|
|
SorgulamakSerbest Kürsü içerisinde Sorgulamak konusu: Devrim kendine bir soru sorarak başlar ve o soruyu bir başkasına sormanla devam eder.
Bir insanın sorgulamaya başlaması için öncelikle diğer hayati ihtiyaçları hakkındaki kuşkularını gidermesi gerekir. Bir insan yarın ...

31-08-2008, 19:32
|
 |
Şaduman Ağabey
|
|
Üyelik Tarihi: 31-08-2008
Mesajlar: 32
|
|
|
Devrim kendine bir soru sorarak başlar ve o soruyu bir başkasına sormanla devam eder.
Bir insanın sorgulamaya başlaması için öncelikle diğer hayati ihtiyaçları hakkındaki kuşkularını gidermesi gerekir. Bir insan yarın ne yiyeceğini merak ediyorsa o insandan sorgulamasını bekleyemeyiz. Hatta bu insanlara sorgulamadıkları için insan müsveddesi diyemeyeceğimiz gibi onların bu hâlde olmasında payımız olduğunu unutmamalıyız. Evet, sahip olduğumuz her artı, onların hanesine bir eksi olarak geçiyor.
Cahillik mutluluk mu, mutsuzluk mu? Karnı tok, düşünen, düşündükleri kendini mutsuz eden biri için mutluluktur büyük ihtimalle. Çünkü sıkıntılarının temel sebebi olarak düşüncelerini görüyor. Peki düşünmeye başlamasının sebebi ne? Sıcak bir evde oturması, karnının tok olması, ileride açlık çekmeyeceğini bilmesi mi? Öyleyse sıkıntılarının asıl sebebi bu olamaz mı?
Cahillik bir seçim mi? Hayır, insan koşullar sebebiyle cahil kalır. Parasızlık, eğitimsizlik vs. Peki o insan mutlu mu sizce? Cahil kalmasının sebebi büyük ihtimalle hayatında rahat erememesi değil mi? Peki sizce açlıktan ölebilecek olmak mı yoksa düşünmekten delirebilecek olmak mı daha açık bir tehdit?
Kimse cahilliği seçmiyor, ben onların mutlu olduğuna inanmıyorum. Para kazanmanın yollarını düşünmek, cahillik mutluluk getirir mi getirmezmiyi düşünmekten çok daha sıkıntı verici olsa gerek.
Bence cahilliği hâli vakti yerinde bir insanın düşünmeden, bilmeden yaşaması olarak görmemeliyiz. Cahilliğe sebep olan nedenlerle birlikte ele almalıyız.

"Moda o kadar çirkin bir şeydir ki, altı ayda bir değiştirmek zorunda kalırlar."
"Bu dünyada sadece iki çeşit felaket vardır, biri amacına ulaşamamak, diğeri ise ulaşmak."
Oscar Wilde
|

31-08-2008, 20:59
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 29-05-2008
Mesajlar: 16
|
|
|
Sorgulamıyorum deme hakkımız var mı ? Bazen bu hakkı kullanmayı isterim.Sorguladıkça cehennemim oluyor çünkü. Bilmeye çalıştıkça sorgudan kurtulmanın yolu yok galiba...
|

04-09-2008, 23:06
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 22-08-2008
Mesajlar: 4
|
|
|
sorgulamak,soruların peşinden koşturmak bazen kulağımıza fısıldayarak çağıranların bazen de bağırarak çekiştirenlerin..ama sonunda bir cevaba ulaşmıyorsa yol, o yolun sonunda soluk soluğpa yorgun bir sen kalıyor elinde..ben çok buldum kendimi o yolun sonunda..
|

04-09-2008, 23:22
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 25-08-2008
Mesajlar: 81
|
|
|
bizler sorguluyoruz durmadan ama bazende herşeyi oluruna bırakmak dinginliği hissedip rahatlamak gerekiyor .Farkına vararak yaparsak herşeyi aslında daha az sorgularız ama içimizde bir şeyler rahat bırakmıyor işte . geçmişi düşünüp sinir olmak veya keşkeler diyerek yada yarın ne olacak nasıl daha iyi olur düşünceleriyle bugünümüzün içine ediyoruz.kontrol altında tutma isteği insanları böyle esir alıyor işte.
|

05-09-2008, 09:05
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 12-08-2007
Nerden: izmir
Yaş: 46
Mesajlar: 85
|
|
|
Felsefe, edebiyat, sanat, etik gibi var oluş ve ifade biçimlerinin tamamen bir safsatadan ibaret olduğunu, bu dünyada ömür geçirirken, gereksiz bir çöp yığını olarak beynimize yüklendiğini anlamış olmak, çok sağlıklı bir şey.. İnsanı, dürüstlük, sevgi, adalet ve bunlar gibi baskı oluşturan, stres ve acı yükleyen her şeyden azade kılıyor. Enerjisini boşu boşuna harcamasını, yorulmasını engelliyor. İnsanlığın, bu tür şeylere ihtiyacı olduğu şeklinde gelişen boş inancı, yerle bir edip onu gerçeğe, sadece gerçeğe yaklaştırıyor.. Zaten, bu tür düşünceleri, beceriksizler ve tutunamayanlar ürettiler.
Yapılacak en iyi şey, zihni, ta çocukluktan, bu alanda parlatabilmektir. Zihnin diğer ışıklarını tamamen kapatıp iki şeyi elmas gibi parlatmak : Kurnazlık ve yalakalık. Başka bir nitelik gerekli değildir. Başka nitelikleri geliştirmeye özen gösterip kurnazlık ve yalakalığı köreltirseniz, sadece şamar oğlanı muamelesine maruz kalırsınız.
Emrine amade olursunuz. Bundan acayip haz alırsınız. Sizi, hem sever, hem döver gerektiği yerde ama kemiğiniz hep kulübenizin önündedir. Böylece, ne şiş yanar, ne kebap.. Kebabı yemek onun hakkıysa, şişi karnına sokmak sana düşer..
Ömrümce biriktirdiğim, yetmezmiş gibi inandığım bütün safsataları atmaya kararlıyım beynimden. Beni hasta ettiler. Yolumu şaşırmama neden oldular. İnsanlık adına hissettiklerimin, bir değeri olduğunu sandım bu yüzden.. Oysa, ortalığı karıştıran, insanları birbirine düşüren, usturuplu iki laf etmeyi öğrenseydi cahil kafam, birazcık da yağlamayı becerseydim, her başın tacı olurdum, hiç kuşkum yok.. Ama nerede o zeka? Nedir bu pis duygusallık? Hak aramakmış, onurmuş, hayal kırıklığıymış, incinmekmiş.. Boş şeyler bunlar. Hayal kuran bir kafanın hezeyanı.. Halk ağzında, paranoyak, hatta şizofren..
Filiz Naldöven
|

05-09-2008, 11:36
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 210
|
|
|
Kendimize, içinde yaşadığımız şartlara, insanlara ve diğer canlılara karşı dürüst olmayı beceremiyorsak; yaptığımız şey sorgulama olmaz.
Dünyadaki bu kadar rahatı, eğlenceyi, yaşama zevkini, beğenilme isteği ve ego tatmini gibi rutin hale gelmiş davranışları terk edip de, salt gerçeğin peşine düşecek babayiğit göremedim henüz.
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:05 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|