Alıntı:
kara lastik´isimli arızadan alıntı
Albatross bravo. Merak ettim sen bir solcu olarak neden anarşist foruma takılıyorsun. Aslında sevindiğimde oluyor. Yoksa anarşistleri ve bu yola meyletmişleri yolundan çevirip sol yola getirmek içinmi. Benim yazdıklarımı sinirlenmeden okuyup düşünürsen bana hak verirsin bence. Ama bana itiraf edemezsin haklılığımı. Ben o çok kutsanan proleterlerdenim. Ben zamansızlıktan zaman yaratıp, uykumdan feragat edip, her tuvalete girdiğinde hem sıçıp hem kitap-dergi okuyan biriyim. herşeyi kimse bilemez.
bildiğim birşey varsa oda hiçbirşey bilmediğimdir dememişler boşuna. Sen muhtemelen üniversite okudun yada okuyorsun. ve öğrendiğin kavramlarla konuşup karşındakini alt etmeye çalışıyorsun. sahip olduğun bilgiyle hiyerarşi ve üstünlük kazanmaya çalışıyorsun. imtiyaz sahibi olmaya çabalıyorsun. Senin üzerinden genel bir sorum eleştirim olacak. Bu düzene karşısınız. iyi birşey bu. ama neden bu sistem içinde iyi bir kariyer elde etmek için okula gidiyorsunuz. erkin koray en son genel seçimlerde direksiyonu MHP ' ye kırmıştır. ama buna rağmen geçmişinde kızını okula göndermeyerek en anarşist tavrı sergilemiştir.konu biraz dağıldı. neyse. hergün okuyorum öğrenmeye çalışıyorum. şuan okuduğum kitap 'FRİEDİCH ENGELS' in Ailenin, özel mülkiyetin ve Devletin kökeni..
bunu niye söyledim. başkaları gibi kulaktan dolma şeylerle konuşmamak için.
ayrıca ben birikimlerimi zenginleştirmek için okuyorum. ama sizler tartışmalarda baskın çıkmak için.
bu saydığım iki örgütün derin devletle ilişkisi neden imkansız. tekrar düzelterek yazıyorum. bu örgütlerin tabanı tepede olup bitenlerden habersizdir. Ajanlaştırmayı benden daha iyi bilmen gerekir. bir zamanlar tikko' da laz nihat diye bir adam vardı adam askeri kanatta üstlerde biriymiş. hatta kendi öz kızını ajan olduğu gerekçesiyle öldürmüş. her çatışmadan sağ kurtuluyormuş. anlattığım olay dersim de geçiyor. köylüler şüpheleniyorlarmış. örgüt köylüleri ciddiye almıyormuş. fakat birgün laz nihatın gerçekten ajan olduğu ortaya çıkmış. tabi biraz geç olmuş. tikko nun bölünmesinin bir sebebi de bu. devlet ajanını örgüte uzun vade hesapları yaparak sokar. sivil polis gibi çalışmazlar. kendilerini açık etmezler. amaçları örgütün tepesine çıkıp karar veren konumda yer alıp örgütü içten bitirmek ve başka amaçlara kaydırmaktır. örgütlerin bugünkü durumlarına bir bak anlarsın.
|
Tevazu fazilettir; fazlası rezalet. Evet, ben tartışmaktan, fikirlerimi müzakere etmekten keyif alıyorum ve dahası bunun kişisel gelişimime ve kültürüme katkıda bulunduğuna inanıyorum. Ancak, ezber ve ajitatif bilgiler/ithamlarla yorum yapanı görürsem de şartellerim kayıyor. Tıpkı senin gelir gelmez açtığın ajitatif konu ve yorumunda olduğu gibi. Üstelik, hala benzer şekilde konuşmaya gayret etsen de, bu seferki yorumlarının daha oturaklı olmasına sevinmedim değil
Konu ben, sen yada kişilikler değil. Mevzu bahis olan mevcudun yarattığı tahribat ile fikirlerdir. Egemen olan yani iktidarlar kendi gönüllü kabullerini/ideolojilerini yaratmak için gizlemek ve yanılsama yaratmak zorundadır. Bunu da eğitim ve medya gibi iki temel araçla yapar. Bu durumda, okumak eylemi önemli olmakla birlikte okuduklarının seni kuşatması da önemlidir. Her okuyanın alim olmaması yani.
Sen, kendi ajitatif, ithamcı ve baştaki sığ yorumlarınla değil de tartışma ve fikir üretme üslubunun hakkını vererek yazsaydın farklı bir tavırla karşılacağın kesindi. Ben putlara inanmam, benim için Marks, hataları olmayan, uluuu ve kutsal bir bilge değil; dönemin özgün koşullarında ortaya çıkmış özgün bir bireydir yalnızca. Marks'ın önemi, önerdiği modelden çok kapitalizme getirdiği sistematik ve bilimsel eleştirilerdir. Daha önce de söyledim, Marks büyük bir tenkitçidir en başta, kapitalizmin iktisadını ve sosyal düzeneğini bilimsel metotlarla derin bir biçimde eleştiren en önemli kişilerin başında gelir. O yalnızca bir ufuk açıdır, izlenmesi gereken metadolojiyi felsefi ve siyasal manada bir şablon gibi ortaya koyar. Bugün ''artı değer'' dediğimiz emek sömürüsünü inkar edebilecek olan var mıdır? Kapitalizmin yoksullaştırdığını görmeyen kalmış mıdır? Kapitalizmin ekolojik felaket yarattığını değme kapitalist örgütler bile kabul edip yeni kalkınma(!) modelleri geliştirmek zorunda kalmışlardır. Şimdilerde sürdürülebilir(!) diyorlar. Asıl sorun şu: Örgütlerin yaptıkları hatalar ve yöntemlerr kapitalizmin yarattığı tahribatı görmemizi önler ve onun marksist eleştirisini göz ardı etmemizi mi gerektirir?
Zahmet edip bugüne kadar yazdıklarımı bir okumayı dene: Orada herhangi bir örgütün propagandası, ajitasyonu yada savunusunu bulabilecek misin? Put sevici, fetiş bir kafa olsaydım kör-topal doğrudan bir örgütün tarafı olabilirdim(örgütlerdeki insanlra da haksızlık etmeyecem, onları put sevici olarak gördüğüm için değil).Benim için aslolan mevcudun yarattığı tahribat ve yavan kültür ortamıdır.
Sıklıkla düşülen bir hata da şudur: Söz gelimi, herhangi bir güncel olayda, marksist bir eleştiri getiriyorsunuz, karşı tarafın çaresizce sorduğu ilk şey '' e kardeşim, sen de, telefon kullanıyon, eğitim alıyon, ee bu nasıl çelişki''!!. Büyük, dahiyane bir buluş

Tebrik ediyorum

Bunun adı manipülasyondur sayın yorumcu, basit bir kaçış yöntemidir. Benim egolarıma yaptığın ''alt etmek, üstün gelmek, kendini tatmin etmek'' gibi ithamların bende değil ama aynen sende karşılığını bulmasıdır

Ben de sorarım sana, kapitalizmin sızmadığı alan mı var? Ben de plazalarda oturup yalılarda, köşklerde konaklamıyorum. Anam da işçi, babam da işçi ve hatta ben de işçi sayılırım. Fildişi kulelerde ikamet edip desteksiz sallamıyoruz elbette. Yalnızca bildiğim, doğru olduğuna inandığım bir fikivarsa söylüyorum. Düzgün bir hatip ve donanımlı bir entellektüel tartışma görürsem de faydalanıyorum. Hatamı yada yanlışım olduğunu da rahatlıkla kabul edebilecek biriyim.
Öncelikle, şunu bilmen gerekir ki devletin ''derini, sığı, yüzeysel''i olmaz; hasılı tüm yapı ve unsurlarıyla devlet devlettir

Derin dediğimiz ilişkiler, ittihat ve terakkiden beri miras kalmış bir yönetim üslubu/geleneğidir. Verdiğiniz örnek de gayet hoştu ve haklısınız o konuda. Yani, devletin sızmadığı herhangi bir örgüt ve yapı yok gibidir. Doğrudan etkileyemese de manipüle yada provake etmeye çalışır, doğrudur. Ancak, verdiğiniz örneğin kendi içinde bir çelişki ortaya çıkıyor. Burada yanlışlık hareketin fikirleri ve savunduklarında değil, ona sızmış bir ajan-işbirlikçinin eylemlerindedir(fikirleri de eleştirilebilir elbette). Ben daha da ileri gideyim, devlet sosyal-siyasal manipülasyonu yaratmak için kendi eliyle örgüt, dernek ve parti kurar yada kurdurur. Örneğin, onlarca sendika var. Bunların biri ikisi dışında hepsinin sendikayla zerre kadar ilgileri olmayıp gerçek amaç, işçi örgütlenmesi ve taleplerini uzlaşma zeminine çekmektir! Evet, devlet böyle bir şeydir

Adında komünist/sosyalist geçiyor diye her parti ve örgüt gerçektten sosyalist değildir yani. Çünkü iktidar kontrol edendir, gizleyendir ve manipüle edendir.
Yine en tuhafıma giden konulardan biri, benim anarşizm karşıtı biri olmamama rağmen(ki onlardan ve fikirlerinden çok şey öğrendim) getirdiğim eleştirilerin yada ortaya koyduğum fikirlerin belirli bir alana, görülmek istenen kesin bir tarafa konmaya çalışılmasıdır. Anarşistlerle de birçok ortak paydam var. Sol ve anarşist kültü,r güçlü muhalefet ve ileri kültür özellikleriyle insanlığa çok şey katabilir. Yeterki ithamcı olmayan, fikirden yoksun ajitatif genellemelerle ve bok atmaya çalışmayan cümlelerle anlamaya ve anlatmaya çalışalım...