|
|
Kendi Kararlarımızı gerçekten kendimiz mi veriyoruz?Serbest Kürsü içerisinde Kendi Kararlarımızı gerçekten kendimiz mi veriyoruz? konusu: Hep özgür olduğumuz söyleniyor. Biri bizi zorlamadığı sürece kendi kararlarımızı verebildiğimiz söyleniyor. Kendi bakış açılarımıza, fikirlerimize, düşüncelerimize güya kimse karışmıyormuş. Şunu söylemek isterim ki bunların hepsi koca bir yalan. 3 ...

20-09-2010, 04:56
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
Kendi Kararlarımızı gerçekten kendimiz mi veriyoruz?
Hep özgür olduğumuz söyleniyor. Biri bizi zorlamadığı sürece kendi kararlarımızı verebildiğimiz söyleniyor. Kendi bakış açılarımıza, fikirlerimize, düşüncelerimize güya kimse karışmıyormuş. Şunu söylemek isterim ki bunların hepsi koca bir yalan. 3 yaşına gelip ana okuluna gidiyoruz. ilkokul. ortaokul. lise. okulların dışında medyanın etkisi altındayız. yada yine bizden önce okullar ve medya tarafından robotlaştırılmış annelerimiz ve babalarımız.
Kendi isteklerimiz yok. Sistemin bizim için istekleri var. Kendi düşüncelerimiz yok. Medya var, okullar var, toplumsal dayatmalar var. Bir insanın kafasına silah dayamadınız diye, yaptığı herhangi bir şeyi "kendisi yaptı" diyemezsiniz. O etki altındadır. o şartlanmıştır.
Hergün mağazalarda binlerce insan... Kadınlar ayakkabı, çanta, makyaj malzemesi, tırnak, saç vb. bunların oluşturduğu kafes içerisinde maddi dünyanın geçici, yalandan mutluluklarında saadet arıyor. Erkekler ise daha çok para, daha iyi araba, daha iyi ev, daha güzel kadın. hep bunların peşinde koşuyor. Onlar onu doyursun, mutluluk versin istiyor... Burada tabii ki sınırsız satınalma çılgınlığından nemalanmak isteyen büyük şirketlerin, filmlerle ve diğer medya organlarıyla çeşitli yaşam tarzlarını çekici göstermesinin de bunda rolü yadsınamayacak derecede büyük... Modern kapitalizmin değiştirilemeyecek bir zayıf noktasını anlamakta fayda var: Talepsiz arz uzun ömürlü olmaz...
Hırslardan, en tepeye çıkma amacından, ego tatmininden, kendini (kendisine ve başkalarına) kanıtlamaya çalışmaktan, insanları kıskanmaktan, hor görmekten, başkalarını yenmek için plan yapmaktan kurtulmalıdır insan. Bunların hepsi gereksiz boşa uğraşmalardan ibarettir. Bataklıktan çıkmaya çalışırken daha çok dibe batmaktır. O yoldan giderek amaçlarınıza hiçbir zaman ulaşamayacaksınız. Çünkü ulaştığınızda bile anlamayacaksınız. Hemen ertesi saniye kendinize yeni bir amaç üretecek ve onun peşinden yeni hayal kırıklıklarına, acılara, ve mutsuzlukluklara yelken açacaksınız. işte bu yolun getirdiği tek şey budur. Sonsuz hayal kırıklığı, sonsuz acı ve sonsuz mutsuzluk. Bir süre sonra çıkış yolu ararken ne istediğinizi bile bilmez hale gelecek ve bu döngüden çıkamadan ölüp gideceksiniz, ya da o kadar yaşlanacaksınız ki bedeniniz ve beyniniz artık size faydasız hale gelecek.
O yüzden dönüp bir bakın arkanıza. Okulların, politikacıların, medyanın ve toplumun size normal olarak dayattığı bu maddi sınırsız tüketim çarkı ve görsel-işitsel eğlence çılgınlığı dünyayı insanlar için bir bataklık haline çevirmiyor mu? Ben size onu yoketmek için bir plan,kuram yada manifesto üretmiyorum. O zaten olsa da olmasa da farketmez. Önemli olan burada bütün olayın dış etkenlerde değil, onlardan etkilenen bireyin kendisinde bittiğini anlamaktır.
Gözünüzü birkaç dakika kapatıp insanlığı düşünün. Dost-düşman, doğru-yanlış, iyi-kötü, akıllı-aptal ayırmayın. sonra dünyayı, sonra güneş sistemini, sonra samanyolu galaksisini düşünün. Kendi bireysel varlığınızı unutun. Evrenin derinliklerine beyninizde yolculuk yapın. Görerek değil, ama iliklerinize kadar hissederek. kaybolun içinde, yokolun... Evrenin size sunduğu o sonsuz anlayışı ve sevgiyi hissedin. En önemlisi onun, evrenin o kocaman kudreti içinde şu küçücük dünyadaki siyasi tartışmaların, türklüğün-yabancılığın, güzelliğin-çirkinliğin, maddi sahiplenmelerin, tüketim alışkanlıklarının hiç bir önemi ve anlamı olmadığını kavrayın. Evrendeki herşeyin bir ve bütün olduğunu kavrayın. Şimdi anladınızmı, siz zaten herşeye sahipsiniz. Tüm bu evren aslında sizin içinizde, sizin onun içinde olduğunuz kadar.
O zaman anlayacaksınız bakış açılarının, büyük görünen anlamsız küçücük ideallerin, mükemmeliyet hayallerinin ne kadar boş ve gereksiz olduğunu... Kendi rüzgarınızın estiği yöne gitme özgürlüğünü tatmaya başlayacaksınız. Bir buluttan bile hafifçe...
Bunun yarattığı sonuç, hiçbirşeyin ve hiçkimsenim etkisi altında kalmadan ve propogandalara alet olmadan, isteklerini sadece kendin kontrol edebilme özgürlüğüne sahip olmaktır, ve en önemlisi de maddi ya da düşünsel herhangi bir şeyi tek bir bakış açısıyla değil, olabilecek her bakış açısıyla görüp onun gerçek doğasını anlayabilmektir...
-Alıntı DEĞiLDiR-
Konu illyanarch tarafından (20-09-2010 Saat 06:07 ) değiştirilmiştir..
|

20-09-2010, 19:58
|
 |
Barınak Şövalyesi
|
|
Üyelik Tarihi: 15-11-2009
Nerden: Herhangi Bir Karadelikten
Mesajlar: 176
|
|
•۰µừﮐҜừﺎρέﮐέŋţ ₣ìζìҜçì, µìҜяøρìҜ µέςζυв ξđέвì, ραяαﮐìďìҜ Ңαγαţì۰•
|

20-09-2010, 20:53
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
Alıntı:
ssh abacio´isimli arızadan alıntı
|
Güzel şarkı, sevdim bu Yaşar Kurt'u. detaylı incelemek lazım...
|

21-09-2010, 17:37
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-07-2010
Yaş: 67
Mesajlar: 48
|
|
|
hiç okumadan yorum yapıyorum
yalnış hatırlamıyosam bi ara bunlar saçmalık deyip kendini sisteme bırakmıştın
ne ayak ?
|

22-09-2010, 01:49
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
Alıntı:
Astrid´isimli arızadan alıntı
hiç okumadan yorum yapıyorum
yalnış hatırlamıyosam bi ara bunlar saçmalık deyip kendini sisteme bırakmıştın
ne ayak ?
|
42 ayak, bunu deniyim olmazsa 43 getirirsin... hesap sorana kadar git beş bin fırın ekmek ye gel. "Saçmalık" demedim, uğraşmak yoruyor dedim, bi boşluk haline girip kolay yolu seçmeli mi acaba dedim, onu da demekki kendime yakıştıramadım tekrar geldim yazdım... bu uslubunla sana mı açıklama yapacam ben. Okumadan da yorum morum yapma bidaha kapiş??... demekki kendi içimde yeni bişeyler keşfettim, düşünsel yolda bikaç adım daha gittim ki yazma ihtiyacı duydum yazdım. Sana mı verecem hesabını ben... ukala, pozcu ergen. 65 yazmış yaşına bide...
ulan cürrete bak be. okumadan yazıyormuş. hadi yaa?... bide açıklama bekliyor. küfrederim şimdi de banlamasınlar siteden. aynı şeyi merak eden başkaları da vardır diye az açıkladım yukarıda ama sen insanların suratına da böyle konuşuyosan kenara az biraz hastane parası koy... "Ne ayak"mış. Insan gibi sor insan gibi cevap al dimi. Saygısız herif. sen kimsin be... hadi naş naş.
Konu illyanarch tarafından (22-09-2010 Saat 02:13 ) değiştirilmiştir..
|

22-09-2010, 13:11
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-07-2010
Yaş: 67
Mesajlar: 48
|
|
insan gibi ?
aslında insanların interte okuyup da sinirlenmelerine şaşırıyorum. sonuçta hiç senin gibi düşünemeyen bi ainsan olabilirim. bana mı cevap vericeksin ? hayır zorunda değilsin de , niye açıklıyosun değişim geçirdiğini madem kızdın bana.
en azından insani tepkiler bunlar (:
ironi ne güzel şey (:
65 yaş
senin değil bak
benim hesabımda 
|

22-09-2010, 21:18
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 4
|
|
|
peki insanın bütün bunları farketmesi için bi neden var mı yada bir sebebi olmalı mı insanların yaşadığı hayat gerçekten dondurulmuş bir hayat deyip çıkabilsin işin içinden. çünkü insan psikolojiside sorumluluktan özgürlükten karar vermekten vs. kaçar ve bu sistemde bunu kullanmakta yani kararları kendisi verir bir lider bir tanrıdır yani uyutur itaat ettirir
|

12-11-2010, 08:43
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-08-2010
Mesajlar: 205
|
|
|
Okul, ideolojiler, ahlak, vicdan, sorumluluk, çalışkanlık-tembellik, din, milliyet, taraftarlık..hep insanın birey olmasını, kendini tanımasını engellemek, kişilerin ömrü boyunca sarhoş gibi olup bitenden bi-haber hatta kendinden bi-haber, kendine yabancı, hayata yabancı, hiç bir şey bilmeyen ama "inanan", "inanmak zorunda olan", mutsuz, iç huzurdan uzak, sürekli bir şeyler yapmaya çalışan(yapmak istediğini zanneden) ama asla tatmin olmayan, kendini tanımadığı için ego manyağı olan, yani yaşamı "kazanmak ya da kaybetmek"ten ibaret olarak gören, her şeyden nefret eden, hatta kendinden bile nefret eden, sürekli zaman problemi yaşayan, hayatını saniyelere göre programlayıp robotlaşan, bilincini yitiren bireyler oluşturmak için üretilen kavramlardır. Bu kavramlar, kişinin varolması için bir imparatorluğun uşağı olmasını dayatırken, kişinin kendi imparatorluğunu kurup onu doya doya dilediği gibi yaşamasını en aşağılık olguymuş gibi gösterir.
Konu Birey tarafından (12-11-2010 Saat 08:57 ) değiştirilmiştir..
|

12-11-2010, 20:17
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-08-2010
Nerden: esk ank ist
Mesajlar: 80
|
|
|
kuantum hacı olay
Quorsum hoec tam putida tendum?
|

13-11-2010, 09:02
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 11-11-2010
Nerden: ankara
Mesajlar: 13
|
|
|
Hepsi bi yere kadar tamam da özgürlük sanrısı bitiriyor bizleri.Özgür değiliz fakat özgür olduğumuzu düşünüyoruz. "Hohaha ha, ne dion olm sen xD" şeklinde tepkiler de durumun vasatın ne kadar da altında olduğunu gösteriyor.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:09 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|