Alıntı:
|
orgon'un üslubu sağolsun mevzuyu oldukça savurduğu için boğulmanızı anlıyorum; ama açıkça sorun ki neyi tartıştığımızı bilelim...
|
Senin bu her noktada kendini kurtaran üslubuna ne demeli bilmiyorum albatross. Ben mevzuyu savurmadım,işi cinsel sağlığa, ergenlere verilmesi gerekewn nasihatlere, sentetik kimyasal maddelerin zararlarına getirip denetim gerekliliğini yineleyen senssin,dolayısıyla konuyu dağıtan da sensin. Üslubum seni hoş tutmuyor diye işibne gelmeyince itham etmenn adımı kullanarak pek etik bir davranış sayılmaz tartıoşma açısından değil mi üstelik kali ye cevap verirken benim hakkımda ileri geri konuşman.
Konuyu ergenlik çasğındaki bireylerin eğitimine getirmen artık gülünç bir savunma haline geldi bilmem farkında mısın. Ergenlik dediğin her durumu, kızı erkeği, sıcakta yaşayan soğukta yaşayan katarsak 9 ila 16 yaş aralığını kapsar. (insan 18 yaşını doldurduğu, ortalamada tamamen cinsel açıdan olgunlaştığı yasal reşitlik dönemine kadar ergendir diye zırvalanmaz umarım) Bu yaştan sonra da hatta 18 yaşından sonra da hatta bazı durumlarda 25 yaşından sonra da kendinden büyüklerin tecrübelerinden faydalanabilir, bazı şeyleri bilmez, bu ayrı bir konudur.
Ergenler nasıl yetiştirilmelidir, nelerden uzak tutulmalıdır konusu başka bir konu lakin alkol yasa dışı olmadığından isteyen ergen ulaşabiliyor, kullanabiliyor. Hatta daha da fazla yöneliyor,kendini daha aykırı ya da özgür görüyor bu şekilde. (bunun saçma olması ayrı konu) Senin bu konudaki tezin görmezse özenmez, bilmese de olur hem, bu doğal zorunluluk değil zaten noktasında. Bu çok basit ve tekdüze bir bakış açısı.
Örneğin ben 20 yaşına dek ağzıma hiç içki koymadım. En sonunda yeni arkadaşlarımla bir yere gittiğimizde arkadaşlar birer bira söyledi ben içmem dedim. Arkadaş niye içmiyorsun ki nedir diye sordu inancına mı aykırı yoksa? Yoo, inanmayalı en az 1 yıl olmuştu. Aslen bende nedenini anlamadım, reddetme alışkanlığım gelişmiş aile çevremden ve hiç bi boktan çakmayan, büyüklerinden ödü kopan mahalle arkadaşlarımdan edindiğim bir alışkanlıkla, acaip şeyler olursa aniden diye korkuyorum daha önce içmediğimden. (onlarla da hergün maça giderdik futbol oynardık, geri zekalı gibi.) Tabi bir şey olmadı,kafam değişti sadece,iyiymiş arada yapmak lazım bunu dedim sonra ve futbol arkadaşlarımdan tamamen uzaklaştım neyseki.
Buna bir başka örnek olarak sigara ile ilgili kendi lise dönemimdeki erkekler tuvaletini gösterebilirim birçok insan orada başlıyor sigaraya onca engele rağmen. (ben lise de değil, hatta salakça buluyodum bu durumu oldukça, ancak yıllar sonra özentiden değil de üniversitede başladım bok varmış gibi, farketmedi pek) Çoğu ne olduğunu da bilmiyor (bilinecek bir şey de pek yok) dumanı üfleyip efeleniyorlar sağa sola erkek olduk sanıyorlar böyle ve kızlar bunu sever sanıyorlar. ( bu da ergen psikolojisi, evet. Ama saçma olması değiştirmeye yetmiyor, misal bu toplumsal bir fenomen ve bu gibi nedenlerle lise de hiç kız arkadaş edinmeye çalışmamıştım bile, her şey çok salakça gelirdi. Kızlar da dahil, kaçardım yanlarından hatta konuşmaya çalıştıklarında. Sonradan farkettim ki sessiz durdukça daha çok merak ediyorlar bu herif niye hiçbirimize yavşaklık piçlik yapmıyor, ne sanıyo ki kendini diye. Ne acaip bir durum) Sigarayı ard arda 3-5 içmeye başlarsan bazı alerji geliştirmiş istisnai bünyeler hariç tiryakisi olursun kurtuluşun yok. Bırakadabilirsin ama bunun için güçlü bir irade ve ısrarcı inat gerekmekte. (bunun dışındaki ilaç yardımıyla veya terapiye dayanan yöntemlere inancım yok. Sigarayı bu denli bağlayıcı yapan bir diğer özelliği de el alışkanlığı duygu durumu alışkanlığı oluşturması, lakin içildiğinde görünen/hissedilen bir etkisi olmadığından durum böyle.)
Buna benzer şeyleri esrar için söylemek pek mümkün değil, ancak sürekli duman yollu içilirse kullanılan tütün nedeniyle bir alışkanlık yaratır ve bunun ötesinde kişi kafa yapmayan sigara içmeyi de reddebilir. Ancak bildiğim sigara içmez adamlarda esrar içtiği için sürekli esrar kovalama veya sigara tiryakisi olma durumuna hiç rastlamadım. Kötüsü kötü birer sarıcı oldukları orantıyı tutturamadıkları gerçeği, lakin tütünden ve sigaradan tiksindikleri için gereğinden fazla ot koyup olabildiğince az tütün karıştırmak suretiyle malzemeyi heba ediyorlar; çünkü esrar daha çabuk yanıyor ve kısa süre yanıyor tütünden, kül oluyor haliyle de. Hatta eskiden iyice kavrulmamış içinde odun bulunabilen ve ilgilenilmediğinde sönen bir sigara olan samsun kullanılırdı sırf bunun için normalde kimse samsun içemese de
Şimdi sen bütün zararlı alkolikleri,saldırgan kişileri eğitim ile düzeltebileceğin tezine dayanarak denetim gerekliliğini savunuyorsun bu tür şeylerde. Ama bunu hadi ergenlerde denetledin, insan 18 yaşlını geçince bu maddeleri kötü niyetlerle kullanmayacak diye bir kaide mi var? Eğitim yoluyla bozuk psikolojinin düzeltilebileceğini zannediyorsun. Bu bozuklukların birçoğu gizli, bir çoğu toplumsal nedenlere dayanan durumlar ve erken yaşlarda denetlenmiş olmaları ileriki yaşlarda ortadan kalkacağının veya yeniden ortaya çıkmayacağının garantisini vermiyor. Dolayısıyla genelleyerek, yani yan etkilerini düşünüp oluşturduğu risklerden hareketle kuracağın denetim mekanizmaları da bu yüzden ters etkide bulunacak daima. Çünkü bunlardan etkilenmeyenler üzerinde de aynı denetimi şart koşmak zorunda kalacaksın, misal şimdiye dek alkolün veya esrarın hiç bir zararını görmedim kendimde ve çevremde ancak başkaları sapıtıyor diye beni de sapık pozisyonuna sokan bir toplumsal yargı hakim bu ülkede onların sözde iyiniyetinden çok daha sağlıklı düşünüyorum üstelik iki bira içip hoşlandığım kıza sırf ben hoşlanıyorum diye sululuk yapmıyorum onun bu konudaki arzusunu niyetini anlamadan. Aynı yatakta yattığım kadın da oldu hem de hoşlanıyordum temasa bile yeltenmedim. Ahlaklı olduğumdan değil, kızı önemsediğimden. Bu iyi adamlar ama hep tersi, iradesiz tipler mesela ve ne kullansalar sapıtıyorlar bundan banane yani?
Bu olağan , iyi görünen,topluma uygun davranışlar sergileyen kişilerin ilk farklı tecrübede öz denetimini tamamen yitirmesinin nedeni nedir sence? İyi eğitim almamış olmaları mı, şunu söyleyeyim ki bana çevremden ve çeşitli okullardan hiç iyi eğitim verilmedi ve çok iyi okullarda eğitim görmüş sürüyle yavşak da biliyorum, alakası yok.
Eğitimin kendisinde var zaten bir problem, ezberci ve otoriter. Bu tip durumların oluşma nedeni olağan durum ile yüzleşme şansının olmamasıdır bu insanlarda. Kızlara laf atıyor, küçük görüyorsa muhtemelen hiç bir zaman doğru dürüst ilişki kurmaya cesaret edememiş bunun yerine üzerinde üstünlük taslama yolunu seçmiştir. Çeşitli maddelere bağlanıyor onun dışında hayattan zevk alamıyorsa muhtemelen çevresinde onun adına her şeyi planlamış, denetlemiş fikrine danışır görünse de o bilmez diyerek kendi burnunun dikine karar vermiş senin gibi çok bilen tipler mevcuttur. Denetim mekanizmaları hiç bir şekli ile daha iyi bir yaşamı sağlayamazlar. 16 yaşında bir kızın 35 yaşında bir herif tarafından suistimal edilmesi illa tecavüz ile olmaz kandırılabilir ve isteyerek ilişkiye girmiş olabilir. Yasalar şimdilik 18 yaş altına engel koyuyor duruma göre tabi evlilik için 18 yaş şartı yok bunun yanısıra örneğin az gelişmiş bölgelerde. Artı 18 yaş dolunca ne değişecek aniden aydınlancak mı yani,yok öyle de bir durum. 30 yaşında suistimal edilen kadın da var,salak oldupundan da değil,bilmiyor hala işte, eğitim ile kitaplardan da öğrenemez erkekleri. Nasıl öğrenir? Yaşayarak. Ne yaşamak istiyorsa artık illa 16 yaşında sex yapsın, her hoşlandığı ile cinsel tecrübe yaşasın diyen de yok, kendi bilir. Ancak onun yerine başkalarının yaşadığı durumu sırf ortada bir cinsel ilişki durumu varmış diye yargılaması doğru olmaz, çok düşünülüyorsa bu kız hamile olursa ne olacak diye sormak yerine olur da bu olursa nasıl en az zararla kurtarılacağı düşünülmeli eyvah kızcağız mahvoldu diyerek ona iyilik yapmış, iyiliğini düşünmüş iddiasında bulunamazsın, hiç kusura bakma. Gerçekler serttir, vahşidir, doğa istisnai bir modelde sınırları çizilerek sunulamaz. Pragmatizm ise kaçamak yapan insanların işi bu noktada.
16 yaşındaki kızın 17 18 yaşındaki erkekle ilişkisinde durum ne olacak? Belki acı çekecek, belki o genç, kızın duygusal ihtiyacını karşılamayacak, faydalanmaya çalışacak. Ancak senin ortaya koyacağın hiç bir yetişkin bilimi, eğer o kız o erkeğe birtakım duygular besliyorsa bu zararlı bile olsa kızın psikolojisine fayda sağlayamaz. Sen denetlediğin için, zararını da engellemek isteyeceksin daima çünkü. Belki ne yaşayacağını bileceksin, doğru da çıkacak ama yaşamadan bunu anlaması mümkün değil, yarım kalacak. Bu denetimi sürdürür ve küçük kızı buna inandırırsan bu sefer bilmeden sen onu suistimal etmiş olacaksın giderek sana ailesine bağlanacak ve birgün 40 yaşında bir tip ile dolaşırken görecek, o tipi de hiç sevmeyeceksin. Tesine zararlarıyla,acılarıyla beraber denetlemek yerine daima eşiti olarak arkadaşça ilişki kurabilirsen kendine güveni bozulmaz ve zamanla kendisine zararlı ve zararsız olanları ayırd etmeyi öğrenebilir. Kusura bakma ama denetim sadece aptalların faydasına uygulanabilecek, aptalların uyguladığı bir şeydir. Çocuğu da ergeni de aptallaştıran bu denetimcilik zaten akıl olsa doğrudan ilişki vasıtasıyla son derece iyi analiz yapabilen çocuklar ve ergenler mümkün,hele önüne engel de konmuyor ise istediği şeylerde ilerleyebilir hayatında. Ama ebeveyn yeterince kendine güvenmiyorsa denetimi savunur, korkar çünkü kontrol edemediğinde yanlış yapacağından çocuğun/ergenin, beceremez gerçek bir ilişki kurmayı. En kolayı denetemek tabi o zaman bu da kendi klonunu yaratmasını sağlar en fazla özgün bir birey yaratamaz.
Ergen ve çocuklara karşı denetimci yaklaşım yetişkinlerin toplumunda alışılmış bir fenomen olan her türlü yaltakçılık, yalancılık, saman altından su götürmeye çalışma, niyetini saklama, güvensizlik, kronik nefret, saldırganlık, zorlamacı cinsel davranışlar, duygusal saplantılar, özentilik, gösterişçilik, egoistlik vs her türden davranış bozukluğuna neden oluşturur. Psikolojiyi sosyal alana, cinsel davranışlara, tabulara vs uygulamadan da öyle klinikl psikolojinin laboratuvar koşullrında belirtileri teşhis ederek tavsiye ve öğütlerle kimseye bir fayda sağlayamazsın, ne dediğini anlamaz kimse. Anlamamış diye de evladım, arkadaşım, akıllı ol, dinle beni sorumluluk sahibi ol, adam ol şeklinde konuşursun. Ne söylersen söyle pratikte karşılaşacağın, yerleştirileceğin konum budur.