|
|
"2012" Neyin Sonu?Serbest Kürsü içerisinde "2012" Neyin Sonu? konusu: 2012 yılı yaklaşa dursun, kıyamet teorileri de birbiri ardına sıralanıyor.
Güneşteki bir eneri patlamasının dünyadaki yaşamı silmesinden, uzaylı bir ırkın dünyayı istilasına kadar yok yok... Herkes bir şey söylüyor, her ...

27-01-2010, 14:31
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 24-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
"2012" Neyin Sonu?
2012 yılı yaklaşa dursun, kıyamet teorileri de birbiri ardına sıralanıyor.
Güneşteki bir eneri patlamasının dünyadaki yaşamı silmesinden, uzaylı bir ırkın dünyayı istilasına kadar yok yok... Herkes bir şey söylüyor, her kafadan bir ses çıkıyor... Peki nedir 2012'nin özelliği?... Astrolojiyle ucundan köşesinden de olsa ilgilenenlerin de bildiği gibi 21 Aralık 2012'de, M.Ö. 150 civarında başlayan balık çağı sona ererek, kova çağı başlıyor. Bu sayede de insanoğlu alıştığından daha değişik enerjilerin etkisiyle yeni bir bilinç boyutuna geçiyor. Lakin, Bu tarihin tek özelliği bu değil. Astroloji çarkında Kova ilk, Balık da son sırada yer aldığından, bir döngü tamamlanıyor. Kıyamet dedikodularının bir nedeni de bu olsa gerek. Ama bunların asılsız olduğu konusunda çoğu kişi hemfikir. Yani aklı başında ve ruh sağlığı yerinde olan hiçbir bilimci bu "armageddon" teorilerine kulak asmıyor...
Gelelim bu astrolojik değişimlerin insan hayatını ne derece etkileceğine. Öncelikle, sanayi devrimi ve fransız devrimi'nden bu yana olan, hem teknolojik ve bilimsel hem de siyasi ve beyinsel alanlardaki hızlı ve radikal değişimlere dikkatinizi çekmek isterim. Bugün en ilkel, yobaz, geri kalmış, dediğimiz orta doğu ülkeleri, çok değil, 350 sene öncesinin avrupa'sında olsalardı hiç göze batmazlardı. Hatta daha bile medeni görülebilirlerdi. Engizisyonlar, kafasına eseni cadı diye yakanlar, pazar günü kiliseye gitmedi diye büyücülükle suçlanıp asılanlar, katı kıyafet kuralları, bugün dünyanın hiçbir yerinde olmayan; ingilizce "etiquette" dediğimiz önceden ezberlenilmiş sosyalleşme kuralları ve daha neler neler olan eski avrupa... Bugün türkiyeden bazılarının "hayasızlar, edepsizler" dediği avrupa... Halbuki "hayalı","edepli" olunan bir yerin ne kadar cehenneme döndüğü 400 sene öncesinin avrupasında görülebilir.
Başta Avrupa ve Kuzey Amerika olmak üzere bütün dünyada yaşanan bu değişimler, yaklaşan büyük astrolojik değişimlerin ve bunların insan hayatı ve psikolojisi üzerindeki etkilerinin öncüsüdür. Çünkü insanlık, Kova çağıyla birlikte, Toplumsallıktan, Bireyselliğe doğru bir geçiş gerçekleştirecek.
Bu bireysellik; narsizm ya da aşırı bir bencillik kesinlikle değil. Zaten bu gibi kavramlar, toplum tarafından, bireyselliğin güçlenmesini engellemek için ortaya atılmış, güçlü ve cesur olup kendisi için savaşanlara vurulan damgalardır. Sözde; toplum için çalışan iyidir, kendisi için çalışan kötüdür. Bize çoçukluğumuzdan beri böyle öğretilmiş ve şartlandırılmışızdır. Halbuki hiçbiri kötü değildir. İyi ve kötü sabit kavramlar değildir, bakış açısına göre eğilip bükülebilir ve hiçbirşey iyi veya kötü diye damgalanmamalıdır.
-Narsizm: Kendini sevmektir. Kendini diğerlerinden önemli görmektir. Zaten normal olanda kendimiz için ilk önceliğin yine kendimiz olmamızdır. Gücünün, güzelliğinin ve tüm özelliklerinin farkında olmak ve bunlarla barışık olmaktır.
-Bencillik: Başkalarının ihtiyaçlarından önce kendi ihtiyaçlarını düşünmektir. Kendi gereksinimlerinin tatmini için uğraşmaktır. Kendi ihtiyaçlarının peşinden gidemeyecek kadar güçsüz olanlara ucuz bir peygamberlik taslamak yerine doğadaki her canlı gibi ilk başta kendi ihtiyaçlarını gözetmektir.
Bunların hiçbiri kötü değildir. bunları kötü olarak görmesi ve enerjisini kendisine harcamaması, insanın birey olarak gücünü azaltmakta ve onu uyuşturmaktadır. Kötü olarak gösterilen bu özelliklerin kısıtlanması aslında insanı mutsuz eden en büyük şeylerden biridir. Çünkü doğadaki hiçbir varlık kendisinden önce başkasını düşünmez. Bir kaplan; antilop yaşasın diye onu öldürüp yemezse, aç kalır, ve kendisi ölür. Alın size doğanın düzeninden oldukça doğal bir örnek. Hayatı toz pembe bir peri masalı olarak gömeyen ve gerçekten mantıklı düşünebilen herkes bu kavramların kötü değil doğal olduğu konusunda hemfikir olacaktır.
Başka bir şey de, insanın hayatını kısıtlayan, neden var olduğunu bile anlamadığımız ama çocukluğumuzdan beri şartlandırıldığımız; sözde toplumsal "normlar" ve "kurallar"...
Bu "normların" ve "kuralların" da gevşemesiyle beraber insanlar daha çok istediklerini yapmaya, istedikleri yaşam tarzlarını yaşamaya, istedikleri gibi giyinmeye, istedikleri işte çalışmaya, istedikleri kişiyle birlikte olmaya ve evlenmeye, ya da evlenmemeye başladılar. Yani özgürleştiler. Seçimlerini onlar için başkaları değil kendileri yaptıkları için daha mutlu oldular. Ayrıca, insanlar toplumdan saklayarak kapalı kapılar ardında yaşadıkları şeyleri daha özgürce yaşadıkları için iki yüzlülüğü bırakıp daha dürüst, böylece kendileriyle ve çevreleriyle daha barışık oldular.
Şimdi, bu yazılanlar, yazının başlığındaki sorunun cevabını zaten kendisi veriyor. Toplumsalcılık, dogmacılık, "liderimiz çok yaşa"cılık, gelenekçilik, törecilik, "büyükler bilir"cilik bitiyor. "Ben" nesli geldi ve bireysel özgürlüğü için hiçbir engel karşısında yılmayacak. Kitle psikolojisi artık yok oluyor ve insanlığın gelişiminden de gördüğümüz üzere bu iyi birşey. Zincirler kırılıyor, insanlar özgürleşiyor. "Biz" bitiyor, "Ben" başlıyor. Özgürlükçü ve demokratik olmayan, insanın bireyselliğine saygı duymayan tüm sistemler yıkılıyor. Tiyatro oyunu bitiyor ve daha doğal bir düzen gelişiyor. Bize de kendimize iyi bakmak, erken ölmemek ve bunun tadını çıkarmak kalıyor...
|

29-01-2010, 02:35
|
 |
Barınak Şövalyesi
|
|
Üyelik Tarihi: 15-11-2009
Nerden: Herhangi Bir Karadelikten
Mesajlar: 163
|
|
|
Biz' in bitip, Ben' in başlaması yaşanan kaosa artısı olmaktan öte birşey değil ama bunu bile bile insan ruhu hoşlanıyor galiba bu içsel dürtüden. 2012 tarihinin anlamını insanların gerçekten bilebildiğini sanmıyorum.
'Aklı başında ve ruh sağlığı yerinde olan hiçbir bilimci bu "armageddon" teorilerine kulak asmıyor'
Demişsin ama bu aklı başında bilimcilerden malesef bir hayır gelmediğini bütün tarih geçmişi de özetliyor bir yandan, gerçek bir bilimci bana göre herşeye kuşkuyla bakmalı, ki o aklı başındakiler nedense yapmıyorlar..yapsa da biryere kadar yapabileceğinin farkında da belki ondan.
Medyatik 2012 hikayelerinden şahsen benim midem kalkıyor artık. Herkesin kuantumcu olduğu bir dünya haline geldik şaşmamalı tabi, herkes biliyor ve herkes bilmeden konuşuyor en kötüsü de bu olsa gerek..'Biz' bitip 'Ben' başlarken; özgürlükçü ve demokratik olmayan, insanın bireyselliğine saygı duymayan tüm sistemler yıkılmıyor malesef. Bu yıkılması gereken sistemin parçalarından gene birileri nemalanıyor sadece.
''BEŞ KESİK PARMAK BİR EL ETMEZ.''
|

29-01-2010, 06:36
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 24-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
|
zamanla hepsi yıkılacak... belki bir devrimle değil ama... hissettirmeden... yavaş yavaş... jenerasyon jenerasyon... ben buna inanıyorum. insanlık zihinsel evrimini tamamlayıp ideal düzene ulaşacak...
|

29-01-2010, 19:42
|
 |
Barınak Şövalyesi
|
|
Üyelik Tarihi: 15-11-2009
Nerden: Herhangi Bir Karadelikten
Mesajlar: 163
|
|
zaten yıkımdan önceki kaos belkide yaşanan, elbette yıkılacak..tüm varlığımla benimde arzuladığım bu zaten, işte yavaş yavaş olacağından o belkide sıkan şey. biz süreci yaşayanlardanız sonucu görebilecek olanlardan değil tek üzüntüm o 
''BEŞ KESİK PARMAK BİR EL ETMEZ.''
|

16-10-2010, 05:18
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2010
Nerden: nerede okuyarsam o yıl orada
Yaş: 21
Mesajlar: 18
|
|
|
bence herkes kendi kyametini yaşar. şahsi düşüncem bu yönde bunun bir tarihi yoktur. bunu kimse belirleyemez
|

02-11-2010, 13:45
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-08-2010
Mesajlar: 205
|
|
Alıntı:
illyanarch´isimli arızadan alıntı
Toplumsalcılık, dogmacılık, "liderimiz çok yaşa"cılık, gelenekçilik, törecilik, "büyükler bilir"cilik bitiyor. "Ben" nesli geldi ve bireysel özgürlüğü için hiçbir engel karşısında yılmayacak. Kitle psikolojisi artık yok oluyor ve insanlığın gelişiminden de gördüğümüz üzere bu iyi birşey. Zincirler kırılıyor, insanlar özgürleşiyor. "Biz" bitiyor, "Ben" başlıyor. Özgürlükçü ve demokratik olmayan, insanın bireyselliğine saygı duymayan tüm sistemler yıkılıyor. Tiyatro oyunu bitiyor ve daha doğal bir düzen gelişiyor. Bize de kendimize iyi bakmak, erken ölmemek ve bunun tadını çıkarmak kalıyor...
|
Dediklerin oluyor mu olmuyor mu bilmiyorum ama temennilerin çok yerinde ve kesinlikle olması gereken bu. Aslında çoğu kişi kendisini kandırıyor, güya inandığını zannettiği sözümona idealleri, mensup olduğu(olduğunu zannettiği) herhangi bir kurumsal yapıya sıkı sıkıya bağlanıp, "onun uğruna" bir şeyler yapmaya çalışırken, kıçını yırtarken. Kişi gerçekte hiç bir ideale, hiç bir kuruma, hiç bir ideolojiye inanmıyor, bunu bilinçaltında bir yerlerde kendisi de biliyor ama hayat tarzı buna dayalı olduğu için bundan vazgeçemiyor. Kişi, aslında oluşturamadığı, doğduğu andan itibaren oluşmasına izin verilmeyen kişiliğini, sistem içinde varolmak için ille de bir sürü benliğine yamanması gerektiği için bu tür yapay benliklerle birşeltiriyor. Kendisi asla "ben" olamadığı için "ben"i yaşamak için başka kahramanların gölgesine sığınıyor, sonra da gerçekten ona inandığını zannediyor. Böyle olunca da hiç bir zaman "ben" lik hissinden kurtulup gözlemci olamıyor, onu zamanında deneyimleyemediği için. Bunun sonucunda varolmak için bir "öteki"ye ihtiyaç duyuyor, hasıma ihtiyaç duyuyor, kavgaya, patırtıya gürültüye ihtiyaç duyuyor, ezmekten hatta ezilmekten keyif alıyor. Çünkü İçindeki tatmin olamamış "ben" böyle diyor, ve bu tatmin olamamış azgın "ben"ler birleşince ortaya birbirlerini boğazlamayı orgazm olmakla eşdeğer gören "biz"ler çıkıyor.

|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:37 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|