Öncelikle bu soruların gizli kanaat barındırdıklarını ve bu kanaatin neredeyse incil vari bir günahkar, nankör, aciz insan inancına dayandığını belirtmemiz gerekiyor. Bu bir suçlama değil bir tespittir ve maalesef birçok insan zihnine demir atmış bu dogmatik/otoriter düşünce tarzından kendini kurtarabilmiş değildir.
Alıntı:
|
İnsan denilen hayvan, yapısı gereği rekabet halinde olmalı mıdır?
|
Rekabet, sömürü ve gasp genelde birbiriyle karıştırılan kavramlar. Yani bir konuda rekabet varsa kazanan kaybedeni ezer genel inancından kaynaklanmakta bu durum. Burada insanlığın sorunu olarak görülen ana sorun aralarındaki rekabet değil, özel mülkiyet yasalarıdır. Rekabeti sömürüye dönüştüren de budur. Bunun ötesinde canlıların rekabeti doğal yapısında yıkımı değil kişisel maharetlerin artmasına, çeşitlenesine ve geliştirilmesine olanak yaratır. Bunu ortadan kaldırırsanız otonom çalışan ruhsuz bir robot populasyonu elde edersiniz.
Alıntı:
|
Bu rekabetin sınırları nelerdir?
|
İhtiyaçların özel mülkiyet tarafından gasp edilip meta halinmer gelmediği ortamda bunun sınırlarını belirlemeye çalışmak veya sınırsızlığından korkmak da lüzumsuz olacaktır. Mevcut durumda varolan yıkımın nedeni yine özel mülkiyet olup, en çok kaybeden ve daha fazla kaybedevcek bir şeyi bulunmayan, ölüm ile burun buruna yaşam sürenler diğerlerini tehdit etmekte, özel mülkiyeti koruyan yasalarla sözde adalet sağlanmaya çalışılmaktadır. Ancak asıl korunan özel mülkiyet yasaları olduğu için, ideal olarak arzu edilenin tam tersi ortaya çıkmaktadır.
Alıntı:
|
-İnsanı komünist veya anarşist düzenlerde daha iyisini yapmaya teşvik eden nedir?
|
Yaşama, yeme içme, uyuma, sevişme, üreme dürtüsüne teşvik eden ne ise bunları daha rahat daha kolay ulaşılabilir kılma çabasının nedeni de aynıdır dolayısıyla da bu soru manasız bir sorudur. Vaiz olup hiç bişi yapmadan ölüme kucak açmak istiyorsa kişi o başka. Ancak o kişiye de derhal kendini imha etmesi önerilir.
Alıntı:
|
Anarşist sistem söz konusuyken, bir insanın isteklerini sınırlayan nedir? Bir insanın durduğu noktada diğerinin duracağını ne garanti eder?
|
Böyle bir sınırlamaya ihtiyaç olduğu fikri dogmatik bir fikir olup özel mülkiyet hakkını gerekçelendirip otoriteleri mecburi kılan, yani sözde tepeden inme vahiylerden kaynaklanır. Canlıların ve insanların ihtiyaçları sınırsız, doğanın kaynakları sınırlıdır dogması ile ilişkili bir yanı da vardır bu sorunun üstelik bu dogmma hem doğanın kısıtlı olduğuy önermesi açısından hem de insanın ihtiyaçlarının sınırsızlığı açısından yanlış bir fikirdir. Evreni ve doğayı hiç bilmediği için bana dar geliyor diyen kör cahilin iddiasıdır.Kısacası oldukça geniş bir dünya ve evrensdeyiz o nedenle zorlamanın ve beni kim durduracak seni de yerim demenin alemi yoktur, bu saçma fikirlerin nedenleri önceki sorularda yanıtlanmıştır.
Alıntı:
|
Anarşist veya komünist sistemde insan kendini geliştirmek ister mi? Bu gelişimi neden yapması gerekir?
|
Başka bir dogmatik saçma fikir daha. Bu fikre göre insanları zorlamasalar hiç bir şey yapmazlar. Sanki bugüne dek insanlığın gelişimine cengiz han lar, büyük iskenderler, korkunç ivan lar, adolf hitler ler sebep olmuş gibi. Onların hiç bir kıymeti yoktur,tersine gelişimni yavaşlatmış, hatta durdurmuş, hatta yıktıkları için bir çok şey yeniden geliştirilmek zorunda kalmıştır. Sadece özgür düşünen ve eylemde bulunan insanlar kendilerini ve bunu planlamış olmasalar da insanlığın gelişimine neden olurlar. Anarşist bir düzende de unu birileri amaçlamış herkes adına planlamış olmayacak ancak özgürlük sayesinde çok hızlı bir bireysel gelişim,dolayısıyla da birbiriyle özgür iletişim halinde hızlı ve organik bir gelişim ortaya çıkacaktır. Tıpkı yaşayan bir organizmanın basit bir doğa olarak bilinen olağan büyüme işlevinin hiç bir planlayıcı, zorba otorite olmadan doğrudan iletişim ve ilişki dahilinde yürümesinde olduğu gibi.
Alıntı:
|
Son olarak ise bir toplum tanıtacağım ve bu toplum hakkında bir sorum olacak. Bu toplum tarihinin en başından beri komünist veya anarşist düzende yaşıyor olsun. Gerçekten bu toplumun 2000 yıl boyunca yaşadığını hayal edin. Bu toplumun birikimi hakkında limitler nelerdir? Yani ne demek istiyorum, 2000 yıl boyunca matbaa'ya neden ihtiyaç duyulacak? Elektrik neden bir gereklilik olacak? Teknolojik gelişmeler ne derece olacak? 2000 yıl boyunca ne kadar yol alınacak?
|
Bunlar önceden tahmin edilemez. Populasyon dinamiği, çevre etkisi gibi sayısız sürecin sonucudurlar. Bu soru şuna benzer neden maymunken, alet yapan homo habilis e ve daha ince tasarımlar yaparak nesilden nesğile aktaran tasarımcı/düşünen insan, homo sapiens olduk? Sebep açık değil mi? Buradaki açık sebepler anlaşılırsa bu sorunun da aynı cebvap ile yanıt bulacağı görülebilir.
Ayrıca başka bir yanlış inanış olarak matbbaayı, elektrik vs, yani kısaca teknoloji aslında tamamen anarşist ürünlerdir, devlet başkanları veya siyasi oluşumların ihtiyaçları sonucunda onlar tarafından icat edilmiş değillerdir. Çoğu icat tesadüfi ortaya çıkmış, insan ilişkileri dahilinde otoritelerden bağımsız şekillerde gelişmiştir. Buradaki istisna bunlar meta aracına dönüştükten sonrasıdır ve değer biçilip mülk haline getirilmişlerdir. Ancak ortaya çıkışlarını belirleyen hiç bir zaman otoriteler ve siyasi mekanizmalar olmamış, insan zihninin doğal eğilimlerinin sonucu olarak ortaya çıkmışlardır. Yani örnek olarak matbaayı veya elektriği sanayi sonrası kapitalizm oluşturmamış, bunlar önce feodalizmden kapitalizmi, ordan da sanayi sonrası kapitalizm dönemini mecburen ortaya çıkarmıştır. Bu soruda da yine diğer sorularda olduğu gibi sebeplerle sonuçları ters tarafa yerleştirme sorunu mevcuttur.