Bazı az gelişmiş ülkelerin (haydi sizi mi kıracağım "gelişmekte olan ülkelerin" diyeyim) pratiklikle, kurnazlık arasındaki limitsel uzantıda sonsuz eyleşlerini görebilirsiniz.
Mesela -geçenlerde mail-box'uma düşen bir iletide-; Pakistan'da artık hurdaya çıkan arabanın bile üstünü keseretken koltuklarından faidelenmeye tutunuz da, bizdeki bir dönem pek bir moda olan jetonu delerekten sallayıp/geri çekmece hinliğine kadar alet-edevat/icatlar üzerinden kurnazlığımız "ulan bir hinoğluluk olmasın" minvalinde düşünmeye sevk ediyor insanı.
Hürriyet'te okudum, uzatmadan haberi zerk edeyim;
Araçlar kırmızı ışıkta otomatik duracak - Hürriyet
Yani Toyota kırmızı ışıkta kendiliğinden duracak otomobil üretiyormuş. Nasıl olacakmış bu, yolun kenarına konan bir «verici» ve otomobildeki bir «alıcı» sinyalleşip kendi dillerinde, angut sürücünün durmaya niyeti yoksa (niyet okumaca:P), duruverecekmiş...Hani acil hastası falan olanlar yandı kısmını bir kenara bırakırsak...
Ya ya ya, şa şa şa nidaları arasında, aklıma bir şey takıldı...)
Anladınız...
Şimdi bizim Dursin (bölgesel ayrımcılık yapıyorum sanırım

) yol kenarındaki verici aleti dilediği gibi söker de (ya da nesi eksik tıpkısının aynını yapamaz mı, heç:=)) paşa keyfinin dilediği hani şöyle tenhaca, pek bir yolcu geçmez kervan konmaz kıvamındaki bir yere monte edeyim neyim der ise, otamatikman kilitlenecek olan bir aracın içinde siz olmak ister miydiniz...(Diyeceksiniz ki ulen fındık beyinli, adamlar japon, hemi de mühendis, o kadarını düşünemeycekler mi, ben de diyeceğim ki ama adamlar benim yurdum insanının zekasının ne menem kıvrak olduğunu, kurnazlığını benden iyi mi bilecekler, asosyal bilim çılgınları hem de

)
Hani burada da yeri gelmişken değinmeden geçmemeyim, en büyük fobilerimden biri de yalnız başıma, şehirler arası yolda, hem de gece gece yolculuk yapmaktır; bırrrrrr....)
Devam edecek...