|
|
Harun Yahya yani Adnan Oktar kimdir?Serbest Kürsü içerisinde Harun Yahya yani Adnan Oktar kimdir? konusu: Basında “Motor” davaları ile ünlenen Adnan Oktar, kitaplarını Harun Yahya ve Cavit Yalçın Müstear ismiyle yayınlanmıştır. Kendisinin yazdığı söylenen ilmi eserlerin ya da bilimsel çalışmalar(!)ın hiç birisini kendisinin yazmadığı, yazdırttığı ...

28-09-2008, 18:03
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Harun Yahya yani Adnan Oktar kimdir?
Basında “Motor” davaları ile ünlenen Adnan Oktar, kitaplarını Harun Yahya ve Cavit Yalçın Müstear ismiyle yayınlanmıştır. Kendisinin yazdığı söylenen ilmi eserlerin ya da bilimsel çalışmalar(!)ın hiç birisini kendisinin yazmadığı, yazdırttığı iddia edilir. Zaten kendisinin de böyle bir vasfı, eğitimi ya da diploması yoktur. Bilimsel bir eğitim almadığı gibi bilinen herhangi bilimsel çalışması da yoktur. Detaylı araştırma yapanlara göre, bu sözde eserler Hıristiyan din adamlarının ve yabancı kaynaklı yayımların Türkçe’ye çevrilmiş halidir. Eğitim düzeyi lise mezunluğundan öteye gitmeyen birisinin “Evrim Teorisi” gibi bilim çevrelerin hala üzerinde çalıştığı bir konuyu kendisine hedef seçmesi ve onu alt ettiğini iddia etmesi geçerlilik görmediği gibi, sözde eserleri de hiçbir bilimsel nitelik taşımaz.
Harun Yahya yani Adnan Oktar, bilimsel eğitimi olmadığı gibi, ilahiyat eğitimi de almamıştır. Aynı şekilde ilahiyat biliminde de herhangi bir vasfı yoktur.
İslam alimliğinde aranılan en önemli nitelik olan Arapça dil bilgisine de sahip değildir. Dolayısıyla bu kadar hakim olduğunu iddia ettiği Kuran’ı orijinalinden okuyabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hiçbir yorumu İslam Fıkıh’ı açısından değer taşımaz.
Hakkındaki çok sayıdaki suçlamalardan, “akli melekeleri” yerinde olmadığı gerekçesi ile (zatialilerine “Paranoid Şizofren” teşhisi konulmuştur) cezai ehliyete haiz olmadığı için hüküm giymemiştir.
Asıl soyadı Arslanoğulları'dır. Bazı yazı ve kitaplarında Harun Yahya adını kullanır. Bu takma ad, Musa ve İsa peygamberlerin yardımcılarının adıdır.
Müritlerini yalnızca zengin aile çocuklarından seçer çünkü yoksullar işine yaramaz.
Ceza evinden çıkınca İslamcılar ile bağlarını koparıp Atatürkçü olduğunu ilan etmiştir. Atatürk üzerine konferanslar düzenleyerek ünlü profesörleri, emekli subayları ve sanatçıları bu konferanslarda kürsüye çıkartmıştır.
Hürriyet gazetesindeki bir habere göre; Kandilli'deki, Silivri'deki, saray görkemli yaşantıları, Trilyonluk servetin karanlık tarafları, Müritlerin silahları, politikacılara, işadamlarına, gazetecilere yönelik şantajları, mikro kameralı seks tuzakları, enkaza dönen genç kızları, cemaat içinde oral-anal ilişki fetvaları, Adnan Hoca Depremi'nin sadece artçı şoklarıdır.
Polis sorgusundaki ifadeleri şöyledir:
'Seneler önce Mehdilik konusunda bir kitap yazdım. Ancak hatayı bu kitabı yazmakla yaptım. Çünkü dini konularda derinliğine bilgim yoktu. Arapça'yı bilmem dolayısı ile zaten gerek Kuran-ı Kerim'de, gerekse hadislerde, dünyanın sonunda Mehdi'nin dünyaya geleceği belirtilmiştir. Ben de bu inançlar neticesinde çalışmış olabilirim. Fakat, hadislerde bahsedildiği gibi Mehdi'nin sakallı, alnı geniş, ufak burunlu olduğu ima edilir. Ben de fiziken buna benzediğim için müritler tarafından benzetme yapılabileceği kanaatindeyim. Fakat bu konular eskilere dayanır. Sonradan bu inançlardan vazgeçtik.
Başka bir ifadede ise şöyle der:
'Arapça bilmiyorum. Farsça bilmiyorum. Sadece lise İngilizcesi biliyorum ve dini eğitim yapmadım.'
Kendisi hakkında bu tür konular açan sitelere hiçbir yasal uyarı ya da tebligat yapılmadan, mahkeme kararı ile erişim yasağı koydurtabilir çünkü kendisi hakkındaki gerçeklerin bilinmesini istemez. Hatta kendisine ve avukatlarına göre bunlar iftira, hakaret ya da saldırıdır ama her şeye rağmen bilinen gerçeklerdir. Mahkeme kararı ile yasaklamanın son örneği, aralarında Anarsist.Org’un da bulunduğu dört adet sitenin Türkiye'den erişiminin yasaklanmasıdır.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

28-09-2008, 18:03
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Daha iyi tanımak için hakkında basında yer alan bazı haberler:
Adnan Hoca ve sessizler
Adnan Oktar'ın ve 'müritleri'nin ifadelerinde, şantaj, para ve seks tuzakları oldukça ayrıntılı yer alıyor. Artık her düzeydeki kurbanlar sessizliklerini bozup bu çirkin oyunu açığa çıkarmalı
Adnan Oktar ve etrafındaki oluşumla ilgili olarak karşımıza çıkan gerçekler, Türkiye'de bu alandaki boşlukları göstermesi bakımından çok önemli.
Her türlü istismarın, cinsel sömürünün normal sayıldığı, normal ilişkilerin zina olarak değerlendirildiği Adnan Hoca örgütünde yer alan erkeklerin oluşturduğu 'kardeşler grubu', örgütün finans kaynağı olan şirketlerde çalışıyor. Kardeşler ayrıca kilit noktalardaki bazı şirketler, basın kuruluşları ve devlet dairelerine de 'sızmaya' çalışıyorlar. Bu amaçla da gene kendi örgütlerinin ağına düşürdükleri alımlı kızlardan yararlanıyorlar. Haberin Devamı
"Motorlar"lar su kaynattı
Adnan Hoca'nın seks kasetleriyle şantaj yaparak kullandığı "motor imamlar" artık korkmuyor ve konuşuyor. Onlar sayesinde Hoca, DGM'lik oldu
RAPORLU DELİ
Adnan Oktar, alenen konuşuyordu, çünkü kimseden korkmuyordu. Neden? Çünkü; cebinde "cezai ehliyeti olmayan paranoyak" raporu vardı. 1973 yılında başladı bu işlere... 90'lara kadar kendini iyice eğitti. Artık öğrendiklerini müridlerine öğretme zamanı gelmişti. DGM YOLU
Yanındaki halen aranmakta olan en güvendiği adamları daha doğrusu suç ortakları Bahadır Güven ve Altuğ Berker gibi yakışıklı delikanlılar vasıtasıyla kandırdığı kızlara "imam" payesi verdi. Ancak, örgüt içinde kızların kod adı; motor'du. Böylece Adnan Oktar, ilk "motor imamlar"ı yaratmış oldu! Haberin Devamı
‘Motorlar’ sistemi yendi
Türk hukuk sistemindeki çarpıklık, Adnan Oktar davasıyla yine sorgulamaya açıldı. Örgütün ‘‘motor’’ları, ifadeleriyle Oktar'ın tutuklanmasında da, serbest kalmasında da belirleyici rolü oynadılar. Şimdi soru şu: Hukuk, ‘‘Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar’’ ifadelerinin oyuncağı olmaktan ne zaman kurtulacak. Haberin Devamı
Adnan Hoca sanki grup seks tarikatı kurmuş. Sanki(!)...
İstanbul DGM Cumhuriyet Savcılığı'nca 36 sanık hakkında hazırlanan mütalaada, kamuoyunda ''Adnan Hoca'' olarak tanınan Adnan Oktar'ın, bir din adamı kisvesi altında kendine bağladığı sanıklarla tam ve disiplinli bir örgütlenme oluşturduğu iddia edildi.
İstanbul 1 No'lu DGM'deki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Mehmet Murat Atmaca, Emre Çalıkoğlu ve Adnan Tınarlıoğlu katıldı. Davanın gıyabi tutuklu 2 sanığı ile tutuksuz 31 sanığı ise duruşmaya gelmedi. Haberin Devamı
Zaman böyle aşıldı!
Adnan Hoca olarak tanınan Adnan Oktar'ın 34 sanıkla birlikte yargılandığı "Tehditle menfaat sağlamak", "Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek" suçlarından 7 ile 18 yıl arasında ağır hapis cezası istemiyle yargılandığı dava, "reddi hâkim", "yetkili mahkeme" ve "suç yerinin neresinin olduğu" tartışmaları arasında 10 mahkeme dolaştığı için "zamanaşımı"ndan düştü. Haberin Devamı
Hocanın kadın imamları
Her gün yeni bir rezaleti ortaya çıkan Adnan Oktar tarikatında hocanın haremini oluşturan 5 kadın imamının kimlikleri belirlendi
KANDİLLİ ve Silivri'deki evlerine yapılan baskınlarla tüm foyası ortaya çıkan Adnan Oktar'ın çevresine ördüğü iğrenç ağ bir bir çözülüyor. Fotomontaj seks kasetleriyle ünlülere şantaj yapan, kandırdığı telekulaklarla telefon dinleten, müritlerini politikaya sokarak uzun vadede Türkiye yönetiminde söz sahibi olma gibi çılgın planlar yapan Adnan Oktar'ın son olarak gizli haremi de ortaya çıkarıldı. Haremine aldığı 5 genç kıza imamlık payesi veren Adnan Oktar, bu kızları tüm gizli işlerinde maşa olarak kullanıyormuş. Haberin Devamı
Adnan Hoca Davasında Süpriz Gelişme
Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak tanınan
Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 18 sanık hakkındaki davanın görüldüğü mahkemenin heyeti, davadan çekilme kararı aldı. Haberin Devamı
Fazilet 'motora' takılmışFP'nin kamuoyunda Adnan Hoca olarak tanınan Bilim Araştırma Vakfı Fahri Başkanı Adnan Oktar'ı 'motor' diye adlandırılan bazı bayan müritleri nedeniyle savunamadığı ortaya çıktı. FP lideri Recai Kutan, TBMM Grup Yönetim Kurulu toplantısında ilginç bir tartışmaya şahit oldu. Kutan, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sema Pişkinsüt'ün kendisini ziyarete geleceğini ve hazırladıkları raporlarla ilgili bilgi vereceğini bildirdi. Haberin Devamı
Kızları kurtardı
Oral seks yaptırdılar
Seçkin Piriler ise şöyle konuşmuştu: ‘‘Bora beni Adnan Hoca'nın yanına götürdü. Bu sefer, göğüslerim görünecek şekilde bluzumu çıkardım. Bora bana sürekli, anal ve oral seksin, evli olmayanlar için helal olduğunu, normal seksin haram olduğunu söylüyordu. Yapılan baskılar sonucu, Kandilli'deki evde, kuzeni Ebru Akyüzalp'in şahitliğinde, Bora ile oral seks yaptım. İki kez oral seksten sonra ayrıldığım Bora'nın arkadaşı Gökalp Barlan ile tanıştım. O da benzer isteklerde bulununca, gruptan ayrıldım.’’ Haberin Devamı
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

29-09-2008, 00:49
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
|
Yani niye açmışın şimdi sen bu konuyu ki... Gelip bana "sakın ha Adnanla ilgili bildiklerini, düşündüklerini söyleme" demek için mi? Site kapanmış bu yüzden ama sen bu konuyu açmışın... Hmmm... Yazsam bir türlü yazmasam başka...
Benim bir hala oğlu vardır, kulakları çınlasın... Daha lise yeni bitmiş, üniversiteye başladık başlıyacaz... İşte 22-23 yıl evveli bu dediğim. Ben taşradan geldim, Türkiyenin o zamanlar en büyük ve şaşaalı üniversitesinin en gözde bölümüne... Hala oğlu ise onca para ve alınan özel derse rağmen kazana kazana hukuğu kazanmış... Bir lise grubu var (hepsi KAL'li. Bilmeyenlere: Kadıköy Anadolu Lisesi)... Bu grubun içindekileren biri şu anda CHP'nin belediye başkan adaylarından biri. O da Istanbul İşletmeyi kazanmış. Bir diğeri ise, halamın, eniştemin ve benim ifrit olduğum bir tip. Şekilsiz, fikirsiz, beyinsiz bir "şey" adeta... Kıl oluyorum çocuğa, bence olmasa daha bile iyi... Öyle böyle değil yani. Neydi adı dur bakayım, hah: Bahadır! Hiç bir yerleri de kazanamamış o bu arada. Baksanız ancak okuma yazması var dersiniz zaten, öylesine bir tip. Hala oğlu, "o da bizim gruptandır" diyor ama , yok yani o da farkında durumun... Bu genç habire iteleniyor, öteleniyor. Bir konu olsa fikri yok. Bir birikimi, yaşamışlığı yok... Ailesinden birşey aktaramaz, onların bir görmüş geçirmişliği yok... İki kelimeyi yanyana getirip de bir cümle oluşturamıyor... Bir de bıçkın, bir asi, bir kabadayı, bir öfkeli... Sormayın gitsin...
Bu, o zamanlar çocuk, sonraları adam olan şahsiyet, işte o zamanlar takıldı Adnan Hoca dergahına...
Ona orada "adam" muamelesi yaptılar.
Sakın sormayın ve de yorum yapmayın bana adamlık hakkında...
Bunu, adam yerine konmayana sormak lazım...
Hem Adnan, hem Fethullah... Daha öncesinde de Said...
Bu ülke insanındaki o KOCAMAN DELİĞİ VE BOŞLUĞU görmüş... Adamlar onu dolduruyor. İster kızın ister sövün...
Biz koyabildik mi peki bunun yerine bir şey, "TÜÜÜRKK!! ÖVÜN, ÇALIŞ, GÜVEN!!"den gayrı??
Bir Adnan göçer, yerine başka bir ADNAN gelir...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

30-09-2008, 12:29
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Bu şahsiyet hakkında bildiklerimiz küfürden, hakaretten mi ibaret? Bu site insanlar düşündüklerini ve bildiklerini söyleyebilsin diye sunulmuşken bu tip sansürcü girişimler karşısında susmanın “onay” olduğunu söyleyen sen değil miydin? Ne yani gizleyelim mi bu adamın marifetlerini? Bazen o kadar gergin oluyorsun ki gerçekten anlam veremiyorum ne biliyorsan ya da düşünüyorsan yaz işte.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

01-10-2008, 09:10
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 39
Mesajlar: 94
|
|
|
(22 EKİM 2006 Tarihli Hürriyet gazetesinden bir ropörtaj)
Adnan Oktar bana 5 çocuk, 2 torun borçlu
HER ŞEY 13 YIL ÖNCE BAŞLADI
Sorunlar ne zaman başladı?
- 13 yıl önce. Bizim dört numara Tuğba, Adnan Hocacılar diye tabir edilen insanlarla görüşmeye başladı. Başta ciddiye almadık. Geçici bir şey zannettik. Fakat sonra baktık ki, öyle değil. Durum ciddi. Önce gündüzleri birkaç saat kayboluyordu, sonra geceleri de gelmemeye başladı. Derken evi de terk etti, mürit oldu.
Diğer dört kardeş, nasıl tavır alıyordu?
- Oktar başta, Tuğba’nın tamamen saçmaladığını düşünüyordu. Hatta dalga geçiyordu. Diğerleri de fevkalade karşıydı, Tuğba’ya cephe aldılar. Ama Tuğba, zaman içinde hepsini Adnan Hoca’nın yanına götürdü.
Hepsini mi?
- Hepsini! Yıllar içinde 5 çocuğum, sonra da iki torunum onlara katıldı. Zincirleme oldu. Birbirlerine tesir ettiler. Toplu paranoya gibi. Hüma, ABD’de Georgetown’da okuyordu, kocasına çok aşıktı. Dört günlüğüne geldi. Sadece dört gün. Geliş o geliş. Tuğba, onu da Adnan Hoca’ya tanıştırdı. Dört gün içinde, o yanıp tutuştuğu kocasını boşayıverdi. Bitti. Bir daha Amerika’ya dönmedi. Herkes şaştı kaldı. Mani olamadık. Sonra Eda’yı aldılar. Bilgi Üniversitesi’nde okuyordu, en küçük kızımız. Okulu da bıraktırdılar...
Bu arada çocuklarınızı geri kazanmak için ne yapıyorsunuz?
- Elimizden ne geldiyse yaptık. Anlattık: "Bu kadar iyi eğitim aldınız, mesleğinizi yapmanız lazım, çalışmanız lazım, aile kurmanız lazım..." Yalvardık ama dinletemedik.
Ne diyorlardı?
- Ne diyecekler? Onlara göre İsa mesih, Adnan Oktar da mehdi. İkisi ele ele verip, bütün dünyaya hakim olacaklar. Çocuklarımız buna inandılar.
Bu çocuklar bunca yıldır nerede yaşıyor?
- Bilmiyorum.
Nasıl yani?
- Bilmiyorum işte. Soruyorum, "Tedbiren söyleyemeyiz!" diyorlar. Sadece 18 yaşındaki küçük torunumla oğlum Oktar, alt katımızda yaşıyorlar. Kızlarımın nerede yaşadığını 13 yıldır bilmiyorum.
Bari dört kız kardeş, birlikte mi yaşıyorlarmış?
- Hayır. Onlar için aile, kardeş ya da evlat önemli değil. Böyle kavramlar yok. Bir arada değiller, yabancılarla yaşıyorlar. 20 yaşındaki torunum bile annesiyle değil. Kendinden 15 yaş büyük bir adamla kalıyor.
Hiç mi hafiyelik yapmaya kalkmadınız? Çocuklarınızın peşine düşmediniz?
- Yaptık. Yapmaz mıyız? Hiçbir netice elde edemedik. Çünkü evler devamlı değişiyordu. Onlar lütfederse, görüşebiliyorduk. Yanlarında bir yabancıyla eve geliyorlardı.
Anlamadım...
- Kızlarımdan biri eve geliyor değil mi? Yanında tanımadığım iki kızla birlikte geliyor. Bu toplulukta hiçbir çocuk, annesi babasını yalnız başına göremez. Belli mi olur belki etki altında filan kalır. Yanında hep birileri olacak. Yemek masasına bile o yabancı birileriyle birlikte oturulur. Banyoya bile gitse yanındadırlar. Ve Adnan Oktar hakkında kötü bir laf etmeye kalkışırsanız, apar topar çocuklarınız evi terk eder. Zaten bu mahkeme yüzünden de, son altı aydır çocuklarımızla görüşmedik. Bize yaptıkları tehdit şu: "Bizi görmek istiyorsanız, Bilim Araştırma Vakfı ve Adnan Oktar hakkında, tek bir kötü söz etmeyeceksiniz. Edersiniz, bizi hayatınızın sonuna kadar unutmak zorunda kalırsınız..."
Peki oğlunuz alt katınızda oturuyor, onunla görüşebiliyor musunuz?
- Evet ama ilişkimiz çok resmi. Oğlumuza biz bakıyoruz. Beyin cerrahı olmasına rağmen çalışmıyor. "Muayenehane açalım, mesleğine geri dön" diyoruz, kabul etmiyor. Daha önemli vazifeleri varmış...
Neymiş onlar?
- Dünyanın her tarafında Adnan Oktar için konferanslar veriyor. Yaratılış ve evrim teorisini anlatıyor...
"Biz bakıyoruz" derken, harçlık mı veriyorsunuz?
- Yurtdışına giderken, hayır. Bulunduğu yer gönderiyor. Ama onun dışında, bütün ev ihtiyaçlarını, giyeceklerini, yemeğini, telefon paralarına kadar aklınıza gelen her şeyini biz karşılıyoruz.
Biraz tuhaf değil mi, oğlunuz 43 yaşında...
- Öyle söylemeyin. Oğlum, bir mucize eseri hayatta. Çok ağır hastalıktan kurtuldu. Tanrı onu bana bağışladı. Elimde değil...
Adnan Oktar, belli ki oğlunuzun alt katta oturmasına ses çıkarmıyor, kızlarınızdan ne istiyor?
- Bilmiyorum. Onları bizden mümkün olduğu kadar uzak tutmaya çalışıyor.
Peki torunlarınız gideli ne kadar oldu?
- Birkaç yıl. Onları da tek başlarına göremiyorum. Yatıya kalamıyorlar. Ziyarete geldiklerinde yanlarında hep birileri oluyor.
Torunlarınızın annesinin için rahat mı?
- Büyük kızım, iktisat profesörü ve milletvekili Tevfik Ertüzün’le evliydi. Damadım ve kızım, kardeşlerini kurtarabilmek için çok uğraştı. Olmadı. Başaramadılar. Sonra Tevfik, bence şaibeli bir araba kazasında rahmetli oldu. Kızım, iki oğluyla kalakaldı. Bize sığındı. Çok yumuşak, melek gibi bir kızdır. Bir de şimdi görün onu. Yüz çizgileri sertleşti, bambaşka biri haline geldi. Maalesef onu da içlerine aldılar, oğullarıyla birlikte. Ama bir gün kurtulacaklarına inanıyorum. Kendilerini sorgulayacaklar ve gerçeği bulacaklar. Bunu başaranlar var. Onlar gruptan çıkıyor. Evleniyorlar, iş kuruyorlar, hayata geri dönüyorlar...
Kurtulanlar, o dönemi nasıl tanımlıyorlar?
- "Kabus" diye, "Uyandım ama onlarca senem boşa gitti..." diye anlatıyorlar.
Peki siz nasıl açıklıyorsunuz bu durumu?
- Açıklayamıyorum. Bu çocuklar, benim bildiğim çocuklarım değil. Bambaşka bir karaktere büründüler. Sanki içleri boşaltılmış gibi. Gözleri donuk. Robot gibi.
Kendi yollarını, kendi iradeleriyle çizmiş olamazlar mı?
- Hayır, bence olamazlar. Tamamen bir beyin yıkama faaliyeti. Hipnoz mudur, metapsişik bir şey midir, çözebilmiş değilim.
Peki talep etsem benimle konuşurlar mı?
- Deli misiniz, tabii ki konuşurlar. Emin olun, karşınızda son derece düzgün, eğitimli, kibar ve zeki çocuklar görürsünüz. Şöyle diyeceklerdir: "Ne alakası var? Tabii ki kendi isteğimizle buradayız. Biz yaşını başına almış insanlarız, kendi kararlarımızı kendimiz verebiliriz!" Hatta daha da ileri gidip, anneleri babalarını olmayacak şeylerle suçlayacaklardır.
Peki dersem ki, aileniz neden sizi yalnız göremiyor, neden nerede yaşadığınızı bilmiyorlar. Ne cevap verecekler?
- "Yok efendim böyle bir şey!" diyecekler. "Annemizin, babamızın, ne yazık ki akli dengesi yerinde değil" bile diyebilirler.
Bu son olay üzerine diğer çocuklarınızla görüştünüz mü?
- Hayır, hiçbiriyle görüşmedim. Çünkü son zamanlarda, bizim, diğer ailelerle birleştiğimizi, bir araya geldiğimizi hissediyorlardı. Bir duvar gibi birlikteyiz artık ailelerle, bu yolda beraberiz. Ankara’ya gidişlerim oldu, bazı görüşmeler yaptım. Bazı şeyleri maalesef duyuyorlar. Son olarak kızlarım, "Böyle yaparsan, bizi kaybedersin" diye rest çektiler. Zaten altı aydır eve uğramıyorlardı. "Aleyhimize birtakım şeyler yapıyorsun, bunu duyduk. Mahkemeye çıkacakmışsın, Ankara’da bazı insanlarla görüşmüşsün. Ya vazgeç ya da bir daha bizi göremezsin." "Sizden çok memnunum" diye bir kağıt yazarsam beni affedeceklermiş...
Ne demek o?
- "BAV topluluğundan çok memnunum. Hiçbir şikayetim yoktur" diye bir kağıt imzalamamı istiyorlar.
Annelerin, babaların bir araya gelmesinden neden bu kadar rahatsızlar?
- Çünkü yeniden BAV’a ve Adnan Oktar’a karşı bir hareket başlıyor. Yıllarca kimseyi bize tanıştırmadılar. Evimize arkadaşlarını getirdiler, isimleri farklı söylediler. Hakiki soyadlarını asla söylemediler. Kimin kızı dersin, cevap vermez. Çünkü ailesiyle temasa geçmenden korkuyor. Ama işte sonunda aileler bir araya geldik.
O GÜN MAHKEMEDE O SÖZÜ SÖYLEYEN BENİM OĞLUM DEĞİLDİ, ROBOT GİBİ
43 yaşında beyin cerrahı oğlunuz, nasıl oldu da sizin için, "Bahçıvanın geri zekalı oğluna cinsel tacizde bulundu annem" diyebildi?
- Bunu söyleyen adamın, benim çocuğum Oktar’la hiçbir alakası yok. Oktar, ahlakı düzgün sevecen bir çocuktur. O gün mahkemede konuşan başka biriydi. Yandan gördüm. O yüzü tanımıyorum. Oğlum Oktar’ın yüzü değil. Benim de aklım almıyor. Onlara söyleneni yapıyorlar. Robot gibi. Koşulsuz itaat ediyorlar. Ama ben, beni assalar, vursalar ya da öldürseler, asla annem-babam hakkında böyle şeyler söylemem. Bu yüzden neler olduğunu açıklayamıyorum.
Öyle insanlar ki, 300 tane dava açıyorlar. Uğraş uğraşabilirsen. Bir davayı burada kazanıyorsun, bir bakıyorsun, başka bir mahkemede başka bir iftiradan dava açılmış. Bunlarda yalancı şahit de bol. Yalan fevkalade mübah bir olay. İnsanları çocuklarıyla karşı karşıya getiriyorlar. Annesine karşı yalancı şahitlik yaptırıyorlar mesela. Kız çıkıyor diyor ki mesela, ’Annem gruptan para istedi sizin hakkınızda şikayetçi olmayayım diye, para verilmeyince benim nerede olduğumu bilmediği konusunda şikayette bulundu’. Hakim anneye bakıyor, annenin kolunda Louis Vuitton filan var bu arada, yani belli ki kadının paraya filan ihtiyacı yok, ’Ne diyorsunuz?’ diyor. Anne hakime bakıyor, ’Ne diyebilirim Hakim Bey, o benim kızım’ diyor."
ANNEYİ SEVMEK ALLAH’A ŞİRK KOŞMAKMIŞ
Peki sizi öyle ağlarken, perişan vaziyette görünce etkilenmiyorlar mı? Onların annesisiniz...
- Anneye babaya şefkat göstermek, ilgi yapmak, onların felsefesine göre Allah’a şirk koşmak. Evladına da sevgi göstermeyeceksin. Kızım Ceyda mesela, özellikle oğullarından uzak duruyor. Nadiren de olsa görüştüğümüzde usulen öpüşüyorum çocuklarımla. Asla eskiden olduğu gibi gerçekten, samimi kucaklaşamıyoruz. Aramızda hep bir duvar var.
Sizce çocuklarınızda manevi bir boşluk mu söz konusu acaba?
- Ne alakası var? Orada çocukları günde 14 saat çalıştırıyorlar. Rahat değiller ki. Manevi boşluk doldurma filan söz konusu değil ki. Bilgisayar başında, gece yarılarına kadar kitap yazıyorlar. Sohbet edecek zamanları bile yok.
Peki sizin için maddi bir kayıp da söz konusu mu?
- Çocuklarımı kaybetmişim, maddiyatın lafı mı olur? Ama maddi kayıp da var. Bırakın çocuklarımızın üzerine yaptığımız dükkanları, şunları bunları... Rahmetli damadımdan torunlarıma kalan mülkler, evler, çiftlikler, milletvekili maaşı bile gitti. Vakfa devredildi.
Nereden biliyorsunuz devredildiğini?
- Hiçbiri ortada yok. Sahipleri değişmiş.
BAZEN GERİ GELMEYİ UNUTAN, AVARE BİR BUMERANGTIN...ASİYDİN; BİR DUVARLA USLANDIN
|

01-10-2008, 14:04
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 499
|
|
Alıntı:
alchemy´isimli arızadan alıntı
Site kapanmış bu yüzden ama sen bu konuyu açmışın...
|
Site adnan hoca denen şahsın kim olduğunu yazdığı için kapanmış değildir heralde!!!
Bu konu altında kapanmaya sebeb olacak hiçbir cümle yok.
Susmak da bu sitenin profiline çok çok ters düşen bir durum olur.Her türlü gerçeğin ne kadar yıldırılmaya çalışılırsa çalışılsın bu platformlarda yazılmaya devam edilmesi gerekir,bu siteye girenler bu yüzden giriyorlar zaten!!!
“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
|

01-10-2008, 22:44
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
Alıntı:
non serviam´isimli arızadan alıntı
Bu şahsiyet hakkında bildiklerimiz küfürden, hakaretten mi ibaret? Bu site insanlar düşündüklerini ve bildiklerini söyleyebilsin diye sunulmuşken bu tip sansürcü girişimler karşısında susmanın “onay” olduğunu söyleyen sen değil miydin? Ne yani gizleyelim mi bu adamın marifetlerini? Bazen o kadar gergin oluyorsun ki gerçekten anlam veremiyorum ne biliyorsan ya da düşünüyorsan yaz işte.
|
Yo hayır... Öyle birşey demek istemedim; saçmalayarak kendi kendime düşünmemi alenen yazmışım sadece. Hata ettiğimi şu anda anlamış bulunuyorum. Neyse, önemli değil; korteks iletişiminde bunlar normal şeyler... Bu adam hakkında şimdiye dek bir küfretmişliğim olmadığı için, başka küfredenlere yazdığını düşünüyorum bunları. Üzerime alınmıyorum kısaca, herkes de ara sıra en azından bunu yapmalı. Kendi şahsi deneyimimi aktardım o kadar. Hala aynı şeyi söylüyorum: dışlamak bu ülkede çok fazla yapılan ve de büyük boşluklar doğuran bir şey ve bu eninde sonunda bunu gören birtakım kişilerce dolduruluyor. Dışlamak bu ülkede kültürel bir zaaf... Burası had safhada nevrotik bir ülke.
Ne düşünüyorsam yazayım işte... Tamam, ben de öyle yapıyorum, farklısını değil... Tıpkı senin gibi. Teşekkür edeyim bunun için de ayrıca...
Alıntı:
lunatic´isimli arızadan alıntı
Site adnan hoca denen şahsın kim olduğunu yazdığı için kapanmış değildir heralde!!!
Bu konu altında kapanmaya sebeb olacak hiçbir cümle yok.
Susmak da bu sitenin profiline çok çok ters düşen bir durum olur.Her türlü gerçeğin ne kadar yıldırılmaya çalışılırsa çalışılsın bu platformlarda yazılmaya devam edilmesi gerekir,bu siteye girenler bu yüzden giriyorlar zaten!!!
|
Yo hayır, derdim susun ya da susmalıyız demek değil zaten, tam tersi. O kadar istikrarsız olduğumu sanmıyorum, öyleyse gösterirseniz memnun olurum. Ve ben de biliyorum düşüncelerimi küfürle ifade etmeyi, o da yok... Sadece konu bu kadar sıcakken bu açılan konunun adresini çözmeye çalışmaktı hepsi o. Neyse, daha fazla meşgul etmeyeyim ben burayı...
Benim yaptığımın sizin yaptığınızdan bir farkı yok aslında: tepki... Ne ki, her tepki öznel okunur, konu sadece bu sanırım. Ben konuya yazılmış, konuyla ilgili diğer mesajları okuyayım, sonra da telaffuz edilmeye değer olduğunu sandığım bir düşüncem varsa, artık ne düşünüyorsam, yazarım işte... 

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

02-10-2008, 21:15
|
 |
kimliksiz
|
|
Üyelik Tarihi: 07-08-2008
Yaş: 20
Mesajlar: 212
|
|
|
Harun Yahya denilen adamın anarşizme düşman olduğunu bilirim ve hiçte sevilecek bir yanı yoktur. Amaaa.... Bu evrim muhalefeti konusuna gelince Harun Yahyaya ait olduğu iddaa edilen eserler gerçektende dikkate alınır cinsten. Yeterli kanıt olmamasına rağmen gerçekten güzel çalışmalar yapmışlar. Yiğidi öldür hakkına yeme. Ben evrime inanıyorum ama Sonuçta adı üstünde EVRİM TEORİSİ yani sonucunda bir teori ve gerçekliği ispatlanmış değil hala kural olamadı. Evrimin insanlara sorgusuz yedirilmesinden ziyade bırakalım muhalefet olsunlar çünkü henüz kesin yargılara varmak imkansız.
Harunun olduğu iddaa edilen eserler gerçekten dikkate alınır cinsten saygı duyduğum bir yanı varsa oda bu konuya muhalefet olmasıdır. Yoksa suya bırak arkasından bile bakma

Ne Mutlu Milletsizim Diyene!!!!!!!
|

02-10-2008, 21:30
|
 |
Rütbesiz anarşik
|
|
Üyelik Tarihi: 02-06-2008
Nerden: heryerland
Yaş: 20
Mesajlar: 471
|
|
|
Bu adam evrim teorisini "yalanlamak" için oldukça şaşalı bir kitap çıkarmıştır(çıkarttırmıştır.)11 dilde yayımlanan kitap 700 sayfadan oluşmakta,özel fotoğraflar yer almaktadır.Bu derenin suyu nerden geliyor diye düşünmüyorda değil insan.Bu adamı konuşmaya bile değmez.Canı cehenneme...
Herkesin hayalgücü tükendiğinde artık hiçkimse dünya için tehdit olmayacak ...
|

02-10-2008, 22:05
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Mesajlar: 499
|
|
Alıntı:
Kumru´isimli arızadan alıntı
Bu adam evrim teorisini "yalanlamak" için oldukça şaşalı bir kitap çıkarmıştır(çıkarttırmıştır.)11 dilde yayımlanan kitap 700 sayfadan oluşmakta,özel fotoğraflar yer almaktadır.Bu derenin suyu nerden geliyor diye düşünmüyorda değil insan.Bu adamı konuşmaya bile değmez.Canı cehenneme...
|
Hah işte o kitapları ta ABD li üni. prof. larına bile postalamış ve bir prof demiş ki şimdi aklımda değil adı;
"okunmak için çok berbat ama yakılmak için oldukça elverişli"  (malum 700 sayfalık)
“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!”
Friedrich Schiller
|
|
Etiketler
|
adnan, adnan hoca, adnan hoca'nın motorları, adnan hocanın motorları, adnan oktar, adnan oktar harun yahya, harun, harun yahya, kimdir, kimdir?, motor adnan, motorcu adnan, oktar, yahya, yani  |
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:40 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|