|
|
HAK NEDİR?Serbest Kürsü içerisinde HAK NEDİR? konusu: HAK NEDİR?
Yaşamın bir amacı kişinin kendisini bulmasıdır. Kim olduğunun.
Yaşamda, kişinin kendisini bulması için düşünmesi, araştırması, incelemesi, denemesi, davranışları ve olayları yaşaması, sorgulaması, yorumlaması, öğrenmesi ve anlaması gereklidir. Ki ...

09-09-2008, 19:49
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2008
Mesajlar: 42
|
|
HAK NEDİR?
HAK NEDİR?
Yaşamın bir amacı kişinin kendisini bulmasıdır. Kim olduğunun.
Yaşamda, kişinin kendisini bulması için düşünmesi, araştırması, incelemesi, denemesi, davranışları ve olayları yaşaması, sorgulaması, yorumlaması, öğrenmesi ve anlaması gereklidir. Ki diğerlerini de anlayabilsin. Bunun için de düşüncelerin yaşama geçirilmesi gereklidir. Böylelikle duyguları tanıyacak ve hissedecektir. Farkı görecek ve eyleme geçen davranışlardan kendisine bir yorum yapıp anlam çıkarabilecektir ( Düşüncenin açığa çıkması hali). Bu bazen doğru bazen de yanlış olabilecek. Bunu belirleyen atılan adımın hangi yönde olduğudur. Ve atılan adımın kendisidir. Doğru veya yanlışın neticesinde kişinin bunu anlamasıdır. İşte kişinin veya varlığın bu davranış şekillerini uygulama yapmasına HAK denir.
HAK; kişinin veya varlığın sadece kendisine aittir. Bir başkasının bu hak’ka karışması engellemesi, tecavüzü haksızlıktır. Hak’kın ihlalidir. Ve bu şeytanlıktır.
İnsanın bireysel haklarının yanında toplumsal ve çevresel hakları da vardır. Yatma, kalkma, konuşma, dinleme, araştırma yapma, çalışma izleme görme v.s gibi olan bireysel hakların yanında birlikte olma, paylaşma vs gibi toplumsal haklara ilave olarak bunlardan faydalanmak için de çevrede bulunan bu özelliklerden faydalanmak da HAK’dır.
Kişi veya varlık bu davranışları yaparken bir başkasının da HAK’kı olduğunu unutmamalıdır. Bu HAK’lar karşılaştığı zaman karşıdaki kişiden muhakkak onay ( rıza) alınmalıdır. Aksi halde HAK’kın çiğnenmesi olayı yaşanmış olur. Hak’kın çiğnenmesi olayı olduğunda ortaya güvensizlik çıkar. Ve güvensizlik, huzursuzluğu ve çatışmayı ortaya çıkarır. Bu bakımdan HAK’ka saygı göstermek zorundayız.
Bir örnek vermek gerekirse; Rahatsızlığınız neticesinde doktora gitmek gereksiniminiz var. Özele veya devlete. Ayni amacı taşıyan başkaları da var. Orada buluştunuz. Doktorda bakım önceliği önce gidenindir. (Acil durumlar hariç). Sıraya girersiniz. Bir başkasının önüne geçemezsiniz. Geçmeniz halinde HAK’kı çiğnemiş olursunuz. Bu da HAK’ka saygısızlık olur. Kim olursanız olun. HAK’kı çiğnemek kendinizi çiğnemek olur, ki bu sizi şeytan yapar.
Varlık, yaşamın kendisidir. Siz de bir varlıksınız. Yaşamın kendisisiniz. Varlık yaşama saygılı olmak zorundadır. Önce kendisi için. Eğer olmazsanız bir HİÇ olursunuz. Yok olursunuz. İşte insanın bilmesi gereken meselelerinden birisi de budur. Yani saygılı olmak. Bir zorunluluktur. Mutluluk için.
Örneğimize devam edelim; Eğer sırayı siz ve diğerleri düzgün ve doğru kullanırsanız, HAK’ka uygun davranıldığından bir sorun çıkmadan doktor kontrolünüzü siz ve diğerleri rahat ve huzurlu bir biçimde yaparlar, huzurlu ve mutlu olurlar. Siz de öyle.
Bunu çiğnerseniz bir başkasının veya başkalarının HAK’kını çiğneyeceğinizden huzursuzluk çıkartırsınız. Diğerini veya diğerlerini yok sayarsınız. Ki bu aslında kendinizi yok saymadır. Ve esas huzursuz olan da sizsiniz. İşte bilmemiz gereken bir diğer mesele de bu. Sorunlu olan sizsiniz. Ama bunun farkında değilsiniz. Guruplar ve toplumlar için de geçerli. Farklı fikirler, inanışlar, görüşler her zaman olacaktır. Önemli olan siz kendi yaşantınıza neyi uyguladığınızdır. Fikriniz veya inanışınız ne olursa olsun. SEVGİYİ Mİ? YOKSA ÖFKE ,NEFRET, KISKANÇLIK, DÜŞMANLIK MI? HANGİSİ? Sizce hangisi doğru.
Bu tip davranışlarla karşılaştığımızda kızmamamız, öfkelenmememiz gerekiyor. Kişide var olan bu rahatsızlık bize de geçmiş oluyor. Bu sefer kendi YAŞAMA HAK’kımızı biz kendimiz kendimize karşı engellemiş ve çiğnemiş oluyoruz. Yani kendi kendimizin şeytanı oluyoruz.
Bu durum kişiler arası, guruplar arası ve toplumlar arası ilişkilerde de kendisini aynen gösterir. Ve bu büyük bir çoğunluğun rahatsız olduğunu gözler önüne serer.
Düzeltmemiz gereken en büyük sorun da bu. Ama önce kendimizi. SEVGİ’yi öğrenmemiz gerek. SEVGİ’ye saygıyı bilmemiz gerek. Hoşgörülülüğü bilmemiz gerek. İyiliği bilmemiz gerek. BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK ancak böyle gelir. HAK’KA SAYGIYLA.
Kubilay Öğütveren
_________________
SEVGİLERİMLE...
|

09-09-2008, 20:07
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 210
|
|
|
Eskiler "Hak değirmen de olur" derlerdi.
Güneş, doğuyormuş gib yapıp doğmasa; yağmur, yağacakmış gibi görünüp bulutlar aniden kaybolsa; ağaç, meyve verir gibi yapıp da bir şey üretmeden yapraklarını dökse; su, toprağın altından çkıyor gibi yapıp aniden kaybolsa; vs, vs...
Demem o ki, insanoğlu dışındaki canlı/cansız tüm mahlûkat da aynen bizim gibi içi/dışı başka, riyakâr tavırlar sergilese, ne kehkeşanlar kalır, ne süper novalar, ne de uzay.
Hak, tüm mükevvenât içindeki dengedir. İnsanoğlu işte bu dengeye riayet etmemesi nedeniyle dünya da bin yıllardır fesat hüküm sürüyor. Bu fesat, zulümlerin en büyüğünü yaptığı/yapmakta olduğu gibi, maalesef artık ekolojik dengeyi de tehdit eden boyutlara ulaştı.
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
|

10-09-2008, 20:40
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-09-2008
Mesajlar: 45
|
|
|
evrensel hak diye bi kavram var mı?
|

10-09-2008, 22:47
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,329
|
|
|
Hak, adalete karşılık telaffuz edebileceğiniz bir kavram bana sorarsanız. Eğer bir adalet varsa bir haktan sözedilebilir zira.
Şu halde, benim şahsi adalet fikrim şöyle; insanda mevcut bulunan "ilahi adalet" fikri, doğaya ters bir duruştur. Tıpkı insanın doğaya taban tabana ters olması gibi.
Bu meyanda, insan gözüyle bakarsanız, "evrensel hak" diye bir şey olmamalıdır. En basitinden yaşama hakkıdır bu düşünüldüğünde ama, bir seri katil ya da bir mongoloid yaşama hakkına sahip olmalı mıdır? Çok uç örnekler bunlar, bu örnekleri kapı komşunuza dek indirebilirsiniz aslında. "Bu tip insanlar aslında varolmamalıdır" şeklinde...
O zaman şunu mu demeli: mutlak hak diye bir şey yok. Olsa olsa "öznel hak kavramı" diye birşey var.
Zaten dünya üzerindeki şu "haktan mütevellit hukuk" da tam bunu söylemekte. Tarih bunun örnekleriyle dolu...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

20-09-2008, 07:32
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-07-2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 214
|
|
|
Hak, hak ettiğindir normalde ama bu devirde hem hak edip hemde hak ettiğini tam olarak almak için mücadele vermen gerekiyor. Hani ağlamayan çocuğa meme vermezler hesabı.
|

20-09-2008, 11:13
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2008
Mesajlar: 10
|
|
|
hak evrenseldir tabiki ve herşey onun üzerine kuruludur.bu hakkın hakettiğimiz şey olmasıyla ters düşmez.tartışmalı yanları olmasıda mutlak hakkın olmasına ters düşmez.örneğin ben anne rahmine düşmekle beraber veya orda belli bir olgunluğa ulaşmakla beraber yada bu dünyaya gelmekle beraber yaşam hakkına sahip olurum ve yaşama hakkıma varlığım toplumun yada fertlerinin varlığını tehdit etmedikçe sahip olurum.ayrıntıda yapılabilecek itirazlar olsada bunun evrensel olmadığını kim iddia edebilir.baştaki metinde yazılanın aksine haksızlıkla karşılaştığımızda kızmamız öfkelenmemiz en azından haksızlığa karşı nefret duymamız gerekir.budur zaten anarşizmin temelinde duran toplumu kaosa değil düzene sevkedecek ahlaki duruş.
|

28-09-2011, 13:18
|
|
|
hak
Hak bir insanın doğuştan aldığı yasayla belirlenmiş kurallardır
|

03-10-2011, 20:45
|
|
|
Hak ? ?
Doğuştan kazanılan haklar kişinin anne karnındayken kazandığı evrensel boyutta imkanlardır ama kuraldır diyemeyiz , kişi evlenme hakkına sahiptir ama doğduğu anda buna sahip olmaz 3 yaşındaki bir çocuğun evlenme hakkı yoktur oda bir haktır sonradan kazanılır.
|

09-10-2011, 13:38
|
 |
Bad Sector
|
|
Üyelik Tarihi: 26-08-2008
Mesajlar: 72
|
|
|
esasen rahatsız edici kurallardır. egoizmin kaynağı olarak düşünülmesi de mümkün. neden mi? tabi ki yasaklar yüzünden. hak arayışlarında kişiler yasak duvarlarına çarpıp durmaktan usanmamış halde. ya da önüne sürülen egoizm baskısından. problem şu ki; hak en az eşit dünya ütopyası kadar imkansızlıklarla çevrili temel bir kavramdır. temel kalışı toplum örgüsünün birlik niyetinden ileri gelir. "big brother" lar sokakta savunuculuğa geçtiklerini zannederek kısıtlarını addettirirler. savunu paradoksunda haktan bahseden suçlanır ve bireylerin "yaşama hakkı" da dahil olmak üzere tamamı çiğnenip adına adalet şeklinde insanların beyinlerine kazınılma çalışması başlar.

...
|

12-10-2011, 15:56
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 12-10-2011
Mesajlar: 1
|
|
Egonun mutlak yokluğu
Hakk, egonun mutlak yokluğu olsa gerek. O zaman da, hoşgörü anlayışa, adalet sevgiye, gerçeklik de hakikate dönüşür. Hakikat perspektifinden bakınca; hoşgörü, mağrurların madurlara karşı sergilediği öğrenilmiş bir jest; adalet, başkalarıyla arasına mesafe koyanların, kendini koruma rasyonalitesidir. Dünya bize, hakikat değil de yalnızca gerçeklik mesabesindeyse, hoşgörü ve adalete sığınırız. Oysa hakikatte beklentisiz sevgiden başka bir şey olmasa gerek. Eğer öyleyse, Hakk perspektifinden adalet ve hoşgörü ikiyüzlülüktür.
Herkese merhaba ve sevgilerimle...
afk
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:06 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|