedefi oldu ve hayatların kaybettiler. Sadece Kandil değil bombardımana tabi tuttukları tüm bölgeyi insansızlaştırmak amacıyla günde üç öğün o bölgeyi baştan başa bombalıyor. Şimdiden onlarca köy boşaltıldı, bu sayının yüzlerle ifade edileceğinde kuşku yok. Bu arada dipnot olarak şunu ifade edeyim: Tayyip Erdoğan'ın Tansu Çiller ile benzer yönü olmadığını iddia edenler geçmişe baksınlar bir. Tansu Çiller de 'Bıçak kemiğe dayandı. Terör ya bitecek ya bitecek' demişti. Aynı söylemi Tayyip Erdoğan da yaptı. Sadece bu da değil gene Tansu Çiller'in bu sözlerinden sonra Kandil ve çevresi günler süren yoğun bombardımana tabi tutulmuştu, bir de Tansu Çiller döneminde 'Terörle Mücadele'de özel harekatçılar ve özel timler devreye sokulmuştu. Gene; Çiller bir listeden söz ediyordu ki bundan bahsettikten bir gün sonra parti merkezleri, gazete ofisleri, sivil toplum örgütleri hedef olarak bombalanmaya başlanmış ve birçok faili meçhul cinayet gerçeklermiştir. Tabi OHAL'i söz konusu yapmama gerek yok. Sadece bu sürecin başında Tayyip Erdoğan ile Çiller'in bu kadar benzerlik taşımaları 90'lıların kirli savaşının günümüzde daha ötesini yaşayacağımıza kanıt olacağı tartışılmaz. Son bir şey, Tayyip Erdoğan bu savaş konseptini dış destekle kurmuş durumda. Ama akıllara gelen ilk şey "Bunun karşılığında ne verildi/verilecek?" sorusu. Kendi öz fikrim olarak, Türkiye'nin NATO gücü olarak Suriye'ye kara operasyonuyla müdahale etmesi bunun karşılığı olabilir. Buna dayanağım da bu süreçte Türkiye'nin Suriye'deki gelişmelere olan tavrının uluslararası camiada sürekli pohpohlanması. Neyse çok fazla yazdım. Umarım herkes okur...
|