''Yaa bana halk evleri deme!''den tanımak lazıma geldik

Tamam ileri geri saymıyorum; ancak, ön yargılı konuşuyorsun, ben ona takıyorum en çok. Bu durumda İTHAM ediyorsun, hani çamur at derler ya. Bunu karşılıklı yazıştığımız birçok mesajda ortaya koydum.LKendini nasıl tanımlıyorsan tanımla, ben buna karşı çıkmıyorum ki.
Anarşist eleştiriyle elbette ortak düşündüğüm, kendimi yakın bulduğum birçok yön var. Eleştirmem gerektiğini düşündüğümde de, somut verilerle de yaparım.Şu ana kadar benim kuru kuru propaganda yapan, örgütçülük yapan bir yazımı gördün mü? Benim sorunum örgütler değil ki. Benim bütün gıcıklığım yaşadığım dünyanın din, devlet, resmi ideoloji, eğitim gibi yollarla yayılan dogmaları ve her türden sömürü düzeneğidir.
Bu ülkede sabancılar, koçlar, zorlular, doğan holdingler, yeşil sermayeler var mı kardeşim? var. Bu ülkenin aşağı yukarı %10'u işsiz mi? evet. Bu ülkede binlerce işçi asgari ücretle,haksız ve güvencesiz saatlerce çalışmak zorunda mı? evet. Bu ülkenin yer altı yer üstü kaynakları, hazinesi, senin benim ödediğim vergiler halkın yararına eşit ve adil kullanılıyor mu? Hayır. Bu ülkede meclis, onun yasaları ve uygulamaları bu serveti hep nalıncı keseri gibi zenginlerin, sermayadarlarn, yandaşların ve kodamanların çıkarına icraa ediyor mu? evet. Bu ülkede binlerce kişi çöplerden ekmek topluyor mu? evet. Halkın üçte ikisi yoksulluk sınırıda yaşıyor mu? evet. Peki buna sosyalistler mi sebep oluyor? Bunun adı kapitalizm değil mi kardeşim? bunu yaratan sebepler belli değil mi? Peki anarşizmin buna çözümü ne? Bunu net olarak görebiliyor muyuz? (olmadığını söylemiyorum, oraya çekme).
Anarşizm eleştiri kuramıdır. Model örnermez. Olması gerekeni değil, olmaması gerekeni söyler.Ve söylediği pekçok şeyde de haklıdır. Sosyalizmin farklı olan yanı, olması gerekeni de ortaya koyar. Ve zaman zaman ciddi hatalara da düşer. Ancak bu iki düşman kardeşler de değidir bence. Anarşizmi, sosyalizmin örgütçülüğünü ve bürokratik mekanizmalarını eleştiri bağlamında değerli buluyorum. Zaten birçok sosyalist, günümüzde toerilerini yeniden kurgulama, reforme etme ihtiyacını hissetmişlerdir. İnsanlar, liberalizmin sahte özgürlükçülüğüne aldanıyor bazen. Liberal ekonomide paran kadar özgürsün ve bu sistemde özgürlükten asıl kasıt ''sermaye sahiplerinin'' girişim özgürlüğüdür.
Şahsen, sol muhalefetin parlemento dışında, yerele odaklanması gerektiğine inanıyorum. Şu an için en iyi yol sivil ama gerçekten sivil bir siyasal/kültürel adımdır. Bunu somut olarak halkevlerinde görüyorum kendi adıma. Bunların dışında örnekler de vardır, olabilir. Mesela, özellikle İstanbuldaki (Mor Çatı) feministlerin eylemleri de son derece güzel. Bunlar çoğaltılmalıdır. Yaygınlaşmalı ve geniş bir kültür perspektifine oturmalıdır. Bu bağlamda İzmirli ve İstanbullu savaş karşıtı anarşistler de dikkate şayandır(dikkat edelim, bu adamlar da dayanışma içinde, örgütlü sayılır). Sinoptaki Nükleer karşıtı eylemlerde pek çok anarşist vardı. Erol Manisalı(tamam, düşüncelerimiz çatışabilir) yaşadığım yerde bir söyleşi yapmıştı. O sırada Manisalı çiftçilerin dikkat çekici birkaç eylemi vardı ve dedi ki'' Bu insanlar, çok değil ayda bir kere düzenli bir biçimde alanlara çıksalar, inanın Türkiyede çok şey değişir''.