Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Müzik Dünyası > Müzikal Enfeksiyon

Müzikal Enfeksiyon Duyguların notalara dökülmüş hali..


Solun müziği neden sadece türkü

Müzikal Enfeksiyon içerisinde Solun müziği neden sadece türkü konusu: Türkiyede solun müziği genelde türküdür. protest yada özgün müzik diye adlandırılan tarzlar bile türkü çıkışlıdır ve beste formları türkü yürüyüşlüdür. Solcuların organize ettiği gecelerde yada festivallerde hep Türü söylenir ağıt ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 02-04-2009, 10:33
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 29-11-2008
Nerden: Dünya
Yaş: 31
Mesajlar: 41
Question Solun müziği neden sadece türkü

Türkiyede solun müziği genelde türküdür. protest yada özgün müzik diye adlandırılan tarzlar bile türkü çıkışlıdır ve beste formları türkü yürüyüşlüdür. Solcuların organize ettiği gecelerde yada festivallerde hep Türü söylenir ağıt yakılır illaki halay çekilir. Neden horon tepilmez ada zeybek oynamaz. halayın anlamıne. Birazda halk dalkavukluğudur solcuların yaptıkları.sol kültürel sıçramasını yapamamıştır. sol kendini özdeşleştirdiği protest müziği gelitirmelidir. solcuların profili bellidir. sınırları çizilmiştir. protest rock neden yok yada protest rap. neden başka müzik türleri dışlanıyor. illa anadolu kokmasımı gerekiyor...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 02-04-2009, 18:04
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
Cehalete bak, hizaya gel!!! Senin bu yazını alıp üniversitelerde tez, ilk ve orta öğretimde bir sunum olarak öğrencilere ibret olsun diye sunmayı öneriyorum

1. Müzik dediğimiz sanat dalı kimsenin tekelinde değildir!
2. Solun müziği diye bir kavram yoktur!
3. Solcuların yaptıkları müzikler deseydin bu kabul edilebilirdi

Şimdi gelelim senin iddialarına:

Türkü bu topraklarda hemen her kültürde ortak öğe olup kökenleri oldukça eski dönemlere kadar gider. Bu müzik türü günümüzde hala en çok sevilen, ilgi duyulan tür olup birçok sanatçının bundan etkilenmesi doğaldır.

Senin burun kıvırdığın o müzik türüyle Zülfü Livaneli, Sebahat Akkiraz gibi sanatçılar birçok ödül almışlardır. Kültürel öğeler, kök saldıkları toplumun kendi dinamiklerini en iyi yansıtan ve o toplumu en iyi ifade eden öğelerdir. Yine senin burun kıvırdığın türkü/protest tarzı müzikler üniversitelerde halk bilimi kürsülerinde örnek çalışmalar olarak gösterilir(Ahmet Kaya, Zülfü vs). Bunun anlamı folklor ürünlerinin yeni araç gereçler ve yeni içeriklerle ileriye taşınması, yüksek sanat seviyesine çekilmesidir. Bu bağlamda Kardeş Türküler'in yaptığı çalışmaları ''halk dalkavukluğu'' diye yargılarsan, en hafif ifadeyle senin suratına tükürüler!

Kültür ve dinamikleri hakkında akademik donanımın olmadığı için bir rock müziğin batıdaki özgün formlarında neden bizim toplumda da kök salmadığını anlayamazsın. Gerek rock müziği gerekse rap müziği batılı toplumların kendi halk dinamiklerinden ortaya çıkmıştır. Bu türleri kendi kültür dinamiklerin ve söylemlerinle harmanlabilirsen başarılı olma şansın vardır ki bunu Cem Karaca, Moğollar ve Erkin Koray gibi sanatçılar yapmaya çalışmış ve gayet başarılı olmuşlardır.

Asıl bomba şimdi geliyor: Fikret Kızılok'u nereye koyacaksın

Maksat bir şeyleri tartışmak ve düşünce üretmek değil de bir sürü saplantıya ve takıntıya gark olmuş açmazlarını rahatltmak belli ki. Her konuşmanda sola küfretmen(solu bilmediğin gibi anarşizmi de bilmiyorsun elbette) boşuna değil...


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 26-04-2009, 03:52
Rhymebo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 26-04-2009
Yaş: 19
Mesajlar: 4
Bizde Solcuyuz Ama Biz Metalciyiz XD Birçok Türkü En Azından Benim Dinlediklerim Daha Özgür Daha Bağımsız Daha Derin Bi Aşk Daha Adil Bu Tarz Şeyler İçerdiği İçin ve Bunlar da Bizim Görüşlerimize Dahil Olduğu İçin Olabilir...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 26-04-2009, 15:35
Diriliş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daima Arıza
 
Üyelik Tarihi: 25-04-2009
Nerden: Ankara
Yaş: 37
Mesajlar: 50
Şimdi olaya doğrudan türkü nedir diye sorarak ve cevaplayarak girmek istiyorum. Türk Halk Müziği, içinde doğup büyüdüğü çağlar boyunca her topraktan gübre alıp yeşeren ve söylendiği her dilde biraz daha güzelleşip evrenselleşen, kendine ait belli kuralları ve motifleri ile karakterize edilen Anadolu'daki halkın müziğidir. Türkülerin otantik yapısı ile derlenip kurumsallaştırılmasının öncüsü Muzaffer Sarısözen'dir. Onun ardından hemen anılması gereken büyük bir isim de yüne türküleri ve halk müziği çalgılarını otantik havasında ve en evrensel, en güzel biçimiyle icra eden sevgili Arif Sağ'dır. Solun türkü dinlediğini iddia eden arkadaşın önce hangi soldan bahsettiğine açıklık getirmesi gereklidir, çünkü 68 kuşağının müziğiyle 12 Eylül sonrası sol çevrelerin müziği arasında dağlar kadar fark vardır. 68 kuşağı hiç kuşkusuz sanatçı ruhlu bir kuşaktır ve bıraktığı ölümsüz eserler bugün bile aynı lezzetle dinlenebilmektedir. 12 Eylül sonrasında ise Türk Halk müziği, tüm diğer kültür ve sanat etkinlikleri ile birilkte korkunç bir düşüşe geçmiştir. Bugün icra edilen şey artık Halk Müziği falan değildir. Ancak TRT'nin kimi kollarında hala otantik Halk Müziğini yaşatmak adına çalışmalar yapan birkaç değerli müzik adamı vardır. Bugün Türkiye'de hakim olan müzik anlayışı Arap müzik anlayışının ta kendisidir!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 27-04-2009, 00:33
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
Bu fazla ithamcı bir iddiadır. Bugün Kızılırmağın, Grup Çığ'ın, Özlem Özdil'in Güler Duman'ın, Sebahat Akkiraz'ın, Metin Kemal Kahraman'ın, Ahmet-Mikail Arslan'ın, Ali Asker'in türkü söylemediğini ifade edebilir miyiz? Türküleri otantik formda söylemek farklı bir şey; onları yeni araç-gereçlerle söylemek, ileriye taşımak başka bir şeydir. Aşık tarzı türk edebiyatı geleneği bugün hala zaman zaman otantik büyük oranda da yeni araç-gereçlerle süren bir gelenektir. Halkbilimi kürsülerinde bu konu incelenen, araştırılan bir konudur. Kültürel ürünler dönemin özgün koşullrı ve ihtiyaçları gereği form değiştirebilirler; hatta yeni araç-gereçlerle de icra edilebilirler. Türkü formu bu kadar seviliyorsa hala, bunda yeni arayışlara giren, türküleri yeni enstrümanlar ve yeni içeriklerle donatan sanatçıların önemi büyüktür. Bu konuda bilgi eksikliğin var. Dönem dönem söylemler değişebilir; ancak bugün Barış Manço, Cem Karaca, Moğollar olarak efsaneleştirdiğimiz birçok sanatçı kendi dönemlerinde çok sert biçimde eleştirilmişlerdi. Barış Manço'nun hakkını yemek mümkün müdür bugün? Anadolu kültürüne yaptığı katkıyı inkar edebilir miyiz?

12 eylüldensonra halk müziğinin düşüşe geçtiği tespiti haksız bir tespittir. Bugün hala en çok dinlenen müzik türü halkmüzikleridir. Belki bu forumda o kadar çok değildir, ancak dışarısı farklıdır


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 27-04-2009, 02:04
Diriliş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daima Arıza
 
Üyelik Tarihi: 25-04-2009
Nerden: Ankara
Yaş: 37
Mesajlar: 50
Değerli arkadaşım: bilgi eksikliği var dediğin adam, yani bendeniz 10 yaşımdan bu yana saz çalarım ve Türkiye'nin en iyi bağlamacılarından da biriyim. Bunu da geçelim, halk müziğinin ne olduğunu ya da olmadığını ben çok iyi bilirim. 30 yıllık halk müziği deneyimime dayanarak ben 12 Eylül'den sonra Türk Halk müziğinin kesin bir düşüşe geçtiğini ve bugün yok olmaya yüz tuttuğunu net ve açık olarak iddia edebilirim, dahası kanıtlarım da. Bazı örnekler vermişsin. Barış Manço, Cem Karaca, Moğollar hepsi de kendi çapında dev birer müzik olgusudur ama icra ettikleri şey türkü değildir. Ben onları bunun için eleştirmiş de değilim. Bugün - örnek - İbo'nun TVlerde icrasını dinlediğimiz müzik türkçe sözlü arap müziğidir. Cahil halkımız ve hatta medyamız tarafından halk müziği olarak lanse edilen müzik türlerinin çoğu da böyledir. Hatta gözlemlediğim bir başka gerçek de askeri darbe ile birlikte pop'un bile arabeske doğru kaymış olmasıdır. Bunu toplumsal bir fenomen olarak da açıklamk gayet olanaklıdır. Türkü nedir'e gelince: bestelenen bir ezginin ancak bir türkü adayı olduğunu söyleyebiliriz, çünkü türküyü türkü yapan önceki iletimde de açıklamış olduğum gibi onun çağlar boyunca her dilde farklılaşıp o en son mükemmel ve rafine haline aldığı kollektif bir üretim olmasıdır. İnan bana biz halk müzikçiler dinlediğimiz bir ezginin otantik türkü olup olmadığını ayırt edebiliriz.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 27-04-2009, 11:17
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
Alıntı:
Diriliş´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Değerli arkadaşım: bilgi eksikliği var dediğin adam, yani bendeniz 10 yaşımdan bu yana saz çalarım ve Türkiye'nin en iyi bağlamacılarından da biriyim. Bunu da geçelim, halk müziğinin ne olduğunu ya da olmadığını ben çok iyi bilirim. 30 yıllık halk müziği deneyimime dayanarak ben 12 Eylül'den sonra Türk Halk müziğinin kesin bir düşüşe geçtiğini ve bugün yok olmaya yüz tuttuğunu net ve açık olarak iddia edebilirim, dahası kanıtlarım da. Bazı örnekler vermişsin. Barış Manço, Cem Karaca, Moğollar hepsi de kendi çapında dev birer müzik olgusudur ama icra ettikleri şey türkü değildir. Ben onları bunun için eleştirmiş de değilim. Bugün - örnek - İbo'nun TVlerde icrasını dinlediğimiz müzik türkçe sözlü arap müziğidir. Cahil halkımız ve hatta medyamız tarafından halk müziği olarak lanse edilen müzik türlerinin çoğu da böyledir. Hatta gözlemlediğim bir başka gerçek de askeri darbe ile birlikte pop'un bile arabeske doğru kaymış olmasıdır. Bunu toplumsal bir fenomen olarak da açıklamk gayet olanaklıdır. Türkü nedir'e gelince: bestelenen bir ezginin ancak bir türkü adayı olduğunu söyleyebiliriz, çünkü türküyü türkü yapan önceki iletimde de açıklamış olduğum gibi onun çağlar boyunca her dilde farklılaşıp o en son mükemmel ve rafine haline aldığı kollektif bir üretim olmasıdır. İnan bana biz halk müzikçiler dinlediğimiz bir ezginin otantik türkü olup olmadığını ayırt edebiliriz.
Şayet bu kadar iyi olduğunuzu iddia ediyorsanız kimle konuştuğumu öğrenebilir miyim eğer sakıncası yoksa?

Dilerseniz sohbetimize Moğollar ve Barış Manço üzerinden devam edelim. Ancak, bunun öncesinde benim de HALKBİLİMİ/FOLKLORE eğitimi aldığımı söylemem ve düşüncelerimin folklore ana disiplini ve bakış açısı üzerinden geçtiğini söylemeliyim.

Folklore ürünleri sosyal, siyasal, kültürel ve iktisadi şartların bir bütün halinde ortaya çıkardığı değişim/dönüşümlere paralel olarak yapı/form unsurları ile muhteva bakımlarından değişimlere uğrayabilmektedir. Bu değişim/dönüşümün temel dinamiklerinden biri de değişen şartların ve yaşam standartlarının yeni ihtiyaçları ortaya çıkarmasıdır. 12 eylül döneminin etkisini bu açıdan kısmen kabul etmekle birlikte değişimin kendi dinamikleri bunu da aşan bir gerçeklik üzerine kurgulanır.

Kabul etmek gerekirki 12 eylül ekonomik/iktisadi olduğu kadar aynı oranda da kültürel/sosyal bir mühendislik projesiydi. Pop-arabesk kültürü bu minval üzerinden düşünüldüğünde ciddi bir toplumsal sürece tekabül eder; ancak, arabesk kültürü yahut toplumsal tabakanın en alt kesimlerinin apolitik/kaderci isyankar dışavurumları 12 eylül öncesi dönemlere kadar uzanmaktadır. Arabesk'in bu coğrafyaya gelişinde önceki dönemlerin kültürel ve sosyal politikaları ile sansürlerinin de etkisi vardır. Yanlış hatırlamıyorsam Can Dündar'ın bu konuyla ilgili bir belgeselinde, bu yasakların Tc'nin erken dönemlerine kadar gittiği ve halkın mecburen arap radyolrı kanalıyla arabesk kültürü içselleştirdiği söylenmekteydi. Pop kültürün gelişimi de 12 eylülün epey öncesine 1960lı yıllara kadar gider. 12 eylülün etkisi ise, halk müziği ve türkü formlarının taa Ruhi Su'lardan başlarak toplumcu his ve felsefyle ezilen sınıfların yaşamlarına projeksiyon tutması ve bu olgunun ciddi bir ivme kazanmasıyla tehlike olarak görülmesi sonucu ortaya çıkmıştır. 12 eylül tplumcu/isyankar formları sansürlerken daha bireysel pop-arabesk kültürü serbest bırakmış, kültürel gelişim göreceli olarak tek kanaldan beslenmiştir.

Barış Manço ve Moğollar gibi gruplar geleneksel/otantik folklor ürünlerini yeni araç ve muhtevalarla birleştirmenin etkisini bilen insanlardan oluşur. Barış Manço müziği form olarak türkü değildir; ancak o müziğinin içinde buram buram geleneksel folklor unsurlarını bulursunuz. Yeni araç gereçlerle eski unsurlarının sentezlenmesi diyebileceğimiz bir yapı denir buna ki bunun başarısını bizzat siz de takdir etmektesiniz.
Geleneksel türkü formları ise zaman zaman modernize edilmiş zaman zaman da otantik deyiş ve kullanımlarla hala canlı bir süreçtir. Kızılırmak, kardeş türküler, grup çığ, güler duman, uğur-mikail arslan, metin-kemal kahraman gibi isim ve gruplar ve daha sayamadıklarımız son derece sevilen isimlerdir.

Anladığım kadarıyla otantik şekilleri baz alarak fikirlerini geliştiriyorsunuz ; ancak, otantik şekiller hiç değişmeden sürekli yaşayamazlar. Toplumsal, sosyal ve kültürel şartlar değişimi mutlak ve zorunlu kılmaktadır...


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 27-04-2009, 15:56
Diriliş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daima Arıza
 
Üyelik Tarihi: 25-04-2009
Nerden: Ankara
Yaş: 37
Mesajlar: 50
Sn. Albatros,
Bu sitede kimliği reklam yapmak istemem. Eğer samimiyetime inanmıyorsanız zaten konuşmamıza da gerek yok. Bu soruyu hiç sormadığınızı varsaymak isterim. Bunu kabul ederseniz ve konuyu bu sitenin bariz karakterine uygun olarak içten ve kompleksiz tartışmak isterseniz elbette sizinle tartışmak ve benim de çok istemiş olduğum bazı olguları gözler önüne sermekten zevk duyacağım. Cevabınızı bekliyorum.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 27-04-2009, 20:07
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
Sayın Diriliş,

Tanımadığım biri bana bu ülkenin sayılı bağlamacılarından biri olduğunu söylüyorsa, onun kim olduğunu merak ederim. Bu konuda şüphe duymam doğaldır;ancak sorum şüpheden ziyade merakımı gidermek üzere sorulmuş bir soruydu ve ''sakıncası yoksa'' şeklinde özellikle belirtmiştim zaten.

Ben de bu konudaki yorumunuzu yok sayarak sohbetimize devam etmenizi rica ediyorum...


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 27-04-2009, 20:57
Diriliş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daima Arıza
 
Üyelik Tarihi: 25-04-2009
Nerden: Ankara
Yaş: 37
Mesajlar: 50
Ele aldığımız konuyla yakından iligli bazı kavramları tanımlamakla işe başlamak sanırım isabetli olacaktır. Fikirlerimde otantizmden bahsettiğim doğrudur; ama ben otantizm şekil değiştirmez demedim. Bu oldukça farklı bir konu, zira değişime hiçbir şeyin karşı koyamayacağını bilen biri olarak bu tür bir söz söylemem imkansızdır. Buradaki asıl mesele, otantik yapının hangi sınırlar içinde değişebileceği, yani esneme potansiyelinin ne olduğudur. Benim sözlerimden, otantik halk müziği motifleri taşıyan anadolu rock denemelerini eleştirdiğim gibi bir anlam çıkmaz. Kaldi ki şu müzik türü kötü, tuu kaka, bu müzik harika gibi sığ bir değerlendirme ya da sınırlama yapmak da zaten olanaklı değildir. Müzik insanın sonsuz hayal gücünün bir ürünü olduğuna göre alabileceği biçimler de sonsuz çeşitliliktedir. Örneğin; gençlik yıllarımda benim bir Beatles manyağı olduğumu duymak sizi şaşırtmamalıdır. Arabeskin babası olarak bilinen O. Gencebay'ı da çok severim örneğin. Neyse.. bunları da geçelim... Halk müziğine ilişkin olarak verdiğim tanımım aslında bu konuda yeterince açıklayıcıdır. Özgün müzik halk müziği değildir! Onun yeni bir biçimi hiç değildir. O apayrı bir şeydir. Gerek -nosyon olarak gerekse de çatı olarak halk müziği ile karşılaştırılamayacak kadar farklıdır. Halk müziğinin asıl ve gerçek güzelliği onun o otantik yapısında yatar. Bugün, halk müziğini sahip olduğu o saf, zengin yapısıyla icra edebilen çok az sanatçı vardır. Bunun nedenlerini tartışmak da sanırım bu başlığa sığmayacak kadar derin bir konudur ama kısaca özetlemek gerekirse 68'ten sonra sadece Türkiye'de değil tüm dünyada koyu bir kültürel yozlaşma hakim olmuş ve sanat/sanatçı üretimi belirgin bir düşüş göstermiştir. Halk müziğinin son derece zor bir müzik dalı olması, bağlayıcı katı kurallarının olması da bunun nedenlerinden biri sayılabilir. Aynı biçimde - arada paralellik kurmak riskli de olsa - darbelerle birlikte siyasette de sağa doğru bir kayma görülür. Ben kültürel bir olgu olan sanatın ve bunun içinde de müziğin mevcut siyasi olgulardan yalıtlanarak ele alınamayacağı görüşündeyim. Siyasetteki sağa kayışın, müzikte arabeske ve sanat müziğine bir kayma olarak yansısını bulduğunu gözlemledim. Kültürel üretimde özgün fikirlerin yok edilmesine paralel olarak, sıra dışı ve yaratıcı müzik unsurlarının da bundan nasibini alarak aşırı bir düşüş gösterdiğini de bu kapsamda gözlemlemiş oldum. Kaderci, teslimiyetçi ve bilinmezlik nosyonlarının temel motiflerini oluşturduğu müzik ve sanat olgularının baskın hale geldiği bir süreç yaşanmıştır ve hala da artan bir ivmeyle bu yozlaşmanın sürmekte olduğunu ilave etmek isterim. İşte bu süreçten nasibini alan halk müziği de yok olmanın eşiğindedir. Eskiden az da olsa Arif Sağ, Musa Eroğlu gibi büyük ustaları popüler TV kanallarında izleyebilirken artık bunu sadece bazı marjinal kanallarda yapabiliyoruz. Diğer yandan her taraf arabesk kokmakta...Arabesk sanatçıları en çok satanlar listesinde başı çekmekte. Tolga Sağ'ın bir açıklamasını sunarak yazımı bitireceğim. Kendisine arabeskle müzik piyasına giriş yapan sanatçıların neden bu yolu izledikleri sorulan Tolga Sağ şunları söylemiştir:
"Bu arkadaşları böyle yaptıkları için suçlamıyorum. Diğer yandan yoz bir müzik yaptıkları için onları tebrik edecek de değilim; ama eğer ben babam sayesinde kendimi lanse etme olanağı bulmamış olsaydım inanın ben de sanat dünyasında bir yerlere gelebilmek uğruna aynı şeyi yapardım."
Bu alıntı tam olarak olmasa da genel hatlarıyla yukarda verdiğm gibi...Nitekim babası olan Arif Sağ, henüz ünlü olmadığı dönemde halk müziğinin tutmadığını görüp arabesle bir çıkış yapmayı denemiştir. İ. Tatlıses'e sattığı birçok arabesk bestesi de vardır. Evet, konunun bir boyutunu ele almaya çalıştım.

Konu Diriliş tarafından (27-04-2009 Saat 20:59 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
sol ve müzik


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yeni Türkü - Dönmek duarden Video Klipler 1 05-04-2009 21:31
Solun Kemalist damarı'na dair birkaç söz kurtulush Köşe Yazıları 0 03-07-2008 22:10
Yükselen Milliyetçilik ve Solun Zaaflı Tutumu kurtulush Köşe Yazıları 2 19-06-2008 14:19
Yeni Türkü detays Medresetul Lugat 5 23-01-2008 23:09
Türkiye'de anarşistler: Solun en solu ANARŞİZM darbeli matkap Anarşizm 0 18-01-2008 19:49


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:42 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info