Yukarıda havada asılı duruyor albatros
Ve yuvarlanan dalgaların derinliklerinde
Mercan kayalıkların labirentlerinde
Uzak bir zamanın yankısı
Kumsala vuruyor ağlamaklı
Ve herşey yeşil ve denizin altında
Ve kimse göstermedi bize karayı
Ve kimse bilmiyordu nerede ya da neden olduğunu
Fakat birşey kıpır kıpırdı ve birşey çabalıyor
Ve başlıyordu ışığa doğru tırmanmaya
Sokaktan geçen yabancılar
Raslantıyla karşılaşır iki ayrı bakış
Ve ben 'sen'im ve gördüğüm şeyse 'ben'
Ve elinden tutuyorum seni
Ve yol gösteriyorum karada
Ve yardım ediyorsun bana daha iyi anlayabilmem için
Ve kimse seslenmiyor bize ilerlememiz için
Ve kimse kapatmaya zorlamıyor gözlerimizi
Ve kimse konuşmuyor ve kimse çabalamıyor
Ve kimse uçmuyor güneşin etrafında
Her sabah açılan gözlerimin önüne geliyorsun capcanlı
Çağırarak ve kışkırtarak beni kakmaya
Ve duvarımdaki pencereden
İçeri akıyor güneş ıığının kanatlarında
Sabahın bir milyon parlak elçisi
Ve kimse ninniler söylemiyor bana
Ve kimse yumdurmuyor gözlerimi
Ve ben de açıyorum pencerelerimi
Ve sesleniyorum sana gökyüzü boyunca
Gidersen kar yağar avuçlarıma, üsürsün
bir ceylan sessizliği olur burada asklar
Fiyakalı ısıklar yanıyor reklam panolarında
durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
ve ölü kuslar satılıyor bütün çiçekçilerde
menekseler nergisler yerine kus ölüleri
bir su sesi bir fesleğen kokusu simdi uzak
yangınları anımsatıyor genç ölülere artık
Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
bu kentin künyesi bellidir artık ve sususun
isyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
devriyeler basıyor karartılmıs evleri yine
Gidersen yıkılır bu kent kuslar da ölür
bir tufan olurum sustuğun her yerde
GİDERSEN YIKILIR BU KENT
Gidersen yıkılır bu kent, kuslar da gider
bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlıs adreslerdeydik, kimliksizdik belki
sarısın bir saskınlık olurdu bütün ısıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
üsür müydük nar çiçekleri ürperirken
Gidersen kim sular fesleğenleri
kuslar nereye sığınır aksam olunca
Sessizliği dinliyorum simdi ve soluğunu
sustuğun yerde birseyler kırılıyor
bekleyis diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
öpüstüğümüz her yer adınla anılıyor
bir de seni ekliyorum sususlarıma
Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
belki bizimle ısıklanır bütün varoslar
geriye mapusaneler kalır, paslı soğuklar
adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
yüreğimize alırız onları, ısıtırız
gardiyan olmayız kendi ömrümüze her aksam
'' Diğeri'' içime bir sancı gibi yerleşen bu kısır döngü be tuhaf,ne acı diyor...
'' Oysa'' halen galip bunu bilmesede,çünkü; kanlı bir opera sahnesindeduvarları kanatıyor ''digeri''...
Belki de ruhumu çevreleyen bu buhu,bu sızı
Hiç bitmeyecek,hiç ölmeyecek,daha büyük bir acı
Ve bu acının içinde kendini toplama kamplarında
Bir esir gibi tutan ''diğerinin'' Teorsi ne_?