|
Öğretmenlik, onurlu insanlar için 'Zor zenâat'tir.
Öğretmek istersin, dinleyen çıkmaz.
Eğitmek istersin; egosunun kölesi olan, karşında 'Özgürlük savaşçısı' kesilir.
Amerika kıtasının bilmem ne kentinde, yüzünü dahi görmediğin birisi, 'Moda/Müzik/sinema' gibi kültürel olguları araç olarak kullanıp, Dünyanın değişik yörelerinde milyonlarca insanı etkiler de; sen bir metre önünde dinliyormuş gibi yapıp yüzüne gülerken, içinden en galiz küfürleri savuran öğrencine ulaşmanın yolunu bulamazsın.
Kendi çabalarınla bâzı yöntemler geliştirirsin. Tam öğrenci kısmen değişik bulup kıvâma gelir; müfettiş 'Müfredât Hocaaaa' diye bağırır.
Müfredâtı 'Allayıp-pullayıp' yutturmak istersin; karşıdaki öğrencin senden evvel 'Gayserili' olmuştur bile.
Bunlar öğretmenlik mesleğinin zor tarafları...
Ha, bir de kolay 'Öğretmen'(!)lik yapanlar var.
'Onur da neymiş canım.' deyip, iktidar partisinin İlkokul mezunu, kasaba kurnazı İl/İlçe başkanları önünde yerlere kadar eğilip, yavşayarak muhtelif koltuklardan birisini kapabilirsin
İl Milli eğitim Müdürlüğü ve dahi yardımcılıkları.
İlçe Milli eğitimi Müdürlüğü ve dahi yardımcılıkları.
Okul Müdürlükleri veya yardımcılıkları.
Ya da, Matematik/Fizik/Kimya gibi ÖSS de işe yarar dersleri veriyorsan, azcık da ağzın laf ediyorsa memleketin en meşhur hekimi ile aynı parayı kaparsın.
Birisi 'Özel muayene'den...
Diğeri, 'Özel ders'ten...
Kısa sörede, bir kışlık, bir yazlığın olur. Özel araban en afillisinden... Yazılığın önünde mütevâzi bir tekne.
Hem cebini doldurursun, hem ünüversiteye öğrenci yerleştirdiğin için'Kral'olursun.
Memlekete adam mı lâzım ?
Adam mı ?
O da ne ola ki ?
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
Konu Erdoğan tarafından (15-12-2009 Saat 19:41 ) değiştirilmiştir..
|