|
|
Özel Mülkiyet = Emek SömürüsüSerbest Kürsü içerisinde Özel Mülkiyet = Emek Sömürüsü konusu: Önce gelebilecek saçma cevaplara karşı önlemimi alayım.
- Burada bahsedilen özel mülkiyet, üretim araçlarının üzerindeki özel mülkiyettir. Yoksa herkesin kendine ait evi, arabası, cep telefonu olmasının konu ile alakası yok.
...

15-12-2010, 21:42
|
|
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-02-2010
Mesajlar: 648
|
|
Özel Mülkiyet = Emek Sömürüsü
Önce gelebilecek saçma cevaplara karşı önlemimi alayım.
- Burada bahsedilen özel mülkiyet, üretim araçlarının üzerindeki özel mülkiyettir. Yoksa herkesin kendine ait evi, arabası, cep telefonu olmasının konu ile alakası yok.
- Sömürülen emek, özel mülke sahip olmayanın emeğidir, yani başkasının mülkünde çalışanın emeği... Kendi özel mülkünde/mülküyle çalışanın emeği değil.
Genelde bu konuda "diyelim ki ıssır bir adaya düştünüz..." diye bir düşünce deneyinden hareketle tartışmalar olur. O yüzden bu örneği kullanuyorum.
Diyelim ki ıssır bir adaya düştünüz. Bir şekilde hayatta kalmayı başardınız. Nasıl olduysa toprağı işlediniz, ekin ektiniz, hayvan avladınız etinden ve derisinden yararlanmaya başladınız veya balık tuttunuz.
Herşey böyle güzel bir şekilde giderken uzaktan gelen bir gemi gördünüz. Ama o da ne? Meğerse bu ada bir başkasının özel mülküymüş. Ada birisine aitmiş. Sizi "kendi adasında" gören bu "sahip" onun mülkiyetini kullandığınız için ona borçlandığınızı iddia etti. Bundan sonra ekip biçtiğinizin yarısını, tuttuğunuz balıkların yarısını ona vermeniz gerekecek. Çünkü mülk onun, ada onun. Onun adasının toprağını, onun adasının kara sularını kullanıyorsunuz.
Olacak iş mi?
Balığı tutan, ekini eken sizsiniz, bunlar sizin emeğiniz ile oluyor. Tüm üretimi sizin emeğiniz sağlıyor. Ama sizin emeğiniz sonucu üretilen ürünlerden, mülk sahibi kendine pay çıkarıyor. Sırf adanın sahibi olduğunu iddia ettiği için?
Allahın adasını, ağacını, suyunu, balığını kendi mülkiyetine almış. Ve açıkça görüldüğü üzere sizin emeğinizi sömürüyor. 2 balık tutuyorsunuz, o ise adanın sahibi olduğundan size yardım bile etmiyor. 1'ini ona vermek zorundasınız.
İşte özel mülkiyetli sınıflı toplumlarda emek sömürüsünün temel mekanizması böyle.
Kapitalizmde de böyle. Mesela bir ayakkabı fabrikası düşünün. Fabrikanın binası, arazisi, makinaları birinin özel mülkiyetinde. Üretenler, işçiler asla tam olarak ürettiklerinin karşılığını alamıyorlar. Çünkü mülkün sahibi, üretime katkıda bulunmamasına rağmen, üretimde payı olduğunu iddia ediyor. Fabrika onun, işçiler onun fabrikasında çalışıyor.
Üretimi emek yapıyor, fakat üretilen, "emek" ve "mülk sahibi" arasında pay ediliyor. "Mülk sahibi olma" durumunun üretime katkı yapmadığı çok açık.
|

15-12-2010, 22:18
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
İlk önce, hayat "ıssır bir ada" değil. Issız ada (allahın adası) örneğine dokunmaya bile değmez.
"Mesela bir ayakkabı fabrikası düşünün"
-Olur, düşünelim......ama taa başından düşünelim.
Ayakkabı fabrikası daha yok. Planlama aşamalarında. Mülk sahibi olmayan bir usta ufak bir fabrika açacak. İlk sahip olduğu şey girişkenlik, atılganlık, cesaret. İlgilendiği kelimeler: teşebbüs, kuruluş, girişim, atılım, anapara, faiz, kira, plan, pazar, sigorta, maaş, ürün, kalite, İFLAS.
Biraz zaman geçmiş, işler yolunda gitmiyor, bizim usta iflaslarda. Sebebini anlıyor (kalite, plan, pazar, vs.) ve düzeltiyor. Sonunda işler yolunda. Ama hayatından seneler geçmiş, yaşlı ustaya yardım gerekiyor fabrikayı yönetmek için ama bulması zor oluyor.
Amaaan, kimin umurunda! O "mülkün sahibi", "üretime katkıda bulunmayan" herifi kim takar. O olmadan da, yatırım, risk, senelerin didişmesi olmadan da o ayakkabı fabrikası orada çalışırdı...bir şekilde işçiler gökten inen fabrikalarında çalışıyor olurlardı...dii mi dyavol? Kime ne anlatıyorum....
Alıntı:
Kali´isimli arızadan alıntı
Sanki bir boka yarayacakmış gibi daha önce bin kere yazılıp söylenenleri tekrarlayayım:
---- artı değer sömürüsü sosyalizmin pratiğinde dibine kadar vardır. Teorisi kulağa hoş gelse bile insan faktörünü bir türlü doğru hesap edemediğinden evdeki hesabı çarşıda hep iflas eder. Sosyalizmin hep ismi kalır cismi gider, baskılar baki kalır-kaçıp kurtulabilen uzar gider.
Artı değer sömürüsü 'herkese bir beden' düşünceler ile değil, yeri geldiğinde elini kalbine koyup adam gibi davranmak ile eşitlenir. Bunu da anladıysan "anladım ama,anladım ama" diyerek sosyalizm salataları doğramazsın.
|
Tabii bu "emek sömürüsü yok" anlamına gelmez. Öteki tarafın kısır görüşüne de verdik cevabı örnekleyerek zamanında:
Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı
Bir müteşebbisin (girişimci), işgücü talep etmesi (tabii ki işgücünün de emeğini arz etmek istemesi) ve bu arz-talep dengesi ile aralarında anlaştıkları (emeğinin değeri olan) bir 'fiyattan', işçiyi işgücüne katmasında nasıl bir sömürü düzeni vardır??.. Ben bunun açıklamasını istiyorum.
|
Alıntı:
Kali´isimli arızadan alıntı
Böyle içten sorduğundan bir örnek vereyim dedim. Zeki Bey 15 sene önce bir iş kurdu. Bu sürede 5 kişi çalıştı Zeki için. 2 ile 13 sene arası zamanda çalıştıklarının karşılığıda paralarını aldılar ama kendi işlerini açmak ya da okula gitmek için bir birikimleri olmadı. Abdi Bey mesela; 13 sene Zeki Beyin işinde çalıştıktan sonra yaşı arttı, gücü ve enerjisi azaldı. Zeki Bey o aynı 13 sene içinde işinden karını yaptı, birikimlerinden emlak aldı vs. vs.
ŞİMDİ o geçen 13 seneden sonra "Abdi Bey'in Zeki Bey'in işinde hiç hakkı yok, parasını almış, sektirsin gitsin" diyebiliyorsan, dünya alem biraraya gelse sana Zeki Beyin Abdi Beyi sömürdüğünü kanıtlayamaz.
Nasıl "allahından bulsun!" diyen Abdi Bey'e kimsenin allahın olmadığını kanıtlayamayacağı gibi.
|
Dedikleri gibi: "Çocukken sosyalist olmayanda kalp yok, büyüyünce sosyalist olanlarda kafa yok"
Konu Kali tarafından (15-12-2010 Saat 22:37 ) değiştirilmiştir..
|

15-12-2010, 22:30
|
|
Sil baştan...
|
|
Üyelik Tarihi: 23-02-2010
Mesajlar: 277
|
|
Alıntı:
Kali´isimli arızadan alıntı
İlk önce, hayat "ıssır bir ada" değil. Issız ada (allahın adası) örneğine dokunmaya bile değmez.
"Mesela bir ayakkabı fabrikası düşünün"
-Olur, düşünelim......ama taa başından düşünelim.
Ayakkabı fabrikası daha yok. Planlama aşamalarında. Mülk sahibi olmayan bir usta ufak bir fabrika açacak. İlk sahip olduğu şey girişkenlik, atılganlık, cesaret. İlgilendiği kelimeler: teşebbüs, kuruluş, girişim, atılım, anapara, faiz, kira, plan, pazar, sigorta, maaş, ürün, kalite, İFLAS.
Biraz zaman geçmiş, işler yolunda gitmiyor, bizim usta iflaslarda. Sebebini anlıyor (kalite, plan, pazar, vs.) ve düzeltiyor. Sonunda işler yolunda. Ama hayatından seneler geçmiş, yaşlı ustaya yardım gerekiyor fabrikayı yönetmek için ama bulması zor oluyor.
Amaaan, kimin umurunda! O "mülkün sahibi", "üretime katkıda bulunmayan" herifi kim takar. O olmadan da, yatırım, risk, senelerin didişmesi olmadan da o ayakkabı fabrikası orada çalışırdı...bir şekilde işçiler gökten inen fabrikalarında çalışıyor olurlardı...dii mi dyavol? Kime ne anlatıyorum....
Dedikleri gibi: "Çocukken sosyalist olmayanda kalp yok, büyüyünce sosyalist olanlarda kafa yok"
|
Kali, sen yöneticiden bahsediyorsun. O işleri yönetici veya ekonomist yapar. Patronluk ve yöneticilik veya fabrikanın mali işleri yöneten biri bu bi ekonomist veya bi mühendis olabilir. O olmadan da, yatırım, risk, senelerin didişmesi olmadan da o ayakkabı fabrikası orada olur. Birinin bunları yapması için otorite olmasına gerek yoktur. Payını alır çekilir. Bkz. bilimsel sosyalizm(bildiğin kollektivizm .d) Toplu üretim otorite getirir. Ben Bakunin anarşisi taraftarıyım. 

Benim olduğum yerde ölüm yok, ölümün olduğu yerde ben yokum. O halde ölümden niye korkayım ki?
Epikuros
Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden. Nietzsche
|

15-12-2010, 22:39
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
Alıntı:
Can45´isimli arızadan alıntı
O olmadan da, yatırım, risk, senelerin didişmesi olmadan da o ayakkabı fabrikası orada olur. ...Ben Bakunin anarşisi taraftarıyım. 
|
Nasıl oluyor, oluyorsa sorun ne?
Ben de 'Barcelona FC.' taraftarıyım....aferin sana.
|

16-12-2010, 00:54
|
 |
ruimte
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2009
Mesajlar: 431
|
|
|
galiba 1800 lü yılların başındayız halen emeklemeye devam edebiliyoruz.
interneti yeniden keşfetmek gerekecek emek ile
ve lakin fabrikaları uzaylılar kuruyor insanların bilinç altına yerleştirilen bir kod ilede emekleri sömürülüyor.
kapitalizm heçde öyle değil yani bu kadar basit olmasa gerek baksana bunca yıldır birilerini bir ayrık ezik sürüyü nasılda geriyor. ekonomi nasıl gelişti şu duruma nerden hangi koşullar altında gelindi. özel mülkiyet sahibi olanlarda marslı sanırım. yoksa insanlar birbirini heç üzmezdi.
emek sömürülürmü ani bu mümkünmü kim neyi sömürüyor.
sosyalizm kapitalizm aynı şeylerdir ama illaki çelişki sınıf arayacaz o zaman hayvanlar alemine bakalım yaşam nasıl emek üretim sömürü sınıf iktidar çelişkiler orada nasıl. ve oradan şimdiki uygarlığımıza bakalım fark görebilecekmiyiz varsa fark o zaman tartışalım ciddi ciddi şu emek sömürüsü kapitalizm efendiler felan filan fistan
|

16-12-2010, 02:02
|
|
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-02-2010
Mesajlar: 648
|
|
Alıntı:
İlk önce, hayat "ıssır bir ada" değil. Issız ada (allahın adası) örneğine dokunmaya bile değmez.
"Mesela bir ayakkabı fabrikası düşünün"
-Olur, düşünelim......ama taa başından düşünelim.
Ayakkabı fabrikası daha yok. Planlama aşamalarında. Mülk sahibi olmayan bir usta ufak bir fabrika açacak. İlk sahip olduğu şey girişkenlik, atılganlık, cesaret. İlgilendiği kelimeler: teşebbüs, kuruluş, girişim, atılım, anapara, faiz, kira, plan, pazar, sigorta, maaş, ürün, kalite, İFLAS.
Biraz zaman geçmiş, işler yolunda gitmiyor, bizim usta iflaslarda. Sebebini anlıyor (kalite, plan, pazar, vs.) ve düzeltiyor. Sonunda işler yolunda. Ama hayatından seneler geçmiş, yaşlı ustaya yardım gerekiyor fabrikayı yönetmek için ama bulması zor oluyor.
Amaaan, kimin umurunda! O "mülkün sahibi", "üretime katkıda bulunmayan" herifi kim takar. O olmadan da, yatırım, risk, senelerin didişmesi olmadan da o ayakkabı fabrikası orada çalışırdı...bir şekilde işçiler gökten inen fabrikalarında çalışıyor olurlardı...dii mi dyavol? Kime ne anlatıyorum....
|
Küçük ustadan bana ne ya? Ben kuşaklar boyunca sermayeyi ve mülkleri ellerinde tutan burjuvaziden bahsediyorum.
Eğer tüm kapitalistler, sahip oldukları tüm mülkleri, kendi yetenekleri ile kazanmış olsalardı bile...
... (dur düşün biraz)
yine de bu durum bir insanın diğer insanın işçisi olmasını meşru kılmazdı. (kime göre "meşru", tabi ki emeğe göre)
Tıpkı güçlü veya zeki bir insanın, daha az zeki veya daha az güçlü bir insanı kendisine köle yapmasının meşru olmadğı gibi.
Bir şu meşhur uyanıklık var değil mi, yani kapitalistin kaybetme riski. Ne büyük buluş aman yarappim!
Kapitalizmde diyelim ki gerçekten de herhangi biri yeteneğini açığa çıkardığı ölçüde kaptalist olma şansına sahip. (yani beş parasız bi adam kafayı çalıştırırsa içindeki cesaretin sesini dinlerse mülk sahibi olabilecek diye farz edelim, her nekadar böyle bir şey olmasa da)
Bu durumda yine de herkes yeteneğine göre kazanmış olmuyor. Kafanın alması için bir bir senaryo kurmam lazım umarım bağlamını kavrarsın. (öyle hayat ıssız ada değil demekle olmuyor)
Bir adamın 3 oğlu varmış. Adamın mirası da oldukça yüklüymüş. Adam demiş ki mirasımı en yetenekli oğlum kazanacak. Bu yüzden herkes birbirleriyle ölümüne dövüşecekler, sağ kalan mirasımı alacak.
Kapitalizmde gerçekten yetenekliler zengin oluyorsa bile (ki değil) bu senaryodaki saçmalık burada da var. Yani az bir yetenek farkı, sonuca çok büyük bir etki ediyor. Non-lineerlik...
Emek ile kazanmakla, sermayenin kârı ile kazanmak arasında büyük fark var.
"Hadi bakalım en zekilerimiz daha az zeki olanlarımızı köle edinecek" demek kadar saçma yani, emek sömürüsünün karşısına plan-teşebbüs-cesaret-ve diğer ıvır zıvırları öne sürmek. Kaldı ki pazar takibi, açık alana teşebbüs vs. bunlar zaten kapitalizmin doğasında olan şeyler. Kapitalizm yoksa bunlar da yok. Hadi bakalım didişin, saldırın birbirinize, kim iflas ederse elenir, kalan sağlar bizimdir diyen sistemi eleştiren birine yok efendim ama o da yıllarca batmamak için uğraşmış demek...
Kapitalistlerin kaybetme riski vardı değil mi bir de... Traji-komik ya hakkaten. Kapitalist kaybetme riskiyle karşı karşıya o yüzden günde 10 saat eşşek gibi çalışan işçi 3 kuruş kazanırken risk alan patronumuz 30 lira kazansın öyle mi? Kapitalist kaybetse ne olur? İşçi olur. İşçi olma riski var diye işçiden 10-100-1000 kat fazla kazanan kapitalist. Büyük buluş!
Ha bir de SSCB ve benzeri diğer bürokratik-despotik diktatörlükleri iki de bir kapitalizm eleştirilerinin karşısına koymasanız olmuyor değil mi?
Kapitalizmi kıyasıya eleştirmek gerek, işçi sınıfı neyin ne olduğunu bilmesi gerek. Sonra ne olacaksa olur. Tarih tekerrürden ibaret değildir. Kölecilikten feodalizme oradan kapitalizme sürekli bir ilerleme var.
Alıntı:
|
sosyalizm kapitalizm aynı şeylerdir ama illaki çelişki sınıf arayacaz o zaman hayvanlar alemine bakalım yaşam nasıl emek üretim sömürü sınıf iktidar çelişkiler orada nasıl. ve oradan şimdiki uygarlığımıza bakalım fark görebilecekmiyiz varsa fark o zaman tartışalım ciddi ciddi şu emek sömürüsü kapitalizm efendiler felan filan fistan
|
İyi ki feodal "asil"lere isyan eden Fransız halkı hayvanlara falan bakmaya kalkmamış.
Hatta iyi ki, Türkiye'de Akp hayvanlara falan bakmaya kalkmıyor ki, askeri vesayete cılız da olsa ses çıkarıyor.
Senin bu geri zihniyetin Akp'nin zihniyetinden bile çok çok geride.
Herşey olması gerektiği gibidir, haksızlıklar doğaldır öyle mi? Şu uygarlığımızın ne kadar değiştiğini ne kadar geliştiğini göremiyor musun?
Ha bi de ben hayvanlara baktım başka bir eşşeğin sırtına binen bir eşek göremedim. Ya da yemeyeceği bir hayvanı öldüren bir hayvan da görmedim.
|

16-12-2010, 08:42
|
 |
Guevara ☭
|
|
Üyelik Tarihi: 02-07-2008
Nerden: birleşik insanlık realitesi
Yaş: 22
Mesajlar: 81
|
|
|
aman gavuriler, hala mi inanmazsiniz?! allahu ekber diyin, sukredin, oturun, susun, aaa.
önsözünden gerisi okunmamış tozlu bir kitabın, satır arasında saklı kalmış yaraya dokunabilmektir bir insanı anlamak.
|

16-12-2010, 10:22
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
Belliydi tabii aynı tornadan çıkan fikirlerin tekrar tekrar ısıtılıp öne sürüleceği...
Ama gittikçe daha da yavan, daha da 'uçuk' kaçar o tekrar tekrar ısıtılan tezler.
Keşke "sana ne" olsalar, o "küçük" dediğin usta ve onun gibi bir sürü üretime katkıda bulunan işveren (ki orta sınıfın belkemiğini oluştururlar) senin gibilerin yaptığı 'kuru slogan propagandasının' hedefidirler, bir talihsizlikle eğer komunistler yönetim ve otoriteyi ele geçirirlerse "yaşın yanında yanan" ama yokolmaları ile birlikte bir ülkenin ekonomisinin de er-geç kıçüstüne oturması kesinleşen önemli bi parçasıdır "burjuvalar". Fransız devriminin arkasında da burjuvalar vardır, "donsuz" sınıfı sokalarda arbedeleşirken San Just, Robespierre ve diğer Jacobenler devrimin beyni olmuşlardır. Bak Vikipedia ne der: "18. yüzyılın başlarından beri Fransa dış ticaretinin kat kat artması, varlıklı bir burjuvazi oluşturmuştu. Bu sınıflar, artık sahip oldukları ekonomik güce karşılık gelecek bir politik güç istiyorlardı. Feodal yapının ve monarşinin kaçınılmaz sonucu olan sosyo-ekonomik sınırlamaların kaldırılmasından yanaydılar."
Sol-sağ kavramları bile o zamandan gelir: Asiller ve din adamları parlamentoda Kral 16.Louis'in sağ tarafında otururken burjuvalar sol tarafında otururlardı.
Neyse, senin sorununu işte bu lafında görmek mümkün: "Kapitalizmde gerçekten yetenekliler zengin oluyorsa bile (ki değil) bu senaryodaki saçmalık burada da var. Yani az bir yetenek farkı, sonuca çok büyük bir etki ediyor. Non-lineerlik..."
Hayat non-lineer ba anam, kontrol edemiyeceksin hayatı, insanlar asla kontrol edemeyecekler hayatı. Sen kafana göre istediğin kadar meşru görme "insanın diğer insanın işçisi olmasını", istediğin kadar mıncıkla romantik hayalleri... Bazıları işçi, bazıları işveren, bazıları esnaf, bazıları köylü, bazıları da lümpen olacaktır bu hayatta. ("emeğe göre meşru değil" miş, sen de "emeğin temsilcisi" oluyorsun yani o zaman...yesinler!)
Hiç de bir yanlışlık yok insanın diğer insanın işçisi olmasında. Tabii sen bunda sömürü ve kölelikten başka birşey göremediğinden ters geliyor sana, o da senin eskaza patron olsan işçini sömüreceğini gösterir herşeyden önce!
Sonunda, fazla zorlarsan "neyin ne olduğunu" öğretmek için eğer, işçilik yaptığı halde senin " işçi sınıfı"na dahil olmamak için elinden geleni yapacak olanlar patlatacaktır senin romantik komunizm balonunu.
Bu arada doğada sürülerden tut da, ailelere kadar her birimde kimin "üstte" kimin altta olduğu bellidir, dominant olanlar ile aşağıdan alanlar arasında da non-lineer bir ilişki vardır.  Bir de kediler, yunuslar, Orka, tilkiler ve birçok kuş çeşitleri başta olmak üzere 'yemeyeceği bir hayvanı öldüren hayvanlara' birçok örnek verilebilinir.
Romantik hayalleri bırakıp biraz 'discovery channel' seyret, etrafına bak ve 'sıkıyorsa bir iş kur' derim...belki de kapitalist-emek, pal-petek inançlarına karşı tek ilaç: hayatın gerçekleri.
Konu Kali tarafından (16-12-2010 Saat 10:39 ) değiştirilmiştir..
|

16-12-2010, 11:50
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-08-2010
Mesajlar: 205
|
|
|
Hayatın gerçeklerinden çok medeniyetin gerçeklerine benziyor bunlar..Doğa koşullarında hiç bir zaman eşitlik olmadığı gibi, dominant olanın hayatta kalıp zayıf olanın daha yavruluk döneminde kurda kuşa yem olup elenmesi şeklinde yürür doğal denge.. Ya da baskın olan daha etli butlu olup, zayıflar aç kalır ama genelde kendi bireysel başarı ya da başarısızlıklarıdır olan biten hayat mücadelesinde..İşçilik ile köleliğin birbirinden hiç bir farkı yoktur, kölelik de otorite de hiç bir canlının yapısına uygun değildir. Tabi mesleklerin kendilerinin başlı başına insan ömrünü, mutluluğunu tüketip insanları yaşayan ölüler haline getirmesi var (bkz. Kömür işçileri) ki bu ideolojilerin değişmesiyle de ilgisi yok, o deliğe girip o karbonu yalayanlar her koşulda, her sistemde aynı şeyi yapmaya devam edecekler.
Konu Birey tarafından (16-12-2010 Saat 12:10 ) değiştirilmiştir..
|

16-12-2010, 14:18
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
Alıntı:
Birey´isimli arızadan alıntı
İşçilik ile köleliğin birbirinden hiç bir farkı yoktur,
|
.. .. ÇÜŞ_artık!
Alıntı:
Birey´isimli arızadan alıntı
.... otorite de hiç bir canlının yapısına uygun değildir.
|
Slogan olarak kulağa hoş geliyor ama....
-Gelişme çağında rasyonellik ve sevecenlik kadar disiplin de gerekir dengeli bir olgunlaşma için. Sınırlar belirlenmezse sevgi ve iletişim ile güçlendirmeye rağmen gelişme ve o sınırları aşma zor olur. Bir de olgunlaştıktan sonra bile arzu edilen sonuç için birisinin otoritesini kabul etmek, güvenip arkasından gitmek var....(yapılarına uygun olarak bunu yapanlar yani)
- Hemen bütün hayvan topluluklarında üstün/baş (alpha) hayvan vardır, çiftleşmeden, avın "aslan payı"na kadar otoritesini kurar.
Medeniyetten yabaniliğe, kölelikten iktidara kadar, hayatın dışında kalan birşey yok.
Hayat herşeyi kapsıyor, ne ararsan vaa. 
Konu Kali tarafından (16-12-2010 Saat 14:39 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:10 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|