|
|
İbrahim Kaypakkaya Yoldaşın Kemalizm TezleriSerbest Kürsü içerisinde İbrahim Kaypakkaya Yoldaşın Kemalizm Tezleri konusu: Ben aslında herşeyi KİMLİK arayışında görüyoru sevgili ASİ...
Bence konu Mustafa Kemal'in anti-emperyalizminden ziyade, zorlama bir Türk Milleti kimliği uydurma çabası. Bunu Osmanlıyı ve kökleri reddederek yapması ise sahiden çok ...

21-09-2008, 00:05
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
|
Ben aslında herşeyi KİMLİK arayışında görüyoru sevgili ASİ...
Bence konu Mustafa Kemal'in anti-emperyalizminden ziyade, zorlama bir Türk Milleti kimliği uydurma çabası. Bunu Osmanlıyı ve kökleri reddederek yapması ise sahiden çok vahim bir hata... İşe giderken kestirme yola sapmaya benzemiyor onun saptığı kestirme yol.
Bir devrim, ama kendi içinde bir dikta olduğunu da görmezden gelmem. Ama bu, şu anda DEMOKRATİK GELEN DİKTADAN DAHA AFFEDİLMEZ DEĞİL!!
Atılacak 3 kuruşluk barut bari doğru yere gitse...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

21-09-2008, 00:35
|
 |
biz hala Hrant Dink'iz..
|
|
Üyelik Tarihi: 26-08-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 23
Mesajlar: 187
|
|
Alıntı:
coskunb´isimli arızadan alıntı
o kadar saçmalamışsın ki siteye üye olup cevap verme gereği duydum.
|
yazılar bana ait değil tıpkı Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan gibi Türkiye devrim önderlerinden İbrahim Kaypakkaya'ya ait.. Hani senin zihniyetinde olan insanların diyarbekir zindanlarında işkence çektirdiği insan unuttunuzmu parmaklarını önce dondurup sonra koparmıştınız..
Birbirimizin ötekisi olmadan farklılıklarımızla bir olabilsek...
I HAVE A DREAM... (Martin Luther King)
|

21-09-2008, 03:16
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2008
Nerden: Almanya
Yaş: 27
Mesajlar: 12
|
|
semsiye'ye
Alıntı:
göte giren şemsiye´isimli arızadan alıntı
dünya ve tarihin gerçeklerinden uzak ve saçma sapan iddia ve iftiralarla dolu dediğin yazıyı sana ezberletilenleri bir kenara bırakmadan at gözlüklerinle bağnazca değerlenmeye kalktığın için anlamak zor oluyor tabi.
hepimiz biliyoruz ki Kemalizm m.kemal’in ölümüyle son bulmadı. partisi ve çalışmaları devam ettirildi ve bir devlet rejimi haline getirildi. ordu ve anayasa, bu ideoloji üzerine kurulmuştur. karşısında yer alacak fikirlerin düşünülmesini dahi yasalarla engellemiştir. bu çerçevede eleştirinin m.kemal ile sınırlandırılmadığı, kemalizm üzerinde yoğunlaştığı da yazıda açıkça belirtilmiş. arka arkaya cevap vermek bile anlamsız, saçma falan gibi argümanları tekrarlayıp tezleri çürüttüm demeyi bırakta verebiliyorsan adam gibi cevaplar ver. saçma demekle çürümüyor bu yazılanlar. yazmak anlamsız yada gereksizse kimse sana zorla yazdırmıyor git yol al.
ikinci dünya savaşında türkiye almanya ilişkilerini dahi bilmiyorsan öğrenmeye rusya ve müttefiklerin türkiye'ye neden nota yolladığını araştırmakla başla.
ben açayım da gayet açık. köy enstitülerinden haberin yok galiba? köy enstitülerine girebilmek için öncelikle köylü olmak gerekir ve bitirenlere 20 sene boyunca çok çok cüzi bir maaş karşılığı şark görevi zorunluluğu verilmiştir. köy enstitülerine gidenler hem eğitiliyor hem de daha kaliteli mahsül alabilmek için işi öğreniyordu. işin eğitim yanıyla uyuyan köylüler bir uyanış içerisine girince bindokuzyüzkırklı yılların sonlarına doğru bunun farkına varılmış özellikle köy ağaları ile toprak sahiplerinin köylüler üzerindeki baskıları meşrulaştırılmış ve köy enstitüleri komünizm yuvası olmakla suçlanarak kapatılmıştır.
yaşına bakıyorum henüz çok gençsin yani geç değil birşeyler öğrenmen için. kemalizm kafana öyle bir işlenmişki sorgulanamaz olarak görüyorsun ve çok boş konuşuyorsun. ibonun yazdıklarını sorgula ama bunu yaparken kemalizmide sorgula. ama şu karşındaki adamı da tanı. fikirlerim uyuşmaz ama fikirleri uğruna, dünyayı değiştirmek uğruna birşeyler yapmayı denemiş ve buna karşılık kemalist rejimin koruyucuları tarafından vücudu parça parça edilerek vahşice öldürüldüşse bu onun şu yazdıklarındaki haklılığının göstergesidir. ölümüne intihar denmiş kimse bilmeden üzeri örtülmüştür.
|
Hani Köy Enstitüleri'nden dalinca onlari elestireceksin sandim ama benim kadar olmasa da ve "egitim yaniyla uyutuluyor" diye dünyanin en anlamsiz sözünü etsen de senin de bir parca savundugunu görmem ve en azindan tartisacak ortak bir paydamiz olmasi güzel ama Köy Enstitüleri'nin kapatilmasinin nedenini cidden Kemalizm'de ariyorsan Kemalizm anlayislarimiz arasinda ciddi bir fark var demek ki. Isine geldiginde M.Kemal'i suclamak, isine gelmedigindeyse isi genellestirip Kemalizm kavramini ortaya atmak zaten son yillarda bayagi moda oldu. Zaten Kaypakkaya'nin öldürülüsünü de Kemalist rejime baglaman, senin de en az onlar kadar bu kavram kargasasinin icinde kayboldugunu gösteriyor. Kemalist rejim olarak yerlestigini iddia eddigin rejimin esamesi hicbir zaman okunmadi 38'den sonra. Özellikle de 50'den sonra tamamen ici bosaltildi. Senin bu mantiginda tüm ihtilallerin sorumlusu da, ihtillaller sirasinda en cok katledilen kesimden olan Kemalistler'dir simdi kesin..
"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." diyen bir adama ya da onun fikirlerini savunan Kemalizm'e sen tutar da ölümünden 16 yil sonra parti icinde ve özellikle disindaki kibarca "muhafazakarlarin" secim derdiyle icini bosaltip kapattirdigi cumhuriyet tarihinin en büyük egitim projesinin kapatilisindan sorumlu tutarsan sadece komik duruma düsersin. Hani halkin dini ve milli duygularinin sömüren/kullanan ve halkin egitilip bilinclenmesini kabul edemeyen ve sikistiklarinda M.Kemal lafini agizlarindan eksik etmemelerine ragmen ondan en cok nefret eden bu fasistleri degil de arayip Kemalizm'i mi buldun bula bula? M.Kemal'in fikirleriyle aksini savunanlara da bunu aslinda Mustafa Kemal'den ayri tutulabilecegini söylemek ama Kemalizm'e dahil edilebilecegini iddia etmek de kolayci ve kendi icinde celiskili bir zihniyetten öte degildir..
"karşısında yer alacak fikirlerin düşünülmesini dahi yasalarla engellemiştir." Herkes daha hilafet ve padisahliktan dem vururken demokratiklesme mücadelesini baslatip kendi muhalefet partisini kendi kurduran bir liderin, bir devrimcinin ya da onun fikirlerini savunan bir akimin böylesi kaynaksiz bir itham altinda kalmasi cok acikli. Hangi yasa(lar)dan bahsettigini söyle en azindan desteksiz sallamadigini göstermek icin..
Ikinci dünya savasindaki politika da savaslardan tükenmis ve toparlanmaya calisan bir toplumun ne olursa olsun baska bir savasa katilmama politikasindan öte bir durum degildir. Bu cercevede yapilan Ingiliz ve Almanlar'la yapilan saldirmazlik paktlarini Alman fasizmine destek olarak algiliyorsan dis politika konusunda da bir takim eksiklerin oldugu kuskusuz. Tabi ki dogrulugu ya da yanlisligi tartisilir ama sembolik de olsa savas sonunda 23 subat 45'te Almanya ve Japonya'ya savas ilani da bu tarafsiz cikarciligin sonuclarindandir.. Yani illa Amerikan emperyalizm öncesi dönemi de siniflandirip Alman fasizminin icine sokma hevesini de anlamis degilim acikcasi..
Her neyse, özünde pek farkli yerlerde durdugumuzu sanmiyorum. Herkes gibi Mustafa Kemal de elestirilir ve elestirilmelidir ama tüm kötülüklerin ve fasizan tutumlarin sorumlulugunu onun adina Kemalizm'e yükleme cabasi sadece karsisinda durmaya calistigim. Senin bahsettigin katliamlara, cinayetlere, asilmalara senden cok ben karsiyimdir ama sorunun adina Kemalizm demek cok hosuna gidiyor ne yazik ki senin ve bazi "sol" cevrelerin. Hani 80 yil öncesinin ümmetci zihniyetinden kurtulma cabasini ve bastan asagi yenilenmeye calisilan bir devlet kurulurken SSCB'de ya da herhangi baska bir devlette oldugu gibi eksik ve yanlislar mutlaka olmustur ama zamanin ve halkin sartlarini hic dikkate almayip bugünün ya da baska devletlerin sartlarini düsünüp de olmayan bir isci sinifindan devrim olmamasindan ve sonrasinda olusan bütün yanlislardan fasizan ve ümmetci zihniyeti degil de ölümünden sonra ici bosaltilip uygulama sahasi bulamamis Kemalizm'i sorumlu tutmaniz ayristigimiz en büyük nokta. Herseye ragmen benim ve eminim ki kendini solcu ve Atatürkcü/Kemalist olarak tanimlayan herkesin asil kavgasi sizlerle degil 70 yildir Türkiye'nin demokratiklesmesi önündeki en büyük engel olan iktidardaki fasist beyinlerle ve yarattiklari cahil toplumun bilinclenmesine karsi oldugunu belirtmek isterim. Saygilarimla
|

21-09-2008, 11:59
|
 |
lodosum tuttu poyrazim soguk
|
|
Üyelik Tarihi: 12-02-2008
Yaş: 38
Mesajlar: 62
|
|
Alıntı:
|
Hani Köy Enstitüleri'nden dalinca onlari elestireceksin sandim ama benim kadar olmasa da ve "egitim yaniyla uyutuluyor" diye dünyanin en anlamsiz sözünü etsen de senin de bir parca savundugunu görmem ve en azindan tartisacak ortak bir paydamiz olmasi güzel
|
"egitim yaniyla uyutuluyor"demedim. söylediklerimden bu anlamı çıkartıyorsan bunun nedenini kendi kıt anlayışına bağlamalısın. oysaki siz gençleri fazla yormamak için ilköğretim çağındaki çocuğun bile anlayacağı bir dil kullanmıştım. bak ne demişim orada: "işin eğitim yanıyla uyuyan köylüler bir uyanış içerisine girince..." yani köylüler enstitülerden önce cahildir, toprak ağalarının sömürüsü altında karın tokluğu bile denemeyecek bedeller karşılığı köle gibi kullanılmaktadır. ancak köy enstitülerinden aldıkları eğitim sonrasında bir uyanış içerisine girmişlerdir ve toprak ağalarının karşısında durabilmişlerdir. Ama sen bu dediklerimden "egitim yaniyla uyutuluyor" gibi saçma bir anlam çıkartıyorsun ve kendini haklı çıkartmak için şu yaklaşımı gösteriyorsun ya bravo!
Alıntı:
|
ama Köy Enstitüleri'nin kapatilmasinin nedenini cidden Kemalizm'de ariyorsan Kemalizm anlayislarimiz arasinda ciddi bir fark var demek ki. Isine geldiginde M.Kemal'i suclamak, isine gelmedigindeyse isi genellestirip Kemalizm kavramini ortaya atmak zaten son yillarda bayagi moda oldu. Zaten Kaypakkaya'nin öldürülüsünü de Kemalist rejime baglaman, senin de en az onlar kadar bu kavram kargasasinin icinde kayboldugunu gösteriyor. Kemalist rejim olarak yerlestigini iddia eddigin rejimin esamesi hicbir zaman okunmadi 38'den sonra. Özellikle de 50'den sonra tamamen ici bosaltildi. Senin bu mantiginda tüm ihtilallerin sorumlusu da, ihtillaller sirasinda en cok katledilen kesimden olan Kemalistler'dir simdi kesin..
|
dün ben bunları yazdım sende gelip okudun ama akşama kadar cevap yazmamışsın ve konu ilerlemiş. anlıyorum yeterince hakim olmadığın bir konu ve araştırma yapıp öyle yazmak istedin ama dersine yeterince çalışmamışsın. kemalizmin bir süreç olduğunu, cumhuriyetten günümüze kadar uzandığını sana söyleyen benim zaten tekrarlamanın manası yok ama bu sistemin bir kurucusu ve onu gerek yasalar gerekse orduyla güvence altına alan m.kemaldir. işkencelerin ve idamların sorumlusu kemalizmi güvenceye alan ordu ve onun yasalarıdır. bu ülkede insanlar bırak atatürk’e ve kemalizme eleştiri yapmayı, okuduğu kitaplar için bile hapse atılır oldu. komünizme bu denli ağır karalamanın kökenine inince orada atatürk dönemini ve kemalizmi kendinde bulursun ama kabul etmezsin çünkü beynine ağır şekilde işlenmiş bir m.kemal sevgisi var. bu beyinlere öyle bir işleniyorki bunun çatışması benim için bile çok zor olmuştu.
Alıntı:
|
"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." diyen bir adama ya da onun fikirlerini savunan Kemalizm'e sen tutar da ölümünden 16 yil sonra parti icinde ve özellikle disindaki kibarca "muhafazakarlarin" secim derdiyle icini bosaltip kapattirdigi cumhuriyet tarihinin en büyük egitim projesinin kapatilisindan sorumlu tutarsan sadece komik duruma düsersin. Hani halkin dini ve milli duygularinin sömüren/kullanan ve halkin egitilip bilinclenmesini kabul edemeyen ve sikistiklarinda M.Kemal lafini agizlarindan eksik etmemelerine ragmen ondan en cok nefret eden bu fasistleri degil de arayip Kemalizm'i mi buldun bula bula? M.Kemal'in fikirleriyle aksini savunanlara da bunu aslinda Mustafa Kemal'den ayri tutulabilecegini söylemek ama Kemalizm'e dahil edilebilecegini iddia etmek de kolayci ve kendi icinde celiskili bir zihniyetten öte degildir..
|
"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." diyen bir adamın her lafı eğitim kurumlarında beyinlere kazınıyorsa, dönemin sürgünden kaçıp rusyaya giden komünist aydınları atatürk döneminde atatürk'ün ricasıyla türkiye'ye gelip parti kurmak istedikleri vakit atatürk'ün adamları tarafından katlediliyorsa asıl komik olan sensin. o zaman da bugün de atatürk'ün söyledikleri sorgulanamaz dogmalar ve din ayetleri gibidir. bir dindar nasıl ayetleri kutsal kabul ederse aynı şekilde öğretim kurumlarda en tepeye atatürk resmi ve onun hitabeleri asılır. onu eleştirdiğin zaman kendisine "kemalin askeriyim" diyen bağnaz bir sürüyü karşında bulursun karşında. burada bu sitede bile. dine tapan şeriatçılar nasılsa onlarda böyledir aralarında hiçbir fark yoktur. karşısında olursan ezilirsin onlardan değilsen dışlanırsın. işte bir mustafa suphi ve arkadaşları örneği var karşında. daha yakına gel ibrahim kaypakkaya var kemalizme karşı olduğunu beyan ettiği için vücudundan uzuvlar kesilerek ağır işkenceler görerek 24 yaşında katledilen ve gördüğü işkenceler esnasında dahi fikrinden en ufak taviz vermeden onları haykıran. yukarıdada söyledim: atatürk milliyetçidi, mücadelesini ulusal bir tabana oturtmuştu ve bunu kullandı. solun sosyalizmin ise milliyetçilikle alakası yoktur sol enternasyonaldir. ibrahim de proleter devrimcidir. atatürk'ün imzasını bile tasarlayan bir imaj meykırı varken onun fikirlerinden başka bir şeyi yoktur, alt sınıftır.
1923 devrimi, önder sınıfın karakterini yansıtan bir milli devrimdir. emperyalist işgal kırılmış, komprador-burjuvazi tasfiye edilmiş, yabancı sermayeye tanınan bazı imtiyazlara rağmen genellikle emperyalist istismar bertaraf edilmiş, feodalizmin ideolojik ve politik gücü kırılmıştır. bu, muhtevası burjuva olan bir devrimdir. stalin ve mao, da 1919-23 anadolu harekatına devrim demektedirler. hatta mao, 1923 anadolu devriminden muhteva bakımından pek farklı olmayan cezayir devrimi için de, milli demokratik devrim kavramını kullanmaktadır). ancak, önder sınıfın karakterinden dolayı, bu devrim sürekli kılınamamış, duraklamalara ve hatta geriye dönüşlere maruz kalmış, sonunda da ülke yeniden sömürgeleşme sürecine girmiştir. kısaca özetlersek feodal-komprador devlet mekanizması parçalanmış yerine, tek parti yönetimi altında küçük-burjuvazinin diktatörlüğü egemen kılınmıştır. küçük burjuvazi hiyerarşinin en üstünde yer alır. onun niteliği otorite ve devlet gücünün bu sınıfın ekonomik, sosyal ve politik hiyerarşinin başında kalmasının hizmete konulması ve emperyalizmle ittifak halinde bulunan feodalite ile sermaye diktatörlüğü yerine küçük-burjuva diktatörlüğünün kurulması, bunun için de baskıcı devlet mekanizmasının bu sınıfın çıkar ve ideolojisinin hizmetine konulmasıdır. 1923 cumhuriyeti yönetiminin ideolojik ve politik niteliği budur.
ekonomik plandaki yönetimi ise özetle şudur: özel mülkiyet ve karı temel alan (başka türlü olması eşyanın tabiatına aykırıdır) kendi sınıfsal ve de ekonomik örgütlenmesini genişleten, giderek de "milli burjuvazi" sınıfını yetiştirmeye yönelik, küçük üretime dayanan, özünde boş bir milli ekonomi yaratılmıştır. şehir ekonomisinin hafif endüstri temeli üzerinde kurulması, daha doğrusu kırsal bölgelerde ve şehirlerde bir tüketim ekonomisinin kurulması (bu 'ne üretilirse tüketilir' ilkesine dayanan ve birinci derecede küçük-burjuva tüketim ihtiyaçlarının hizmetinde olan bir ekonomidir; küçük-burjuva, proletaryanın ve yoksul köylülerin gücünden elde ettiği artı-değerin büyük bir kısmını elinde tuttuğu için nispeten büyük bir satın alma gücüne sahiptir.
Alıntı:
|
Ikinci dünya savasindaki politika da savaslardan tükenmis ve toparlanmaya calisan bir toplumun ne olursa olsun baska bir savasa katilmama politikasindan öte bir durum degildir. Bu cercevede yapilan Ingiliz ve Almanlar'la yapilan saldirmazlik paktlarini Alman fasizmine destek olarak algiliyorsan dis politika konusunda da bir takim eksiklerin oldugu kuskusuz. Tabi ki dogrulugu ya da yanlisligi tartisilir ama sembolik de olsa savas sonunda 23 subat 45'te Almanya ve Japonya'ya savas ilani da bu tarafsiz cikarciligin sonuclarindandir.. Yani illa Amerikan emperyalizm öncesi dönemi de siniflandirip Alman fasizminin icine sokma hevesini de anlamis degilim acikcasi..
|
yorumlarıma fırsatçı yaklaşıp işine geldiği gibi algılarsan tabiki anlaşamayız seninle. o saldırmazlık paktını imzalayıp dünyayı ele geçirmeye çalışan ve kendi dışındaki ırkları düşman olarak kabul eden ve onlarla savaş halinde olan faşist bir ülkenin almanyanın savaş gemilerini 1941 temmuzu ve ağustos aylarında montreaux anlaşmasına karşın, boğazları geçeriyorsan bunun adı iş birliği değil de nedir cevap ver o halde!
türkiye'nin savaş sonunda müttefik ülkelerin baskısı sonucu kukla gibi mağlup almanya'ya savaş açması ise ayrı bir vahamettir.
Alıntı:
|
Her neyse, özünde pek farkli yerlerde durdugumuzu sanmiyorum. Herkes gibi Mustafa Kemal de elestirilir ve elestirilmelidir ama tüm kötülüklerin ve fasizan tutumlarin sorumlulugunu onun adina Kemalizm'e yükleme cabasi sadece karsisinda durmaya calistigim. Senin bahsettigin katliamlara, cinayetlere, asilmalara senden cok ben karsiyimdir ama sorunun adina Kemalizm demek cok hosuna gidiyor ne yazik ki senin ve bazi "sol" cevrelerin. Hani 80 yil öncesinin ümmetci zihniyetinden kurtulma cabasini ve bastan asagi yenilenmeye calisilan bir devlet kurulurken SSCB'de ya da herhangi baska bir devlette oldugu gibi eksik ve yanlislar mutlaka olmustur ama zamanin ve halkin sartlarini hic dikkate almayip bugünün ya da baska devletlerin sartlarini düsünüp de olmayan bir isci sinifindan devrim olmamasindan ve sonrasinda olusan bütün yanlislardan fasizan ve ümmetci zihniyeti degil de ölümünden sonra ici bosaltilip uygulama sahasi bulamamis Kemalizm'i sorumlu tutmaniz ayristigimiz en büyük nokta.
|
hayır bence özünde farklı yerlerdeyiz. mustafa kemal ve Kemalizm eleştirilebilir deyip bu eleştiri ya da düşünce hakkını insanların elinden alan bir kemalizmi desteklemek laf ola torba doladır başka bir şey değil. Benim bahsettiğim katliamlara karşıysan bu katliamları kimlerin gerçekleştirdiğini araştır. Savaşlar esnasında bile savaşmayı reddettiği için atatürk’ün emri ile insanlar öldürülmüştür. İbret olsunda insanlar cephelere dolsun diye alenen idam edilenleri orana vurduğumuz zaman her sekiz kişiden birisinin öldürüldüğünü görürsün.
Alıntı:
|
Herseye ragmen benim ve eminim ki kendini solcu ve Atatürkcü/Kemalist olarak tanimlayan herkesin asil kavgasi sizlerle degil 70 yildir Türkiye'nin demokratiklesmesi önündeki en büyük engel olan iktidardaki fasist beyinlerle ve yarattiklari cahil toplumun bilinclenmesine karsi oldugunu belirtmek isterim. Saygilarimla
|
kendini solcu olarak tanımlıyorsan atatürkçü olamazsın. kendini atatürkçü olarak tanımlıyorsan da solcu olamazsın. atatürk milliyetçidi, mücadelesini ulusal bir tabana oturtmuştu ve bunu kullandı. solun sosyalizmin ise milliyetçilikle alakası yoktur sol enternasyonaldir. zorunlu eğitime tabi tutulan beyinlere atatürk hitabeleri ezberletilerek bilinçlenmez toplum aksine bağnazlaşır, yobazlaşır. sanada saygılar her birinize bunları ayrı ayrı izah etmek yorucu olmaya başladı.
|

21-09-2008, 19:16
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2008
Nerden: Almanya
Yaş: 27
Mesajlar: 12
|
|
Alıntı:
göte giren şemsiye´isimli arızadan alıntı
"işin eğitim yanıyla uyuyan köylüler bir uyanış içerisine girince"
|
Sen daha virgülü nasil kullanacagini bilmezsen, yazdiklarin da tam tersi bir anlama bürünür tabi. Sorun benim anlama kitligim degil olsa olsa senin anlatma kitligindan ibarettir. "Isin egitim yaniyla uyuyan köylüler bir uyanis icerisine girince" dediginde senin cevabinda belirttigin anlami icermesi icin "yaniyla"dan sonra bir virgül koyman gerektigini, koymazsan Türkce'nin azizligine ugrayacagini bu yasina kadar kimse ögretmediyse ve bu is bana düstüyse ve bunun sonucunda da böyle saga sola saldirip anlasmaz bir tavir takiniyorsan, senin icin ne yazik ki cok gec artik... Önce biraz kendi özelestirini yap da sonra saldir yok kit anlayisli yok tartisma ilerledigi icin konuya da hakim degilsin tabi falan diye. Benim 24 saatimi burada gecirecek kadar, ya da senin kadar diyelim, bos vaktim yok ne yazik ki; o yüzden her dakika girip de kim ne cevap vermis diye kontrol edecek degilim. Sadece benim sorduklarima ne ilk cevabinda ne de sonrakilerde bir cevap vermemissin ve sadece kafandaki kalip cümlelerle cevap vermissin, hala da isine gelen kismi alip istedigin gibi yan cizmeye devam ediyorsun.
Bu arada sen hakliymissin bir konuda, sen solculugu sirf komünizm cercevesinde ele aliyorsan ve onun disinda sol tanimayip kendin disinda düsünen herkesi ayni kefeye koyup fasist damgasi yapistiriyorsan, evet ortak pek de bir yönümüz yok tabi. Her halkin, ülkenin kendine özgü sartlari vardir ve sen tutup da özünde ateizm ve pozitif bilim yatan ve herhangi bir dogmayi kabul etmeyen bir ideolojiyi su halka uygulayamazsin, tutmaz. M.Kemal en azindan bunu görecek kadar zekiydi. Su anda M.Kemal'in milliyetciligine ihtiyac vardir, yoktur tartisilir ama o günün sartlarinda sen bir ülkeyi, cehalet dolu ve herhangi bir sinif bilinci olmayan, fransiz devrimi'nden ve getirdigi demokrasi olgusundan bile haberdar olmayan, kendi icine kapali yasamis bir ülkeyi bir araya getirebilecek olgunun komünizm olduguna emin misin; objektif bir sekilde düsünmeye calis biraz. (Ben de agnostik ateistim bu arada, hani ordan saldirmaya kalkma bu sefer de diye söylüyorum) Zaten tek yaptiginiz baska bir yerden saldiramadiginiz icin, o günün sartlarinda konulan bir milliyetcilige takilmis gidiyorsunuz.
O zamanlarin politikasinda, savasin disinda kalma cabasi sirasindaki bazi yanlislar olmustur mutlaka ama cok güzel acikladigin o Alman fasistlerinin 1941 temmuz ve agustos aylarinda bogazlardan gectigini iddia etmen de tarihi gerceklerden ne kadar uzak kaldigini kanitliyor tekrar. Öyle olsa 10 Agustos 1941'de Ruslar ve Ingilizler Montrö'ye bagliliklarini ve Türkiye'nin bu yüzden bir saldiri altinda kalacak olursa desteklerini aciklamazlardi sanirim gecise izin vermeye baslasaydi Türkiye. Kaldi ki yine gecise izin veren bir Türkiye'ye takip eden aylarda da Sovyetler iyi niyetlerini göstermek icin cesitli adimlar atmalari beklenemezdi. Sen o kadar emin konusunca bir de Alman kaynaklarina baktim, herhangi bir gecisten bahsedilmedigini bir de "resmi tarih" disindaki Almanca kaynaklardan da gördüm. Ha bahsettigin eger Alman denizaltilarsa, onlarin Bogazlar'dan degil de Bulgaristan ve Tuna üzerinden Karadeniz'e gectigini de benden ögrenmis ol madem.
Dis politika konusunda da belli ütopyalardan cikamadigindan ve halen Alman fasizmine destek verdigimizi, hicbir zaman olmamis bir bogaz gecisinden cikariyorsan, senin o sartlar arasinda nasil bir tutum izleyecegini ve bizi savasa sokmaktan nasil kurtaracagini düsünmek bile istemiyorum. O cok övdügün Mustafa Suphi'nin o günün sartlarinda basta olsa SSCB'nin yaninda kalip, bitmis bir halki tekrar savasa sürükleyecegini anlamak da senin icin bile pek zor olmasa gerek. E bu durumda M.Suphi'ye Sovyet ajani ya da Stalin diktatörlünün sömürgesi diyene de senin mantiginla karsi cikamazsin.. Kaldi ki M.Kemal'in onca zahmete girip Trabzon'a kadar götürüp SSCB'yle iliskileri bozma pahasina orada öldürtmesi de akla pek yatkin olmasa gerek.
Ha o zamanin sartlarinda belli bir devrimi yerlestirmek icin basta dinci ve padisahlik yanlisi tayfa olmak üzere kiyimlar yapilmadi mi, tabi ki yapildi. Ama bir devrimin, böylesi köklü bir devrimin de kansiz ve herkesin rizasiyla olmasi beklenemezdi. Ayni sekilde tarihteki tüm devrimlere ac bir bak istersen. Ama tarihcilerin bile üzerinde anlasamadigi Mustafa Suphi olayini sen M.Kemal'e yüklemeyi tercih ediyorsan, bu senin bilecegin is..
Bu arada zaten M.Kemal'le ilgili en büyük sorun, bilincli bir sekilde onu putlastirip, egitimli ve bir sekilde aklini kullanabilen kisileri de ondan sogutma politikasi disinda bir sey degildir. O bahsettigin kemal'in askerleriyim de bu yanlis politikanin bir parcasi ve zaman zaman da ters sonucu sadece. Kendini benim gibi tanimlayan kimse öyle bir laf edip elestiriye kapali olmaz zaten. Ki sana ilericiligi ögütleyen ve "dogmalari sorgulamalarini" söyleyen her lafinin egitim kurumlarina yazilmasindaki sakincayi da cözebilmis degilim. Che'nin her lafi yazilsa ayni samimiyeti gösterir miydin acaba ki en azindan benim mezun oldugum lisede Atatürk'le beraber bircok filozofun ve düsünürün laflari da her yerde yaziliydi. Simdi beynime kazinan Rousseau'nun, Conficius'un ya da Voltaire'in laflarini da mi sorgulanamaz dogmalar olarak görüp kabul etmemem gerekiyor. Sen hala bu ülkede yapilan her kötülügün, her gericiligin icinde Kemalizm'i ariyorsan da amaclarina bir adim daha yaklasmislar ne yazik ki. Bir yandan devrimciligi ve reformlari savunan bir adami ve onun izinde yürüyenleri sen bütün fasizan olusumlardan sorumlu tutup solculugu kendi hegomanyana aliyorsan da bu da ayri bir komik tabi...
"ancak, önder sınıfın karakterinden dolayı, bu devrim sürekli kılınamamış, duraklamalara ve hatta geriye dönüşlere maruz kalmış, sonunda da ülke yeniden sömürgeleşme sürecine girmiştir."
Devrim oldugunu kabul etmissin ne güzel de sürekli kilinamamis olmasini ya da geriye dönüslere maruz kalip sömürgelesme sürecine girmesinde bahsettigin önder sinifin icine de bu devrimciyi aliyorsan enteresan. Ha yok M.Kemal sonrasini kastediyorsan zaten en azindan bu tespitin dogru ama sen israrla sonrasinin ismine de kafandaki kaliplardan sen kurtulamadigindan Kemalizm demeyi sürdürüyorsun...
|

23-09-2008, 17:33
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-09-2008
Yaş: 25
Mesajlar: 15
|
|
Atatürk ten Bir Anı
Aslında bu yazdığınız şeylere en güzel cevap gene Mustafa Kemal in bir anısından:
Bir akşam Sovyet Elçiliğinde Gazi nin muzipliği tutmuş ve elçiye takılmaya başlamıştır.Elçiliğin salonu pahallı halılarla süslüydü;masalar yemeklerle dolup taşıyor,yalnız üzerlerine asılmış olan Lenin in ve Marx ın portreleri, havaya biraz sıkıntı veriyordu.Mustafa Kemal ev sahibine döndü ve :'Bu ziyafeti hazırlayanlardan hiçbirini burada göremiyorum ,' dedi.'Çağırsanız da onlar da gelip aramıza katılsalar.'
Büyükelçi bir an duraksadıktan sonra aşçı ve öteki hizmetçileri çağırttı.Onlar da kalabalık bir grup halinde gelerek,Gazi nin sınırsız sofra dediği ziyafete katıldılar.Arkasından da Sovyet Devrimi'nin temelini olusturan eşitlik ilkeleri üzerinde bir konuşmaya girişti:'Çalışma saatleri dışında bütün insanlar eşittir,' diyordu.Sizin ihtilaliniz sınıflar arasında ayrılık tanımaz.Müslümanlıkta da böyledir.Zenginle fakir arasında fark yoktur.'Arkasından, içkisini tek başına içen kapıcıya döndü:
'Öyle yalnız içmek olmaz.Gel kadehlerimizi doldurup birlikte içelim.Türkçe de bir atasözü vardır:'Biri yer ,biri bakar,kıyamet bundan kokar.'Herkes şerefe kadeh kaldırdı ,arkasından dans başladı.Elçilikten çıktıkları zaman Mustafa Kemal arkadaşlarına:'Buna ne buyurursunuz?' dedi.'Hem eşitlikten dem vururlar,hem de sra yiyip içmeye gelince ortaya sınıf farkı çıkarırlar.'
Ayrıca biz nekadar Amerika nın uydusu olmaya karşıysak, o kadar Rus uydusu olmaya da karşı olmalıyız.Atatürk ün başarmaya çalıştığı ve o dönem için başardığı Tam Bağımsız Türkiye budur.
|

23-09-2008, 22:21
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-09-2008
Mesajlar: 46
|
|
|
Bu sevgili Kaypakkaya arkadaşımız kaynaklarını da ortaya koysa keşke nasıl bir araştırma sonucu bu verilere ulaşılmış merak ediyorum. hani bilmediğimiz bir şey varsa biz de öğrenelim. Veya o yazıyı gönderen arkadaş bulabilirse kaynakları yazarsanız sevinirim. Yani bu iddialar öyle küçük iddialar değildir ve birçok şeyi değiştirebilecek iddialardır. Dolayısıyla bilimsel bir geçerliliği olması gerekir. Tekrar söylüyorum bunları neye dayanarak ortaya atıyorsunuz? (yalnız duvara dayanarak gibi salak şakalar yapmazsanız sevinirim)
|

23-09-2008, 22:49
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-09-2008
Yaş: 29
Mesajlar: 83
|
|
|
kimse cevap veremez arkadaşım, çünkü bu iddiaların dayandığı herhangi bir bilimsel çalışma, araştırma vs hiçbirşey yok. kaypakkayanın 68'lerde ayaküstü söylemlerinden öte birşey yok ortada. savunan arkadaşlarda farkındalar ne kadar ütopik, gerçekdışı tezleri savunduklarının. burada amaç yalnızca aykırılık. söylemler gerçeğe ve akla ne kadar aykırıysa o kadar tatmin oluyorlar.
|

28-09-2008, 04:17
|
 |
biz hala Hrant Dink'iz..
|
|
Üyelik Tarihi: 26-08-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 23
Mesajlar: 187
|
|
|
kaynak çok açık zaten bakın cumhuriyet tarihine bakın ittihat ve terakkiye,yapılan soykırımlara,darbelere,katliamlara,faili meçhul cinayetlere,devletin içindeki örgütlenmelere,yıllardır süren türk kürt kavgasına,her gün ölen askerlere ve gerillalara,devletin izlediği ekonomi politikalarına,sosyal politakalara... hepsi o kadar açıkki ancak görmek isterseniz görürsünüz ve tabi ilkokuldan beri beyninize sokmaya çalıştıkları o kemalizm tuzağından kurtulursanı herşeyi görürsünüz
Birbirimizin ötekisi olmadan farklılıklarımızla bir olabilsek...
I HAVE A DREAM... (Martin Luther King)
|

28-09-2008, 04:18
|
 |
biz hala Hrant Dink'iz..
|
|
Üyelik Tarihi: 26-08-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 23
Mesajlar: 187
|
|
|
Ayrıca şuna dikkat ediyorum hep,anti-kemalist konulara cevap yazanlar siteye yeni üye olan insanlar oluyor genelde.. önce biraz sitede tur atıp,ne var ne yok bakmanızı ve sadece kemalizmle ilgili konulara takılıp kalmanızı pek tavsiye etmem...
Birbirimizin ötekisi olmadan farklılıklarımızla bir olabilsek...
I HAVE A DREAM... (Martin Luther King)
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:29 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|