|
|
SorgulamakSerbest Kürsü içerisinde Sorgulamak konusu: Alıntı:
Sorgulanmayan bir yaşam, yaşanmaya değmez.
diyor Sokrates.
Benim merakım ise Sokrates'in haklı olup olmadığı.
Alıntı:
Cahillik mutluluktur
denir halk arasında. Bilmiyorum, belki halen bir cahilimdir.
Fakat cahilliğin mutluluk getirmesini ...

23-08-2008, 10:26
|
 |
anlamsız
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 102
|
|
Sorgulamak
Alıntı:
|
Sorgulanmayan bir yaşam, yaşanmaya değmez.
|
diyor Sokrates.
Benim merakım ise Sokrates'in haklı olup olmadığı.
denir halk arasında. Bilmiyorum, belki halen bir cahilimdir.
Fakat cahilliğin mutluluk getirmesini mi tercih etmeliyiz? Hayatımızı yaşanmaya değer kılmak için sorgulamaya mı başlamalıyız?
Aramızda hayatı sürekli sorgulayan arkadaşlarımız vardır büyük ihtimalle. Düşüncelerini paylaşırlarsa bizimle sevinirim.
|

23-08-2008, 12:12
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 27-07-2008
Nerden: Gurbette
Mesajlar: 117
|
|
|
Ben ilk düşünüp sonra sorgulama bilincindeyim. Hayatı bu kadar önemseyen bir kişi ilk önce kendisiyle işe başlamaladır ve kendisini yaşamaya layık kılmalıdır.
Allahım! İnsanlar seni verdiğin nimetler yüzünden severler; bense seni verdiğin belalar yüzünden severim.
|

23-08-2008, 16:32
|
 |
arıza tespit edilemedi...
|
|
Üyelik Tarihi: 19-12-2007
Nerden: bursa
Yaş: 25
Mesajlar: 146
|
|
|
Cahil yaşayıp ölmektense,düşünmekten deliririm daha iyi...

aşk çabalamadan yaşanmaz,felsefe saçmalamadan yapılmaz...
|

23-08-2008, 17:16
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2008
Yaş: 25
Mesajlar: 2
|
|
|
aynı sokrates ztn ilk önce kendini bil diyor, bi nevi en önce kendimizi sorgulamamız gerektigini söylüyor..
ayrıca cahillik mutluluktur sözü şu manada kullanılır kanımca, insan ne kadar bilgiye ulaşırsa ulaşsın yine cahildir, çünkü bilmenin ya da bilginin sonu yoktur, cahil olan bu sonsuz bilgiye ulaşma amacındadır ve ne zaman yeni bir bilgiye ulaştıgında onun bir adım daha ötesi oldugunu düşünür ve yeni bir bilginin varlıgı onu mutlu eder..
sorgulama konusu gelince evet, diğer insanlardan diğer toplumsal ilişkilerden önce kendimi ve kendi hayatımı sorgularım, en çok da yaşama amacımı sorgularım... hâlâ saf , net bir cevaba ulaşamadım, mutlu olmak için yaşıyorum diyorum kendime bazen, bu beni tatmin etmiyor aslında çünkü asıl cevap bu değil, asıl cevabı bulmak için hayatın sonuna kaadar sorgulamak gerekecek belki de...
|

23-08-2008, 18:42
|
 |
Hakkaten Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 12-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 48
Mesajlar: 399
|
|
|
Yaşamı sorgulamak düşünmenin doğal sonucudur bence... Zaten düşünmek sorgulamak değilmidir ? İnsanı insan yapan en önemli özellik "Düşünüyorum, öyleyse varım" vecizesiyle özetlenemez mi ? Düşünceyi var eden varlığımızı sorgulayamıyorsak, düşünmüyoruz demektir, düşünmüyorsak ta yokuz... Aslında sorduğumuz her soru yaşama dair bir sorgulamadır, çünkü yaşam sorduğumuz her sorunun cevabının toplamıdır( ve sormadıklarımızın)...
Cahil ve mutlu olmaya gelince, bunun bir garantisi olduğunu sanmıyorum. Saf mutluluk bana göre bir akıl hastalığından başka bir şey değildir ve bir kıymeti de yoktur. Mutsuzluk kavramı olmasa, mutluluğunda bir değerinin olacağını sanmıyorum.Hatta mutluluğu var edenin mutsuzluk olduğuna inanıyorum. Cahillerinde( ki cehalet izafidir) sorgulamaktan kurtulabileceğini sanmıyorum aslında..Sadece sorular ve ait oldukları cevaplar değişecektir o kadar. Örneğin biri varlığın anlamını sorgularken, diğeri varlığını sürdürebilmenin yollarını sorgulayacaktır.Başta da dediğim gibi herşey yaşama aittir, her soru da yaşamı sorgulamaktır...
|

23-08-2008, 19:09
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,288
|
|
Cahillik değil de, delilik mutlu edebilir insanı diye düşünüyorum
Siz sorgulayın, öğrenebilbildiğiniz kadar öğrenin, delilik kendiliğinden gelir zaten..
(Ayrıca bknz; Erasmus - Deliliğe Övgü )
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

23-08-2008, 20:31
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
|
|
Hayatı sorgulamaksızın birilerinin peşine takılıp gitmek kolay olandır ve kanmaktan gelen mutluluk sizi tatmin edebilir. Zor olan ise sorgulamayı reddeden bir toplumda sorgulayıcı olmaktır. Toplum tarafından cezalandırılmayı getirir beraberinde. Ve insan ne kadar çok şeye inanırsa o kadar az bilir.
Ayrıca Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler romandaki Büyük Engizisyoncu insanların elinden vicdan hürriyetini alarak onları mutlu etmekten bahseder.
Konuya gider belki: - Büyük Engizisyoncu Karakutu.com-Kültür Sanat
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

23-08-2008, 20:36
|
 |
dum spiro spero
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 29
Mesajlar: 542
|
|
|
hocam bi rde sorgulayarak memnuyitesizlik durumu var..yanibildikçe...bilinenleri sorguladıkca daha buyuk bi denzide yzümeye calısıyorum ben kendi adıma ve giderrek daha mutsuz oluyorum cevaplar bulamadıgım için..ya da içinde bulundugum toplumu sekillendirmeye gücüm yetmediğiiçin...sorgulmakla yalnız ben kendiadıma düşeniyapıyorum ama sonunda mutsuzlugu yasayan da ben oluyorum..gunun sonunda sorgulayıpta buldugum ya d abulşmadıgım sey benimutlu etmiyor mu...haa amac mutlu olmak mı onu bilemıyorum..ama her yanımda kekremsi bi tat kalıyor ona bozuluyorum..
"biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız... hepimiz heba oluyoruz... bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık... bizim savaşımız ruhani savaş... ve bunalımımız kendi hayatlarımız..." Chuck abi
|

24-08-2008, 03:06
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,329
|
|
|
Sorgulamayan insanın mutluluğuna, bir adım daha bilmeye yaklaşmak ya da bilmek yolunda daha yenip yutulmamış denizler bulduğu için mutlu olması, şeklinde yaklaşan görüşe pek katılamıyorum...
Sorgulamayan insanın mutluluğu sözkonusu mudur bilemiyorum ama onun "huzursuz" olmadığını sanıyorum.
Sorgulayan ise her daim huzursuzdur. En insomniaklar, panik ataklılar ve depresifler sorgulayanlardan çıkar, ki tesadüf olmasa gerektir. Bu tip takıntıları olmayanlar ise sadece "huzursuz" ve "mutsuz" olurlar...
Sonra bunu farkedip, kurtuluşu yine sorgulamada bulurlar: kendilerini öyle bir yerlere atarlar ki, yine ararlar; ya birşeyleri, ya kendilerini ya da ikisini birden...
Sorgulamak bir merdiven basamağı meselesidir sadece bence...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Konu alchemy tarafından (24-08-2008 Saat 03:43 ) değiştirilmiştir..
|

24-08-2008, 16:05
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
|
|
|
Ben de sorgulayarak mutluluğun geleceğine inanmıyorum ama bunu da bir ihtiyaç ya da zorunluluk gibi hissediyorum. Sorgulamaksızın yaşamak, söylenileni yapmak ya da ona inanmak vicdanı kandırırarak huzura ulaştırabilir evet çünkü inandığımız şeye göre pişmanlık duyacak bir seçimler yapma şansımız çok azdır. Öte yandan insana kısıtlamaksızın, sınırsız bir hürriyet verildiğini düşünürsek, her türlü karar yetkisinin kendi elinde olması onun üzerinde bir baskı yaratabilir ancak olması gereken budur. Bu onun insan olarak kendisine karşı yükümlülüğüdür.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:05 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|