Alıntı:
fastclick´isimli arızadan alıntı
Mecliste DTP'nin olması uzun zamandır tartışma konusu. Bu konu üzerinde sayfalarca yazılar yazıldı, çoğunda küfürler ve hakaretler barındı. Ancak modern bir anlayış olan DÜŞÜNMEDEN HAREKET ETMEK eylemi yazıların en aktif etmeniydi.(Bence) Çünkü, yazıların tümü Türkçe'den Türkçe'ye çeviri gibiydi.
Şimdi birazda DÜŞÜNEREK soru soralım, cevap verelim.
1-DTP'nin meclis konuşmalarında yaptığı barış çağrılarını TRT3'te görürken, akşam haberlerinde neden göremiyoruz?
2-DTP'nin meclis konuşmalarında, diğer partilerin milletvekilleri (ki bir düşünün bunlar kaç yaşında PROFESYONEL siyasetçi!) neden DTP'li konuşmacıyı dinlemek yerine kitap okumayı, mp3 çalardan müzik dinlemeyi tercih ediyor?
3-"Biji" demeleri aylarca olay olurken; "Batman ve Diyarbakır'ıda kazın. Neler çıkacak görün." dediklerinde neden kimsenin kılı kıpırdamıyor?
4-Mecliste yada basın açıklamaları gibi etkinliklerdeki sorularına neden hep "Siz Terörist'siniz" yanıtı alınıyor? Birileri verecek cevap mı bulamıyor?
5-Türkiye halkları çoğu gerçeği neden görmek istemiyor? (Ki en vahim soru budur)
Bu ve bunun gibi birçok şey sorulabilir. Ancak lütfen tepkinizi meclisteki "PROFESYONEL" milletvekilleri gibi değilde; bu forumun üyelerine yakışır şekilde verin...
Yanlışlarım için özür dilerim.
Şimdiden teşekürler..
|
1. Buna siyaseten seçici algı diyebiliriz. Karşıtı olduğunu düşündüğün tarafın bazı sözlerini öne çıkarıp bazılarını yok sayarak onun fikirlerini çarpıtırsın ki buna ''manipülasyon'' yada ''ajitasyon'' da deniliyor.
2. Aynı manipülatif hareketler, doğal olarak, meclis konuşmalarında da sergilenerek bir yandan topluma ''bunlar önemsiz ıvır-zıvırlar'' mesajı veriliyor, bir yandan da bir tür psikolojik yıldırma taktiği uygulanıyor.
3. Biji demeyi öne çıkartıp barış çağrılarını yok saymak da benzer bir çarpıtma örneği.
4. Konuyu '' şiddet ve çatışma'' bağlamına, dolayısıyla gerilla savaşı üzerine hapsetme; böylece, konunun olumsuz sonuçlarını gözümüze sokarak ''neden'' leri ile ''asıl tartışılması gereken''i dikkatlerden kaçırma, yani manipülasyon...
5. Birçok kesimin, ülkenin doğusunda yaşanan çatışmaları ve şiddeti bitirmek gibi bir kaygısı olmadığı; bilakis, bu durumun sürekliliğinin birçoklarına ciddi rant sağladığı ortadadır. İspat mı? Buyrun milli savunma harcamalarına bakınız. Milli savunma harcamalarının mahkeme ve denetimlerden uzak tutulduğunu biliyor muyuz? Bu konuda şeffaflığın uzak bir hayal olduğunu?
Şiddet, çatışma birçok canları yakarken bazılarına da ciddi iktidar kanalları açar. Türkiye Kürt realitesini şiddet sarmalına hapsetmiştir. Doğudaki illerimiz, sömürge yönetimlerine rahmet okutacak tarzda yönetilmektedir. Eğitimin içeriği, eğitim araç-gereçlerinin-sınıfların yetersizliği, alt yapı hizmetlerinin olmaması, yolları bile olmayan ilçeler, işsizlik-yoksulluk, zorunlu göçler, dil ve kültür sorunları, asimilasyona varan uygulamalar, demokratik ifade kanallarının kapalı olması, feodal ağaların-kaçakçıların halkı sömürmesi, 12 Eylül rejimi hepsi bir nedendir. Bugün devlet televizyonu kürtçe yayın yaparken, bundan yıllar önce bir Kürt sanatçısı kürtçe şarkı söyleyip klip çekmek istediğinde ''linç'' edilmiştir. Kürtler ''dağ türkleridir'' söyleminden bugün dillerini kabul noktasına gelinmiştir.