'Sanat sınırları zorlamalı'
ÖZGE KESKİN
Ö ykü ve Berk Gürman 'ı gitarla ve flamenko biçeminde türkü söyleyince tanıdık.Yaptıkları müziği ister flamenko ister Türk halk müziği diye tanımlayın, onlar bu ülkenin kültür çeşitliliğini yaptıkları müzikle bize aktarmayı başaran iki müzisyen. Dört türkü ve kendilerinin yazıp besteledikleri altı şarkıdan oluşan "Kısmet" adlı bir de albüm yapan Gürman kardeşlerden Öykü İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü'nü, Berk ise Bilgi Üniversitesi Ses Mühendisliği Bölümü'nü bitirmiş.
Türk halk müziği ile flamenkoyu birleştirme düşüncesi nerden çıktı diye sorduğumuzda İspanya'da yaşayıp flamenko eğitimi almış olan Berk, "Aslında flamenko bize hep çok yakın geldi. Zaten kültürleri ve müzikleri çok benzeyen iki toplumuz. Belki insanların bu sentezi bu kadar sevmesinin nedenlerinden biri de buydu, çünkü çok bizdendi" diyor. Öykü de "Şarkı sözlerine baktığınızdaTürk halk müziğiyle flamenko çok benziyor. Örneğin Neşet Ertaş ile bir flamenko şarkıcısının arasında pek fark yok, ikisi de gazel okuyor" diye ekliyor.
"Evlerinin Önü Boyalı Direk" türküsünü yeni bir yorumla önce internette yayımlayan Gürman kardeşler, bunun nedenini "Müzik evrenseldir. Şarkımızı önce youtube'da yayımladık. Hem nabız yokladık, hem de tüm dünyadaki dinleyicilere ulaşmış olduk. Bu sayede Amerika, Belçika, Hollanda, Avustralya gibi ülkelerden konser davetleri alıyoruz" sözleriyle açıklıyorlar.
Yabancı kültürleri araştırıp İngilizce şarkı ve şarkıcıları ezbere bilirken kendi sanatçılarmıza, kendi kültürümüzün ürünlerine yeterince sahip çıkmadığımızı vurgulayan Berk Gürman, "Özellikle yeni nesil kendi kültürünü tanımıyor ve tanımadığı bir kültürden utanıyor. Ozanlarımız, üreten sanatçılar arka planda kalıyor. Star diye adlandırılan bazı isimler empoze ediliyor. Halk böyle istiyor diye sanat yapılmaz. Sanatçı dediğin sınırları zorlayan, halkı yönlendiren kişidir" diyor ve müziğin kulağa seslenen bir sanat dalı olduğunu; görselliğin, gerekli olsa da müziğin önüne geçmemesi gerektiğini söylüyor. Öykü Gürman da "Biz bu işe hadi bir şarkı yapalım, altına da bir darbuka-gitar koyarız diyerek başlamadık. Sanatçı önce kendi kültürünü, kendi müziğini çok iyi tanımalı. Biz önce kendi müziğimizi öğrendik, sonra flamenkoyu. Yıllarca çalıştık, eğitim aldık" diyerek kardeşinin sözlerini destekliyor. Berk de "Aslında biz Micheal Jackson ve İbrahimTatlıses 'le büyüdük. O zamanlar onlar fenomendi. Bunun yanında Paco de Lucia, Carmen de dinlerdik ; Belkıs Akkale, İzzet Altınmeşe, Neşet Ertaş'ı da. Kendi kültürümüzden olan olmayan birçok müzikle harmanlandık, üstüne bir de bu işin eğitimini gördük. Aslında biz eğitimli alaylılarız" diyor.
Şarkılarını Türkçe okumalarına karşın yurtdışından da büyük ilgi gören Gürman kardeşler: "Türkçe söyledik; ama tüm dünyada kabul görmüş bir çalgıyı, gitarı kullanarak evrensellik kattık yaptığımız müziğe. Bundan sonra bağlamayı, udu, kopuzu da kullanabilir, kabul ettirebiliriz" diyorlar. Bir sonraki albümlerinde de Türkçe flamenko söylemeyi sürdüreceklerini, hatta Türk sanat müziği parçalarına da yer vereceklerini söyleyen Gürman kardeşler, Türkiye'nin her ilinde konser vermek istediklerini de özellikle belirtiyorlar.
Cumhuriyet