deli
Kalabalıkların arasındaki yalnızlık hissinden bahseder ya insanlar; hani bir kısmı psikolojik destek alır çevresinden ya da doktorlardan..
Ben şizofren olmak istiyorum, izin var mıdır?
Şizofren olup yalnızlığımdan, içimdeki ıssızlıktan kurtulmak istiyorum..
İçim çok kalabalık, içim çok karmaşık; yine de yalnızım..sadece bunu söyleyip susmak vardı da, yapamadım..korktum belki de..ya kızarsa içimdeki "ben"ler?
Koskocaman bir meydanda bağırmak istiyorum "çıkarın beni burdan ben deli değilim" diye, bir karikatür karesine sokup hayatımı, orada almak istiyorum nefeslerimdeki karbondiyoksit hakkımı..
Deliliğin sınırları mı vardır peki? Bu kadar kopuk cümlenin arasından hala birşeyler anlayabiliyorsan ekrana bakan gözlerindeki sislerin ardından, evet vardır fikrimce..
Fikrimce öyle bir sınırdır ki bu suya çizilen resimler gibidir, hani altına kağıt koyup kaldırmazsan gözükmez -ki kağıda çıkan aksi bile hep buğuludur, kesin çizgileri reddeder..
Öze dönmek gerekirse eğer, deli olmakla deli olmamak arasındaki farkın ayırdına varmaya çabalamak bile rahatsızlık veriyor içime..Yüreğime resmen bir ağırlık çöküyor düşününce deliliğimi, deliliğimin ruhumdaki aksini...
O vakit, delirelim o zaman hep beraber, hep beraber yapalım ki yalnız kalmayalım içimizin kalabalığında, dışarıdaki ruhsuz et yığınlarının arasında...
Hadi, alın elinize bir kalem de ekranın tam da bu noktasına bir deli aksi çizin, çizin ki kendinizi görün, deliliğiniz kesinleşsin gözlerinizde... (Hani inanmayız ya çoğu zaman gözlerimiz görmedikçe..)
Bir hayat çizdim kendime,
hapsettim kendimi içine...
|