Gözlemlerim şu şekilde.
Müzik tarzı, insanın iç dünyasının nelerle beslendiğiyle alakalı olarak değişebiliyor.Bu topraklarda yetişmiş biri hayatın çilesini çekmiş birisi;
" ben mi yarattım
Derdi ızdırabı, ben mi yarattım
Günah zevk olmuşsa, vefa yorulmuşsa
Düzen bozulmuşsa, ben mi yarattım."
şeklinde duygularını ifadeetmesi çok normal ve sağlıklıdır.Çok bilgece işlenmiş sözler.Bu sözler nice filozofun karışık anlatımlarla dile getirdiği şeylerin yalın anlatımıdır.
Bunun yanında yine aynı kişi gecenin karanlığında ayın güzelliğini izlerken Andrea Bocelli-- En Aranjuez con tu amor parçasıyla tarifsiz duygulara kapılabilir.
Ve bazen senfonik metal dinleyerek içindeki kızgınlığı ve duygusallığı aynı anda yaşayabilir.
Tüm bunlar ruhun zenginliği,canlı olduğunu gösterir.Belli duygulara saplanıp bellir bir türe ait olmanın sığlığından öteye geçmektir bu.
Ama bizim sözde entellektüellerimiz toplumun ruhundan kopmuş bazı müzikleri eziklik olarak gösterip,farklı kültürlerin müziklerinide yüksek seviye insanların müziği olarak göstermesi bir çoğumuzun bilinçaltında yer etti.Örneğin facebook ta entellektüel paylaşımlar yapan birisi sırf bu bilinçaltı yüzünden O.Gencebay yayınlamayı varoşluk olarak sayar,utanır yayınlamaya.Sever sevmez o ayrı bir durum ama kendi dinlediği halde yayınlayamamak diye bir durum ortaya çıktı.Açık konuşayım bende de vardı bu

Özetlemek gerekirse,her türün kaliteli örnekleri vardır ve dinlenmeye değerdirler.Bunu kültürle bağdaştırmak bağnazlıktır.Bizler şartlanmış düşüncemizin sınırlarını aşmaya başladıkça bir takım şeyleri kategorize etmemeye başlayacağımıza inanıyorum.