Öneri 2: Hayata Çelme Takmak
Tahmin edilebilir bütün insani davranışları, her gün yeni umutlarla uyanarak sahnelelemek bazen çok sıkıcı oluyor.Aynı şikayetlerle hayattan hesap soranların az olmadığını biliyorum.Cesaret etseler dava açmaları bile muhtemel, bu kadar güveniyorlar mekanik hukuk sistemlerine...
Neyse, biz önerimize dönelim.Hayata çelme takmak belki de bu dünyadaki en eğlenceli sıkıntı öldürme aracıdır. Bizim bütün davranışlarımızın tahmin edilebilirliğine inat, en uçuk, en beklenmedik davranış ani bir şekilde beyinden geçirilir.
Gecenin en karanlık olduğu zamanda sokaklarda koşturmak, yalnız başına hiçbir planlama yapmadan yorulana kadar yürümek ya da sırf dalga geçmek için en aykırı davranışı sergilemek. Gülmek için bir korku filmi izlemek, herkes gülerken dalgasına ağlamak, duygularla dalga geçmek, durmamak,yetinmemek...
Bir görüşü şiddetle savunduktan sonra daha tepkiler bile gelmeden tam zıttını savunmaya başlamak. İfadesiz bakışlara "ne var sanki" diyerek bakmak. Sonra sıkılıp duraksamak, öylesine bakmak, sadece bakmak. Anlamsızca gülümsemek, dilenciden para istemek.
En işlek caddede birden durup insanlara bakmak, seni farkeden insanların da sana bakması; öylece anlamsızca bakışmak, bakışmakla alay etmek. Sırf hayata renk katmak için ilk gördüğün kişiye aşık olmak, sonra yanına gidip, The Doors'tan
Hello, I love you
Wont you tell me your name? şarkısını mırıldanmak
Yaşama anlam katarken saçmalamak bazen eğlenceli olabiliyor aslında
