|
|
Evrim teorisine inanılmaz, evrim teorisi bilinir!Serbest Kürsü içerisinde Evrim teorisine inanılmaz, evrim teorisi bilinir! konusu: "Evrim'e inanıyor musun?" sorusu kanımca çok saçma bir soru. Fala inanır mısın basitliğinde soruluyor çünkü. Bilimsel bir konuya inanmak ya da inanmamak gibi bir seçeneğin olması da oldukça garip.
Özel ...

15-05-2009, 08:36
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-03-2007
Mesajlar: 159
|
|
Evrim teorisine inanılmaz, evrim teorisi bilinir!
"Evrim'e inanıyor musun?" sorusu kanımca çok saçma bir soru. Fala inanır mısın basitliğinde soruluyor çünkü. Bilimsel bir konuya inanmak ya da inanmamak gibi bir seçeneğin olması da oldukça garip.
Özel bir eğitim kurumunda biyoloji öğretmenliği yapıyorum. Biyoloji derslerinde öğrencilerin en çok ilgisini çeken konulardan biri de evrim teorisi ve Darwin. Darwin’in maymundan geldiğimiz! iddiasının sahibi olması dolayısıyla ilgi çekmesi normal. Ama Darwin’in bu şekilde sunulması anormal. Bu yazıda Darwin ve Evrim algısını ele almaya çalışacağım.
Darwin ve Maymun
Bir biyolog olarak mezun olduğum fakültede (üzgünüm) evrim dersi almadım. Bölüm başkanımız Prof. Dr. İsmi Lazım Değil sanırım günah diye programa Evrim dersini koymadı. Evrim dersi almadan biyolog oldum ve yüksek lisans için başvurduğum başka bir üniversite, transkriptimde Evrim dersi olmadığı için beni kabul etmedi. Çünkü Evrim zorunlu bir ders olarak biyoloji bölümlerinde okutulmalıydı. Elbette haklılardı; Evrim gibi hayati bir konuyu öğrenmeden biyolog olunması saçmaydı. Ne zaman evrim konusunda rüştümü ispatladım o zaman yüksek lisans yapmaya hak kazandım.
Bu hikayeden de anlayacağınız üzere koskoca üniversitede dekan seviyesinde bir hocanın Evrim dersini günah olarak değerlendirip çeşitli bahanelerle (anlatacak öğretim elamanı yok, seçmeli ders olarak verilmesi daha doğru, laboratuar şartlarımız uygun değil… gibisinden bahanelerle) programa almaması Evrim Teorisine bakış açısını ne de güzel açıklıyor. Bizim için Evrim demek maymunduk insan olduk basitliğinde bir saçmalık sadece. Bu konuyu üniversitede hocalık yapan bazı profesörler de bu şekilde algılıyor, lisede orta öğretimlerini tamamlamak için bulunan öğrenciler de, annem de, babam da bu şekilde algılıyor: Darwin diye bir akılsız! “Ey ahali bakın biz maymuna ne kadar da benziyoruz o zaman biz maymundan geldik” dedi. İşte Evrim de budur. Sanırım bu algılattırma bilinçli yapılıyor ve bu konu bu basitliğe indirgenerek biyolojinin ve sistematiğin temelini oluşturan Evrim Teorisi küçümsenerek insanların düşünme biçimlerine yön veriliyor. Bu da sistematik düşünme ve analitik mantığın yerine, önemsizleştirme ve yok etme mantığının gelmesine neden oluyor. Küçümsenerek öğrenmeye engel olma stratejisi burada başarılı oluyor.
Bizler derslerimizde elbette Darwin’in Evrim Teorisinin çok detaylı verilerden ve uzun yıllar süren çalışmalardan oluşan oldukça kapsamlı ve üzerinde düşünmeye değer bir teori olduğunu anlatıyoruz. Darwin Beagle isimli gemiyle yaptığı yolculuk sonucunda hayatın başlangıcı ile ilgili önemli görüşler ortaya atmış ve bu görüşlerden yola çıkarak canlının nasıl oluştuğu gibi muazzam soruya cevap aramıştır. Kendinden önce de Evrim benzeri görüşlerin olduğu ve Evrim Teorisinin bu görüşlerin üzerinde bir üst görüş olduğunu akıllı ve bilimsel düşünebilen tüm insanların kabul ettiği bir gerçektir. Diyoruz.
Diyoruz ama özellikle medyada Evrim Teorisi ve Darwin konulu haberler ve programlar dönüp dolaşıp “insan maymundan gelmiştir” basitliğine indirgendiği ve hadisenin ciddiyeti hep ikinci plana atıldığı için bu konu insanlar tarafından yanlış anlaşılıyor.
Evrimi Bilmek, Evrime İnanmak
"Evrim'e inanıyor musun?" sorusu kanımca çok saçma bir soru. Fala inanır mısın basitliğinde soruluyor çünkü. Bilimsel bir konuya inanmak ya da inanmamak gibi bir seçeneğin olması da oldukça garip. Tamamen ispatlanmamış ancak içerisinde önemli veriler bulunduran bu teoriyi bilmek gerekiyor. Elbette içerisinde henüz açığa kavuşturulamamış henüz açıklanamamış bazı noktalar var. Sonuçta milyonlarca yıl geriye gidip bakalım hayat nasıl oluştu diye bakma şansımız da yok. Ancak bu teori bilinmeli ve üzerinde düşünülmelidir. İnanma konusu gereksizdir. Evrim Teorisi sanıldığı bir din değil sadece bilimsel bir varsayımdır. Reenkarnasyona inanıyor musun sorusu sorulur gibi "Evrim Teorisine inanıyor musun" demek kanımca cahilce bir davranıştır. İşte Evrim Teorisine öğrencilerimizin bakış açısı da bu şekilde maalesef, hocam siz Evrim Teorisine inanıyor musunuz, Evrim Teorisini destekliyor musunuz, eee Evrim Teorisi bir futbol takımı değil ya bir siyasi oluşum da değil ki ben tutayım ya da destekleyeyim. Bizler sadece bu teoriyi anlatırız. Öğreniriz ve öğretmeye çalışırız. Evrim Teorisi inanılacak bir şey değildir asla…
Sonuç
Bilimsel bir teorinin (mesela Hücre Teorisinin) başına gelmeyen Evrim Teorisinin başına gelmiştir. Basitleştirilip, küçükleştirilip bu teoriye haksızlık yapılmıştır. Sanki bu teori sadece dini bir takım kuralları yıkmak amacıyla geliştirilmiş gibi lanse edildi yıllarca. Oysa hayatın başlangıcıyla ilgili soruya cevap aramak için Darwin tarafından yapılan bilimsel çalışmaların sonucudur. Konu son derece bilimsel olmasına karşılık bilimdışı birçok otorite! tarafından saçma sapan değerlendirmelere tabi tutulmuş ve saptırılmıştır. Bizim yapmamız gereken sanırım bu bilimsel çalışmayı bilimsel bir jargonla doğru düzgün anlatmamız ve yeni çalışmaları bu mantıkla izlemektir. Böyle olmazsa “maymundan geldik” basitliğinde tartışmalar sürüp gidecektir.
Mahmut Celaloğlu: Biyolog-Biyoloji Öğretmeni, Cumhuriyet Üniversitesi Yüksek Lisans
|

22-05-2009, 00:09
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 21-05-2009
Mesajlar: 5
|
|
|
Sevgili akeboshi anlamlı bilgilendirme yazınız için çok teşekkürler..! Kanayan ve sürekli kanamaya maruz bırakılmış bir yaradır bahsettiğiniz mevzu..! Akılcı ve bilimsel düşünceyi ön plana çıkarabilmiş bir kişi bile (akademisyen bile demedim lakin birçok akademisyenin değerlendirme sorusudur bu aslında bir öğrenciyi, evrime inanıyor musun inanmıyor musun ve akabinde gelen peki sence evrim bir inanç mıdır sorusu..) bilim ve inancın uzlaştırılmaması gerekliliğinin son derece bilincindeyken ve bilimsel bir hipotez ya da teorinin sınanabilirliği, doğruluğu ya da yanlışlığı kapsamında değerlendirilmesi bilim insanlarının sorumluluk paydasındayken bilimden bihaber ya da bu alanın içinde olmayan her kişi nedense son derece pervasız, cüretkar ve sınırları aşan şekilde aslında sadece egosal nedenlerle (sizin de bahsettiğiniz gibi) bu teoriye balıklama atlamakta ama bence tam anlamıyla da vurgun yemektedirler. İnsanlarımıza anlatabilmekte her seferinde sorun yaşadığımız gerçek şu ki; kimsenin hür iradesinin ve/veya inanmak istedikleri bazı değer yargılarının manipulatörleri değiliz, sadece aydınlık-karanlık çatışmasında akılcı ve hümanist gereksinimlerden beslenen her vicdan sahibi toplumsal düşünen bir birey gibi aydınlığın yanındayız ve karanlıkların aydınlığı boğmasına tahammül edemeyenlerdeniz. Evrim bir inanç değildir, asla bu yüzeysellik perspektifine de indirgenemez, diğer bilimsel teorilerin ve/veya hipotezlerin indirgenemeyeceği gibi..! Bir de maskeli karanlık savaşçılarının şu ifadelerini siz de bilirsiniz; evrim sonuçta bir teori derler, ironik bir savunma, yerçekimi kanunu gibi belli başlı kaideler haricinde zaten bilim teorilerden ibaret değil midir? Yasalaşmamıştır çünkü yasalaştırmak bilimi kinetik doğasından uzaklaştırıp tamamen durağan boyuta taşımak anlamına gelir ki bu zaten bilimin öz felsefesiyle bağdaşmaz. Bilim felsefesi bizim ülkemizde henüz işlevsellik kazanamamış bir alan olduğu için bizim insanımız bilim denilince 'belli bir alandaki teknik disiplinler bütünü' olarak algılamayı -fazlasıyla kafi görmekte ve aslında olması gerekenin üzerine gitmeyi tercih etmemektedir. Oysa ki sadece teknik boyuta redüklenmiş bir bilimsel disiplin özünden ve varoluş disiplininden koparılmış ve dolayısıyla ana kimliğini kaybetmiş bilimsel disiplin demektir, teknik eleman ya da başka bir ifadeyle kafa işçisi yetiştirebilen lakin kafa işçilerini derecelerine ve payelerine bakarak haksız yere aydın tanımlaması kapsamına da sokabilen disiplindir. Rollerin doğada bu kadar dengesiz dağılımına aldırış edilmediği ve hatta bunun bu kadar çok teşvik bile edildiği bir noktada biz elbette ki bilimsel disiplinlerin öz felsefesini anlatamayız. Bu noktada üzerimize vazife olan; öncelikle bilim felsefesini ve sorgulamasını aşılamaya çalışmaktır, varoluş amacından uzaklaştırılmış bilim ancak olsa olsa Ortaçağ Avrupasında olduğu gibi din hegemonyasının izin verdiği ölçülerde ve sınırlarda özgürleşebilecektir, varoluş amacı kendi gerçekliğini yaşatmak olmayan, kendi varlık felsefesi için değil toplumun sınırlarıyla uzlaşma sağlama yoluna giden bilimin de ne kadar bilimsel bir yaklaşım içerinde olduğu fazlasıyla tartışmalıdır...! Dünya dönüyor ortaçağ döneminde Galileo'ya yapılan kilise baskıları sonucunda onun söylemeye maruz bırakıldığı 'Dünya dönmüyor' lafına rağmen...! Dünya dönüyor...! Ortaçağ döneminde Galileo'yu 'Dünya dönmüyor' söylemini ifade etmeye mecbur bırakanlarla bugün evrimsel düşünceyi savunanlara bu kadar seviyesiz ve basit yaklaşarak karalamaya çalışanlara bir bakınız lütfen..! Aradaki tek benzerliği bulabildiniz mi? Yanıt çok basit değil mi..? İkisi de aydınlanmaya yüz çevirmeye şartlanmışların/şartlandırılmışların akımı...!
|

22-05-2009, 02:56
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Burada bilinmesi gereken oldukça önemli bir konuda ''evrim karşıtlığı''nın tüm dünyada belirli merkezlerden üretilip finanse edildiği, bunun da açık bir toplum mühendisliği girişimi olduğu gerçeğidir. Evrim karşıtlığı üzerinden yapılan tartışmaların önemli bir kısmı ''bilimsel'' veriler ve yöntemler üzerinden değil, karşıtına ''yaradılış'' gibi ''efsane'' türünde paradigmaların üzerinden yapılmaktadır. Muhafazakar/dinci gazetelerde Harun Yahya adıyla sayfalarca ilanlar ve el kitapları yoluyla pazarlanan bu ucubeliklerin ''antikomünist'' propagandalarla birlikte sunulmaya çalışılması bu görüşlerimin başlıcadayanağıdır. Üstelik Darwin'i ''ırkçı, Türk düşmanı'' olarak da göstermeye çalışan bu karşı propagandalara insanların kolayca alet olduklarını görmekteyiz.
Bugün mevcut sistemin üzerinde durduğu üç temel saç ayağı bulunmaktadır ''milliyetçilik, din ve finans sistemi''. Sistem, dünyanın her bölgesinde bu üç olgunun az yada çok kullanıldığı dozlarda uygulanmaktadır. Bu sözlerimle ''komplo'' teorisi falan üretmeye çalışmıyorum. Dünya üzerindeki savaşların ''millşiyetçilik, kutsal değerler, küresel şirketlerin çıkarları, maddi zenginlikler'' üzerinden palazlandırıldığı bir sır değildir. Egemen ideolojilerin -aslında birbirinin aynı olan- farklı versiyonları ''milliyetçilik, din ve finans'' sistemlerinin belirli oranlarda harmanlandığı sentezlerle toplumlara dayatılmaktadır. Söz gelimi, herhangi bir ülkedeki ''demokratik hak ve özgürlük'' tartışmalarının kilitlendiği temel alanlar, yani bunlara muhalefet edenlerin temel dayanakları daima ''milliyetçilik, dini değerler yahut finansal kaygılar'' üzerinden var olmaktadırlar. Egemen siyasi muktedirler ve aktörler her türden muhalefetini bu üç olgu üzerinden pazarlamaktadırlar.
Ülkemizdeki herhangi bir politik tartışmayı düşünelim... Diyelim kadın yahut eşcinsel hakları... Kadın hakları konusunda adımlar atılmasını savunanlara karşı çıkan politikacıların argümanları neye yaslanmaktadır? akp, sp, mhp, dp, bbp gibi partilere soracak olursanız ''kültürel ve milli'' değerlerimizden dem vurmaya başlayacaklardır. Arada ''dinimizin emrettikleri'' diyerek de birtakım argümanlar üretmeye kalkacaklar; kendi ''ataerkil, muhafazakar'' dini inançları gereği bu hakları talep edenleri ''hayasızlıkla-ahlaksızlıka da suçlayacaklardır. Elbette, bunu, konunun manipülatif değerlendirmelere ve çarpıtmalara uğraması da eşlik edecektir.
Bu konuda onlarca örnek verilebilinir aslında. Bunun için herhangi bir ulusal gazetenin haber sayfalarına bakmak, politik liderlerin tartışmalarında kullandıkları argümanlara göz atmak kafidir. İstisnalar değişmekle birlikte birçoğunda ''dini, milliyetçi yahut finansal'' çarpıtmalar ve dayanaklar göreceksiniz.
İnsanlar fena halde kandırılıyorlar, bilimsel ve özgür düşüncenin önü politik liderler tarafından ''bilinçli'' olarak kesiliyor. Evrim konusundaki değerlendirmelere göz atarken yahut ''evrim karşıtları''yla muhatap olurken ''din'' olgusu her seferinde size dayatılacaktır.
Evrim bilimsel bir konudur, pekala yanlışlanabilinir de. Bilim insanları bu konuda ''dinsel bir taassub'' kaygısıyla hareket etmezler. Bilim şüpheyle birlikte var olur çünkü. Ancak, karşınızdaki insanların ''inanç''ları şüphe üzerine kurulmaz. Onların her şeyi açıkladıklarına inandıkları ''Dini-kutsal'' reçeteleri vardır...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:44 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|