Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü


Evrim Masalı...artık masal...

Serbest Kürsü içerisinde Evrim Masalı...artık masal... konusu: Alıntı: sangre ´isimli arızadan alıntı Bu durumun size mantıksız gelmesi, gerçekten mantıksız olduğu veya durumun gerçek dışı olduğunu kanıtlamaz.. Günümüzde evrim teorisi zaten defalarca kanıtlanmıştır.. Kilise bile evrimi kabul etmişken, ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #81 (permalink)  
Alt 13-10-2008, 17:34
Gothic_Vampiress - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
Crash Down Champion
 
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 21
Mesajlar: 209
Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Bu durumun size mantıksız gelmesi, gerçekten mantıksız olduğu veya durumun gerçek dışı olduğunu kanıtlamaz.. Günümüzde evrim teorisi zaten defalarca kanıtlanmıştır.. Kilise bile evrimi kabul etmişken, HY'nin peşine takılıp gelen insanların burada iki çift sözü bile çok komik kalıyor. (Konu başlığındaki saçmalıklara atfen).

Evrim Teorisi hakkında daha geniş bilgi sahibi oldukça, size de bazı şeyler daha mantıklı gelmeye çalışacaktır, kuşkunuz olmasın.
harun yahya nın kitabını okumadım dolayısıyla peşinden de gitmiyorum. evrim teorisinin defalarca kanıtlandığını da biliyorum. zaten yazdığım şeylerde de belirttiğim gibi. sadece iki düşüncede de boşluklar var benim amacım o boşlukları doldurmak kavga etmek değil.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #82 (permalink)  
Alt 13-10-2008, 17:37
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim *
Bloody Pingu Champion
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
Alıntı:
Gothic_Vampiress´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
harun yahya nın kitabını okumadım dolayısıyla peşinden de gitmiyorum. evrim teorisinin defalarca kanıtlandığını da biliyorum. zaten yazdığım şeylerde de belirttiğim gibi. sadece iki düşüncede de boşluklar var benim amacım o boşlukları doldurmak kavga etmek değil.
Yanlış anlamışsınız, o sözleri size söylemedim.. Bakın sözlerim yanlış anlaşılmasın diye, cümlenin yanına parantez içinde ne yazmışım; (Konu başlığındaki saçmalıklara atfen).

Saygılar.


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #83 (permalink)  
Alt 13-10-2008, 17:41
Gothic_Vampiress - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
Crash Down Champion
 
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 21
Mesajlar: 209
ben sadece burdaki tartışmayı okuyorum ve yorumluyorum kendisiyle çelişen çok kişi var. benim amacım bilgi edinmek ve bildiklerimi paylaşmak zaten forumların da asıl amacı budur
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #84 (permalink)  
Alt 13-10-2008, 17:45
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim *
Bloody Pingu Champion
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
Alıntı:
Gothic_Vampiress´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
ben sadece burdaki tartışmayı okuyorum ve yorumluyorum kendisiyle çelişen çok kişi var. benim amacım bilgi edinmek ve bildiklerimi paylaşmak zaten forumların da asıl amacı budur
Bizde forum katılımcılarından sadece bunu istiyoruz zaten (Bi an kendimi admin gibi hissettim )

Kalıcı olmanız dileğiyle.


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #85 (permalink)  
Alt 14-10-2008, 17:59
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 24-09-2008
Mesajlar: 9
Uzun uzun cevap vemek isterdim ama evrimci arkadaşlara başvurdukları "kaynak"ların ciddiyeti, güvenilirliği ve bilimselliği hakkında ufak bir örnek göstereyim. Sonra oradan buradan araklanmış, eksik ve çarpıtılmış bilgileri yazarken dikkatli olsunlar:

Harun Yayha'nın Yaratılış Atlası kitabından bir adet "FOSİL"
http://forbiddenmusic.files.wordpres...yahya_lure.jpg

Bir de şu siteye bir bakınız:
Realistic Flies - Fly Tying and Dressing Dragonfly Stonefly Mayfly

Sayfanın ortalarında "Adult October Caddis Fly" türünde bir "BALIK YEMİ" var.

Milyonlarca yıl önce de gerçekçi balık yemi üreten insanlar varmış! Evrim teorisi bir masal!

Bir de şu çok "bilen" imanlı arkadaşların isteğine uyarak sevgili kaynaklarının "bilimsel" bir gözle incelemesini vereyim de:
http://www.ktunnel.com/index.php/101...4b7d848ee17870
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #86 (permalink)  
Alt 14-10-2008, 19:08
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
BlackJack Champion, Desert Battle Champion, Rotation Champion, Home Run Champion, Gyroball Champion, Soap Bubble Champion, Alien Invasion Champion, Metal Slug Champion, Graveyard Champion, Lasagna From Heaven Champion, Trotter Track Champion, Killer Bob Champion, Alien Clones Champion, Bat and Mouse 2 Champion
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
Blog Başlıkları: 8
Alıntı:
i_ramx´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
neyse...kaldığımız yerden dewam...

EVREN İZOLE BİR SİSTEMDİR demiştim ve hala tekrarlıyorum… ve hiç yanılmadığım fiziğiJgibi… Darwinistlerin hmn bu yasada ortaya attıkları güneş sistemi olayı ekemezsiniz bükemezsiniz gelelim sözlerinizde unuttuğunuz bir nokta var güneşin evrenin bir parçası olduğunu ihmal edip sanki güneş evren dışında bir yerden harici bir enerji sağlıyormuş gibi yazamazsınız! çok komik bir durum olur o zmn...bakın.. Termodinamik pozitif bilimlerin kalbidir. Kimya da Biyoloji de Fizik de hepsi termodinamik yasaların üzerine kurulmuştur termodinamik güneş sisteminde işlemedi derseniz güneş sistemindeki olayları biyolojik ya da kimyasal olarak açıklamaya çalışırsanız sadece kendi yazdıklarınızla çelişir ve komik duruma düşersiniz…gelelim diğer bir meseleye "sanmıyorum çünkü sen bilimsel yaklaşmıyorsun, dogmatiksin" demişsiniz şuana kdr yazdıklarımın tümü bilimseldir madem bilimsel değil ispat edin o zmn siz dine inanan her insana dogmatik dersiniz önyargılı olarak şunu bilmeniz gerekir inanç sistemlerinin dayandığı DOGMALAR olduğu gibi, bilimin de temel aldığı VARSAYIM-AKSİYOM-DOGMA lar vardır

Bakın sizinle anlaşamadığımız nokta iki sebepten kaynaklanıyor hangisinin olduğunu belirtin lütfen bnm savunduğum inancın çelişkili olduğunu mu söylüyorsunuz yani bilimle çalişkili olduğunumu söylüyorsunuz, uymuyor olduğunumu? yoksa bnm inancımın daha doğrusu bu sistemin sizin anlayışınıza uymadığınımı söylüyorsunuz? bu çok önemli...Eğerki sistemin çelişkili olduğunu ileri sürüyorsanız bu dinle ilgili önkabulleri kabul edip bilimle karşılaştırıp ona göre yorum yapıp ondan sonra çelişki var veya yok diyebilirsiniz. ben bunları kabul etmiyorum ki bu böyle değil o yüzden şununla çelişiyor demek kimseyi bir yere götürmez...yani eğer sizin anlayışınıza uygun değilse bu kimseyi bir yere götürmez...
Gelelim bilim konusunda ahkam kesen ark.mıza bilimin nsl inancımı her seferinde doğruladığına... bana başka bir yazınızda evrenin genişliği sabitmidir diye sormuş hatta bilimde şok diyerek alaycı bir tavırla olaya yaklaşmanıza... evet bilimsel olarak sabittir Doppler etkisi başka bir konu yine doğrulama açısından...Kozmik fon radyasyonu… nedir bu kozmik fon rdysynu? evrenin her tarafında var olan ve büyük patlama tezinin öne sürdüğü değere birebir uyan ilk patlama anında ortaya çıkan radyasyon...patlamanın fosili... Hidrojen Helyum oranı da sonsuz evrenkavramını yalanlıyor. bu maddelerin evrende hala var olmaları demek sonsuzdan beri var oluyor olamamaları demek...Zira tüm hidrojenin helyuma dönüşmüş olması gerekirdi...



Öncelikle şunu belirteyim tespitleriniz doğru konunun ilk syfasında yazdıklarımı eğer okuduysanız tespitlerinizin bilimsel olarakda doğrulandığını görebilirsiniz "tamam dediklerim bilime aykırı biliyorum" kesinlikle öyle birşey söz konusu değil dedikleriniz bilimde yerli yerine oturuyor ve her seferinde evrim zırvalığını çürütüyor " bulamaç halinde içinde çeşitli atomlar ve moleküller olan bi karışımdan canlı türeyemez. eğer türediğini iddia eden varsa buyursun denesin" zaten mantıklı düşünebilen bir insan bir çok maddenin birayara gelmesiyle tesadüfi ve yerli yerinde bir varlığın oluştuğunu savunamaz çünkü böyle bir durum hakikaten saçma olur mesela düşüninki çok gzl bir tablo harika renkler birbirine uygun ahenk içinde hmn tabloyu kimin yaptığını sorarsınız değil mi? birisi gelip size dese boyalar karışmış fırça tesadüfen kağıda değmiş oluşmuş diye adama deli gözüyle bakarsınız hmn işte bu durumda ayneeen şu evrim masalıyla aynı durum




bildiklerinizi aktarmak konusunda bence gayet yeteneklisiniz mantılı düşünebiliyorsunuz ve düşündüklerinizi yorumlayıp sorular soruyorsunuz bu çok önemli kendinizi küçümsemeyin hiçbir zmn emin olun birçok insanın kavrayamıdığı şeyi çok gzl bir şekilde kavramışsınız



çook gzl bir soru ztn bende diğer bir msjımda madem komplekse doğru gidiyorlar en basit olarak maymunlar niçn hala varlığını sürdürüyor?bunlar insanların ilkel hali değilmi? kompleks yapıdaki bir varlık olan insanla aynı dönemde bulunabiliyorlar bu da darwinizme aykırı?



maymunlar ben ortama uym sağlamak istemiyorum ben böyle kalacağım diyipte mi günümüze kdr gelmişler (ortama uyum sağlamaktan kasıt kompleks yapıya geçiş) saçmalamayın lütfen darwinizmi savunuyorsunuz ama yazdıklarınız darwinizmle çelişiyor bu nsl yaman bir çelişki pes doğrusu!



hakikaten çok yorgunum ve zmnım yok işlerim çok yoğun ve ancak bu kdr yazabildim kusuruma bakılmasın diğer ark. inş. geniş bir zmnda cvp vereceğim mazur görün lütfen...
Ne evren ne de dünya izole ve kapalı bir sistem değildir, yanıldın her zaman yanıldığın gibi. Dünya ve üzerinde yaşayan canlılar da açık bir sistemdir, güneşten enerji alırlar ve bu enerjiyi kullanarak kendi entropilerini azaltırlar.
Ve hala saçmalıyorsun, termodinamiği reddetmişim gibi fizik termodinamik üzerine kurulmuştur, termodinamik pozitif bilimlerin kalbidir diyorsun. Ne alaka? Burada bunun aksini idda eden mi oldu şimdi?
Ha bunları neden yazdığını ben izah edeyim; bana cevap vermek için aşırdığın sitede tam olarak böyle yazmışlardı: Termodinamik pozitif bilimlerin kalbidir. Kimya da Biyoloji de Fizik de hepsi termodinamik yasaların üzerine bina edilmiştir.
Yani gene aşırdın: Allahı'ın Varlığının Bilimsel Olarak İsbatı - Sayfa 5 - SDN Forum

Termodinamiği yaradılış safsatalarına uyarlamayı bırakıp biraz bilimsel araştırma yaparsanız her şey gayet açık. Bakın ne diyor bilim adamları:
19. yüzyıldaki Sanayi Devrimi çağında, ısı makinelerinin verimini arttırma çabalarının ürünü olarak ortaya çıkan termodinamik bilimi, tümdengelimci kuruluşu ile doğadaki olayların ve süreçlerin olabilirlik koşullarını kimi yasalarla belirlemektedir. Bu bilim alanının İkinci Yasasıyla fiziğe getirdiği kavramlardan biri de, çevresiyle enerji alışverişi yapmayan, yalıtılmış sistemlerde yürüyen olaylarda her zaman artacağı kuralı getirilen ve enerjinin değersizleşme derecesini veren bir fonksiyon olarak tanımlanabilecek “entropi” kavramıdır.
Kendiliğinden yürüyen olaylarda entropi artar ve sistem dengeye ulaşınca en büyük değerini alır. Yaratılışçıların göz ardı ettikleri nokta, dünyanın yalıtılmış bir sistem olmadığıdır. Yeryüzü, güneşten sürekli enerji aldığı için açık bir sistemdir. Açık sistemlerde enerji ve entropinin değişme süreçleri yalıtık sistemlerdeki gibi değildir. Açık sistemde metabolizma sürecine sürekli olarak enerji girmesi, düzenliliğin ya da örgütlenmenin bir ölçüsü olan negentropiyi ya da negatif enerjiyi arttırır. Böylece entropi artışı, negentropi artışı ile karşılanabilir ve denge durumunda entropi değişmez olur. Dolayısıyla canlıların karmaşık moleküler oluşumu ile bölgesel entropi azalmaları göstermesi, termodinamiğe aykırı değildir. Ancak, tüm Güneş Sistemi incelenecek termodinamik sistem olarak seçilirse -ki o da evrenin geri kalanından yalıtılmış değildir- net entropi artışı söz konusu olabilir. Kaldı ki, geçen yüzyılın sonunda geliştirilen ve maddenin atomlu yapısını göz önüne alan istatistik termodinamik, çok sayıda parçacık içeren sistemlerde denge konumu çevresinde dalgalanmalar olacağını ve yerel entropi azalmaları görülebileceğini kanıtlamıştır.

Doç. Dr. Osman Gürel [Bu yazı Doç. Dr. Osman Gürel'in Yaşamın Kökeni adlı kitabından alınmış ve Bilim ve Gelecek dergisinin Nisan 2007 tarihli 38. sayısında yayımlanmıştır.]



Ve internet ansiklopedisi Wikipedia’dan:
Kapalı bir sistemde entropi her zaman artar. Kapalı sistem kısmı çok önemlidir. Sisteme enerji vermek suretiyle entropisi azaltılabilir. Dünya kapalı bir sistem değildir. Güneşten sürekli olarak enerji akmaktadır dünyaya, ve düzeni bu sağlar.

Ayrıca termal olarak izole edilmiş büyük bir sistemin entropisi hiçbir zaman azalmaz (bkz: Maxwell'in Cini). Ancak mikroskopik bir sistem, yasanın dediğinin tersine entropi dalgalanmaları yaşayabilir (bkz: Dalgalanma Teoremi).
Kaynak: Termodinamik - Vikipedi

Tekrarlıyorum, dünya kapalı bir sitem değildir. Yine de sizin dediğiniz gibi tüm evreni baz alırsak; hem evrenin kapalı olduğunu, hem de evrenin genişlediğini iddia eden hocacılar zaten kendileri ile çelişiyor. Genişleyen bir evren kapalı ve izole olamaz.
Ama çelişkilerinizi bırakıp gerçeklere bakarmaya devam edersek:
Hubble ilişkisine bakarak ya da geçerlilik sınırları denge durumundaki dizgelerle sınırlanmış olan Termodinamiğin II. Yasası'na yaslanarak evrenin belli bir zamanda başladığını, genişlediğini ve "ısı ölümüne" doğru gittiğini söyleyebilmek için ya yazgıcılığın prangalarına gönüllü bağlanmak ya da kötümser var oluşçu olmak gerekiyor.

Büyük Patlama çerçevesinde çalışan tüm evren modelleri evrenin genişlediğini savunmaktadır. Uzay gerçekten genişliyor mu? Bilim insanları bu sonucu hangi gözlemsel gerçekten çıkarıyorlar? Bu soruların yanıtlarına aşağıda değineceğiz.

300.000 kmº1 saniye
Evrenin genişlediğinden son derece emin olan Büyük Patlamacı evrenbilimcilerin sıkça kullandıkları savsözleri: "Kuazarlar en uzak gök cisimleridir. Ne denli uzağa bakarsak zamanda da o denli geriye, başlangıca gideriz" biçimindedir. Bugün birinci tümcenin doğruluğuna ilişkin çok ciddi kuşkular duymayı haklı gösterecek gözlemsel veriler bulunmaktadır. İkinci tümceninse yarısı doğru yarısı yanlıştır! "Ne denli uzağa bakarsak zamanda da o denli geriye gideriz". Bu tümce doğru. Işığın boşluktaki hızının sabit ve bilgi taşımada erişilebilecek en büyük hız olduğunu gözlem ve deneylerden biliyoruz. Işık boşlukta bir saniyede 300.000 kmº300.000 km yol kat eder. Diğer bir deyişle, 1 saniye denkliği doğrudur. Bu denklik bağıntısı, fiziğin homojenlik ilkesini çiğnedi demeyin! Bilindiği gibi fizik, eşitliklerin veya denkliklerin her iki yanında yer alan fiziksel niceliklerin fiziksel boyutlarının aynı olması konusunda son derece dikkatlidir. Einstein'ın Görelilik L = T anlamına gelir.Þkuramında c = 1 alınır. Bu eşitlik, L / T = 1 Yani, uzunluk demek zaman demektir! Einstein zamanı işte böyle "uzaysallaştırmıştır"; zamanın 4. Boyut olarak alınması böyle bir usa vurmayla gerçekleşmiştir. "Zamansız" Einstein bu nedenle, "Zaman bir illüzyondur" demiştir. Diğer yandan Einstein'ın alan denklemlerinin çözümü evrenin dinamik "tarihçesini" verir; yani, evrenin R yarıçapının t zamanıyla nasıl değişeceğini anlatmaya çalışır.

Prof. Dr. Rennan Pekünlü (Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü)


Ve diğer İddia: Australopithecus, Homo habilis ve Homo rudolfensis maymun mudur?

Yanıt: Günümüzden yaklaşık 6 - 7 milyon yıl önce görülen bir dizi iklimsel ve tektonik olayların yarattığı değişimler sonucunda Afrika Kıtası'nın güneyinde ve doğusundaki ekolojik ortamlarda yaşamakta olan insanın ve kuyruksuz maymunların "üst familyasına" (Hominoidea) ait canlılar, ortak gen havuzlarından çeşitlenme yoluyla ayrılmaya başladılar.

Sayın Alpagut, Yaratılışçılar, Australopithecus cinsine (genus) ait fosil türlerin tümünün, günümüz maymunlarına benzeyen soyu tükenmiş maymun türleri olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu cinsin insan familyasının soyağacında yeri var mıdır? Açıklar mısınız?
Günümüzden yaklaşık 6 - 7 milyon yıl önce görülen bir dizi iklimsel ve tektonik olayların yarattığı değişimler sonucunda Afrika Kıtası'nın güneyinde ve doğusundaki ekolojik ortamlarda yaşamakta olan insanın ve kuyruksuz maymunların "üst familyasına" (Hominoidea) ait canlılar, ortak gen havuzlarından çeşitlenme yoluyla ayrılmaya başladılar.
İnsan familyası (Hominidae) ile kuyruksuz maymun familyası (Pongidae) altında biyolojik olarak sınıflandırılan cinsler (genus), birbirine benzeyen ortak karakterlere sahip türlerin oluşturduğu topluluklar olarak çeşitlenmeye devam ettiler.
Bu cinslerden birisi olan Australopithecuslar, günümüzden yaklaşık 4.2 - 1.2 milyon yıl öncesinde yaşamıştır ve kuyruksuz büyük maymunlar ile insanın en eski ortak ata türlerini içeren Hominidae (insan familyası) altında sınıflandırılan diğer fosillerle birlikte, insanın biyolojik evrim tarihine ve soyağacına, eksik parçalar olsa bile, ışık tutmaktadır.
Australopithecus cinsi fosillerine bugüne değin sadece Afrika'da rastlanmıştır ve fosiller kronolojik olarak yaşadıkları dönemlere göre "Erken Australopithecuslar 4.2 - 2.7milyon yıl önce" ve "Geç Australopithecuslar 2.7 - 1.2 milyon yıl önce" şeklinde sınıflandırılmaktadır. Bu cinsin kapsamında yer alan Australopithecus türleri; ortak özellikler taşıyan ve kendi içerisinde döllenen canlılardan oluşan biyolojik gruplar olarak tanımlanır.
Narin yapılı, küçük diş ve çenelere sahip olan Erken Dönem Australopithecusların yanı sıra iri yapılı, büyük yüzlü, kütlevi çeneleri ve dişleri olan Geç Dönem örnekleri, Hominidae familyasının evriminde önemli bir basamağı oluşturmaktadır.
Bu türleri birbirinden ayıran yapısal, biyokimyasal, fiziksel ve davranışsal karakterlerin farklılıkları ve benzerlikleri evrimsel biyoloji açısından dikkate alındığında, türlerin geçmişte bir zamanlar aynı gen havuzuna ait olan populasyonlar oldukları görülmektedir. Paleoantropolojik ve paleontolojik araştırmalarda fosillerin tür tanımlarının yapılabilmesi için öncelikle cins tanımlarının yapılması gerekir.
"Australopithecus cinsinin, Hominidae (insan familyası) soyağacı içerisinde yer almasına neden olan hangi yapısal benzer (homolog) karakterler, bilim insanları tarafından dikkate alınmaktadır?" sorusuna yanıtımız ise, iki ayak üzerinde yürüme (bipedal), alt ve üst çenelerde küçülen ve karşı çene düzlemine taşmayan köpek dişleri ve beyin hacmindeki artış gibi "homolog karakterler"in geçerli olduğudur.
İki ayak üzerinde yürüme ile ellerin serbest kalması vücutta işlev değişikli yaratırken, beyin hacmindeki artış Australopithecusları, kuyruksuz büyük maymunlarından farklı bir evrim çizgisine doğru yönlendirmiştir.
Afrika'da yaşayan kuyruksuz büyük maymunlardan şempanze ve goril türleri de, anılan zaman içerisinde, çeşitlenme yoluyla aynı ekolojik ortamlarda evrimlerini sürdürmüştür.
Sorunuzun bir bölümü olan, Australopithecus cinsinin insan familyasına ait soyağacındaki yerine bilimsel açıdan yanıt, günümüzde soyu tükenmiş bir Hominidae üyesi olduğudur. Bir başka anlatımla bu fosiller, taşıdıkları morfolojik ve homolog karakterlere bakılarak "insanımsılar" kategorisinde yer alırlar.
Australopithecuslar insanın (Homo sapiens) doğrudan atası değildir, ancak insanın üst familyasından yani kuyruksuz büyük maymunlar ile birlikte olduğu ortak atadan, ortak gen havuzundan getirdiği ortak karakterlerden yola çıkarak, bu cinse ait fosil türlerinin günümüzde soyu tükenmiş ara formlar oldukları bilim dünyasında kabul görmektedir.
Homo habilis ve Homo rudolfensis fosillerinin maymun türleri olduğu görüşü ileri sürülmektedir. Bu görüşü değerlendirir misiniz?
Homo cinsinin (genus) ortaya çıkışına yine Afrika Kıtası ev sahipliği yapmıştır. Homo cinsi, kronolojik sıralamada yaklaşık "Erken Dönem 2.5 milyon yıl önce", "Orta Dönem 1.9 milyon yıl önce" ve "Geç Dönem 500.bin yıl önce" yaşamış gruplar şeklinde sınıflandırılmaktadır.
Homo habilis fosili ilk kez 1960'lı yıllarda Tanzanya'da gün ışığına çıkarıldı. Beyin hacmi 590 - 690 cm3 ile Australopithecus cinsine ait türlerin metrik dağılımı içerisinde bulunmaktaydı. Ancak bir grup bilim insanı, bu fosili yeni bir tür olarak kabul etmekte ve Homo cinsi içerisinde yer alması için görüş bildirmekteydi. Homo habilis, küçük ve dar büyük azı dişleri, küçük azı dişleri, küçük çenesi ile çağdaşı olan Australopithecus cinsinin iri yapılı türlerinden ayrılmaktaydı.
Yaklaşık 1 m boyundaki bir dişi ferde ait olan fosilin gövde oranlarına bakıldığında, kollar bacak boyuna göre daha uzun ve "insanımsılara" benzer metrik değerler gösterirken, buna karşın fosilin daha gelişmiş ve modern yapılı el ve ayak iskeletine sahip olması bu örneğin "taş alet üretebilen" bir Hominidae üyesi olması gerektiğini bilim dünyasına kabul ettirdi. Doğu Afrika'da Olduvai Mevkii'nde yapılan kazılarda adı geçen fosil tarafından üretilmiş en eski taş aletlerin bu fosil ile birlikte stratigrafik tabakalarda insitu bulunmuş olması, habilis fosilini Homo cinsine dahil etmeyi mümkün kıldı.
Homo habilis, Doğu ve Güney Afrika'da ele geçen fosillerinin ışığında, 1.9 milyon yıl - 1.6 milyon yıl önce yaşamış, dişi ve erkek örneklerinin arasında cinsiyet / boyut farkının (sexual dimorfizm) fazla olduğu bir fosil grubudur.
En önemli özelliği, el ve ayak iskeletinin gelişmiş olmasıyla üretmiş olduğu taş alet kültürünün, insan cinsinin en eski örneğine ışık tutmasıdır. Bu nedenle bu sorunuzda ileri sürüldüğü gibi, habilis kesinlikle bir maymun türüne dahil edilemez. Homo cinsinin ilk örneğidir.
Homo rudolfensis, Erken Dönem Homo cinsine ait bir örnek olarak, Kuzey Kenya'da Rudolf Gölü (Turkana Gölü) çevresindeki kazılarda ele geçmiştir. Günümüzden 1.9 milyon yıl önce yaşamış olan bu örneğin 750cm3'lük beyin hacmi ve büyük yüz iskeleti, onu Homo habilis'den farklı kıldı. Dişlerinin büyüklüğü ile de çağdaşı olan iri yapılı Australopithecus cinsinin metrik değerlerine yakın bulundu.
Beyin - gövde oranı ise, mental yeteneklerinin gelişmiş olduğu yönünde bilgi veriyordu. Bilim insanları fosilde saptadıkları bazı modern karakterlerin ışığında, bu fosili Homo cinsi içerisinde kabul ettiler. Beyin hacmi, beyin - gövde oranı ve gelişmiş mental yetenekler, bu örneğin maymun türlerine kesinlikle dahil edilemeyeceğini göstermektedir.
Kaldı ki, bu fosil ve habilis fosili, eğer benzeyecek ise bir maymun türüne değil, insanımsılara benzer bazı karakterleriyle dikkate alınır.
İnsanın biyolojik evrim tarihine bakıldığında, Afrika'da yaklaşık 6 - 2 milyon yıl süren bir zaman diliminde, Hominoidea üst familyası, bunu takiben Hominidae familyasından evrimleşerek, değişen çevre koşulları karşısında Afrika dışına göç eden Homo genusu üyelerinin dünyaya yayıldığı görülür.

Prof. Dr. Berna Alpagut (Ankara Ünv. DTCF Antropoloji Bölümü)
Bilim ve Gelecek:: İddia: Australopithecus, Homo habilis ve Homo rudolfensis maymun mudur?
Alıntı:
maymunlar ben ortama uym sağlamak istemiyorum ben böyle kalacağım diyipte mi günümüze kdr gelmişler (ortama uyum sağlamaktan kasıt kompleks yapıya geçiş) saçmalamayın lütfen darwinizmi savunuyorsunuz ama yazdıklarınız darwinizmle çelişiyor bu nsl yaman bir çelişki pes doğrusu!

Şu söylediklerin aslında senin bu konudaki cehaletini gösterir. Evrim teorisi maymunların ortama uyum sağlamak istemediği için günümüze kadar geldiğini değil, ortama uyum sağlayanların hayatta kaldığını söyler. Maymun hala varsa bu onun bir tür olduğunu gösterir.
Tanrının varlığını ispatlamak için bilimi inkar edemz, çarpıtamazsınız. MorningStar’ın örneğindeki gibi savlarınız uydurma ve safsatadan öteye gitmiyor.
Ve yazılarını kopyalayıp buraya astığınız Harun Yahya bilim adamı olmadığı gibi eğitimi lise mezuniyetinden ibarettir. İddiaları bilimsel nitelik taşımaz, itibar da görmez. Buna rağmen akli dengesinin yerinde olmadığını mahkemelere ispatlamış birisinin söylediklerini ciddiye alanlara ancak güler geçerim.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #87 (permalink)  
Alt 14-10-2008, 22:48
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 13-10-2008
Yaş: 31
Mesajlar: 11
Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
i_ramx,

Saçma sapan şeyler yazıp açtığın konuyu meşgul etme.. Açtığın konuda ki tüm iddialarının cevaplarını yazdım.. Susup oturacağına hala laf kalabalığı yapıyosun.. Şimdilik yazdığın hiçbir konuya girmiyorum.. Sen iddialarına verdiğim cevapları bir değerlendir önce.. Zaten yazdığın yazıların tümü saçmalıklarla dolu ve konudan konuya atlıyosun.. Önce iddialarına karşın, bilim adamlarının yazılarını oku ve cevabını yaz, ondan sonra istediğin konuya atlayabilirsin.. Eğer bir cevabın yoksa, kapa çeneni ve evrim teorisi hakkında bilgi edinmeye başla.
"hakikaten çok yorgunum ve zmnım yok işlerim çok yoğun ve ancak bu kdr yazabildim kusuruma bakılmasın diğer ark. inş. geniş bir zmnda cvp vereceğim mazur görün lütfen..." msjımı dikkatlice okuduysanız sizin msjınıza niçin cvp yazmadığımı anlamış olmanız gerekirdir mazur görün demişim incelikle üstelik "iddialarına verdiğim cvp" "iddialarına cvpları yazdım" gibi sanki kendisi yazmış gibi ukalaca bir tavırla ne diyelim ilginç... (hepsi alıntı... bu arada şunu belirteyim altına alıntı yazmış olman kopyala yapıştır yapman "cvplarını ver yazmışım" vs gibi cümleleri komik duruma düşürüyor haberin olsun... yanlış anlaşılmasın ben diğer ark. gibi artık hangi zihniyetle! çalmışsın sahtekarlık ve daha bir çok hakaretleri bana yapmış olsada her ne kdr msjımda Harun Yahyadan faydalandığımı belirtmeme rağmen hala bunu algılamakta zorluk çekselerde kesinlikle böyle birşey demiyorum bn farklı kaynaklar belirtmen çok gzl sadece kurduğun cümlelere brz daha dikkat et...
neyse konumuza dönelim;


Yanıt1; E cvp bakın öncelikle bi konuda anlaşalım bahsettiğiniz kavramı(kambriyen)açıklarken bile farkında olmadan çelişkiye düşüyorsunuz şöyle kambriyen “PATLAMASI” o dönemde bir anda birsürü canlı örneği olduğu için (araştırmalar sonucu) bu döneme böyle bir isim verilmiş bahsettiğiniz kavram bile olayı açıklarken…sz niye anlamakta bu kdr zorluk çekiyorsunuz???ilginç!.. diğer bir husus şuana kdr yani ortalama 150 yıllık yapılan araştırmalar arkeologlar pale.lar tarafından kambriyen döneminde birçok fosil kayıdı olduğunu filumlarım tamamının bu dönemde bulunduğunun kanıtıdır kambriyen dönemine ait kayalıklarda 550milyon yıl öncesindeki kayalıklarda …Arthropodlar yumuşakçalar ve birsürü fosil…bulundu
tabi darwinistler dramatik bir duruma düştüler prekambriyen dönemine umut bağladılar ama ne yazıkkı o dönemle ilgili yapılan araştırmalrda kompleks canlıların ilkel yapıdaki atalarına dair hiçbir fosil örn. göstermedi…


Yanıt2 Bu konuda şu verdiğiniz sözde ara geçiş formlarına örnek olan kısımdan bahsediyorum ki hepsi bir zmn bulunan ve daha snra soyu tükenen canlılar… bunlara çok gzl bir şekilde cvp veren bir kaynaktan alıntı yapıyorum ARCHÆOPTERYX YANILGISI
"Dinozorlarla kuşlar arasında geçiş formu" olduğu öne sürülen Archæopteryx, bundan yaklaşık 150 milyon yıl önce yaşamıştır. Teoriye göre küçük yapılı dinozorların bir kısmı, evrim geçirerek kanatlanmış ve uçmaya başlamışlardır. Archæopteryx, sözde dinozor atalarından ayrılan ve yeni yeni uçmaya başlayan ilk türdür.
Oysa Archæopteryx'in fosilleri üzerinde yapılan son incelemeler bu anlatımın bilimsel bir temeli olmadığını göstermektedir. Bu canlı bir ara geçiş formu değil, sadece günümüz kuşlarından biraz daha farklı özelliklere sahip, soyu tükenmiş bir kuş türüdür.
Archæopteryx'in iyi uçamayan bir "yarı-kuş" olduğu tezi yakın zamana kadar evrimci kaynaklarda sıklıkla dile getirilmekteydi. Bu canlının "sternum"unun, yani göğüs kemiğinin olmaması canlının uçamayacağının en önemli kanıtı olarak gösterilmekteydi. (Göğüs kemiği, uçmak için gerekli olan kasların tutunduğu göğüs kafesinin altında bulunan bir kemiktir. Günümüzde uçabilen veya uçamayan tüm kuşlarda, hatta kuşlardan çok ayrı bir familyaya ait olan uçabilen memeli yarasalarda bile bu göğüs kemiği vardır.)
Ancak 1992 yılında bulunan yedinci Archæopteryx fosili bu iddianın yanlış olduğunu gösterdi. Zira bu son bulunan Archæopteryx fosilinde evrimcilerin çok uzun zamandır yok saydıkları göğüs kemiği vardı. Nature dergisinde bu yeni bulunan fosil şöyle anlatılıyordu:
Son bulunan yedinci Archæopteryx fosili, uzun zamandır varlığından şüphe edilen, ama hiçbir zaman ispatlanamayan bir dikdörtgensel göğüs kemiğinin varlığına işaret ediyor. Bu canlının uzun mesafelerde uçuş yeteneği hala spekülasyona dayalı, ama göğüs kemiğinin varlığı güçlü uçuş kaslarının olduğunu gösteriyor.26
Bu bulgu, Archæopteryx'in tam uçamayan bir yarı-kuş olduğu yönündeki iddiaların en temel dayanağını geçersiz kıldı.
Öte yandan, Archæopteryx'in gerçek anlamda uçabilen bir kuş olduğunun en önemli kanıtlarından bir tanesi de hayvanın tüylerinin yapısı oldu. Archæopteryx'in günümüz kuşlarınınkinden farksız olan asimetrik tüy yapısı, canlının mükemmel olarak uçabildiğini gösteriyordu. Ünlü paleontolog Carl O. Dunbar'ın belirttiği gibi, "Tüylerinden dolayı bu yaratık tam bir kuş özelliği gösteriyordu".27
Archæopteryx'in tüylerinin ortaya çıkarmış olduğu bir başka gerçek, bu canlının sıcakkanlı oluşuydu. Bilindiği gibi sürüngenler ve dinozorlar soğukkanlı, yani vücut ısılarını kendileri üretmeyen, çevrenin vücut ısılarını etkilediği canlılardır. Kuşlarda bulunan tüylerin en önemli fonksiyonlarından bir tanesi ise, vücut ısısını korumalarıdır. Archæopteryx'in tüylü olması, dinozorların aksine sıcakkanlı bir canlı olduğunu, yani vücut ısısını korumaya ihtiyacı olan gerçek bir kuş olduğunu gösteriyordu.

ARCHÆOPTERYX'İN ANATOMİSİ VE EVRİMCİLERİN HATASI
Evrimci biyologların, Archæopteryx'i ara geçiş formu olarak gösterirken dayandıkları en önemli iki nokta ise, bu hayvanın kanatlarının üzerindeki pençeleri ve ağzındaki dişleridir.

Archæopteryx'in kanatlarında pençeleri ve ağzında dişleri olduğu doğrudur, ancak bu özellikleri canlının sürüngenlerle herhangi bir şekilde bir ilgisi olduğunu göstermez. Zira günümüzde yaşayan iki tür kuşta, Touraco corythaix ve Opisthocomus hoatzin'de de dallara tutunmaya yarayan pençeler bulunmaktadır. Ve bu canlılar, hiçbir sürüngen özelliği taşımayan, tam birer kuştur. Dolayısıyla Archæopteryx'in kanatlarında pençeleri olduğu ve bu sebeple de bir ara form olduğu yolundaki iddia geçersizdir.

Archæopteryx'in ağzındaki dişler de yine bu canlıyı bir ara form kılmaz. Evrimciler bu dişlerin bir sürüngen özelliği olduğunu öne sürerek insanları yanıltmaktadırlar. Çünkü dişler sürüngenlerin tipik bir özelliği değildir. Günümüzde bazı sürüngenlerin dişleri varken bazılarının yoktur. Daha da önemli olan nokta, dişli kuşların Archæopteryx'le sınırlı olmamasıdır. Günümüzde dişli kuşların artık yaşamadıkları bir gerçektir, ancak fosil kayıtlarına baktığımız zaman gerek Archæopteryx ile aynı dönemde gerekse daha sonra, hatta günümüze oldukça yakın tarihlere kadar "dişli kuşlar" olarak isimlendirilebilecek ayrı bir kuş grubunun yaşamını sürdürdüğünü görürüz.
İşin en önemli yanı ise, Archæopteryx'in ve diğer dişli kuşların diş yapılarının, bu kuşların sözde evrimsel ataları olan dinozorların diş yapılarından çok farklı olmasıdır. Martin, Stewart ve Whetstone gibi ünlükuşbilimcilerin yaptıkları ölçümlere göre,Archæopteryx'in ve diğer dişli kuşların dişlerinin üstü düzdür ve geniş kökleri vardır. Oysa bu kuşların atası olduğu iddia edilen Theropod dinozorlarının dişlerinin üstü testere gibi çıkıntılıdır ve kökleri de dardır.28 Aynı araştırmacılar, aynı zamanda Archæopteryx ile onun sözde ataları olan Theropod dinozorların bilek kemiklerini karşılaştırmışlar ve arada hiçbir benzerlik olmadığını ortaya koymuşlardır.29
Archæopteryx'in dinozorlardan evrimleştiğini iddia eden ve bu konudaki önde gelen otoritelerden John Ostrom'un, bu canlı ile dinozorlar arasında var olduğunu öne sürdüğü bazı "benzerlik"lerin ise gerçekte birer yanlış yorum olduğu Tarsitano, Hecht ve A. D. Walker gibi anatomistlerin çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır.30
Tüm bunlar, Archæopteryx'in bir ara geçiş formu olmadığını; sadece "dişli kuşlar" olarak isimlendirilebilecek ayrı bir sınıflandırmaya ait olduğunu gösterir. Bu canlıyı Theropod dinozorlarla ilişkilendirmek ise son derece tutarsızdır. Amerikalı biyolog, Richard L. Deem Demise of the 'Birds are Dinosaurs' Theory ("Kuşlar Dinozordur" Teorisinin Sonu) başlıklı makalesinde, kuş-dinozor evrimi iddiası ve Archæopteryx hakkında şunları yazmaktadır:
Son çalışmaların sonuçları göstermektedir ki, Theropod dinozorların elleri (önkol kemiklerindeki) birinci, ikinci ve üçüncü hanelerden türemiştir. Ama kuşların kanatları, ikinci, üçüncü ve dördüncü hanelerden türer... ' Kuşlar dinozordur' teorisiyle ilgili başka problemler de vardır. Theropodların ön ayakları Archæopteryx'e kıyasla, vücutlarına göre çok küçüktür. Bu canlıların ağır vücutları da düşünüldüğünde, bir tür "ön-kanat" (proto-wing) geliştirmeleri olası gözükmemektedir. Theropod dinozorların çok büyük bölümü (kuşlarda bulunan) semilunatik bilek kemiğinden yoksundur ve Archæopteryx'te hiçbir benzeri bulunmayan bazı bilek parçalarına sahiptir. Bütün Theropodlarda V1 sinirleri diğer bazı sinirlerle birlikte kafatasını yandan terk eder, kuşlarda ise aynı sinirler kafatasını ön taraftan kendilerine ait bir delikten geçerek terk eder. Bir başka sorun ise, Theropodların çok büyük kısmının Archæopteryx'ten daha sonra ortaya çıkmış olmalarıdır."31
Kısacası Archæopteryx'in birtakım özgün özellikleri, bu canlının bir "ara form" olduğunu göstermemektedir. Nitekim bugün evrim teorisinin ünlü savunucularından Harvard Üniversitesi paleontologları Stephen Jay Gould ve Niles Eldredge de, Archæopteryx'in farklı özellikleri bünyesinde barındıran bir "mozaik" canlı olduğunu, ama bir ara form sayılamayacağını kabul etmektedirler.32

ARCHÆOPTERYX EFSANEİNİN SONU: LONQISQUAMA
Evrimcilerin Archaeopteryx hakkındaki iddialarını çürüten en somut kanıt ise, 2000 yılında bilim dünyasının gündemine gelen Longisquama insignis adlı bir başka fosil kuş oldu. Bu fosil 1970'lerde Kırgızistan'da bir böcek bilimci tarafından bulunmuş, fakat uzun yıllar bir müze köşesinde dikkat çekmeden kalmıştı. 2000 yılında ise fosili inceleyen Batılı uzmanlar bunun bilinen en eski kuş olduğunu fark ederek bu önemli bulguyu dünyaya duyurdular

Longisquama'nın anatomik özellikleri, modern (günümüzdeki) kuşlardan farksızdır. Tüyleri, içi boş kemikleri ve lades kemiği vardır. Oregon State University paleontoloğu Terry Jones, "İskelet (yaşayan) kuşlara çok benziyor... Bir kuş kafasına, omuzlarına ve lades kemiğine sahip. Lades kemiğini Archaeopteryx'inkinden ayırmak mümkün değil" diye yazmaktadır.33
Konunun en önemli yönü, Longisquama'nın 220 milyon yıl yaşında olmasıdır. Bu, Longisquama'nın Archaeopteryx'ten yaklaşık 70 milyon yıl daha eski olduğunu göstermektedir. Elbette ki bu durum, Archaeopteryx'in "tüm kuşların ilkel atası" ve "sürüngenler ile kuşlar arasındaki kayıp ara form" olduğu yönündeki evrimci iddiaları çürütmektedir.
Science ve Nature isimli ünlü bilim dergileri ve dünyaca tanınmış BBC televizyonu tarafından kabul edilen bu gelişme evrim teorisi lehindeki yaklaşımıyla tanınan Milliyet gazetesinde ise şöyle ifade edilmiştir:
"Orta Asya'da bulunan ve günümüzden 220 milyon yıl önce yaşadığı anlaşılan söz konusu fosilin tüm vücudunun tüylerle kaplı olduğu, kuşların atası olduğu iddia edilen Archaeptoryx'de ve günümüz kuşlarında olduğu gibi bir lades kemiğine sahip olduğu ve tüylerinde ise içi boş sapların bulunduğu tespit edildi. Bu ise, ARCHÆOPTERYX'İN KUŞLARIN ATASI OLDUĞU İDDİALARINI GEÇERSİZLEŞTİRİYOR... Çünkü bulunan fosil Archaeopteryx'ten 75 milyon yıl daha yaşlı; yani kuşların atası olduğu iddia edilen canlıdan 75 milyon yıl önce de tüm özellikleriyle tam bir kuş yaşıyordu."34
Longisquama'nın bulunmasıyla birlikte, sadece Archaeopteryx efsanesi değil, aynı zamanda "kuşların evrimi" hakkındaki tüm evrimci varsayımlar da sarsılmış durumdadır. Fosili inceleyen paleontologlardan biri olan Jones, "Bu fosil, insanların kuşların dinozorlardan evrimleştiği fikrini sorgulaması için son derece yeterlidir" demektedir

alıntı:ARCHÆOPTERYX'İN ANATOMİSİ H.Y.


Yanıt 3e cvp bakın yazdıklarınızın hepsi varsayımlardan ibaret şu 1 2.. diye numaralandırdığınız ama hiçbir zmn kesin bir yargıyı ifade etmeyen şeyler… bnm size bahsettiklerim ise tahminlere dayalı değil kesin… sadece daha önce verdiğim örnek değil daha snradan tekrar insan iskeleti bulunmuştur hatta discover dergisinde iskeletin kafatası kapak olarak verilmiş ve o döneme ait bir iskeletle bu dönemdeki insan iskeletindeki kafatasının nsl bire bir benzediği evrimci bir dergiye kapak malzemesi olmuştur 800 bin yıllık insan iskeletinden bahsediyorum bu bile evrimi tek başına çökertmeye yeterlidir bu arada bahsettiğim iskelet “1995 yılında İspanya'da bulunan bir fosil. İspanya'nın Atapuerca bölgesindeki Gran Dolina mağarasında yapılan araştırmalarda ortaya çıkarılan 800 bin yıllık fosil 11 yaşında bir insana ait” ve de ne ilginçtirki çok modern bir yüz sizcede bir gariplik yok mu?


Yanıt 4 e cvp gene tahminler gene tahminler… yazımdan alıntı yaptığınız yeri aynen tekrarlıyorum “İnsanla şempanzenin genetik yapılarının birbirine % 99 benzer olduğunu iddia etmek için şu anda insanınkinin olduğu gibi şempanzenin de genetik yapısının çözülmesi, ikisinin karşılaştırılması ve bu karşılaştırma sonucunun elde edilmiş olması gerekir. Oysa elde böyle bir sonuç yoktur. Çünkü, şu ana kadar yalnızca insanın genetik haritası çıkartılmıştır. Şempanze içinse henüz böyle bir çalışma yapılmamıştır.” Şu ana kdr böyle bir araştırma yapıldı mı yani şempazenin gen yapısına ait hyr peki bnm bunu yazmamdan snra ŞEMPAZELERİN GENETİK YAPISI ÇÖZÜLDÜ diye bir haber oldumu böyle bir şey açıklandımı hyr o zmn bnm daha önce yazdıklarım hala geçerliliğini koruyor ne zmnki gerekli araştırmalar yaplırda benzerlikler bulunur o zmn yazım geçerliliğini yitirir...Bakın yine çok büyük bir yanılgı haksızda sayılmazsınız şu Darwinin soy ağacına bakıldığında aaa hakikaten şunun atası bu deniliyor “insanın atası şempaze” gibi mesela buna yapısal benzerliklerde eklenince…kesin deniliyor çk değerli üstadımın konuyla ilgili verdiği örneği yazayım “Bnce bu, ortalığa dağılmış, büyüklü küçüklü, farklı renklerdeki oyuncakların önce renklerine göre, daha sonra da küçükten büyüğe sıralanmasına benziyor.” Aynn de öyle saçma çocukça bir yanılgı varsayımlara tahminlere dayalı...

herkese iyi akşamlar...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #88 (permalink)  
Alt 15-10-2008, 02:14
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
Alıntı:
i_ramx´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
çk değerli üstadımın konuyla ilgili verdiği örneği yazayım “Bnce bu, ortalığa dağılmış, büyüklü küçüklü, farklı renklerdeki oyuncakların önce renklerine göre, daha sonra da küçükten büyüğe sıralanmasına benziyor.” Aynn de öyle saçma çocukça bir yanılgı varsayımlara tahminlere dayalı...
Ne kadar güzel tarif etmişsin sen üstadını da, kendini ve senin gibi olanları da...

Artık daha söze ne hacet ki??

Bu durumda, hangi sırada ve hangi renksin sen bu sıralamada acaba? Ya da zat-ı şahaneleri...

Tamam, anlaşılan maksat, okuyan varsa o sebeplensin bu cevaplarda..

Sen hala cevapları üzerine alınmaya devam et...

P.s.: Bu arada, sen neden iramx oldun?


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #89 (permalink)  
Alt 15-10-2008, 19:06
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim *
Bloody Pingu Champion
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
Alıntı:
i_ramx´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
"hakikaten çok yorgunum ve zmnım yok işlerim çok yoğun ve ancak bu kdr yazabildim kusuruma bakılmasın diğer ark. inş. geniş bir zmnda cvp vereceğim mazur görün lütfen..." msjımı dikkatlice okuduysanız sizin msjınıza niçin cvp yazmadığımı anlamış olmanız gerekirdir mazur görün demişim incelikle üstelik "iddialarına verdiğim cvp" "iddialarına cvpları yazdım" gibi sanki kendisi yazmış gibi ukalaca bir tavırla ne diyelim ilginç... (hepsi alıntı... bu arada şunu belirteyim altına alıntı yazmış olman kopyala yapıştır yapman "cvplarını ver yazmışım" vs gibi cümleleri komik duruma düşürüyor haberin olsun... yanlış anlaşılmasın ben diğer ark. gibi artık hangi zihniyetle! çalmışsın sahtekarlık ve daha bir çok hakaretleri bana yapmış olsada her ne kdr msjımda Harun Yahyadan faydalandığımı belirtmeme rağmen hala bunu algılamakta zorluk çekselerde kesinlikle böyle birşey demiyorum bn farklı kaynaklar belirtmen çok gzl sadece kurduğun cümlelere brz daha dikkat et...
neyse konumuza dönelim;
...
Bu sitede bir çok defa evrim tartışmasına katıldım ve konu ile ilgili soru ve değerlendirmelere karşın, tek bir sefer bile alıntı yaparak cevap vermedim, karşımdaki kişiye.. Ama sen! Bu başlığa yazı olarak taşıdığın hiçbir konuyu, kendin düşünerek veya okuduğun her hangi bir bilim adamının araştırmalarını değerlendirip de yazmadın.. Her yazın, farklı farklı H.Y sitelerinden alıntı.. Ve bu alıntılara tek bir gram bile kendi düşünceni katmamışsın.. Böyle bir durumda, ben senin gibi birisine neden evrim teorisi ile ilgili bildiklerimi aktarma yolunu seçeyim.. Veya senin gibi birisiyle bilgi alış verişi yapma ihtiyacı hissedeyim?? İşte bu durum da, bana alıntılara karşı alıntı ile cevap verme hissi uyandırdı ve tercihimi bu yönde kullandım.. Yukarıda da yazdığım gibi '' Önce iddialarına karşın, bilim adamlarının yazılarını oku''.. Neymiş?? Alıntı yumağı yağtığın başlığa, bilim adamlarının cevaplarını eklediğimi de ayrıyetten belirtmişim.. Bu durumda ve bu konuda, artık susmak düşer sana sanırım.

Gelelim cevaplarına! .. Cevapların dediğime bakma.. Yine farklı farklı yerlerden aşırmışsın ve kendin yazdığın yerler ise, tamamen kanıtsız sallamasyonlar..

Öncelikle;

Alıntı:
diğer bir husus şuana kdr yani ortalama 150 yıllık yapılan araştırmalar arkeologlar pale.lar tarafından kambriyen döneminde birçok fosil kayıdı olduğunu filumlarım tamamının bu dönemde bulunduğunun kanıtıdır
O dönemde bir çok fosil kayıtının bulunması, filumların tümünün aynı zaman diliminde patladığına kanıt olarak gösterilemez.. Sadece o döneme ait değil, bu durumdan farklı olarak da birbirine yakın zaman dilimlerinde bir çok fosil kayıtı vardır.. Bu durum nasıl normal ise, aynı şekilde kambriyen olarak adlandırılan çağda da bir çok fosil kayıtının bulunması normaldir.. Zaten Glenn Morton da yazdığı makalede tüm filumların aynı dönemde patlamadığını, kendi bilimsel analizleri sonucunda bizlere aktarıyor.

Ayrıca ''Bilim ve Gelecek'' isimli dergide yayınlanan ve benim sana alıntı olarak verdiğim yazıdan da anlayaşılacağı gibi, (Yazı Dr. Kenan Ateş, Dr. Ümit Sayın ve Mark Vuletic'in yazılarından derlenmiştir) Kambiriyen olarak adlandırılan çağdan 130 milyon yıl önce çok hücrelilere ait fosil kayıtları bulunmuştur.. Hatta ve hatta, 3.5 milyar yıl öncesine kadar mikrofosiller vardır..

Yani senin iddia ettiğin gibi;

Alıntı:
kompleks canlıların ilkel yapıdaki atalarına dair hiçbir fosil örn. göstermedi
Böyle bir durum, kesinlikle bilimsel olmayıp, hayal ürünü bir düşünceden öteye geçemez..

Ve konu hakkında son bir şey daha; Derlenen yazıda da sorulduğu gibi.. Madem bu dönem yaratılış dönemi.. Neden kambriyen'dan hemen sonra.. Mesela 500 milyon yıllık bir memeli fosili bulamıyoruz.. Veya bir insan iskeleti.. Dr. Kenan Ateş soruyor; Neden Ademin torunlarının iskeletlerini bulamıyoruz.. Veya Devonian Çag’da yaşamış amfibyumların (hem karada hem suda yaşayan iki-yaşamlılar) fosilleriyle yan yana göremiyoruz.

Bu sorular yanıt bekliyor..

Ama ben, sen cevabını vermeden birşeyler söyliyim.. Tahmin ediyorum ama! .. Kesin Allah bizi sınadığı için bu fosilleri bulamıyoruz.. Kanıt olursa herkes inanır.. Ve tabii şeytan da iyi çalışıyor.. Allah işlerini aksatmasın!

Geldik 2. cevabına.. Ama bakıyorum bakıyorum, sana ait tek bir düşünce kırıntısı bile bulamıyorum.. Ne yazık!!

Sana bir sürü ara geçiş formu gösterdim.(Bilim adamlarının araştırmaları paralelinde).. Bir daha tekrarlamakta fayda var;

''Tiktaalik rosae. Balıktan hem su hem karada yaşayan amfibyumlara geçişi gösteren ara formlar: Tiktaalik rosae, Osteolepis, Eusthenopteron, Panderichthys, Elginerpeton, Obruschevichthys, Hynerpeton, Tulerpeton, Acanthostega, Ichthyosgtega, Pederpes finneyae ve Eryops; amfibyumlardan ilk sürüngenlere geçiş aşamasını gösteren: Proterogyrinus, Limnoscelis,Tseajaia, Solenodonsaurus, Hylonomus ve Paleothyris; dört ayaklı sürüngenlerden memelilere geçişi gösteren: Protoclepsydrops, Clepsydrops, Dimetrodon ve Procynosuchus; iki ayaklı sürüngenlerden kuşlara geçildiğini gösteren: Compsognathus, Protoavis, Pedopenna, Archeopteryx, Changchengornis, Confuciusornis ve Ichthyornis… “Yürüyen balina” da denilen Ambulocetus‘u, ilk at türlerini, insan-primat ortak atadan insana geçişi gösteren çok sayıda ara geçiş türlerinin fosillerini, Ardipithecus, Australopithecus, Homo habilis, Homo erectus‘u ve daha diğer pek çok ara form fosillerini saymayı gereksiz buluyoruz.''

Az bir liste değil bu.. Hatta bulunan ara geçiş formlarının çok az bir kısmını kapsıyor.. Siz zannediyorsunuz ki, 2 tane farklı tür var.. Ve bu 2 farklı tür arasında ara formlar olması gerekiyor.. Bilim adamları bu formları bulup gözünüze! kadar sokuyorlar.. Ama yaratılışçılardan ne cevap beklersiniz?? Hayır! Bulunan bu tür, ara geçiş formu felan değildir, yeni bir türdür.. Eee böyle bir zırvalamaya karşı bilim adamlarının bulduğu hangi fosil olursa olsun ara geçiş formu olmaz zaten .. 2 türün arasında ki ara geçiş formu yeni bir tür sayılıyor.. Bu seferde türler 3 olduğu gibi, evrimciler bu türün arasında ara geçiş formları aramaları gerekiyor.. İşte bu, yaratılışçıların zırvaladığı andır..

Arkadaşım! İnsan dair, bir çok canlıya ait ara geçiş formları bulunmuştur.. Örneğin, geçenlerde yeni bir ara geçiş formu daha bulunmuştu.. Bu fosil, bacakları olan bir yılana aittir.. İşte link; Alternatif Forum - Bacakları olan yılan fosili bulundu

Tüm bunlardan sonra siz hala saçmalamaya devam edin.

Şimdi 3. cevabına gelelim..

Tekrar ve tekrar olarak hiçbir bilimsel değeri olmayan saçmalıklar.. Yok efendim ben geçen discovery'de görmüştüm vs.. Arkadaşım! ''Turkana Çocuğu'nun'' kafatası ebatını ve büyüdüğünde tahmini olarak nasıl bir ebatta olacağını, bilimsel metodlar ile değerlendiren kişilerin yazılarıyla açıkladım.. Ayrıca verdiğim linklerde, diğer insan iskeletlerine ve zaman dilimlerine bakarsan ve incelersen (İnceleyeceğini hiç sanmıyorum ama neyse) yazdıklarının aptal saçmalamalarından öteye gitmeyeceğini anlarsın..

Ve yine 4. cevapta da bilimsel olmayan tekrarlamalar.. Yoruldum.. Alıntıladığım yazılar, senin alıntıladığın yazılara çok kapsamlı yanıtlar verdiği kanısındayım.. Sanıyorum ki, diğer arkadaşlarında fikirleri bu yönde..(Yazılarından bu anlaşılıyor) .. Senin gibi fikir fukarası ve HY gibi deli belgesi olan birinin peşinden giden birisiyle daha fazla yazışmak da istemiyorum.. Zaten yazılanlara hiçbir bilimsel cevabın olmadığı gibi, bir de konu başlığı da dair yazdığın her yazıda alıntı yaparak cevap veriyorsun.. Benim ricam, admin arkadaşın bu tür copy/paste başlıklara derhal müdahale ederek forumdan silinmesidir.. Tabii ki kişilerin kendi fikirleri doğrultusunda açtığı başlıklara ise bilgilerimiz dahilinde yazarız.. Bundan da hiç şüpheniz olmasın.


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #90 (permalink)  
Alt 16-10-2008, 20:15
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 13-10-2008
Yaş: 31
Mesajlar: 11
Şunu öncelikle belirteyim alıntı yapmadan yazıyorum çünkü şuanki tüm yorumları kapsayacak şekilde bu paragrafı yazıyorum…
Bu arada non serviam yorumuma yaptığınız cvbıda kapsıyor yazdıklarım…alıntıları daha doğrusu…
Konu bence tamamen amacını aştı neden derseniz yapılan yorumlar sadece kendi inancını benimsetmek adına oldu buna ne yazıkki bnde dahilim ve kesinlikle rahatsız oldum konuyu ilk açtığım zmn amacım evrim vs başka teoriyi karalamak değil kafamda bu teoriyle ilgili oluşan sorulara bu teoriyi savunan arkadaşlardan cvp almaktı ilk yaptığım yorumdada dikkatinizi çekerim sürekli neden ara geçiş formları yok vs gibi aklımda olan sorulara cvp almak istedim yorumlar olsun beyin fırtınası yapalım bilgi alışverişi olsun…Ama ne yazıkki atışamalar laf dalaşları ukalaca cümleler vs. buna bnde dahil oldum ve konu amacını aştı…Bu konunun hak ettiği bu değil onu belirteyim bu kısa rahatsızlığımı dile getirdikten snra asıl meseleye döneyim:
Non serviam çeşitli evrimci kaynaklardan bnm yazdıklarıma kaynaklar sunmuş bilim adamlarının bu konuda yorumlarını alıntı yapmış…Konunun bu seyirde gitmesi gzl ama unutulmamalıdır ki (inceledim yukardaki yazılanları) bilm adamlarının şuana kdr evrimi ispatlamak için öne sürdüğü deliller evrimi ispatlamak için yeterli değildir…Mesela bu konuda birçok evrimci bilim adamı delilerinin yetersizliğinden kendi fikirlerini tamamen gerçek asıllı gösterip insanları yanıltmışlardır mesela Charles Dawson veya Maurice Wilson…bu isimler arttırılır…Size bir soru sorayım madem bu insanların delilleri yeterli yani bnm sorduğum sorulara hakikaten bilim ışığında aydınlatıcı doğru cvplar veriliyor peki niçin hala evrim teorisi TEORİ bu kdr madem somut delilleri var kaynakları var niçin hala bir teoriden ibaret teori kelimesine saplanmış bir türlü doğrulamıyor???
Şimdi diyeceksinizki yaa onu boşverde bnm alıntı yaptığım cvplara karşı savun tezini bnde size diyeceğimki sizin alıntı yaptığınız şeyler bana göre bilimsel geçerliliği olan şeyler değil o yüzden söylediklerim hala geçerli….
Gelelim sangre adlı üyemize bakın büyük bir yanlış anlaşılma var ben siz niye alıntıyla bana cvp veriyorsunuz demedim kullandığınız kelimelere dikkat edin alıntılar göz önüne alınınca pek bağdaşmıyor komik duruyor dedim…Tam tersine sizin alıntı yapmanız bnm konunun ciddi bir seyirde devam etmesi konunun amacına ulaşması bakımından memnun eder…
Bu arada şunun farkına vardım çok büyük bir hata yaptığımın Harun Yahyanın asıl kaynağımdan doğaçlama olarak yazdıklarım sizde bir önyargı oluşturuyor size göre deli olan birinin kaynak olması yazılanlar doğru bile olsa kaale almadığınız için bir şey ifade etmiyor o yüzden altta yazacaklarım Harun Yahya çizgisinden sıyrılarak yazılmış şeyler olacak bu arada şunu belirteyim değerli üstadım diye bir önceki yazımda bahsettiğim kişi Harun Yahya değildi…konuya hmn atlayanlr olmuş…açıklama gereği duydum…ben H.Y. meraklısı biri değilim sadece bu konuya hakikaten iyi muhalefet olan (araştırmalarını incelediğim için böyle söylüyorum) yazdıkları kayda değer olan biri ve bu yüzden konu hakkında genellikle kaynağım o oldu ama sizin bu konudaki haklı tavrınızla aşağıdaki yazacaklarım tamamen bağımsız. H.Y. eserlerinden…
Not:yukarıda yazdıklarıma lütfen yorum yapmayın asıl konunun dağılmaması için aşağıdaki yazdıklarıma yorum yapın…




Eveeett açıklama gereği duyduğum şeylerden snra sonunda asıl konumuza dönebildik…

Öncelikle ilk başta non serviama sorduğum soruyu şimdi tüm bu evrimci ark.ra sorayım hakkaten mrk ettiğim bir soru cvbını verirlerse sevinirim…Evrim teorisi niçin hala teori? Maden birçok arageçiş formları bulundu bilimsel somut kanıtları var (ki bana göre yok) niçin hala bir kanun bir yasa değilde teori???
Diğer bir soru evrime göre yaşamı başlatan ilk bir hücre söz konusu peki bu ilk hücre nsl meydana geldi? Bu hücre peki niçin bölünme gereği duydu?derdi neydi? Daha doğrusu bölünmedeki sebep neydi? Şuanda kendisinin niçin bölündüğünü tartışan bireyler meydana getirmek mi yani bizleri…Başka bir soru niçin tek hücreden? Yani bir tek canlıdan evrimleşildiği öne sürülüyor tek bir atadan? Belki farklı canlıların evrimleşmesi söz konusu?tek bir atadan gelindiği ne malum? her türün kendine has bir hücre ile dünya üzerinde şekillenip dağılmadığını ne bilebiliriz? Daha başka bir soru mesela şu ilk hcre dünyanın ilk günlerindeki zor koşullara nsl dayanabiliyor? Bildiğiniz gibi dünyanın ilk hali ateş top durumundadır basit bir hücre nsl böyle bir ısıya dayanabilir varlığını sürdürebilir? Eğer derseniz bu ateşin soğumasından snra ortaya çıktı nsl olarak bilinçsiz bir canlı başlangıç belirleyebildi? Bırakalım bu ilk hücre sorularını ama cvbını bekliyorum sayın evrimci arkadşlardan madem beyin fırtınası o zmn mantıksal olarak bu soruların cvbını düşünüp verin yine alıntı yaptın diyipte cvp vermemezlik yapmayın çünkü bu sorular sadece bnm değil birçok insanın evrim de aklına takıldığı sorulardır sizlerde bu teorinin savunıcuları olarak bizleri aydınlatın…
Başka bir soru gaga nsl bir memeli ağzına dönüşebilir bunun mantıksal bir izahı var mı? Dönüşümün gerçekleştiği süre zarfında ihtiyaclarını karşılanmadığından çoktan daha evrimleşmeden ölmez mi? Başka bir soru mdem ki ilkellikten kompleksliliğe doğru bir süreç söz konusu o zmn canlılar mükemmeliğe doğru adım adım giderken niçin ölün kavramına hep yenik düşüyorlar? Bir cnlının kompleksliliğinde amaç nedir yaşamını sağlamak hayatta olabilmek peki niçi ölümü hala yenememişler? Evrimleşmenin mantığı nerde kalıyor bu durumda? Bakın sebep çok önemlidir nedensellik şuandaki dünyanın evrenin canlıların var oluş SEBEP leri nedir? Evrim bunun cvbını veremez işte veya canlıların niçin öldüğününde cvbını veremez sebepsizlik nedensellik söz konusudur o zmn bu teoride en başta gelen iddia bir çelişki konusu oluyor niçin ilk hücre bölündü sebep??? Bilim diyelim ki yoğun araştırmalar vs. sonuç olarak dediki EWET DÜNYANIN VAROLUŞU SEBEPSİZ dese sizce ne yani bu kdr şey bir hiç öyle mi sorularını sormaz mısınız? Bir düşünsenize hakikaten sebepsizlik olduğunu insanların değerleri tamamen farklı olur yaşamın bir anlamı olmaz bilim bile bir hiç olur…
Hadibaşka bir soruya gelelim brz daha beynimizi yoralım madem ki ilk ata söz konusu dişilik erkeklik nsl oluşuyor? Bu teori cinsiyet "erkeklik dişiliği "yani nsl açıklıyor? Ya da ilk kez cinsellik nsl ortaya çıktı? Cansız şuursuz bir varlıktan nsl oluyorsa şuurlu canlı bir varlık ortaya çıkabiliyor? Daha birçoook soru en önemlisi nsl oluyorda ilk hücrenin şuıursuz bir varlığın şuanda aklı başında size kendisiyle ilgili sorular soran bir varlık oluşturabilceğine inanabiliryorsunuz? Kısaca sizin evrim evrim dediğiniz ne? ne kast ediyorsunuz? evrime inanmanızı gerektiren yaratılışın bilimle çelişmesimi kii kesinlik böyle bir şey söz konusu değil yoksa sizin anlayışınıza ters düşmesimi? Evrime inanışınızdaki temel neden ne?
eınsteın “dınsız bılım kor,bılımsız dın sagırdır der ve ekler”…"kaınatta asla tesaduf yoktur!"

Bu sorularımın cvplarını yüksek ilme sahip olan evrimi benimseyen arkadaşlardan mrk eden birisi olarak beni ve bnm gibi birçok kişiyi daha aydınlatmaları için rica ediyorum eminim cvplayacaklar …Bu arada daha öncede belirtmiştim çelişkili olduğunu düşünüyorsanız yaratılışın öncelikle dindeki önkabulleri kabul edip ona göre analiz yapıp yorumda bulunmanız gerekir çok sevdiğim bir söz Sharlock Holmes “Delilleri incelemeden hipotezini kurma, yoksa işine gelmeyen delilleri görmezsin, gördüklerini de tezine uydurursun ve katili asla yakalayamazsın"

Küçük bir tavsiye diyelimki hakikaten evrim var ve (haşa) bir yaradan yok bnm bu durumda kaybedeceğim hiçbir şey olmz ama eğer ki bir yaradan varsa ve eğer siz yanılıyorsanız emin olunki kaybedeceğiniz çok şey var bunu vicdani olarak düşünmenizi şiddetli olarak tavsiye ediyorum… herkese iyi geceler...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
büyüdük..., dinlemek, evrim, icin, masal, masalı...artık


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Masal Tekerlemesi.. Vos Amo Edebi Mevzular 2 18-09-2008 13:32
Bakan masal anlatırken... Enfeksiyon Güncel Mevzular 2 26-08-2008 21:16
Metallica - Demo (2008) dinlemek isteyen varmı?? 23xx Müzikal Enfeksiyon 3 29-01-2008 14:18
Bir Demokrasi Masalı Cabir Serbest Kürsü 1 29-09-2007 16:01
Film dinlemek osslem Lorem Ipsum 7 16-09-2007 06:42


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:31 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info