Toplum Aşılacak Bir Şeydir...
Toplumun insanları nasıl tektipleştirmeye çalıştığını, nasıl baskı altında aldığını bundan önce çeşitli şekillerde açıkladım. İnsanların bunu nasıl kabullendiğini ve görmezden gelerek uyum sağladığını ve bu yüzden bilinç altlarında nasıl büyük bir mutsuzluk yükü taşıdıklarına da bundan önce çeşitli örnekler verdim.
İşte tüm bu nedenlerden dolayı "toplum" kavramı, insan özgürlüğünün ve bireyselliğinin önünde kirli ve yüksek bir duvardır, ve bu yüzden aşılması, buruşturulup çöpe atılması gereklidir. Peki bu şartlar, sonsuza kadar böyle sürmeli mi? Yoksa kitlelerin daha iyi bir yaşam sürmesi için bunun değişmesi mi gerekiyor? Nasıl değişir?
1.Farklılıklara Karşı Tölerans Duygusunun Gelişmesi.
-İnsanlar her zaman; saç-baş, kılık-kıyafet olsun, düşünce tarzı olsun, yaşam tarzı olsun, inanç olsun, kendisinden farklı bir yol benimseyenlere, toplumun dayattığı değil de kendisi olmayı seçenlere karşı bir adım geri durur. Toplumumuzda, günlük hayatta bunun bir çok örneğiyle karşılaşmayan pek insan yoktur. Kendi dininden olmayanı, biraz farklı giyineni, farklı düşüneni yargılıyorlar, ve hatta şiddet uygulamaya kadar gidebiliyorlar. "pis gavur", "evlenmeden erkekle birlikte yaşayan ahlaksız kadın", "küpeli erkek adam olmaz", "rock dinliyorsun o zaman satanistsin, uzak durulması gerekensin"... Bu ve daha bir çok bu tarz kavramlar her gün hayatımızın içindedir. Bunlar, toplumun bize öğrettiği sözde doğrular(!)ın sonucudur... bunlardan kurtulduğumuz, sorgulamaya başladığımız ve bilgi edindiğimiz zaman içimizdeki bu töleranssızlığın yanlış olduğunun ve insan beyni tarafından aşılabilecek birşey olduğunun farkına varırız.
2.Kafadaki İnsan Kalıplarından Kurtulunması.
-Her insanın hayatında edindiği deneyimler ve yaşadığı olaylar farklıdır. Buna bağlı olarak da kimsenin karakteri birbirine benzemez. Kimsenin iç dünyası, düşünceleri aynı değildir. Ama toplum tarafından zorla benzetilir, ya da dışlanır. Düşünün bakalım, kaç kere insanlar fikrinizi sorduğunda suratına çekinmeden söyleyebildiniz? yoksa onlarla "bozuşmamak" adına onların fikirlerine yakın bir şeyler "geveledim işte" mi? Bu, gizli toplumsal psikolojik baskının bir sonucu... bir "tek tip"leştirme oyunun parçası. Düşünün, herkes düşüncesini bağımsız olarak belirtse dünya şu anki sıkıcılığından ne kadar da kurtulup daha eğlenceli bir hale gelirdi oysa...
3.Bilgi Edinmek, Bilgi Edinmek, Bilgi Edinmek.
-Çeşitli konulardaki bilgisizlik, birinci konuda bahsedilen töleranssızlık ile birleşince ortaya çıkan şey, aşılması neredeyse imkansız olan korkunç bir önyargı virüsüdür. İnsanlar genellikle bilmediği her şeye "işim olmaz", "bana uymaz", "beni bozar" der ve hakkında bilgi edinse benimseyekleri şeyleri ne yazıkki hiç düşünmeden bir kenara atarlar. Bunun üstesinden gelmenin tek yolu bir şey hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamaktır. Sıkıcı, Ukala denilen ama içten içe imrenilen o "çok okuyan, çok bilen adam" olmaktır. Bilgisizlik ve cahillik bütün vahşetlerin,kötülüklerin çıkış noktasıdır...
Ilhan
|