Alıntı:
|
Bir Varedici İradenin varlığını anlamanız için kendi varlığınızdaki mucizeleri bakıp görmeniz yeterlidir.
|
Yanlış ve doğal gerçeklik açısından hiç bir anlamı olmayan oksimoron ifadeler.
1.Var etmek için bir şeyin nasıl var edilebileceğini öncesinden düşünmek gereklidir. Dolayısıyla bunun için bilinç gereklidir. Bilinç insan özelliğidir ve kayadan heykel yontmak misali kendi için kendi yaşamı için kendi anlam arayışı için mevcut materyalleri kendi anlayışına göre şekillendirme işlemidir ki bunun da adı tasarımdır. Yoktan hiç bir şey de var edilemez zaten ve var etmek için diğer varolanlardan kendine göre bir şey yapmak için düşünüp tasarlarsın ki bu da gene insan bilincinin kendi için olan tasarımı olup kunduzun setinden veya örümceğin ağından çok farklı değildir. Ancak ne örümceğin ağı iki dal arasındaki uzayı tanımlayabilir ne de senin tasarımsal bilgi ile ördüğün koordinatlar dünyayı.
2. İrade: İrade de yine canlı varlıkların kendi varlıklarını sürdürmek için çeşitli uyaranlara karşı göstermekte oldukları tepkilerin bir ifadesidir. Bunun kökenleri kimyasal reaksiyonlara, bu reaksiyonlardaki kararlılık eğilimi artan entropi ilkesine dayanır ve temelde tesadüfi süreçlerden ibarettir. Dolayısıyla ne içgüdülerin yani uyaranlara karşı gösterilen dürtüsel eğilimlerin bir yansıması olan irade, ne de bunun daha karmaşıklaşıp artan hafıza kapasitesinin geri besleme mekanizması ile ağırlık kazanan bilinç açısından bunların mucize ile hiç bir ilgisi olmayıp; tamamen doğanın özerk şekilde örgütlenmiş unsurlarındandır. Bu noktada da bu süreçleri bu süreçlerin sonucu ortaya çıkmış olan irade ve bilinç noktasına indirgemek olguyu gerçeğin tam zıttı şekilde yanlış ifade etmenin alası olduğundan safsata kapsamında değerlendirilebilir sadece. Parçayı bütünün nedeni olarak ele alamazsın.
Alıntı:
|
Bir Varedici İradenin varlığını inkar etmek kendi varlığınızı inkar etmekle eşdeğerdir.
|
Yine yanlış. Yukarıda var edicinin ve iradenin ne olduğu açıklandı. Asıl "bir" var edici iradenin varlığını kabul etmek bütün varoluşu kendi zihninin imgelem kapasitesine sıkıştırıp, doğanın gerçek varoluşunu inkar etmekle ve yerine hayalet gölgeleri uydurup bunlar üzerinden saçma mitsel varlıklar üretip genellemeler yapmakla eşdeğer olup; tam tersine asıl bu insanın kendi varoluşunun ve sadece kendisinin de değil tüm varoluşun temellerini reddetmesi anlamına gelmektedir. (
Asıl maddeci materyalistler tüm inananlar ve yaratıcı perspektiften bakanlardır. Doğanın pasif birer meta unsuru olduğunu zannederler ve doğayı hor gören anlayışlara neden olup, onu sözde yaratıcı iradelere/tanrıya anlamsız birer eşya ve mülk olarak kılıp, doğayı anlamamaya, düşünmemeye, sorgulamamaya gerekçeler üretirler. Çünkü insan iradesi doğayı mülk edinip işlevselliğini yok sayarak sahip olmak ister ve bunun için, kendi sahip olmak isteyen iradesinden kopyalamış olduğu hayali bir varlığı doğaya sahip, onun sözde nedeni olan iradi bir yaratıcı aadı ile atamak/ uydurmak zorundadır yalandan. İşine öyle gelir. Bu yalanı da inanç,telkin ve şartlandırmayla ayakta tutar ve şartlandırıp kendine eşya olarak tabi kıldığı diğer iradesizler vasıtasıyla, yani bu sahte ve yalan yanlış bakış açısına biat edenler vasıtasıyla hükmetmeyi öğrenir. Ancak bu doğanın tam tersidir o yüzden de asla huzur bulamaz, ne yaparsa yapsın giderek doğa dışına atılıp mitsel cennetten kovulma masalları ile bunu ifade eder ve aklının lanet olduğunu düşünür bu yüzden. Yanlış kullandığı için) Bir şey her şey olamaz, her şey bir şey ile o bir şey tekil bir bilinç ve irade ile tüm çoğulluğu kapsayacak şekilde tanımlanamaz oksimorondur bu da. Hele de "bir var edici irade" kavramı zeus dan daha mantıklı hiç değildir aynı şeydir. Lakin bir şey ile her şeyi açıklamaya çalışabilmek için önce her şeyi bilmek gerekir ki, bu her şeyi de insandan temel alan bir bilinç ve eylem biçimine dayanarak kişisel irade ile çerçevesi çizilmiş biçimde tasarım mantalitesi ile andropomorfik kavramsallaştırmalarla tanımlamaya çalışmak zihinsel kabızlığın, masal ve mitolojilerle evreni anlamaya çalışan ilkel düşünme biçiminin göstergelerinden biri olarak görülebilir.
Alıntı:
|
Çünkü Var edici İrade tüm varoluşla birlikte sizinle de ifade bulur.
|
Yine aynı kendinden menkul kanıt iddia eden oksimoron ifadeler. Biraz azıcık ucundan felsefe okusanız en azından Kant a, Hume a biraz göz atsanız bu ortaçağ mutlakiyetçiliğinden ibaret olan ilkel tanımlamaların ve düz mantık ile zihninde hayal edip, idealar dünyası veya mutlak tin diye uydurup tapındığı tümevarmaya çalışan ilkel felsefelerden hareketle ıluşturulmuş, miadı çoktan dolmuş olan çizgisel determinist anlayışın çatırdadığını daha o noktadan 16. yüzyıl felsefesinde göreceksiniz. Çatırdamayı bırakın zaten Newton fiziğinden sonra modern kuramlarca puf olup uçtu ve eski bir masal oldu çoktan bile. Yaratıcı perspektifin zaafı da bu. En temelde bu sorgulamayı geçen 500 yılda hala yapamayan içine kapanıp, esrikleşerek kendi kıçının deliğinde sonsuzluğu arayan bu bakış açısı nedeniyle ortadoğu ve asya toplumları (kuzey ve uzak doğu asya hariç) oldukları yerde aynı tekerleme ve duaları yeni bir şeymişcesine sayıklayıp durmaktalar bunamış zihinleriyle. Beyinleri durgun, zihimnleri tembel, algıları kötleşmiş,oldukları yerde oturduk yerden miraca çıkma hayali kurup aydan haberler uyduruyorlar hala o yüzden. Millet çoktan gidip gelmiş, daha ötesine, milyar ışık yılı ötesine bakarken.
Alıntı:
|
Bir bakıma sizde Onun var olduğunun kanıtısınız.
|
O ne? Benim varoluşumun gerek fiziki gerek biyolojik kanıtları zaten var. Ancak o dediğin zamir ile bildirdiğin varlık, tüm varoluşu kapsayan insan biçimci doğa ötesi bir kişiyi belirtiyor ve onun kanıtı yok. Asıl mesele bu. Olmayan bir şeyi şartlanmış kafayla varsayıp sonra da her şeyi onun varlığının kanıtı diye öne sürmek safsatadır. Taş var kanıt, insan var onun kanıtı, yıldız var, galaksi var vs vs hep onun kanıtı. İyi de o ne onun kanıtı yok sen sadece her gördüğünü ona kanıt olarak düşünüp bu saçma hayale inanıyorsun o dediğin yok ki bilebildiğin her şey ona neden kanıt oluştursun? Saçma bir önerme bu, iyiki bir şeyler var görüyorsun yani bir şeylerin varolmuş olması hepsinin ötesindeki iradeye kanıt değil ki, sen herşeyi kişisel bir iradeye indirgeyip kendi kafanda her şeyi bu tekil iradenin eylemi olarak dsüşünmeye çalışıyor kısıtlı düşünce biçiminden çıkamıyorsun, asıl mesele bu. Nedir o, pembe unicorn mu, görünmez bilinmez,anlaşılmaz şey mi? Öyle kanıt olmaz.
Alıntı:
|
Gözler kör ise ışık ne yapsın?
|
Gözleri,kulakları,duyuları ,algıyı, aklı kör eden bu türden kökten inançlardır asıl bu yüzden hiç bir şey görmez anlamaz, varsaydığınız hayaller adına ellerinizi havaya açıp armut piş ağzıma düş şeklinde ağzı açık ayran delisi gibi bekler durur sizin yerinize sizin adınıza birilerinin düşünmesine neden olur, bin tane baş, bir tane salağın başına kendi iradesinden vazgeçip sığındığı için otomat şekilde bağlanır varolan bireysel iradenizi de yitirir ve bir hiç olarak yaşam enerjiniz emilerek tükenip gidersiniz. İnançlar hakikat düşmanları olarak en kötü yalanlardan çok daha tehlikelidireler çünkü sadece inançlar bariz bir safsatadan başka bir şey olmayan bu türden genelleştirilmiş bir yalanı sürdürebilirken; doğrunun inanca ve itaate hiç ihtiyacı bulunmaz.
Senin felsefe, evrenselyani akıl ürünü gerçeklere tam ters, tersinim. Siyahı beyaz, mutlak körlüğü ileri görü, mutlak karanlığı aydınlık sanıyorsun sen. Öyle inandırmışlar sorgulamayı başaramamışsın hala daha ve kendi körlüğünü başkalarının görmediği gizil gerçek sanarken; aslında kendi hayallerine tapınıp duran bir garip meczup olduğunun hala varamamışsın farkına. Erginleşmekte daha ilk adımı bile atmamışsın kavrayış yolunda anlaman gereken batılı dışlayan asıl gerçeklere de ömrün yeter mi bu kafayla bilemem.
Yazının özeti, yukarıdaki bir paragraftaki parantez içine koyu renk ile yazılmış kısımdır.
