|
|
| Lorem Ipsum Nereye yazsam dediğiniz konular için böyle buyrun. |
Din ve Ateizm Üzerine Genel TartışmaLorem Ipsum içerisinde Din ve Ateizm Üzerine Genel Tartışma konusu: bu din ve tanrı üzerine açılan başlıklar yapılan mantıklı mantıksız yorumlar o kadar çoğaldı ki(sadece bu forum deil kastım) gıne gelmeye başladı..kimsenin düşüncesinin değiştiğide yok.biyerden sonra saygı sınırlarıda aşılıyo,aşılsında zaten..aşılsın ...

17-08-2009, 23:53
|
 |
Körpe
|
|
Üyelik Tarihi: 10-12-2008
Mesajlar: 77
|
|
bu din ve tanrı üzerine açılan başlıklar yapılan mantıklı mantıksız yorumlar o kadar çoğaldı ki(sadece bu forum deil kastım) gıne gelmeye başladı..kimsenin düşüncesinin değiştiğide yok.biyerden sonra saygı sınırlarıda aşılıyo,aşılsında zaten..aşılsın ki bitsin bu tartışma kimsenin aydınlaığını görmedim bilmiyorm bu başıklarda yapılan yorumlarla..önyargıları yıkmak atom parçalamktan daha zor,inancı yıkmak önyargılardan da zor..istediğimiz kadar mantıklı konuşalım bilim diyelim akıl diyelim geçmişten gelen kurallar,tabular yıkılamıyor..kısa bi süre etkili oluyo belki bilimsellik ama insan yalnız kaldı mı bide bi acı çektimi hobaaa dön başa  'tanrı mı insanı yarattı insan mı tanrıyı' tanrı kendinden büyük taş yaratabilir mi?' sor sor dur..cevaplar hep aynı..
|

18-08-2009, 01:34
|
 |
Yasli Çocuk
|
|
Üyelik Tarihi: 25-11-2008
Nerden: Londra
Yaş: 23
Mesajlar: 139
|
|
|
vallah benim bugune kadar dinlen pek bir ilgim olmadi, bundan sonrada olmuyacak
"Anarşi taleplerin değil, yaşamın bir meselesidir" Gustav Landauer
|

18-08-2009, 03:54
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 28-06-2009
Mesajlar: 250
|
|
Alıntı:
breeze´isimli arızadan alıntı
bu din ve tanrı üzerine açılan başlıklar yapılan mantıklı mantıksız yorumlar o kadar çoğaldı ki(sadece bu forum deil kastım) gıne gelmeye başladı..kimsenin düşüncesinin değiştiğide yok.biyerden sonra saygı sınırlarıda aşılıyo,aşılsında zaten..aşılsın ki bitsin bu tartışma kimsenin aydınlaığını görmedim bilmiyorm bu başıklarda yapılan yorumlarla..
|
evet bilen bilmeyen karışınca konular mantıksızlaşıyor, boş tartışmalara giriliyor ancak kimsenin aydınlandığını görmedim demişsin. şahsen ben aradığım birçok bilgiyi bulabildim bu konularda tabi yalnızca forumdan edinilecek bilgiyle biryere varılamaz ama yinede yararlı oluyor bence.

Sizi tanımıyorum! Sizin yasalarınızı, nizamınızı, kuvvete dayanan yetkinizi tanımıyorum! Bu yüzden asın beni!  Louis Lingg
|

18-08-2009, 11:32
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Alıntı:
bence burda en temel soruyu sormak gerek 'ruh nedir' demeden önce...ben kimim? insanım...beni kim yarattı veya var etti?...simdi bi insanın dağarcığında 'yaratmak','varolmak' sözcükleri varsa bu soruya cevap vermelidir...şuna bakmak gerekir ki bu soruya islam nereye kadar yanıt vermiştir;ateizm,evrim teorisi nereye kadar yanıt verebilmiştir...evrim daha ilk baştan tıkanır ve işi ancak tesadüf denilen varsayıma kadar sürükleyebilir ki en nihayetinde teoridir..halbuki şu yaşadıgımız dünyada tesadüflerden çok tasarruflar yok mudur,,,hatta sadece tasarruf(kullanım) vardır.
'Bu kainatta tesadüf yoktur tasarruf vardır.O da Allah'ın tasarrufudur.' Elmalılı Hamdi YAZIR
|
Öncelikle, ''Beni kim yarattı veya var etti??'' sorusu en baştan hatalıdır.. Bir yaratıcının var olması zorunlu değildir.. Ki Termodinamik ile bir ''yaratma'' işlemi, kendi arasında çelişki oluşturur.. İnsanlar yaratılmaz, sadece ''süreç içinde'' var olur.
İslam, ilk insan ''topraktan yaratılmıştır'' diyerek sınanamayan, gözlemlenemeyen ve varlığına dair her hangi bir kanıt olmayan bir iddiada bulunmuştur.. Bu iddia bilimin dahilinde dahi değildir.. Evrim ise gerek dna kalıntıları ile, gerekse fosil biliminin araştırmaları ile kanıtlanmış bir Teoridir.. Evrim Teorisi, dünyanın şeklinin geoid olması gibi bir gerçekliktir.. Zaten Teori denilen şey, bir çok kanunun meydana getirdiği bir açıklamalar bütünüdür.. Bilim dünyasında Evrim'i kabul etmeyen bir tane bile biyolog ismi sayamazsınız.
Evrim tesadüfen işlemez.. ''Random'' kelimesini istediğiniz gibi çevirebilirsiniz.. Ama doğal süreçlere bağlı olarak, fizik kurallarına tabi olarak işleyen bir süreç olduğu kesindir..
Teori demek, bir süre sonra kanıtlandığı zaman Yasa olacak varsayımlar değildir.. Teori bilim dünyasında en son mertebedir.. Ve Yasa ile aynı hiyerarşik sınıfta bulunmamaktadır.. Teori, bugüne kadar hiçbir gözlem ve deneyle çürütülememiş ve varlığı neredeyse kesin olarak kanıtlanmış bilimsel açıklamalardır.. Zaten bir hiçbir Teori veya Yasa, %100 kanıtlanamaz.. Çünkü bilimde mutlak kesinlik, mutlak gerçeklik yoktur.. Evrim Teorisi, Görelilik Teorisi, Hücre Teorisi, Levha Tektoniği Teorisi bunlardan bir kaçıdır.. Ve hepsi de bilim kurumlarınca kabul edilir.
Alıntı:
|
İnsanoglu zaten inanmaya programlanmıştır..inanç,inanmak bambaşka bişeydir...bunun islamdaki adı 'iman'dır..işte! insan ile hayvan arasındaki fark budur..inanmaktır..hayvanda da içgüdüvardır insanda da..hayvanda da akıl vardır insanda da..amma inanmayı Allah birtek insana bahşetmiştir...seçme hakkı ve özgürirade de burdan gelir..
|
İnsanoğlu inanmaya felan programlanmamıştır.. Bunu iddia etmek için önce bir programcının varlığını kanıtlamak gerekir.. İnsanda içgüdü yoktur, hayvanda vardır.. Ve hayvanda insan kadar gelişmiş bir akıl yoktur.. İrade yoktur..
İnsanın hayvandan tek farkı inanmak değildir.. Seçme hakkı ve özgür irade, inanmaktan gelmez.. Bu yüzden iddiaların maalesef yanlış.
Alıntı:
|
Bakınız: Hiçbir kar tanesi;hiçbir yaprak;hiç bi insanın parmak izi birbirine benzemio....nasıl bir atmosferdir ki içinde canlı hayatına izin verio...nasıl bir günestir ki ne güzelim dünyamızı kaspı kavuruo ne de ışığından mahrum edio...nasıl bir ekosistemdir ki hiç bir atık,leş oldugu yerde kalmıo bir döngü içinde tekrar sistemin kullanımına sunuluo ... Bu örnekler sonsuzdur.ve bütün bunlar akıl süzgecinden geçirilince insanı bir olan yaratıcıya inanmaya yönlendirio..
|
Evet hiçbir kartanesi veya insan parmak izi birbirine benzemiyor.. Bu neyi kanıtlıyor anlamadım.
Yine evet, dünyanın atmosferi canlı oluşumu için uygundur.. Zaten bu yüzden canlılık vardır.. Ama marsın veya diğer gezegenlerin uygun değildir.. Zaten bu yüzden canlılık yoktur.. Aynı şekilde diğer gezegenleri kavuran Güneş, uzaklığı makul seviyede olan Dünyayı kavurmuyor.. Buna goldlicok alanı denir.. Aynı şekilde dünya benzeri gezegenlerin olması için, hiçbir engel yoktur.
Bu örneklerin bir yaratıcıyı kanıtlaması söz konusu değildir.
Alıntı:
|
2 kere2 4tür.bukanundur degişmez...evrim en nihayetinde bir teoridir...ve bu teori de bicok kere çürütülmüştür..örnk:Kaos teorisi evrim teorisini mat eder..
|
2+2=4 de kanun değildir..
''Kanun bir olguyu (genelde nicelikle) "tanımlamaya" çalışır. Teori ise "açıklamaya" çalışır. Örneğin "ideal gaz kanunu" dediğimiz şeyi PV=nRT olarak yazarız. Dikkat edilirse burada basıncın sıcaklıkla neden arttığının bir açıklaması yok, sadece nicelikler arası bir tanım var. Veya "kütlenin korunumu kanunu" dediğmiz şey, kapalı bir sistemde toplam kütlenin değişmeyeceğini söyler, fakat neden böyle olduğunu açıklamaya girişmez. Kanunlar da teoriler gibi %100 mutlak doğrular değil, fakat neredeyse kesindirler çünkü aksi tek bir örnek bugüne kadar bulunamamıştır.''
Ayrıca Kanunlar matematiksel formülllerle gösterilirler.. Teorilerin ise çok fazla değişkeni olduğu için, bir formül yazabilmek neredeyse imkansızdır.
Kaos teorisi, Evrim teorisini çürütmez.. Ama ''Evrende düzen vardır.. Allah kainatı mükemmel yaratmıştır'' diyenlerin iddialarını çürütebilir.
Alıntı:
|
İslamı teoriler oluşturmamıştır...İlahi kanunlar oluşturmuştur.
|
İslamı ilahi kanunlar değil, doğa kanunları meydana getirmiştir.. Ellerindeki koşullarla neyin ne olduğunu bilmeyen insanların, açıklayamadıkları olguları açıklamak adına uydurdukları kuralların yumağıdır.. Her hangi bir gerçekliğinden söz edilemez.
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

25-08-2009, 15:43
|
 |
sinqci
|
|
Üyelik Tarihi: 07-08-2009
Nerden: viyana/avusturya
Yaş: 23
Mesajlar: 141
|
|
konu hazir evrim teorisine gelmisken bende bi kac sey eklemek istiyorum. Evrim teorisini suan icin dünyadaki canlilarin nasil olustugunu aciklayacak baska bi bilimsel aciklama olmadigi icin cogu biyologlar tarafindan kabul görülüyor. Ve bu teoride yazilanlarda tamamen dogru degildir, ki bu teorileri cürüten bir cok bilimsel bilgiler mevcut. Ben sahsen bu konuda bilgi sahibi degilim,ama okudugum bi yazi beni cok etkiledi, ve evrim teorisini fena cürütmüsler...Istenilirse bu okudugum yaziyi buraya ekleyebilirim...
Birde Big-Bang'i( Büyük Patlamayi) tanrinin varligina bilimsel delil olarak sunabiliriz.
Alttaki alinti-da yazilanlarin tersi kanitlanmadigi veya bu iddialar cürütülmedigi sürece...
Alıntı:
81 yaşına kadar ateist olan ancak yakın bir dönemde ateizm düşüncesini terk ettiğini ve evrenin yaratılmış olduğunu kabul ettiğini açıklayan ünlü felsefeci Anthony Flew bu konuda şunları söylüyordu:
“İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim,
dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını.” (Henry Margenau, Roy Abraham Vargesse. Cosmos, Bios, Theos. La Salle IL: Open Court Publishing, 1992, s. 241)
Anthony Flew doğru söylüyordu, bilimin 20. yüzyılda fark ettiği bu olay bundan çok önce Kuran'da bildirilmekteydi, evreni sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah yoktan yaratmıştır:
O Allah gökleri ve yeri yoktan var edendir. (Enam Suresi, 101)
Big Bang'deki Denge
Big Bang'de gerçekten de şaşırtıcı derecede hassas bir düzenleme vardır. Bu düzenlemenin ilk basamağı, patlamanın hızıdır. Big Bang'le birlikte var olan madde, elbette etrafa korkunç bir hızla yayılmaya başlamıştır. Ama burada bir noktaya dikkat etmek gerekir. Patlamanın bu ilk anında, şiddetli bir çekim gücü vardır. Evrenin tümünü bir noktada toplayabilecek kadar büyük bir çekimdir bu. Dolayısıyla Big Bang'in ilk anında birbirine zıt olan iki güçten söz etmek gerekir: Patlamanın gücü ve bu patlamaya direnen, maddeyi yeniden bir araya toplamaya çalışan çekim gücü. Bu iki güç arasında bir denge oluştuğu için evren ortaya çıkmıştır. Eğer ilk anda çekim gücü patlama gücüne baskın çıksa, o zaman evren genişleyemeden tekrar içine çökecekti. Eğer bunun tersi gerçekleşse ve patlama gücü çok fazla olsa, bu kez de madde birbiriyle bir daha asla birleşmeyecek şekilde savrulacaktı.
Peki bu denge ne kadar hassastı? İki güç arasında ne kadarlık bir oranda farklılığa izin verilebilirdi? Avustralya'daki Adelaide Üniversitesi'nden ünlü matematiksel fizik profesörü Paul Davies, bu soruyu cevaplamak için uzun hesaplamalar yaparak şöyle bir sonuca ulaştı:
“Hesaplamalar, evrenin genişleme hızının çok kritik bir noktada seyrettiğini göstermektedir. Eğer evren biraz bile daha yavaş genişlese çekim gücü nedeniyle içine çökecek, biraz daha hızlı genişlese kozmik materyal tamamen dağılıp gidecekti. Eğer patlama hızının belirli hale geldiği zamanda, bu hız gerçek hızından sadece 10–18 kadar bile farklılaşsaydı, bu gerekli dengeyi yok etmeye yetecekti. Dolayısıyla evrenin patlama hızı inanılmayacak kadar hassas bir kesinlikle belirlenmiştir. Bu nedenle Big Bang herhangi bir patlama değil, her yönüyle çok iyi hesaplanmış ve düzenlenmiş bir oluşumdur.[ıı]
Havaya Atılan Bir Kalem Sivri Ucu Üzerinde Durabilir mi?
Böylesine bir patlamanın tesadüfen oluşmuş olması ihtimaller dâhilinde midir?
Elinize sivri uçlu bir kalem alsanız ve onu havaya atsanız, bu kalemin yere düştüğünde ucu üzerinde durma ihtimali nedir? İşte blim çevreleri Big Bang'in tesadüfen oluşmasının kalemin ucu üzerinde kalması kadar imkânsız olduğunu söylüyorlar. Ünlü Science dergisindeki bir makalede bu durum şöyle ifade edilir:
“Eğer evren maddemizin yoğunluğu, bir parça daha fazla olsaydı, evren atomik parçacıkların birbirini çekme kuvvetleri dolayısıyla bir türlü genişleyemeyecek ve tekrar küçülerek bir noktacığa dönüşecekti. Eğer yoğunluk başlangıçta bir parça daha az olsaydı, o zaman evren son hızla genişleyecek, fakat bu takdirde atomik parçacıklar birbirini çekip yakalayamayacak ve yıldızlarla galaksiler hiçbir zaman oluşamayacaktı. Doğaldır ki biz de olmayacaktık! Yapılan hesaplara göre, evrenimizin başlangıçtaki gerçek yoğunluğu ile ötesinde oluşması imkânı bulunmayan kritik yoğunluğu arasındaki fark, yüzde birin bir kuvadrilyonundan azdır. Bu, bir kalemi sivri ucu üzerinde bir milyar yıl sonra da durabilecek biçimde yerleştirmeye benzer... Üstelik, evren genişledikçe, bu denge daha da hassaslaşmaktadır.”[ııı]
Peki bu denli olağanüstü bir denge neyi göstermektedir? Elbette böyle hassas bir ayarlama tesadüfle açıklanamaz ve bilinçli bir tasarımı ispat eder. Paul Davies, gerçekte materyalist yaklaşımı benimseyen bir fizikçi olmasına karşın, bu gerçeği şöyle kabul etmektedir:
“Çok küçük sayısal değişikliklere hassas olan evrenin şu andaki yapısının, çok dikkatli bir bilinç tarafından ortaya çıkarıldığına karşı çıkmak çok zordur... Doğanın en temel dengelerindeki hassas sayısal dengeler, kozmik bir tasarımın varlığını kabul etmek için oldukça güçlü bir delildir."
Big Bang'in varlığının inkâr edilemez olduğunu gören materyalistler, Big Bang bir yana evrenin ve dünyanın bugünkü yapısının dahi tesadüfen oluştuğunu iddia etmeye çalışmışlardır. Peki bu iddiada bir doğruluk payı var mıdır? Acaba bize hayat imkânı verecek düzendeki bir evrenin materyalistlerin iddia ettiği gibi tesadüfen oluşması, kaçta kaç ihtimaldir? Milyar kere milyarda bir mi? Ya da trilyar kere trilyar kere trilyar ihtimalde bir mi? Ya da daha büyük bir sayı mı? Ünlü İngiliz matematikçi Roger Penrose işte bu sayıyı hesaplamıştır. Penrose hesaplamayı yaparken tüm fiziksel değişkenleri hesaba katmış, bunların kaç farklı biçimde dizilebileceğini dikkate almış ve içinde canlıların yaşayabileceği bir ortamın oluşmasının, Big Bang'in diğer muhtemel sonuçları içinde kaçta kaç ihtimale sahip olduğunu tespit etmiştir. Penrose'un bulduğu ihtimal şudur: 10 üzeri 10 üzeri 123'te bir ihtimal! Acaba Roger Penrose hesapladığı bu sayı hakkında ne düşünmüştür? Penrose, akıl sınırlarını çok aşan bu sayı hakkında şu yorumu yapar:
“Bu sayı, yani 10 üzeri 10 üzeri 123'te bir ihtimal, Yaratıcı'nın amacının ne kadar keskin ve belirgin olduğunu bize göstermektedir. Bu gerçekten olağanüstü bir sayıdır. Bir kimse bunu doğal sayılar şeklinde bile yazmayı başaramaz, çünkü 1 rakamının yanına 10123 tane sıfır koyması gerekecektir. Eğer evrendeki tüm protonların ve tüm nötronların üzerine birer tane sıfır yazsa bile, yine de bu sayıyı yazmaktan çok çok geride kalacaktır.”[ıv]
Penrose evrendeki tüm atomlar bir yana atomu oluşturan parçacıkların sayısının bile bu sayıyı ifade etmeye yetmeyeceğini söylüyor. Ne kadar büyük bir sayı ile karşı karşıya olduğumuzun daha iyi anlaşılması için basit bir örnek verelim: Evrendeki bütün atomları değil, sadece tek bir tuz tanesinin tüm atomlarını saymak istediğimizi düşünelim. Saniyede bir değil, tam bir milyar tane sayacak kadar hızlı olduğumuzu da varsayalım. Bu olağanüstü beceriye karşın, ufacık bir tuz tanesi içindeki atom sayısını tam olarak tespit edebilmek için beş yüz yıldan fazla bir zamana ihtiyacımız olacaktır. Yemeden içmeden saniyede bir milyar atom sayarak geçecek beş yüz yıl demektir bu.
Matematikte 10 üzeri 50'de 1'den daha küçük olasılıklar, "sıfır ihtimal" sayılır. Kısacası bu sayı bizlere, evrenin varoluşunun tesadüfle açıklanmasının kesinlikle ama kesinlikle imkânsız olduğunu göstermektedir.
Penrose'un da ortaya açıkça koyduğu gibi evrenin tesadüfen oluşma ihtimali hiç yoktur. Ne var ki bu gerçeği görmezden gelmeye çalışanlar hala mevcuttur. Montreal Üniversitesi Psikiyatristi Karl Stern, bu kişiler hakkında şöyle bir değerlendirme yapmaktadır:
“Evrenin şu anki yapısının tümüyle bir tesadüf eseri olabileceği düşüncesi, tamamıyla delice bir düşüncedir. Delilik kavramını argovari bir hakaret niyetiyle değil, tamamen psikolojideki teknik anlamıyla kullanıyorum. Gerçekte bu tür bir düşünce ile şizofrenik düşünce tarzı arasında büyük benzerlikler vardır.”[v]
|
|

25-08-2009, 17:54
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Alıntı:
konu hazir evrim teorisine gelmisken bende bi kac sey eklemek istiyorum. Evrim teorisini suan icin dünyadaki canlilarin nasil olustugunu aciklayacak baska bi bilimsel aciklama olmadigi icin cogu biyologlar tarafindan kabul görülüyor. Ve bu teoride yazilanlarda tamamen dogru degildir, ki bu teorileri cürüten bir cok bilimsel bilgiler mevcut. Ben sahsen bu konuda bilgi sahibi degilim,ama okudugum bi yazi beni cok etkiledi, ve evrim teorisini fena cürütmüsler...Istenilirse bu okudugum yaziyi buraya ekleyebilirim...
Birde Big-Bang'i( Büyük Patlamayi) tanrinin varligina bilimsel delil olarak sunabiliriz.
Alttaki alinti-da yazilanlarin tersi kanitlanmadigi veya bu iddialar cürütülmedigi sürece
|
Evrim Teorisi, sadece başka bir bilimsel açıklama olmadığı için kabul edilmiyor.. Evrenin oluşumu hakkında Sicim Teorisi de vardır, ama günümüzde kabul görülen teori Bing Bang'dir.. Aynı şekilde dinozoların yok olması hakkında bir çok teori vardır ama en çok kanıta sahip olan ve aksine dair hiçbir kanıt olmayan teori kabul edilir..
Evrim Teorisi'nin hem alternatifi yoktur, hem de şu ana kadar yapılan tüm gözlemlerle defalarca kanıtlanmıştır.. Ve hiçbir aksi kanıt yoktur, yanlışlanamamıştır.
Teorinin tanımı şu şekilde ifade edilir;
''Kuram veya teori, sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünüdür.
Kuram kavramlaştırmaya yönelik olarak, değişkenler arasındaki ilişkiyi basit ve anlaşılır bir biçimde ifade etmek amacıyla birleştirilmiş tanımlar, örgütlendirilmiş gözlemler, koşullar ve ilkeler bütünüdür.
Bilimde kullanıldığı anlamıyla kuram, çok sayıda doğal gözlemi birbirine bağlayan bir gerçekler ve açıklamalar bütünüdür. Bir tahmin veya hipotez değildir. Kuantum kuramı, Görelilik kuramı, Evrim kuramı gibi birçok kuram, günümüz bilim çevrelerinde yaygın olarak kabul gören, az sayıda prensiple çok sayıda gözlemi birleştiren ve açıklayan kavramlar ve açıklamalar bütünüdür. Şu an deneme aşamasında olan, ve bir gün yeteri kadar denendiklerinde kanun konumuna yükselecek olan tahminler değildir.''
Evrim Teorisi kapsamında oluşturulan hiçbir açıklamanın aksi kanıtlanamamıştır.. Bu yüzden doğru kabul edilir.. Senin iddia ettiğin gibi çürütülen her hangi bir bilimsel bilgi mevcut değildir.. Eğer böyle olsaydı, zaten Teori çürütülmüş olurdu.. Ve bilim kurumları tarafından kabul edilmezdi.. Okuduğun yazıyı eklemene gerek yok, link olarak verebilirsin.. Linki eklemeden önce de, altındaki kaynaklara bakmanı öneririm.. Umarım değer verilebilecek popüler bilim dergileri veya konu hakkında söz söyleyebilecek insanlara ait iddialardır.
Bigbangi Tanrı'nın varlığına delil olarak nasıl sunuyoruz, onu da çok merak ettim..
Öncelikle Bigbang denilen şey, bir yoktan var olma değildir.. Patlama denilen şey, sonsuz yoğunlukta ve sonsuz küçük hacimde bir maddenin genişlemesidir.. Yani Bigbangden önce de madde vardır, Bigbang ile birlikte bu madde genişlemeye başlamıştır.. Zaten Termodinamiğe göre, madde yoktan var olmaz, yoktan da var olmaz.. Evren ''False Vacuum'', yani yalancı zerreciklerin vakum enerjisi sayesinde genişlemesi ile meydana gelmiştir..
Ayrıca Antony Flew hakkında da yazacaklarım var.. Şöyle ki;
Biola > Page 1 : Biola News & Communications
"HABERMAS: Once you mentioned to me that your view might be called Deism. Do you think that would be a fair designation?
Flew: Yes, absolutely right. What Deists, such as the Mr. Jefferson who drafted the American Declaration of Independence, believed was that, while reason, mainly in the form of arguments to design, assures us that there is a God, there is no room either for any supernatural revelation of that God or for any transactions between that God and individual human beings."
Habermas, "Bana düşüncenizin deizm olarak tanımlanması gerektiğini söylediniz. Sizce bu adil bir tanımlama mı?" diye soruyor. Flew bu soruya, "Evet, kesinlikle doğru." diyor ve şu mealde bir şey söylüyor. Tanrı var ama ne doğaüstü olarak açığa vurma (ifşa etme) ne de Tanrı ile insanlar arasında karşılıklı iş var.''
Bu sözüne bakarak, Flew'in Teist değil, Deist olduğunu söylemek mümkün.
29 Aralık 2004'de Richard Carrier'a gönderdiği mektup;
Secular Web Kiosk and Bookstore :: Antony Flew Considers God...Sort Of
"I now realize that I have made a fool of myself by believing that there were no presentable theories of the development of inanimate matter up to the first living creature capable of reproduction."
Şöyle diyor Flew; "Üreme yeteneğine sahip ilk canlı hücrenin cansız maddeler tarafından oluşturulmasını açıklayan düzgün bir teori olmadığına inanarak aptallık yaptığımı şimdi anlıyorum."
Yine aynı adreste görebileceğiniz gibi bu konuda, yani yaşamın başlangıcı konusunda Richard Dawkins'in zamanında kendine gerekli bilgileri vermediği için suçluyor.
Ayrıca yine aynı mektupta Gerald Schroeder'in kendisini yanlış bilgilendirdiğini söylüyor. Sebebini de Gerald Schroeder'in iyi donanımlı bir fizikçi olduğunu ve onun söylediklerini sorgulama gereği duymadığını ama daha sonradan asıl konunun fizik değil biyokimya ile ilgili olduğunu anladığını söylüyor.
Görüldüğü gibi flew, bir fizikçi olan Gerald Schroeder'in yaşamın başlangıcıyla ilgili sözlerini fazla ciddiye almış ve doğruluklarını sorgulama gereği bile duymamış. Ayrıca Richard Dawkins'i de bu konuda kendine gerekli bilgileri vermemekle suçluyor. Yani adam kendi bu konuları araştırmak yerine başkalarından kendini bilgilendirmelerini bekliyor. Pek hoş bir durum değil öyle değil mi? Konuyu her yönüyle bilmeden bir insana hem de o konunun uzmanı olmayan bir insanın söylediklerine güvenerek böyle bir açıklama yapıyor ve sonra aptallık yaptığını kabul ediyor. Sanırım ilerlemiş yaşının da bu olayda etkisi vardır (Kendisi 86 yaşındadır).
Yazıdaki iddiaları okuma gereği duymadım.. Çünkü çok derin bir konu hakkında, bir çok iddia mevcut.. Flew bu iddialarını, hangi kaynaklara dayanarak söylüyor, o da belli değil.. Ama o iddialardan her hangi birini alıp onu irdelemek istersen, memnuniyetle katılırım.
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

25-08-2009, 20:10
|
 |
sinqci
|
|
Üyelik Tarihi: 07-08-2009
Nerden: viyana/avusturya
Yaş: 23
Mesajlar: 141
|
|
peki tamam, ilkönce ön bilgi olarak sunu belirtmek istiyorum, ben bu konuda bilgi sahibi degilim, ve bir cok sitede evrim teorisini cürüten iddialar var vesayire, genel olarak önemsiz buldum simdiye kadar okuduklarimi, ama bu ekledigim yazida su iddaa dikkatimi gecti;
Evrim teorisine temeli TESADÜF'tür .. yani dünyada olan biten hersey tesadüfler zincirinden olustu, en kaba haliyle böyle söylebilriz sanirim (yanlisim varsa düzelt)...
yani buna görede big bangte bi tesadüf eseri patlayip evreni olusturdugu darwin-ciler tarafindan iddaa ediliyor;
ama bu alinti-da anlatilan ve bilimsel olarak yapilan arastirmalar big bangten düzgün sartlar icinde patlayip evreni olusturma ihtimali matematiksel olarak sifirdir, ve yukarda söylenildigi gibi, bi kalemi havaya firlatip onun sivri ucu üzerinde durma ihtimali kadar imkansiz olanaksiz bir ihtimal oldugu vurgulaniyor.
Alıntı:
Penrose, akıl sınırlarını çok aşan bu sayı hakkında şu yorumu yapar(big bangin tesadüfen patlayip evreni yaratma ihtimali ):
“Bu sayı, yani 10 üzeri 10 üzeri 123'te bir ihtimal, Yaratıcı'nın amacının ne kadar keskin ve belirgin olduğunu bize göstermektedir. Bu gerçekten olağanüstü bir sayıdır. Bir kimse bunu doğal sayılar şeklinde bile yazmayı başaramaz, çünkü 1 rakamının yanına 10123 tane sıfır koyması gerekecektir. Eğer evrendeki tüm protonların ve tüm nötronların üzerine birer tane sıfır yazsa bile, yine de bu sayıyı yazmaktan çok çok geride kalacaktır.”[ıv]
|
Bu konudaki düsüncelerini merak ediyorum?
|

26-08-2009, 04:54
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Darwinciler ya da darwinistler diye bir kavram mı var? Evrim teorisini savunanlara darwinist diyeceksek yer çekimini savunanları da newtonist diye mi adlandıracağız? Ayrıca siz harunistlerin determinizm kavramından haberiniz yok galiba. Bu konuda bilgisizim demene rağmen yaradılışçı safsatalarını sıralamaktan çekinmiyorsun. Yukarıda ve bir önceki mesajındaki alıntılarının ikisi de "kuranvebilim.com" diye bir siteden. Kusura bakma ama oradan bakınca salak gibi mi duruyoruz?
Aklıselim arkadaşlara sesleniyorum 
Muhafazakar kesimler tanrı varlığının en büyük ispatı olarak görürler Big Bang teorisini. Hiçbir sebebe bağlı olmadan, kendiliğinden var olan bir tanrının varlığını sorgulamaksızın kabul ederken, evrenin hiçbir sebebe bağlı olmadan, kendilerinden var olabileceğini, var olabilmesi için ilahi bir güce ihtiyacı olmadığını idrak edemezler bu kesimler. Ancak bu teori dünyanın yaratıcı bir güç tarafından ol denmesiyle olduğunu değil, Primeval atom hipotezine dayanarak, önceki atomun genişlemesiyle meydana geldiğini savunur. Bunun Evrim teorisiyle ne gibi bir ilgisi olduğunu ise kendileri dahi açıklayamazlar.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

26-08-2009, 17:03
|
 |
sinqci
|
|
Üyelik Tarihi: 07-08-2009
Nerden: viyana/avusturya
Yaş: 23
Mesajlar: 141
|
|
|
Ben harun yahyayi bu sitenden ögrendim, bu yukarda aktardigim bilgileri aldigim siteyide tesadüfen buldum, yazilan bilgiler dikkatimi cekti, ateistler bu yukardaki iddiayi cürütmeliler, bunun bahsi gecilen sitenden yapildigi icin, tartismaya acilmasina bile gerek duymamazlik yapilmamalidir(!).
Ki sangre arkadasta, din ve ateizm üzerine tartisma ortami yaratmak istemis, ve bu alinti-ladigim iddiaada din ve ateizm üzerine, ve ateistler tarafindan cevaplanmayi bekliyor (!).
Ve yukardaki alintiya dayanarak müslümanlik dini dogrudur, muhammed dogrudur falandir filandir diye bi beyanda bulunmadim, eger yukardaki iddia dogruysa, bi tanri vardir demektir, allah vardir demiyorum...!
Konuyu saptirmak yerine cevap verirlerse sevinirim...
|

26-08-2009, 18:39
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Sana inanıyoruz; Harun Yahya’yı burada tanıdın, o yazıyı tesadüfen buldun, zaten Müslüman da değilsin 
Ancak zaten çürük olan bir yazıyı kimse çürütmez. İnancın var anladık milleti inandırma hevesine neden giriyorsun onu anlamadık. İlle gurup halinde mi inanmak gerekir 
Cevabı bir üstteki iletimde verdim, papağan gibi cevap da cevap modunda tekrarlayacağına determinizmi araştır. Evrimden ziyade evrimsel süreçler rastlantısaldır. Ancak her devre kendisinden önceki dönemin zorunlu bir sonucu, kendisinden sonraki dönemin de hazırlayıcısıdır. Konuyu saptırmak okuduğumuzu anlarsak ben de sevineceğim. Bir de herhangi bir dine mensup olmadığını iddia ederken dahi bilimi din persfektifinden eleştirme iki yüzlülüğünü göstermezsek.
Şimdi de sen bize en başta vermen gereken cevabı ver ve tanrının varlığını ispatla bakalım.
Bilimsel olsun bir zahmet!
Ps. Tanrıya nasıl ulaşılabileceği konusunda bilgisizim ve aydınlanmaya ihtiyacım var 
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:48 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|