yazmalıyım (içimi dökmek adına) yoksa ...
Sonra yeniden başladı işte zamanın soğuk ayazları ve hava öylesine soğuk ki nedenliğin kendiliğinden olmuş bir tütsü gibi burnumda tütse de almış bir bela zırvalığı kafamızda gelip çatmakta nedensiz o kadar çok şey var ki aklımda hangi birini söyleyeyim ben bile bilmiyorum. Neden sonra geriye dönüp baktığım zamanlar yok mu hani kimsesizliğin elinden tuttuğumuz sonrada bıraktığımız. İşte o anların bir değerini bilebilse idik belki de neler yapmazdık öyle değil mi? Kim bilebilir ki neler yapıp neleri yapamayacağımızı sanırım hiçbir şey de yapamazdık ben yapabileceğimizi hiç sanmıyorum. Ya öyle ya da böyle kuşatılmışlık her seferinde nasıl olsa boş bir izlenim, kendince hüküm süren düşün saçmalıklarının içinde yaşarken bir gereği var mı konuşmaların üstelik ne için olduğu da bilinmezken. Bir kez aynada kendime bakmıştım da “ne büyük bir hayvanmışım” ben, insan üstelik ben kendimi güzel bir varlık sanırdım oysa hiç de öyle değil.
Sonra söylenmesi gereken bir şey daha var sanırım bu da biz insanlığın ikincil düşünceleri ile ilgili olsa gerek ve bu ikincil olduğunu söylediğimiz düşünceler var ya bizi tamamen bir egoizmin içine itiyor ve biz bunun ne derece farkındayız? Hiç. İşte dost olduğunu iddia ettiğim sayın insancıklarım, bir bütünün içerisinde tekil varlıkları aramaya çalışmayın çünkü bütünün size vereceği tekil sadece küçük bir kırıntıdır. Ve siz elinize geçenlerle idare ettiğiniz ölçüde sömürülmeye de devam edeceksiniz boşuna uğraşmayın çünkü kurtuluş denilen bir ilahi kudret yok çünkü ilahi bir kudret olduğu söylenen aslında sadece tek bir yaklaşımdır.
Kafa bulanıklığı ne kadar da yoğundur öyle değil mi ve insan ancak kendi yapabildiklerinin gücünü kendine çıkarabildiği ölçüde özgürken bir sonrasızlığın nedenini araştırmaya devam edecektir hep ve hiç beklemeden olayların sonucunu yazmaya devam edecektir. Ne yazacağı veya ne için yazacağının bir önemi yoktur çünkü o aşamada aslolan sadece yazmaktır neyin ne için yazıldığının önemi olmadığı gibi kim için yazıldığı da önemli değildir. Çünkü sabitlenmiş bir düşünüş vardır. Aslolan olduğu ölçüde ve bu düşünüşünde değiştirilebilmek gibi bir ölçütü de yoktur çünkü değiştirilemeyecek olan ölçütler sadece yaşamsal imgelemlerin kendi içerisindeki bir bölüngülerinden ibarettir. Bütün bunların böyle olduğunu söyledikten sonra sanırım yapılması gereken şey insanların kendi bilinçlerindeki düşünümlerin yaşatılmış olduğu düşüncesinin yıkılamayacak olmasından kaynaklanmaktadır ve bütün bunlar devam ederken bir düşünüş daha vardır ki insanın nerden ve ne şekilde geldiğine ilişkin safsatadır bütün bunlar ve bütün ilahi kitaplarda bunun üzerine gelmiştir. Ve öylesine yavandır ki düşünüşler kimse kim tarafından ne zaman söylendiğini bilemez bura da yapılabilecek en ustaca davranış kimsenin inancına bakmaksızın inançsal düşünüşleri top yekün ortadan kaldırmaktır. Çünkü doğru olan ve etik açıdan da yapılması gereken de budur.
YAPILMASI GEREKEN BİR ŞEY DAHA KALIYORSA GERİYE BU DA İNSANLARI ORTADAN KALDIRMAKTIR. ÇÜNKÜ YAPILABİLECEK EN İYİ VE EN GÜZEL İŞTE BUDUR BİR KEZ KENDİ İÇERİSİNDE MEYDANA GELEN VE BİR DAHA DA KOPMAMAK GİBİ AHMAKÇA BİR BAĞLA BİRBİRLERİNE BAĞLI İNSANLARI ORTADAN KALDIRMAK YAPILABİLECEK EN İYİ İŞLER ARASINDADIR.

"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
|