Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü

Etyen Mahçupyan : Kemalizm işte böyle bir şey

Serbest Kürsü içerisinde Etyen Mahçupyan : Kemalizm işte böyle bir şey konusu: İzmir’de AKP’lilerin düzenlediği bir toplantıda küçük bir katılımcı önünde yaptığı konuşmada söylediği sözler Atilla Yayla’nın bazı çevrelerce ‘istenmeyen adam’ konumuna itilmesiyle sonuçlandı. Oysa kendisinin de ifade ettiği gibi, bu sözlerde ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 31-05-2011, 19:53
AbyssTheBlue - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Mesajlar: 68
Standart Etyen Mahçupyan : Kemalizm işte böyle bir şey


İzmir’de AKP’lilerin düzenlediği bir toplantıda küçük bir katılımcı önünde yaptığı konuşmada söylediği sözler Atilla Yayla’nın bazı çevrelerce ‘istenmeyen adam’ konumuna itilmesiyle sonuçlandı. Oysa kendisinin de ifade ettiği gibi, bu sözlerde pek bir yenilik yoktu ve ayrıca benzeri değerlendirmeler yıllardır birçok kişi tarafından yapılmaktaydı. Bu bağlamda tek parti döneminin bir ‘gerileme’ olduğu yargısının haksızca olduğu savunulabilir, ama toplumsal yaşamı ilgilendiren değişim dönemlerinin ‘ilerleme’ olduğu kadar ‘gerileme’ de ima edebileceği açıktır.



Çünkü zorunlu olarak değişen hayat tarzları kategorik olarak herkes için daha gelişmiş imkanları ifade etmeyebilir. Örneğin ifade özgürlüğü açısından tek parti dönemi, kemalist kadronun fikriyatını tam olarak paylaşmayanlar için muhakkak ki bir ‘gerileme’ olarak yaşanmıştır.

Kısacası herhangi bir tarihsel dönemin katı bir biçimde ‘ilerleme’ ya da ‘gerileme’ olarak tanımlanması bilimsel bir bakışı yansıtmaz. Nitekim Yayla da konuşmasında ‘gerileme’den ne anladığını ve bunu nasıl ölçtüğünü göstermek üzere uzun uzadıya kendi bakış açısını ve kullandığı kriterleri anlatma gereği duymuş. Gerçekten de bir dönemin ilerleme ya da gerileme olması esas olarak bizim ideolojik yaklaşımımızla ilgilidir. Tarihin kendisi ne ilerler, ne de geriler. Onu algılayan bizler, kendi değer yargılarımızdan ötürü toplumsal değişimlerin bazılarını beğenir ve ‘ilerleme’ olarak değerlendiririz, bazılarını ise beğenmez ‘gerileme’ olarak algılarız. Bu öznellikten rahatsız olanlar insanlığın tarihsel macerasının ‘birikimli’ bir süreç olduğunu, dolayısıyla medeniyetin zaman içinde ilerlediğini kabul ederek, ilerlemenin nesnel ölçütlerini üretmek istemişlerdir. Ne var ki bu yaklaşım yaşanandan hareketle yaşanılması gerekeni tanımladığı ölçüde bizatihi özneldir... Diğer bir deyişle insanlığın yaşadıklarını sanki yaşanması kaçınılmazmışcasına ele alıp, sonra da bu yaşananı olumlamak epeyce bilim dışı bir ihtiyaca cevap verir.

Velhasıl bilim ‘değişme’ ile uğraşır, ilerleme veya gerileme ile değil... Yayla’yı eleştirmek ve çürütmek isteyen kemalistlerin bu noktadan hareket etmeleri beklenebilirdi. Kemalist ilkelerin ‘bilimselliğe’ ne denli uygun olduğunu sürekli tekrarlayanların, şimdi fırsat ele geçince bilim savunusu yapmaları uygun düşerdi. Ancak böyle bir beklentinin ne denli boş olduğunu biliyoruz... Çünkü kemalizm zaten kendisini ‘ilerleme’ olarak sunan, yani bilimsel olmayan bir yaklaşım. Kemalistler bilimin kendilerini meşrulaştıracak dogmatik bir destek oluşturduğunu sanıyorlar ve tam da bu dogmatik arayış nedeniyle kendilerini ele veriyorlar: Kemalizmin günümüzdeki ana işlevi dünyevi bir din olması ve kendi ruhban sınıfının iktidarına hizmet etmesi... Bu açıdan Yayla’nın ‘gerileme’ eleştirisi kemalistleri yuımuşak karınlarından vurmuş gözüküyor.

Öte yandan kemalizmin bu düzeyde tıkanıp kalması da gerekmezdi elbet... Ama toplum ürkekliği içindeki devlet bürokrasisinin resmi söylemi haline geldikçe, kemalizmin de kuruması kaçınılmaz oldu. Geriye doğru baktığımızda her kemalist neslin bir öncekine göre fiktriyat açısından daha düzeysiz olduğunu söylemek mümkün. Yayla’yı ülkeyi karanlığa sürükleyen irticanın temsilcisi olarak görenler, üniversiteleri Atatürk ilkelerine uygun çocuk yetiştirme yuvaları sananlar, beğenmedikleri fikirleri yasaklamayı ilericilik zannedenler hep nedense ‘kemalistler’... O zaman hayali bırakıp kabul etmek gerek ki belki de kemalizm zaten böyle bir şey. Farklılığa tahammülü olmayan, kendi görüşünün sınanmasına razı gelemeyen, buna yeltenenleri hainlikle suçlayarak gönüllerini rahatlatan insanlardan söz ediyoruz. Kemalizm belki de bir psikolojik ihtiyaç sadece...



Gazetem.Net
26/11/2006


*Bayağa yumuşatarak yazmış


Rose, oh reiner Widerspruch, Lust,
Niemandes Schlaf zu sein unter soviel
Lidern.
R. M. Rilke

Konu AbyssTheBlue tarafından (31-05-2011 Saat 19:56 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
böyle, etyen, işte, kemalizm, mahçupyan


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kemalizm Ve Devrimcilik K3malistHareket Serbest Kürsü 25 21-10-2011 11:51
Kemalizm Stingray Serbest Kürsü 78 19-05-2011 00:34
kemalizm faşizmdir prozium Serbest Kürsü 2 18-03-2011 22:57
kendini bilmemezlik böyle bir şey işte... körmös Hayata Dair.. 0 19-07-2008 18:38
Ne Böyle Sevdalar Gördüm, Ne Böyle Ayrılıklar High Hopes Şiirler 3 02-03-2008 17:12


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:43 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info