|
|
tanriya inananlara bir soruSerbest Kürsü içerisinde tanriya inananlara bir soru konusu: bende inaniyorum ama bizi yaratti oldurdu cennete koydu ne isine yarayacakki biz tanrinin bir nevi tavlasimiyiz...

29-12-2008, 23:20
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 25-07-2008
Nerden: otoritenin olmadigi bir yerde
Yaş: 22
Mesajlar: 53
|
|
tanriya inananlara bir soru
bende inaniyorum ama bizi yaratti oldurdu cennete koydu ne isine yarayacakki biz tanrinin bir nevi tavlasimiyiz
|

30-12-2008, 20:45
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-12-2008
Yaş: 18
Mesajlar: 63
|
|
|
deney olabilir
|

31-12-2008, 03:47
|
 |
The Man In Me
|
|
Üyelik Tarihi: 11-08-2008
Yaş: 35
Mesajlar: 254
|
|
|
varlığının zaman boyutunda süresi olmayan (öncesiz ve sonrasız) bir varlık (tanrı) için, tüm bu evrenin yaratılması, dinlerin gönderilmesi ve bunlara bakılarak insanların ebedi mekanlarına alınması durumu, yani dünyanın varlığından sonuna kadar geçen süre, o süresizlik içinde bir an bile sayılamayacağı için, geri kalan zamanda tanrının ne yapacağı benim de merak ettiğim konuların başında gelmiştir. tanrıyla beraber sonsuzluk kazanan insanın (her ne yapacaksa o sonsuz zamanda) canı çok sıkılacağı için sürekli tavla oynaması muhtemeldir ve sonsuzluk içinde zaman bolluğundan dolayı tavla oyununda büyük ustalık kazanacağı kesindir. işte belki o ustalık içerisinde tanrıya "seni de yenerim" iddiasıyla kafa dahi tutabilecektir. belki o zaman tanrı ve insan, tavla arkadaşı bile olabileceklerdir.
bu sonsuzluk olayı, kanımca dinlerin en büyük safsatası. diğer bir çok safsata için bkz. tüm kutsal (!) kitaplar...
|

01-01-2009, 15:10
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 11-12-2007
Yaş: 28
Mesajlar: 189
|
|
|
mülk süresi 2. ayet:
O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır
zariyat süresi 56. ayet:
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım
allah ayetinde buyurduğu gibi insanları ve cinleri sadece kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır...yani bizim şu an vâr olma nedenimiz allaha kulluk etmektir...ilk yazdığım ayette belirtildiği üzere hayatın ve ölümün yaratılamasının sebebi ise allahın bizi imtihana tabi tutması ve hangimizin cennete layık ameller işleyeceğini ve hangimizinde cehenneme layık ameller işleyeceğimizi bize göstermesidir...
eğer dünyaya gelmeyip direkt olarak kimileri cennete kimileri cehennem gönderilseydi o zaman insanlar:
bizi neden imtihana tabi tutmadan cezalandırıyorsun diyeceklerdi...
işte bu dünya imtihan yeri...
karşılığı ise ölümden sonraki hayatta...
allah doğru yolu göstermiştir,yanlış yoluda...
cenneti anlatmıştır,cehennemide...
ve tercih hakkını insanlara bırakmıştır...
inanmak bireysel bir tercihtir...inkar etmekte...

Aşkı şehirler oluşturur,şehirler yaşatır diyorum sana,
Gün gelir aşklarıyla anılır şehirler; anılırsa,
Niyetim sevdalı sözler etmekte olmasa,
Ne için yazıyorsam sana adıyorum FATSA...
|

01-01-2009, 16:06
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
|
|
Alıntı:
fatsalı´isimli arızadan alıntı
allah doğru yolu göstermiştir,yanlış yoluda...
cenneti anlatmıştır,cehennemide...
ve tercih hakkını insanlara bırakmıştır...
inanmak bireysel bir tercihtir...inkar etmekte...
|
Sorun da bu zaten; kimse doğru yolu gösteren bir tanrıyla karşılaşmamıştır. Her daim birileri çıkar, var olduğunu iddia ettiği tanrının koyduğu kuralları uygulamamız gerektiğini söyler. Afrikalının inandığı tanrılar da, putlar da, dört büyük dinler de böyledir. Kimse bir tanrı görmez, beş duyu organı ile hissetmez –belki hissettiğini sanar- ama inanır ve kendi tanrısına inanmayanları yanlış yolda olmakla suçlar. Siz beni yanlış yolda olmakla suçlarsınız bense sizin kaçık olduğunuz düşüncesine kapılırım böyle gider bu tartışmalar.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

01-01-2009, 18:48
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-12-2008
Nerden: sakarya
Yaş: 24
Mesajlar: 17
|
|
|
Kur'an Allah Teâlâ'nın gözle (basar) algılanamayacağını, akıl ile de kavranamayacağını açıkça ifade ediyor. Hiçbir kimse tarafından görülmemiş ve dünyada görülemeyecek olan bir varlığın, gözle görülen mesela kırmızı bir elma gibi tasavvur ve tahayyül edilememesi tabîîdir. Eğer insanoğlu zihninde, hayalinde bir Allah tasavvur ve tahayyül ederse, Allah'ı bundan (hayalinde O'na verdiği şekilden, suretten) tenzih etmesi, "Haşa Allah bu değildir, O, tasavvur edilemez, herhangi bir şekle sokulamaz" demesi gerekir.
Allah'a iman, gayba (görülemeyene) imanın başında gelir. Bir şeyin varlığını bilmek ve ona inanmak başkadır, onu görmek, görmeden tasavvur etmek başkadır; "ikincisi olmuyor diye birincisi de olmaz" denemez, birincisi ikincisini zorunlu kılmaz; yani var olan her şeyin görülmesi gerekmez. Biz, evrenin ve evrende olanların, dünyaya ve onun da içinde yer aldığı galaksiye nisbetle çok daha büyük olduğunu biliyor ve buna inanıyoruz, ama o galaksilerin tamamını görmüyoruz. Biz aklımızın olduğunu biliyor ve buna inanıyoruz, ama onu görmüyoruz ve tasavvur da edemiyoruz. Aklın işlevine, eserine bakarak onun var olduğunu biliyor ve ona inanıyoruz. İşte bunun gibi kendimize ve çevremize bakıp bunların üzerinde düşününce de Allah'a ulaşıyoruz; yani bütün bunlardan yaratan ve yöneten bir varlığın olması gerektiği sonucunu çıkarıyoruz. Bu varlığın niteliklerini kısmen aklımızla buluyoruz, ama bu konuda akıl yeterli olmuyor, nitelikleri doğru ve tam olarak öğrenebilmek için Allah'ın açıklamasına ihtiyaç duyuyoruz, bu açıklama da vahiy yoluyla yapılıyor.
İnsan bir kere Allah'a iman ettikten sonra bu imanın bilgi imanını geçip, "bir şeyi görerek, hatta bir şey olarak ona inanma" kesinliğine ulaşabilmesi için tefekkür ve ibadete devam etmek gerekiyor. Tefekkür ve ibadet sonunda, yine görmeden öyle bir Allah inancına ulaşılıyor ki, bu imanın sahibi gördüklerinden şüphe ediyor da Allah'ın varlığından şüphe etmiyor.
"Bir şeyi Mehmet'ten, Ahmet'ten istemenin, Allah'tan istemekten daha gerçekçi gelmesi", isteyenin hem kendisi hem de başkaları hakkındaki bilgisinin sığlığından, tefekkür kapasitesinin darlığından kaynaklanır. Ayrıca bir şeyi Mehmet'ten istemekle Allah'tan istemek de birbiri ile çelişmez. Mehmet'in vermesinin anlamı başkadır, Allah'ın vermesinin anlamı başkadır. Allah dilemezse Mehmet veremez ve Mehmet'in verdiği de Allah'ındır. Hiçbir insan yoktan bir zerre yaratmış değildir; bütün yapılanlar, bulunanlar, alınanlar, verilenler yaratılmış ve hazır bulunmuş bir âlemde ve o âlemden (ondaki canlı ve cansız varlıklardan) yapılmaktadır. Hem kaynak O'ndandır, hem beşerin yapıp ettiklerinin düzeni (tabîî denilen düzen) O'na aittir.
|

01-01-2009, 19:34
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2009
Yaş: 24
Mesajlar: 22
|
|
Burada aslında önce şunu tanımlamak gerekir tanrı nasıl bir varlıktır?kitaplı dinlerin dediği gibi bir tanrı mı yoksa panteistlerin savunduğu gibi tanrı;evrenin ta kendisimi?hepimiz onun bir parçasımıyız.bizlere anlatılan bir tanrı inacınını taşımamaktayım.o tahtına kurulmuş,adaletsizliğin ta kendisi,ırkçı vs... deneme, sınav palavralarıyla kendini kandıran aptalların tanrısımı. yoksa iyi ,kötü yönlerimizle bizleri ,evreni barındıran,tüm varaoluşu simgeleyen bir tanrımı?
Ataist değilim agnostik olduğumu söyleyebilirim.tanrının varlığını ispatlayacak yada çürütecek birşey söyleyemem ancak söyleyeceğim tek şey var;tanrı var yada yok umurumda bile değil.benim için birşey ifade etmiyor.insan doğarken tanrı inancı nedir bilmez bana kalırsa hiçbir zaman bilmemelide.
Sayın fatsalı;bir ayetten örnek vermiş;bizler kulluk için yaratılmışız  )))))))))))
ne kadar komiktir ve acıdır yalnızca kulluk için yaratıldığını kabul edebilmek.bizler ne kulluk ne de tanrılık için yaratıldık(ki eger bir yaratıcı varsa)bunu anlamak gerekir.eskiden bir tanrı vardı şimdi kapitalist sistem tanrının ta kendisi,büyük bir çoğunluğumuz gibi başeğen,hep daha fazlasını isteyen aç gözlülerse tanrının kulu...cennet cehennem öldükten sonraydı şimdi ise yaşarken .sisteme uy cennette gibi yaşa.sisteme düzene isyan et,gerekli kulluğu yapma,sonuç cehennem, yani açlık rezillik olsun.tanrı manrı palavra hala göremiyorsanız ,düşünemeyen beyninizi tanrıyla beraber cehennemin dibine yollayın...
aslında fark edemesekte hepimiz birer tanrıyız ve şuan sizlerin inandığı tanrıdan çok daha adaletli,güvenilir olanlarımız var  )))
Saygılarımla...
|

02-01-2009, 04:03
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 25-07-2008
Nerden: otoritenin olmadigi bir yerde
Yaş: 22
Mesajlar: 53
|
|
|
Kardes madem allah bizi kulu olalim diye yolluyor ama kendisi zaten mutlak güç sahibi egosunumu tatmin ediyor tatmin olmadim acikcasi
|

02-01-2009, 04:12
|
 |
The Man In Me
|
|
Üyelik Tarihi: 11-08-2008
Yaş: 35
Mesajlar: 254
|
|
Alıntı:
fatsalı´isimli arızadan alıntı
mülk süresi 2. ayet:
O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır
zariyat süresi 56. ayet:
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım
allah ayetinde buyurduğu gibi insanları ve cinleri sadece kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır...yani bizim şu an vâr olma nedenimiz allaha kulluk etmektir...ilk yazdığım ayette belirtildiği üzere hayatın ve ölümün yaratılamasının sebebi ise allahın bizi imtihana tabi tutması ve hangimizin cennete layık ameller işleyeceğini ve hangimizinde cehenneme layık ameller işleyeceğimizi bize göstermesidir...
eğer dünyaya gelmeyip direkt olarak kimileri cennete kimileri cehennem gönderilseydi o zaman insanlar:
bizi neden imtihana tabi tutmadan cezalandırıyorsun diyeceklerdi...
işte bu dünya imtihan yeri...
karşılığı ise ölümden sonraki hayatta...
allah doğru yolu göstermiştir,yanlış yoluda...
cenneti anlatmıştır,cehennemide...
ve tercih hakkını insanlara bırakmıştır...
inanmak bireysel bir tercihtir...inkar etmekte...
|
Fatsalı,
Senin, kendisine kulluk etsinler diye insanları ve cinleri yarattığını söylediğin tanrın, bunların bir kısmı için "Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, 'Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım' sözüm gerçekleşecektir." diyor (SECDE 13). Daha işin başında bazılarını cehenneme dolduracağına AND İÇEN bir tanrının neyi imtihan ettiğini biraz daha ayrıntılı açıklar mısın?
Senin tanrının, kuranda muhammede hitaben söylediği "Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük bir azap vardır." (ÂL-İ İMRAN 169) ayetinde, Allahın pay vermemek istediği insanları küfürde yarıştırmasının mantığıyla imtihan mantığını bir arada nasıl ele aldığını biraz daha ayrıntılı açıklar mısın?
Ayrıca Fatsalı, sen Allahın tüm insanları ve cinleri kendisine ibadet için yarattığını ve bu konuda kendi seçim hakları olduğunu söylediğini iddia ediyorsun. ama senin tanrın diyor ki "Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhemet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, 'Andolsun ki cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan (suçlularla) dolduracağım' sözü gerçekleşti" (HUD 118-119). Gördüğün gibi tanrı herkesi kulluk için yaratmamış, keyfi bir şekilde merhamet ettikleri müstesna olmak üzere, bir kısım cin ve insanı da ihtilafa devam etsinler diye yaratmış. Bunun imtihan mantığıyla olan ilişkisini ve de senin tanrının sözlerinden bir haber olman durumuyla onun gözündeki yerinin son analizini bizimle paylaşabilir misin?
Fatsalı, diyorsun ki "İnanmak inanmamak serbesttir, kişiye kalmıştır". Ama sen çok büyük günah işliyorsun dostum. Çünkü Allah'ın söylediğine karşı gelmek büyük günahtır. Oysa senin söylediklerin hakkında Allah aslında neler söylüyor: "İçlerinden, (Kuran okunurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her türlü mucizeyi görseler de sana inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkar edenler, 'Bu (Kuran) evvelkilerin masallarından başka birşey değil' derler" (EN'AM 25). Şİmdi, Kuranı dinleyip iman edebilecek bir durumda olan bir kafirin, Allah tarafından kuranı anlamasın diye kalbine perdeler gerilmesini, kulaklarına ağırlıklar konulmasının nedenini bir açıkla da, şu imtihan işini biraz daha iyi anlamama yardımcı ol.
Fatsalı, elin değmişken, bir yukarıdaki paragrafla alakalı olduğunu düşündüğüm şu ayetleri de açıklarsan, eh ben de eşşek değilim ya, şu imtihan meselesini bir güzel anlayacağım ALLAHIN İZNİYLE: "Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve herşeyi karşılarında (hakikatın şahitleri olarak) toplasaydık, ALLAH DİLEMEDİKÇE yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar" (EN'AM 110-111)... "Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir" (EN'AM 125)... "Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlık içinde bırakır, bocalayıp dururlar" (ARAF 186)... "Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekun iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü'min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? ALLAH'IN İZNİ OLMADIKÇA, HİÇBİR KİMSE İMAN EDEMEZ. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir." (YUNUS 99-100)... "Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz ALLAH SAPTIRDIĞI KİMSEYİ DOĞRU YOLA İLETMEZ. Onların yardımcıları da yoktur." (NAHL 37)... "O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz." (ANKEBUT 21)
Fatsalı, bunları da anlatabilirsen bana çok sevinirim. ben ne zamandır bu imtihan meselesini merak eder dururdum. Şimdi senin gibi bilgili bir arkadaşımı bulmuşken faydalanmak isterim.
Kuran indirilmeden önceki Arabistan için kullanılan bir deyim vardır: Cahiliye dönemi. Azıcık olsun kıllan Fatsalı! Yukarıda En'am 25'te inanmayanların söylediği "bu kuran eskilerin masallarından başka birşey değil" sözünden kıllan! Neymiş bu eski masallar, neredeymiş, ne anlatılırmış bu masallarda? (hadi senle bayağı samimi olduk, biraz kopya vereyim, malum imtihandayız, kollayalım birbirimizi. Sümer, Babil ve Mısır Mitoslarına biraz göz at!)
Uyan Fatsalı uyan! Cahiliye dönemindeki Arap mı cahil yoksa biz mi?
* Ayetler, Diyanetin kuranından alınmıştır.
|

02-01-2009, 12:12
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
|
|
|
Öncelikle galaksinin büyüklüğü gözlemlenebilir kesin kanıtlara dayalı mantıksal bir çıkarımdır alska. Deneysel çıkarımlar ile gerçekliği ispatlanmış değerler ile varlığı ispatlanmayan, duyu organları ile algılanamayan, bir inanıştan öte gitmeyeni kıyaslayamayız. Ve insanlar buna inanmaya zorlanamaz. İşin aslı burada bir yaratıcıdan bahsediyoruz, siz ise İslam dininin tanrısı olarak kabul edilen Allah’tan bahsediyorsunuz. Aklın işlevinden bahsedip de mantıklı hiçbir yanı olmayan bir inanışı, akıl bizi ona ulaştırıyor demek ulvi bir yetenek olsa gerek. Nedensellik ilkesinde bile birbiri ile ilişkisi olmayan iki değişkenin aynı anda –tesadüfi- olarak birlikte değişiyor olması birinin diğerinin nedeni veya sonucu olduğunu göstermez. Yani kentte görülen leylek sayısındaki artış, bebek sayısındaki artışın nedeni olamaz. Bkz. Korelasyon.
Hem sahi ya, neden dış dünyadan kendini soyutlayan yerli kabileler akıl yolu ile sizin Allah’ın varlığına erişemiyor? Ya da kimse bahsetmese aklınızın size böyle bir tanrı varlığına götüreceğini neye dayanarak iddia ediyorsunuz? Zira dış dünyadan kendini soyutlamış topluluklarda ya da kabilelerde bahsettiğiniz örnekleri göremiyoruz biz, aydınlatır mısınız? Nasıl oldu da bizim gibi sığ kalmaktan kurtuldunuz? Ya da bunları size kim söyledi? Vahiy mi geldi?
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:11 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|