|
|
Evrim Masalı...artık masal...Serbest Kürsü içerisinde Evrim Masalı...artık masal... konusu: Alıntı:
Lilith ´isimli arızadan alıntı
sn.ergün,ot mu içmiştiniz merak ettimde...
Hayır tercihim şarap ama kevser şarabı değil elbette. Gördüğüm rüya en akla
uygun dini açıklamalardan aşağı kalır nitelikte değil... Ama ...

07-10-2008, 20:55
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Mesajlar: 62
|
|
Alıntı:
Lilith´isimli arızadan alıntı
sn.ergün,ot mu içmiştiniz merak ettimde...
|
Hayır tercihim şarap ama kevser şarabı değil elbette. Gördüğüm rüya en akla
uygun dini açıklamalardan aşağı kalır nitelikte değil... Ama tekrar okuyunca şu
ak sakallı türbanlı nine muhammed adındaki peygamberin dişileşmiş bir
versiyonu gibi geldi bana, vay be.
Dine saygım olmadığı gibi hayatı dini açıklamalarla içinden çıkılmaz
bir rezalete dönüştürmeye çalışanlara da saygım yok. Gelenksel yapı
içinde dinin tutsağı haline gelmiş beyinlerin bilimsel açıklamalar karşısında
direnmekten başka çareleri yok. Evrim masaldır diye saçma sapan
açıklamalarla tanrılarının kabasını kurtarmaya çalışanlar dalga geçilmekten
başka şey haketmiyor.
|

08-10-2008, 00:19
|
 |
eppur si muove
|
|
Üyelik Tarihi: 09-06-2008
Nerden: olympos / beşiktaş
Yaş: 23
Mesajlar: 128
|
|
|
bilim dünyası da gerizekalı herhalde. o kadar profesörün, ilahiyatçılar ya da ilahiyatçı bile olmayanlar -adını da biliyor olmalısınız bunu okuyabildiğinize göre- kadar aklı yok. saçmasapan bir dikiş tutturmuş gidiyor öylece dünyanın en saygın üniversitelerinde kürsü sahibi olanlar...
ha tabii; bu insanlar kekeleyenlerden başkasına inanmıyorlar ki.. davullarla kulaklarını patlatmalı gözeriyle duyabilmeleri için...
|

08-10-2008, 08:42
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Alıntı:
i_ram´isimli arızadan alıntı
Bakın şuana kdr birsürü paragraf oldu ve dikkatimi çeken şey termodinemiğe takılmış bir vaziyette hala kendi kafanızdan fikirler üretmeye çalışmanız ve yazdıklarınızın çelişki içerisinde ayrıca mantıksız olması.Sadece bu konuya takılan siz değilsiniz bunuda bilmenizi isterim genel olarak Darwinistlerin en çok takıldığı hatta hiç sevmediği bir konudur termodinamik...Gerçi sizin daha neyi savunduğunuz bile meçhulyaaa neyse...
Gelelim sizin şu fiziği kimyayı altüst eden ortaya attığınız sözlere bkın bn size diyorum ki evren en büyük izole edilmiş sistemdir.Size sözlerinize göre o zmn şuana kdr üniversitelerde hep yanlış okutuluyormuş hatta demmeki Princeton lar bile yanılıyormuş???eniyisi siz bu engin bilginizle brz onlarada ders verin  Bak arkadaşım evren dediğimiz şey üç boyutlu uzay ve zamanın birlikte tanımlı olduğu çoklu boyuta denir bu bir ikinci olarak Termodinamikte sonsuz madde veya enerjinin kendiliğinden ve sonsuzdan beri var olması iddiaları kökten yalnlnır Termodinamige göre izole bir sistemin enerjisi değişmezken byük izole sistem olan evrende enerji var edilemez, yok edilemez. Termodinamik Yasa 1: İzole sistemlerin enerjisi dış etkiyle değiştirilemez. En büyük izole sistem olan evrenin de enerjisi değişmez. den,ilmek istenen ve anlamamakta ısrar ettiğiniz nokta Evren içinde enerji yok edilemez ya da yoktan enerji üretilemez...yASA 2; kapalı sistemlerde daima entropiyi artırıcı hareket görülür. Termodinamik yasa 2: Entropi daima artar. Sürekli düşük enerji ve maksimum düzensizlik eğilimi görülür.
Sonsuzdan beri var olan ve sabit sürekli denge halindeki bir yer olsa idi evren nasıl görülecekti ? Entropi sürekli evrende seyreden bir akıştır...İzole Sistem : Madde miktarı veya enerjisi hiçbir dış etki ile DEĞİŞMEZ.Evrenin içindeki madde miktarını evren dışından değiştirmenin fiziksel bir açıklamasını yapın bilm konusunda baya bi ilerdesinz bize de yardımcı olun?? açıklayın izah edn bu durumu?
Alchemy uzun bir paragraff ama ne yazıkki boş bir paragraf yazmış yine dediğim gibi boş paragraflara cvp verme inceliğinde bulunmuyorum artık...ayrıca "Zaten sorun da bu işte: bilim zamanla paralel hareket edebilir. Ama din edemez..." Bnm iman ettiğim şeyle bilimsel olarak ortaya konulan şeyler her biri yerli yerine oturuyor ve her seferinde Allahın varlığını ispat ediyor ama nedense sizin şu masallar bi türlü hikayeye döneşemedi 
|
İkinci termodinamik yasasına göre, kapalı bir sistemin entropisi asla azalmayacağından, çevrelerinden YALITILAN eşit sıcaklıktaki iki cisim birbirine temas ettirilirse cisimler arasında ısı akışı olmaz. Yani cisimlerin birinin, kendi ısısını kaybederek diğerini ısıtması mümkün değildir.
Ancak senin ya da siz zavallı hocacıların zannettiği gibi, dünya kapalı ve yalıtılmış bir sistem değildir. Güneşten sürekli enerji akmaktadır ve bu yasanın geçerli kılınabilmesi için kapalı sistem kısmı çok önemlidir. Çünkü sadece kapalı sistemde entropi her zaman artar. Sisteme enerji vermek suretiyle entropisi azaltılabilir.
Ve sen karşıma geçmiş, evren kapalı ve izole bir sistemdir diyorsun. Bu nasıl bir izoleymiş ki Dünya’nın bir tarafında kar yağarken bir taraf sıcaktan kavrulabiliyor? Hadi bırak Dünya’yı kapalı ve izole dediğin evrenin her bölgesinin bir diğerine denk olduğunu iddia etmek nasıl bir cehalettir? Anlayabileceğin şekli ile ifade etmem gerekirse; sen Mars ya da Ay’da yaşayamayacağın gibi atmosferin dışında nefes bile alamazsın. Ve güneş enerjisi de eşit bir dağılım göstermez.
Sadece kapalı bir sistemde entropi her zaman artar. Kapalı sistem kısmı çok önemlidir. Sisteme enerji vermek suretiyle entropisi azaltılabilir. Defalarca söyledim, yine tekrarlıyorum; Dünya kapalı ve izole bir sistem değildir. Güneşten sürekli olarak enerji akmaktadır ve düzeni bu sağlar. Soluduğumuz hava ve atmosfer farklı gazlar ve sıcaklıklar barındırır. Termodinamiğin ikinci yasasının sadece kapalı sistemler için geçerli olduğunu zar zor da olsa anlatabildik ama şimdi de Dünya’nın kapalı ve izole bir sistem olmadığını algılatamıyoruz sizin beyinlere.
Kaldı ki izole edilmiş ortamlarda bile mikroskopik bir sistem, yasanın dediğinin tersine entropi dalgalanmaları yaşayabilir. Bkz. Dalgalanma Teoremi.
Ve bol keseden sallamayı bırakıp da Harun Yahya dışındaki kaynaklardan araştırmaya çalışırsan üniversitelerde neyin doğru, neyin yanlış okutulduğunu anlarsın.
Alıntı:
|
İzole Sistem : Madde miktarı veya enerjisi hiçbir dış etki ile DEĞİŞMEZ.Evrenin içindeki madde miktarını evren dışından değiştirmenin fiziksel bir açıklamasını yapın bilm konusunda baya bi ilerdesinz bize de yardımcı olun?? açıklayın izah edn bu durumu?
|
Yukarıda izah ettim, anlayabileceğini sanmıyorum ama gene edeyim; İzole sistem tanımda yazdığın gibi enerji’nin hiçbir dış etki ile değişmediği sistemdir. Ancak dünyamıza güneşten enerji gelir. Ne dünya ne de evren izole değildir. Yani; söylediğin gibi kapalı dahi olsa, eşit enerji dağılımı sağlanmış bir sistem değildir. Daha kolay anlaman için şöyle izah edeyim; sıcaklık, basınç, yoğunluk vesaire, dünyanın ya da evrenin her noktasında eşit değildir. Yardımcı olabildiysem ne mutlu ama bir şeylere sabit ve çakılı fikirlerinin bu izahat ile değişeceğini falan sanmıyorum çünkü sen bilimsel yaklaşmıyorsun, dogmatiksin. Bilimi bile reddederek din ve tanrı ne diyorsa doğru olan odur diyecek kadar cahilsin ancak bilim nesneldir, sizi sallamaz.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

11-10-2008, 20:07
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 21
Mesajlar: 209
|
|
|
ya arkadaşlar bir düşünün mademki evrim teorisi bilimsel bir gerçek ve madem üstün yapılı canlılar basit canlılardan türedi o zaman neden hala basit yapılı canlılar var ve üstün yapılı canlılara dönüşmüyolar. bence evrim diye bişey yok sadece gelişim var yani mesela eskiden atlar köpek kadarken şu anki boyutlarına gelmişlerdir.
bu arada bir arkadaşımız madem ademle havva dan geldik siyah ırk çekik gözlü ırk fln neden var demiş havva nın siyah olduğu söylenir belki bu yüzdendir. ayrıca bu arada gerçekten hayvanlar kendi akrabalarıyla çiftleşiyolar. ben çok kedi büyüttüm mesela anne oğul olan kediler bi sene sonra karı koca oluyolar. sadece ahlaken yanlış bu. adem le havva yaratıldığı zamanlarda zaten hastalık denen bişi yoktu ki kalıtsal hastalıklar olsun şu an hastalıklar çoğalmış olduğu için akraba evlilikleri yanlış.
tamam dediklerim bilime aykırı biliyorum ama evrim teorisi de bilime aykırı. bulamaç halinde içinde çeşitli atomlar ve moleküller olan bi karışımdan canlı türeyemez. eğer türediğini iddia eden varsa buyursun denesin.
|

11-10-2008, 21:08
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 499
|
|
Alıntı:
Gothic_Vampiress´isimli arızadan alıntı
ya arkadaşlar bir düşünün mademki evrim teorisi bilimsel bir gerçek ve madem üstün yapılı canlılar basit canlılardan türedi o zaman neden hala basit yapılı canlılar var ve üstün yapılı canlılara dönüşmüyolar. bence evrim diye bişey yok sadece gelişim var yani mesela eskiden atlar köpek kadarken şu anki boyutlarına gelmişlerdir.
bu arada bir arkadaşımız madem ademle havva dan geldik siyah ırk çekik gözlü ırk fln neden var demiş havva nın siyah olduğu söylenir belki bu yüzdendir. ayrıca bu arada gerçekten hayvanlar kendi akrabalarıyla çiftleşiyolar. ben çok kedi büyüttüm mesela anne oğul olan kediler bi sene sonra karı koca oluyolar. sadece ahlaken yanlış bu. adem le havva yaratıldığı zamanlarda zaten hastalık denen bişi yoktu ki kalıtsal hastalıklar olsun şu an hastalıklar çoğalmış olduğu için akraba evlilikleri yanlış.
tamam dediklerim bilime aykırı biliyorum ama evrim teorisi de bilime aykırı. bulamaç halinde içinde çeşitli atomlar ve moleküller olan bi karışımdan canlı türeyemez. eğer türediğini iddia eden varsa buyursun denesin.
|
Evrimin ne olduğunu bilmeden evrimi eleştirmek emin ol insanların oldukça komik durumlara düşmesini sağlamaktan başka bir işe yaramıyor.
Bilim insanları senin o göya evrimi çürütmüş edasındaki sorularını sorma yeteneğine sahip değiller midir?
Dediklerin bırak bilimi,akla ve mantığa aykırı bir kere.İnsanın kendisine saygısı olur da gerçekten merak ettiği soruların cevaplarını iddia sahibinden (ki burda bilim oluyor) öğrenir,ondan sonra itirazlarını dile getirir ki söylediklerinde samimi olsun.Söylediklerinizin ne denli saçma,çelişkili olduğunu siz de biliyorsunuz.
“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
|

11-10-2008, 22:20
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 21
Mesajlar: 209
|
|
Alıntı:
lunatic´isimli arızadan alıntı
Evrimin ne olduğunu bilmeden evrimi eleştirmek emin ol insanların oldukça komik durumlara düşmesini sağlamaktan başka bir işe yaramıyor.
Bilim insanları senin o göya evrimi çürütmüş edasındaki sorularını sorma yeteneğine sahip değiller midir?
Dediklerin bırak bilimi,akla ve mantığa aykırı bir kere.İnsanın kendisine saygısı olur da gerçekten merak ettiği soruların cevaplarını iddia sahibinden (ki burda bilim oluyor) öğrenir,ondan sonra itirazlarını dile getirir ki söylediklerinde samimi olsun.Söylediklerinizin ne denli saçma,çelişkili olduğunu siz de biliyorsunuz.
|
sağol silkinip kendime gelmemi sağladın 
bildiklerimi aktarmak konusunda yeteneksizim bunu biliorum ama bu kadar da yeteneksiz olduumu bilmiodum
|

11-10-2008, 22:23
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 21
Mesajlar: 209
|
|
|
ama şu konuda ısrarcıyım neden hala ilkel yapıda canlılar var bakteriler veya mavi-yeşil algler gibi onlar neden bi üst kademeye geçmemişler ve hala oldukları gibi varlıklarını sürdürüolar derdim evrimi çürütmek falan değil sadece merak benimkisi
|

11-10-2008, 23:14
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 499
|
|
Alıntı:
Gothic_Vampiress´isimli arızadan alıntı
ama şu konuda ısrarcıyım neden hala ilkel yapıda canlılar var bakteriler veya mavi-yeşil algler gibi onlar neden bi üst kademeye geçmemişler ve hala oldukları gibi varlıklarını sürdürüolar derdim evrimi çürütmek falan değil sadece merak benimkisi
|
Çünkü evrim senin anladığın tarzda gelişmiş varlıkların hayatta kalabileceğini değil,ortama uyum sağlayabilen canlıların hayatta kalabileceğini söyler.
Evrimde gelişmişlik ortama uyum sağlayabilmekle paraleldir.
“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
|

12-10-2008, 01:00
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
|
Benim bildiğim kadarıyla akraba çiftleşmelerinde olan olay, DNA yapısındaki zayıflıkların kendini patalojik olarak ortaya serme şansını katlamasıdır. Eşey hücrelerinde vücut hücrelerinin yarısı kadar kromozom var. Kromozomların canlıya verdiği özellikler, kromozom çiftlerindeki baskınlık-çekiniklik rollerine göre belirleniyor. Ancak iki kromozomda da aynı defo varsa, o özelliğin tezahürünün defolu olması kaçınılmaz. Verdiğin örnek (kedi) çok ilginç, çünkü hayvanlarda bu özellikler olmasına rağmen yine de gen haritasını bozacak kadar yaygın değildir. (Ahlak konusuna ise hiç girmeyelim çünkü ahlak korteksten kaynaklanır, korteksi gelişmemiş bir canlıda sadece içgüdü vardır, kısaca ahlak sadece insanda olan birşey). Ancak büyük kedi ailesinde örneğin çitalar bir istisnadır. Çitalar şu anda, uzun süredir sürekli 1. derece akrabalarla (daha çok kardeşler arasında) çiftleşme gerçekleştirdiklerinden dolayı gen haritalarını bozmuş durumdalar ve bağışıklık sistemleri çökmüş vaziyette ve bu nedenle de bu tür yok olmakla karşı karşıya. Araştırmacılar bunu engellemek için ne yapabileceklerini bulmaya çalışıyor, ancak çita sayısı azaldıkça zaten olay kısır döngüye giriyor. Kısaca akraba evliliklerinde var olan gen bozukluklarının ortaya çıkıyor olması zaten tıp ve istatistik dahil bilimin her dalı tarafından kanıtlanmış bir durum. Ancak, eğer Ademle Havva'nın genleri mükemmel idiyse, şu halde bu mükemmel olmayan, yani hasta olan genlerin nasıl oluştuğu sorusuna bir yanıt bulmak gerekiyor. Öyle ya, onlar tüm insanlık sadece 1 erkek ve 1 dişiden türedi ise ve onların da gen haritaları mükemmel idiyse, ve değişim, mutasyon vb. diye birşey yoksa, o zaman mükemmel olmama durumu nereden çıktı? Allahın gazabına mı geldiler? Yaratılışçılar bu soruya cevap versinler ve beni aydınlatsınlar bakalım bir! (Not: Bu son cümlenin tarzı aslında bana ait değil, onlara ait, o nedenle bu şekilde soruyorum).
Türlerdeki değişiklikler ortamın koşullarına göre belirleniyor, ancak her canlı türü aynı yerde yaşamaya devam etmiyor. Eğer o mantıktan bakılırsa, zaten hiç bir canlı türünün gelişmemiş olması gerekiyordu. Sonuçta ortamdaki yiyeceğin yeteceği kadar tek hücreli canlı ile dünya sonsuza dek devam etmek durumunda kalmalıydı bu mantıkla bakılırsa. Ama öyle olmamış. Peki nasıl olmuş? Tanrı'nın Ol! demesiyle olmuş olmasını bilim kabul etmez. O nedenle de nasıl'ı arıyor. Zaten bilim neden'i varlık amacına yönelik olarak sormaz. Varlığın açıklanmasına yönelik olarak sorar. Zaten o da neden sorusu değil, nasıl sorusudur. Nedenle ilgilenen kısım din ya da felsefedir, bunun dışında kalan kısımlara pozitif bilim bakar.
Tekrar Adem Ve Havva'ya dönersek... Diyelim ki Havva zenciydi (bu arada neden Adem değil de Havva zenciymiş onu da anlamadım ya, neyse), herhalde Adem de beyazdı... Peki sarı ırktan olan sütçü nereden geldi? Bu birinci soru. İkinci soru da, neden zencilerin lokasyon olarak sadece Afrikadan, sarıların Asyadan, beyazların da Avrupadan orjinlendiği. Ayrıca neden bu insanların orjin olarak saf genler taşıdıkları da üçüncü soru olsun. Ben bilmiyorum...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

12-10-2008, 16:55
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 21
Mesajlar: 209
|
|
Alıntı:
alchemy´isimli arızadan alıntı
Benim bildiğim kadarıyla akraba çiftleşmelerinde olan olay, DNA yapısındaki zayıflıkların kendini patalojik olarak ortaya serme şansını katlamasıdır. Eşey hücrelerinde vücut hücrelerinin yarısı kadar kromozom var. Kromozomların canlıya verdiği özellikler, kromozom çiftlerindeki baskınlık-çekiniklik rollerine göre belirleniyor. Ancak iki kromozomda da aynı defo varsa, o özelliğin tezahürünün defolu olması kaçınılmaz. Verdiğin örnek (kedi) çok ilginç, çünkü hayvanlarda bu özellikler olmasına rağmen yine de gen haritasını bozacak kadar yaygın değildir. (Ahlak konusuna ise hiç girmeyelim çünkü ahlak korteksten kaynaklanır, korteksi gelişmemiş bir canlıda sadece içgüdü vardır, kısaca ahlak sadece insanda olan birşey). Ancak büyük kedi ailesinde örneğin çitalar bir istisnadır. Çitalar şu anda, uzun süredir sürekli 1. derece akrabalarla (daha çok kardeşler arasında) çiftleşme gerçekleştirdiklerinden dolayı gen haritalarını bozmuş durumdalar ve bağışıklık sistemleri çökmüş vaziyette ve bu nedenle de bu tür yok olmakla karşı karşıya. Araştırmacılar bunu engellemek için ne yapabileceklerini bulmaya çalışıyor, ancak çita sayısı azaldıkça zaten olay kısır döngüye giriyor. Kısaca akraba evliliklerinde var olan gen bozukluklarının ortaya çıkıyor olması zaten tıp ve istatistik dahil bilimin her dalı tarafından kanıtlanmış bir durum. Ancak, eğer Ademle Havva'nın genleri mükemmel idiyse, şu halde bu mükemmel olmayan, yani hasta olan genlerin nasıl oluştuğu sorusuna bir yanıt bulmak gerekiyor. Öyle ya, onlar tüm insanlık sadece 1 erkek ve 1 dişiden türedi ise ve onların da gen haritaları mükemmel idiyse, ve değişim, mutasyon vb. diye birşey yoksa, o zaman mükemmel olmama durumu nereden çıktı? Allahın gazabına mı geldiler? Yaratılışçılar bu soruya cevap versinler ve beni aydınlatsınlar bakalım bir! (Not: Bu son cümlenin tarzı aslında bana ait değil, onlara ait, o nedenle bu şekilde soruyorum).
Türlerdeki değişiklikler ortamın koşullarına göre belirleniyor, ancak her canlı türü aynı yerde yaşamaya devam etmiyor. Eğer o mantıktan bakılırsa, zaten hiç bir canlı türünün gelişmemiş olması gerekiyordu. Sonuçta ortamdaki yiyeceğin yeteceği kadar tek hücreli canlı ile dünya sonsuza dek devam etmek durumunda kalmalıydı bu mantıkla bakılırsa. Ama öyle olmamış. Peki nasıl olmuş? Tanrı'nın Ol! demesiyle olmuş olmasını bilim kabul etmez. O nedenle de nasıl'ı arıyor. Zaten bilim neden'i varlık amacına yönelik olarak sormaz. Varlığın açıklanmasına yönelik olarak sorar. Zaten o da neden sorusu değil, nasıl sorusudur. Nedenle ilgilenen kısım din ya da felsefedir, bunun dışında kalan kısımlara pozitif bilim bakar.
Tekrar Adem Ve Havva'ya dönersek... Diyelim ki Havva zenciydi (bu arada neden Adem değil de Havva zenciymiş onu da anlamadım ya, neyse), herhalde Adem de beyazdı... Peki sarı ırktan olan sütçü nereden geldi? Bu birinci soru. İkinci soru da, neden zencilerin lokasyon olarak sadece Afrikadan, sarıların Asyadan, beyazların da Avrupadan orjinlendiği. Ayrıca neden bu insanların orjin olarak saf genler taşıdıkları da üçüncü soru olsun. Ben bilmiyorum...
|
hastalıklı genlerin oluşum sebebi mutasyonlar. bunu bilmeniz gerekirdi. ayrıca ben kesin olarak havva zencidir demedim sadece araştırılmış ve oyle olduu sölenmiş ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilemem.
ayrıca ırk oluşumlarında da gen mutasyonu vardır. çevre şartlarına göre şekillenmişlerdir.(oops evrime paralel bişi söledim!!!) ben tamamen yaradılışçı veya tamamen evrimci dilim sadece yaradılış konusu daha mantıklı gelio. adaptasyon ve doğal seleksiyon tabii ki vardır ama her canlının ayrı ayrı yaratılmış olduğu konusunda hala ısrarcıyım. evrimi destekleyen bir sürü olay var tamam mesela her canlının embriyo yapısı ilk dönemde aynıdır sonradan türe göre şekillenme başlar. tamam doğmadan önce kuyruğumuz ve solungaçlarımız vardı hatta amniyon sıvısı içinde hala solunum yapabiliriz. ama balığın ayak oluşturup da karaya çıkması fikri pek mantıklı gelmio.suda yaşayan bi hayvan durduk yerde dur ben bi karaya çıkayım nasıl bi yermiş ama yürümem de lazım dur ayak uzatayı bi yerlerimden mi dedi??
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:31 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|