İki çeşittir.
fiziki aşk: Dokunmak, varlığını hissetmek, sevişmek, daimi beraberlik ister, sakınır, izole etmeye çalışır, sahiplenir,her zaman haklıdır çünkü en iyisini diliyordur kendince ve en önemlisi de son derece bencildir.
Evrensel aşk: Bazen kaderci görünür, umursamaz sanılır, dinler, önemser, anlaşılmaktansa anlamayı önemser, sahiplenemez, bencil olamaz ve en önemlisi kazanmak diye bir şey olmadığını bildiğinden asla kaybetmez de ve acı ile mutluluk döngüseldir olduğu haliyle benimsenir.
Herkesde bunların çeşitli oranlarda karışımı bulunur. Fiziksel aşka yakın olanlar mutsuzdur ve hep sevgilileri yamuk yapmıştır. Evrensel aşka yakın olanlar mutlu ama yalnızdır niye böyle diye sorana da gülümserler. Sanırım ikisini dengelemek ister, çünkü ne erkekler ne de kadınlarkarşı tarafta sadece birisinin baskın olmasından hoşlanmazlar. Kendilerinde bir taraf baskın olursa da yine yeterince doygun ve mutlu hissedemezler. Karşı tarafta birincisi baskın ise kullanıldıklarını, ikincisi baskın olursa yeterince heyecan yaratamadıklarını düşünürler. Kendilerinde birinci baskın olursa hep anlaşılmadıklarından yakınır mutsuz olurlar, salt ikincisi baskın olursa yeterince özelleşememiş, sıkı bir dostluğu aşamamış ruhani bir durumda takılı kalırlar.
O nedenle tecrübeli aşık iyi de bir yalancı olmak zorundadır. Kötü niyetten, gizli stratejiden ve art niyetten, egodan değil sadece elbet, doğal bir zorunluluktan. O zorunluluktur hem heyecanı hem de ruhu veren aşka.
