
04-08-2011, 04:19
|
 |
ganimet tüccarı
|
|
Üyelik Tarihi: 29-05-2008
Nerden: ankara, kütahya
Mesajlar: 468
|
|
Soranlara söylüyorum
Ufacık dertleri büyüten hayatta başına hiç kötü şey gelmemiş gibi davranan insanlar var ya hah işte onlardan birinin yazısı bu. O yüzden boş zamanınızda kendinizi kızdırmak istiyorsanız okuyun. Sitenin girişinde yazıyor zaten yapacak çok daha iyi bir şey vardır elbet diye. Ben de Khaos.info da konulara cevap yazamamamı dert ediyorum daha önceki konuya belki bi cevap belki de başka bi pencere olarak. Neyse başlıyorum.
Çoğu konuda elim hemen hızlı cevaba gidiyor. Bi kaç şey yazdıktan sonra 'karışma' diyorum kendime. o ne demekse ya da nedense. Durduk yere başlıklardan alakasız şeylere değinmek istiyorum. Genellikle alakasız. Belki de hep. Mesela şu an ezan okunmakta ve benim aklıma gelen tek şey 'salıncak'. Kaydırağı olmayan, sadece iskeletten ibaret kum havuzunda köşedeki taşlardan birine oturmuş salıncağı izliyorum. Bi cesaret binersen miden bulanmaz diyorum kendi kendime.
'Siyasete karışma' dediğim zaman içimden iki-üç bilemedin daha tedarikli dört kişi kalkıp gençliğin gittiği yolun hiç iyi olmadığını söylüyor. Farkındalığıma dem vurup bundan adam olmaz diyorlar hararetli hararetli. Aptal muamelesi yapıyorlar binevi. Anarşizmle uzaktan yakından alakam var mı diye düşünüyorum. Hiç bi şey belirmiyor düşünce balonumda. Bomboş. Aklıma gösteriler, protestolar geliyor. Hiç katılmadım. Alakasızım. Detone bi ses öyle yer etmiş ki zihnime, ağır çekimde hecelerini ulama yaparak değişik anlamlar çıkarıyorum. Sırasan a gelecek..
Güncel mevzulara dokunamıyorum bile. Yanlış olmasın tıklamıyorum. Çok canım sıkılırsa kişilere bakıyorum. Ne yazdıklarına. İlk geldiğim anda 'taze arıza' yazısını değiştirdiğim halde 'arızaları göster' sekmesine tıklıyorum. Gelen giden , kaybolup yitenleri arıyorum. Bu da mı varmış diyorum. Bu kimmiş diyorum. Bi daha asla uğramayacakları görüyorum. Bi bakıp çıkacaktım diyenlere kızıyorum. Uzun süre kalanları hatırlıyorum. Yapıyorum işte. Güncel konulardan uzak duruyorum. Eğer bi gazeteci olsaydım kameramı satar motor alırdım. Çocuk gibi davranıp makul kararlar veremiyorum evet bu benim.
Biyografiler yine sevimli. Otobiyografi olsaydı hiç gelemezdim. Adını henüz hatırlamadığım bi kurmay albay okulda konferans verirken kendi özgeçmişini okudu sonra eline uzaktan kumandayı alıp bilgisayardan yansıttı fotograflarını. 'işte ben paristeyken', 'işte ben clinton'la beraberken', 'işte ben makam koltuğumda', 'işte ben sıçarken'. Berbattı. Rezalet ötesiydi. Uyuduğum için bir subay numaramı alıp hafta sonu 'alıkoyma cezası' vermişti. Çok sıradan bi şeydi benim için fakat yer etmiş işte onca gereksiz olayların arasında.
Sosyolojiye tıklıyorum, inanılmaz meraklıyım. Hani her durumda 'ya ben manik depresif' olduğumdan diye cümleye başlayan herhangi bi insan evladını gördüğümde şuncağız aklımla yargılamak hoşuma gidiyor. Her konuyla alakalı 'ya aslında bende de şöyle bi durum var' hanım abla diyip söze başlamak istiyorum. 'altın günlerindeki' dedikoducu ortama çevirmeye çalışıyorum belki. Bilmiyorum. Yazmaya bile yeltenmiyorum. Daha doğrusu yazamıyorum. Zaten yeterince akedemik bilgim yok. Yazdığım şeyler bir mimara gökdelen yaparken 'ya hacı balkonları ferah olsun' demekle eşdeğer geliyor canlandırdıklarım gözümde. Küçük düşmek istemiyorum. Velhasıl kelam oradaki hızlı cevap kutucuğuna göz kırpıp geçiyorum aklımda bi sürü soru işaretiyle beraber.
Yine siyaset mi aman ya off puff demeye başlıyorum tarihi gördüğümde. Olgudan değil algıdan bahsediyorum zaten. Benim için tarih sigara içmekten bıyıkları sararmış dişleri kararmış bakir bi öğretmen. Hala Kerkük sizi bekliyor, gidin alın diyor bana ben de strateji oyunları işçiler gibi 'usta, yaparım' diyorum.
Tiyatro dünyasıyla aramda hüzünlü bi birliktelik var. Henüz çocuk oyunlarından sınıf atlamış olarak gittiğim tiyatro oyununda yanımıza oturan bursa milli eğitim müdürü elini uzattığında Özgür abim 'ben de cumhurbaşkanı' diye cevap verdiğinden beri ayak basmadım salona. Bilemiyorum bahane midir değil midir ama o an kadar güldüğümü ve gülereken utandığımı hatırlamıyorum. Tayyare kültür merkezini yolun karşı tarafından kesiyorum fakat hiç karşı tarafa geçemiyorum. Zaten orada olmayalı sene oldu. Varsın küs olalım.
Ergenliğin sac ayaklarından olan 'reddetme' rüzgarını arkama alarak bir gün -her ne sebeple bilmiyorum- kendimi antibilim savunucusu ilan ettim. Mağarada yaşasak daha güzel olurdu diye haykırdım, ateşli konuşmalar yaptım ne haddimeyse. Genellikle haklı buluyordum karşı tarafı ve belli de ediyordum. Hayallerinizi kompozisyon şeklinde yazın dediklerinde ahşap bi evde tozlu halılar, külleri nedeniyle yaklaşılmayacak şömine -tezat bunun neresinde-, arka bahçesi huzur kokan ve şeftali ağaçlarıyla dolu bir ev hayal ederdim. İçi bohem dışı cennet. Sınıfta pek sessiz bi arkadaş çıkıp aynen şöyle başlamıştı kompoziyonuna 'Benim ihtiyaçlarıma göre son teknolojiyle dizayn edilmiş bir apartman dairesi'. Yuh dedim ve hala diyorum. Ben bu oyundan çıkıyorum ve yorum yapmıyorum.
Lorem ipsum'un bi çekiciliği var aynen 'tabula rasa' gibi. İlk duyduğumda vay be dediğim türden. Severim böyle şeyleri ve ben keşfedene kadar kimse keşfetmemiş gibi gelir. Korur kollarım, yardım ve yataklık yaparım, saklarım ve söylemem. Benim için yeri ayrıdır. Dokunulmazdır. Saygı duyulur ve dokusuna zarar verilmez. Anayasamın ilk üç maddesinde lorem ipsumla ilgili değiştirilemez yardgıları vardır. Her ne zaman dördüncü madde değiştirilirse bi hainlik yapıp oraya da el atacağım.
Yani dostlarım ben cevap yazamıyorum.
Burada saatlerimi harcıyarak her şeyi okumaya çalışıyorum. İsteyerek tabii ki ama yorum yazamıyorum. Kendime ait komiklerim var. Kendime ait takıntılarım ve bahanelerim.
Öyle sanıldığı gibi kolay değil yorum yapmak. Hele parça parça haline getirilmiş cevapları görüyorum. Alıntı yapılmış bir cümle ve altında kendi cevabı. Hemen efkarlanıp bi sigara yakıyorum. Vay be insanlar gerçekten açıklama ihtiyacı duyuyorlar. Kimisi işine yarıyacak şeyleri seçiyor özenle kimisi söylenen her lafa cevap veriyor. Bu da bana haliyle ilginç geliyor. Ne zaman bu dönüşümün son çarkına ulaşacağımı bilmiyorum fakat ne olursa olsun anlattıklarımın zihinlerinde kaldığı haliyle sapasağlam duracağını biliyorum. İkna olmayı sevmiyor insanlar ve ben zaten edemiyorum. Her neyse.
Bu kadar saçmalamacanın ardından söyleyeceğim şu ki ben çok güzel bir dinleyiciyim. İdeal sevgili tanımlarındaki gibi değil. Daha çok para üstünü eksik getirip kafasını kaşıyan ve hiçbir şey söylemeyen sinir bozucu çocuk gibiyim. Yazdığınız herhangi bi şey içimde monolog yapmaya yetiyor. Fazlasıyla rüyalarımda ilgileniyorum.
Hepinizi saygısızca selamlıyor, penis büyütücü reklamları gibi olur olmadık yerde karşınıza çıkıp sizi tedirgin etmek istiyorum. Sağlıcakla.
ormanda yürürüm kimseyi tanımam
Konu uykusuz tarafından (04-08-2011 Saat 04:21 ) değiştirilmiştir..
|