Empati sadece insan hayvanında değil başka gelişmiş (karmaşıklaşmış) hayvanlarda da var. Onlar da bizim
iyilik, yardımlaşma, sadece kendini değil başkalarını da düşünme diye kavramlaştırdığımız davranış güdülerine sahipler. Ama onlar anlamlandırmıyor/kavramlaştırmıyorlar, onlar için doğal davranışlar. İnsan hayvanında her ne kadar kavramlaştırarak/anlamlaştırarak yozlaştırsa da var bu. Bunu söylüyorum. Nereden nereye uçmuşsun.
Bu davranışların sebebi ya sürü zorlaması ya da empati ya da ne biliyim başka bir şey..
Mesela bi belgeselde izlemiştim. Aslanın teki, anlamlandırma kaygısı olmayan bir hayvan olarak bir şempanzeye saldırıyor. Olayın arka planında sanırım aslan "haklı"ydı. Her neyse... Fakat bu öldürdüğü şempanzenin bir yavrusu vardı. Aslan o küçük yavruyu tek başına ormana terk etmedi, öldürüp yemedi. Yanına aldı. Birlikte büyük bir ağacın tepesinde uyudular. Buraya kadar izledim ya da gerisini hatırlamıyorum.
Başka bir belgeselde izlemiştim, yabani türden bir sığır sürüsüne çakal mı öyle bi vahşi hayvan sürüsü saldırıyor. Saldırı püskürtülüyor fakat sığırlardan bi tanesi yaralanıyor, yürüyemeyecek durumda, çok zor yürüyor ve sürüyü yavaşlatıyor... Sığırlar onu terkedip gitmiyorlar. Aksine tekrar bir saldırı olması durumuna karşılık en ortalarına alıyorlar.
Bunların hiçbirinin altında insanınki gibi bir anlamlandırma çabası yok, "iyi hayvan olalım", "evrenin temeli sevgiymiş hacı", "beni bırakalım biz olalım", "nirvanaya ulaşalım", "yüce isanın sevgisine varalım" gibi çeşitli türden insana özgü anlamlandırmalar yapmaksızın özlerinden, doğal bir şekilde yapıyorlar bunları.
İnsanda da var bu durum. Söylediğim bundan başka bir anlama gelecek şekilde yorumlanamaz, yorumlanması teklif dahi edilemez.
..
Ha bak aklıma bi belgesel daha geldi. Bi tane maymun türüne (sanırım orangutandı) işaret dili öğretmişler. Baya baya konuşuyo hayvan. Karnının acıktığını falan söylüyor bildiğin 5 yaşındaki bir insan gibi konuşma yeteneğine sahip, tabi ki çene, gırtlak yapısı falan konuşmaya müsait olmadığı için işaret diliyle konuşuyor. Araştırmayı yapan hayvanlar (insan olanları), kendilerinin ürettiği iyilik kavramını bu hayvanın da anlayıp anlayamayacağını test ediyorlar. Bir hayvanı döven hayvan resimleri gösteriyorlar falan türlü türlü şeyler... Bunların kötü olduğunu söylüyorlar. İyilik için de yine hayvanın empatisini harekete geçirebilecek resimler gösteriyorlar. Hayvan sonunda iyilik kavramını da anlıyor. "Ben iyi hayvan" diyor belgeselin sonunda işaret diliyle.
"Ben iyi hayvan."
Ok? Bunu diyebilmem için abuk subuk
anlamlandırıcı hayali unsurlara ihtiyacım yok.
Ama aynı zamanda da ben kötü bir hayvanım. En basitinden başka hayvanların etini yiyorum.
Ya da daha ince olan bir şey, bazen sinirlendiğimde karşımdakine bağırabiliyorum, onu kırabiliyorum. Daha bir sürü bir sürü şey işte...
İnsan hem bireycidir hem de "empratik kollektivistir" derken bunu kastediyordum.