|
“Taraf”... O dokunulmazlığı, o dehşetli otoriteyi kırıyor. Generallerin de bir kamu görevlisi olduklarını ve sorumluluklarını hatırlatıyor onlara... Korkmuyor... Tehditlere aldırmıyor... Gözlerinde korku görmek isteyen generallere bu zevki tattırmıyor... Ahmet Altan bakın ne diyor:
-Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin? Siz kimi korkutmaya çalışıyorsunuz?
Bunlar bizi korkutmaya yetmez.
Korkutabileceğinize inanıyor musunuz gerçekten?
Siz böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkâr bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz?
Bugüne dek asker karşısında hep sus-pus olmuş olanlar donup kalmış... General ile gazetecinin düellosunu garip duygularla izliyorlar... Kimisi böyle bir cesareti hayatında hiç göstermediği için kendi kendinden utanarak... Kimisi bu “kahraman”ı yere sermeyi tasarlayarak... Kimisi, kimsenin söyleyemediğini söyleyebildiği için onu dehşetli kıskanarak... Kimisi generalin safında yeni bir yalakalık örneği sergileyerek... Kimisi de, solcu olduğu halde böyle bir “kahramanlığı” göstermekte aciz kalmanın ezikliğiyle, kendinin yapamadığını yaptı diye ona ajanlık iftirası atarak.. Ve ortalıkta dolanan mırıltılar: -Onu yaşatmazlar... -Vururlar... -Havaya uçururlar... -Trafik kazasında gider...
Ahmet Altan’ı vurmazlarsa, işi daha da zor. Ona “ajan” diyenler kendilerini haklı sanacaklar... Öyle ya, bu kadar şeyi yazdıktan sonra hala hayatta kalması mucize değil mi? Mutlaka bir bit yeniği bulacaklar bunda.. “Ajan olmasa çoktan vururlardı” diyecekler. Altan’ın kurtuluşu yok! Hamasetçi kesimden vatan hainliği suçlamaları yağıyor... Sol kesimden ise ajanlık yaygaraları.. Gazetesinin düşük tirajını yükseltmek için bu yayınları yaptığını söyleyenler de..

gücün yalaka şahsiyeti
hangi söz ona ışık olabilir
|