|
|
| Lorem Ipsum Nereye yazsam dediğiniz konular için böyle buyrun. |
Absürdün Bir Felsefesi VardırLorem Ipsum içerisinde Absürdün Bir Felsefesi Vardır konusu: Çoklar ama Lilith, öyle çoklar ki bilgisunar'da (bknz. Hakkı Devrim'in İnerneti Türkçeleştirme girişimi:P) ne vakit "bilimsel" bir konuyu araştırmaya yeltensem, Harun Yahya ve türdeşi onlarca, yüzlerce sitede karşılaşıyoruz kendileriyle sağolsunlar...)
...

13-12-2007, 07:26
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Çoklar ama Lilith, öyle çoklar ki bilgisunar'da (bknz. Hakkı Devrim'in İnerneti Türkçeleştirme girişimi:P) ne vakit "bilimsel" bir konuyu araştırmaya yeltensem, Harun Yahya ve türdeşi onlarca, yüzlerce sitede karşılaşıyoruz kendileriyle sağolsunlar...)
İlkelerden "Bi Kerecik" Taviz Verme Sorunsalı
Bunu pratik yaşamımda da defalarca duydum, işittim, yaşadım. Affedici olmak, amenna, ama neyi ve nereye kadar'ı affetmek. Bir insanın bir diğer insana -her ne sebeple olsun- fiziksel güç kullanmasının affı litaratürümde mümkün değil. Sıklıkla birbirlerine tokat atan çiftlerin bunu çok doğal bir durummuş gibi ifade etmelerini duyduğum en acayip şeymiş gibi dinler ve şaşarım. İnsanın insana şiddetinden de öte, tüm akil canlıların bir diğerine zorbalığını anlarım, anlayışla karşılamam. Vicdanî parametremde tüm ölümler ve zorbalıklar bir. Ama bu "bir kereden bir şey olmaz güzelim" mantığını da müthiş bir iki yüzlülük olarak görürüm.
Mevzu meşhur 11 Eylül sonrası Kaide zanlılarının "waterboarding" denen türde bir -boğuluyormuş hissi veren- işkence yöntemleri üzerine. Cia şeflerinden biri bunun "bir kereye mahsus" uygulanabiliriğini rapor etmiş. "Özgürlükler ülkesi" Amerika'da kaybolan, silinen, yok edilen işkence kasetleri. Savunma saçma bile bulamaycağım türden: "CIA'nın diğer sorgu teknikleriyle kaybedecek zaman olmadığı","Waterboardingi kısa süreli Amerikan ilkelerinden ödün verme olarak düşündüm."
İlgilenenler için haberin linki:
Radikal-çevrimiçi / Dış Haberler / CIA'den ibretlik işkence itirafı
|

13-12-2007, 12:17
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 3,878
|
|
|
Bunu pratik yaşamımda da defalarca duydum, işittim, yaşadım. Affedici olmak, amenna, ama neyi ve nereye kadar'ı affetmek. Bir insanın bir diğer insana -her ne sebeple olsun- fiziksel güç kullanmasının affı litaratürümde mümkün değil. Sıklıkla birbirlerine tokat atan çiftlerin bunu çok doğal bir durummuş gibi ifade etmelerini duyduğum en acayip şeymiş gibi dinler ve şaşarım. İnsanın insana şiddetinden de öte, tüm akil canlıların bir diğerine zorbalığını anlarım, anlayışla karşılamam. Vicdanî parametremde tüm ölümler ve zorbalıklar bir. Ama bu "bir kereden bir şey olmaz güzelim" mantığını da müthiş bir iki yüzlülük olarak görürüm.
Bunu anlamak aslında o kadar zor değil maria.
Yetiştirilme şeklimizin ta kendisi çünkü,
meğer kirli ellere ne kadar meraklı insanlarmışız. Şiddet ancak karşındakine söz geçiremediğinde başvurulan bir yöntem değil midir? Oysa bize öğretilen tam itaat durumudur. Olayları ve yaşananları , "olur canım böyle şeyler" diye geçiştirmektir. Bu da çok normal karşılanır, hatta karşılamayanlara tuhaf gözüyle bakılır.
Aile içi tecavüzün bile serbest bırakıldığı, tecavüzcüsüyle evlendirilen kadınları gördükçe
etrafımda dönenler şaşırtmıyor artık beni..
az birazda kadınların bazı şeylere tepki göstermesini öğrenmesi gerek galiba.
verilmiş hakları bir yana bırakarak verilmeyeni, belki kitlesel olarak olmasa olamasa bile bireysel olarak aşılamaya çalışması gerek
bu yüzden en büyük pişmanlığımdır şimdilerde bir çocuk doğurmamak.
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

14-12-2007, 14:19
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Irak'a Abd'nin sonsuz demokrasi ve özgürlük (!) getirmesi üzerine, kadınlar Saddam zamanından bile geriye gitmiş hak ve özgürlükleri adına. Yakılanlar, öldürülenler, hediye verilenler; rakamlarda müthiş bir artma varmış. Dünyanın %60 petrol rezerv pastasının üzerinde oynanan oyunlar dururken, kim kadını ve yaşam hakkını düşünsün ki..? Komşuya bakıp "oh oh biz nispeten iyiyiz" diyen zihniyetlerin yetiştirdiği kız çocuklarından pek de fazla umudum yok benim de Lilith. Bir kız yeğenim var, öyle güzel bir bebek ki, hala torpili de geçmiyorum vallahi, gördükçe genel tabloyu, içim kararıyor. Belki de bu yüzdendir annem bebek daha doğmadan cinsiyeti ilk belli olduğunda burulmuştu. Kız'ın çok çilesi olur demişti o bilge oturaklığıyla. Belki senin benim kızımın -olursa ileride- çilesi olmaz ama, onların kızlarının çilesi muhakkak olacaktır bu ülkede kadın olarak. Neyse, pek uzun mesele, çenem düşmesin.
Pek luzümlu icat(!) yolda...
İslami kesmin kız çocuklarına kötü örnek olduğu gerekçesiyle üretilen"türbanlı" barbieleri anımsarsınız. Türk yapımı değil elbette, Japon bebekler. İş kız çocuklarının okul çantalarının arkasındaki bebek resimlerini de türbanlamaya kadar varmıştı geçen yıl.
Geçende baktım bildiğimiz alafranga tuvaletin basamağı yapılmış bir Türk işadamının kurnazlığıyla. Yerden 10-15 cm yükselikte polyester bir basamak. Z.çmayı kolaylaştırıcı aparat. Dini vecibelere daha bir uygun hale gelmiş hani.
Şimdi de sıra İslamî Otomobilde. Türk-İran-Malezya (!) ortaklığıyla.
Kıbleyi gösteren pusulası ve Kur'an koymak için bölmesi de olacakmış, hani göğüs hizasından yukarıda olsun icabında diye.
Yıllardır kullandığımız gayrı-müslüm binek otomobillerinde, haç olsaydı ya da dini semboller ya da meteryaller için özel tasarlansaydı, bozulmaz mıydık Müslüman alemincek...?
Herkesin dinini özgürce yaşamasına eyvallah da, din üzerinden rant sağlamaya çalışan uyanıkların da "icat"ları artık abartıya kaçmıyor mu...?
İlgilenenler için haberin linki:
İslami oto ortaklığı / Dünya / Milliyet Gazete
|

16-01-2008, 06:44
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Deniz Gezmiş'in Adı Hâlâ Yasaklı
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın hâlâ iadeyi itibarları verilmedi. Oysa bizler onları çoktan birer halk kahramanı yaptık bile. Nazım Hikmet'in de iadeyi itibarı, vatandaşlığa kabulu epey bir konuşuldu ama hiçbir sonuç çıkmadı eksik anımsamıyorsam. Oysa eliyle astığı -sağcı- başbakanının iadeyi itibarını verdi bu ülke.
Ne diyelim bizde hukuk kuralları devletin hazzetmediği fikirleri ve insanları gayrı-meşru saymaya meyilli.
Olaydan nemalanmak isteyen kimi eski millietvekilleri de fırsatını bulunca seslerini çıkarıyorlar.
Siz siz olun bu isimleri sakın ha anmayın, yasada cezası; " suç ve suçluyu övmek"...!
İki yüzlülükse iki yüzlülük, tutarsızlıksa tutarsızlık, değişen ne...?
Böyle saçmalık olur mu diyenler için linkler;
Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına iadei itibar talebi
Eski DEP'li Mahmut Alınak'a soruşturma / Siyaset / Milliyet İnternet
|

22-01-2008, 12:28
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Liselerde «İbadet» Sorunsalı
Geçen yıl da buna bezer bir haber izlemiştik Show Tv'de. Bağcılar'da namaz kılan kızları çekmişti bir veli. Sonra da olay kapatıldı, "komplo" olduğu açıklanarak. Soruşturmaların nasıl neticelendiğine dair benim bahsim, yoksa okulda namaz kılınıp, kılınmamasına odaklanmak istemiyorum.
"İstanbul Bağcılar Lisesi’nde bazı öğrencilerin okulun bodrum katında yer alan bir odada namaz kıldıklarına ilişkin haberlerin basında yer alması Bakanlığımız tarafından değerlendirilmiş ve İstanbul İl Mİlli Eğitim Müdürlüğü’ne gerekli talimatlar verilerek inceleme ve soruşturma başlatılmıştır."
Sonucu velinin «ısrarı» üzerine temsilî namaz kılındığına dair dosyanın kapatılması.
Vay ısrarkeş veli...!
Yedik mi?
Garagara etsek bile mümkün değil.
Haberin linki:
Türkiye, ''lisede toplu namazı'' tartışıyor / Türkiye / Milliyet İnternet
Bu da komplo iddiaları;
Lisede namaz komplo mu? | Haber'in Doğru Adresi, Haber, Yerel Haber, Siyaset Haberleri, Sondakika Haberleri, Gazeteler, Haberler
İmdi yine, yeniden benzeri bir haber dünkü Radikal'in manşetinden giriyor.
Gazetecilik ve haber takibi adına emsal bir çaba. Diğer okuldaki mescit haberlerinden farksız gibi görünse de farkı soruşturmanın akibetini göstermesi.
Geçen yıl «makaslı lise» olarak soruşturma açılan ve okulun girişinde elinde makasla erkek öğrencilerin saçlarını budayan müdürün aldığı "uyarı" şöyle:
"Öğrencilerin kıyafet ve saçlarının pedagojik olmayan bu yöntemlerle denetlenmesinin Radikal Gazetesi'nde yer almasından sonra İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlattı ve okula iki müfettiş gönderildi. Soruşturma sonrasında ise müdür sadece uyarıldı. Çünkü soruşturmayı yürüten müfettişler, müdürün 'öğrencilerin saçlarını kesmediğini tespit etmiş makası sadece korkutma maksatlı kullandığına' kanaat getirmişti."
Uyarılmış, muhakkak ihtiyacı vardır uyarıcıya...)
Şimdi acaba çok merak ediyorum, görüntülerdeki mescit için ne gibi bir bahane bulacaklar.
Gazeteci teşvik etti?
Bize para verdi?
Ümüğümüze yapıştı?
Zorda kaldık yapmayın etmeyin eylemeyin?
Çok iki yüzlüce uygulamalar bunlar, ivedi çözüm gerekiyor, yoksa hukuk devleti hikayenin de hikayesi bir hâl alacak.
Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Bir tek imam eksik
|

22-01-2008, 12:55
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 3,878
|
|
|
Çocuk psikolojisini düşünen yok zaten..
sonra da ne oluyor bu çocuklara diye tüyü yolunmuş tavuk gibi dolanıp dururlar sağda solda..
bu ülkede hiçbir zaman hukuk devleti olmadı ki kalsın...
papucumun hukuk devleti..
imza:ev sahiplerine aşırı öfke duyan agresif kişilik
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

05-02-2008, 00:19
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Her satırı karalanmış tutuklu mektubu...!
Linkteki ilgili haberi okurken bugün, bir süre baka kaldım açıkçası. 'Cezaevlerindeki iletişim ve haberleşme özgürlüğüne' müthiş bir örnek.
Çok fazla yoruma gerek var mı bilemiyorum ama kendi küçük dünyalarımızda kendi küçük eyleşlerimize gömülmüşken, bazı haberler bizi bu dünyadan çekip çıkarıp, şaşırtıyor ve çaresizliğimizi daha da yüzümüze vuruyor. Oysa F Tipleri için yürüyen çocuklara esnafın, halkın tepkisi "gomunist bunlar anarşik bunlar" oluyor. En temel insanî haklardan mahrum kılınmaları hiç de önemli değil diğerleri için.
Esefle kınıyorum bu mektubu tutuklu yakınına gönderme saçmalığı gösteren Cezaevi Yönetimini. Bir insanla bu kadar da alay edilmez ki...!
İlgilenenler için haberin linki:
Radikal-çevrimiçi / Türkiye / 'Görülmüştür' mührü görülmez kıldı!
|

05-02-2008, 10:13
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 3,878
|
|
|
Bunlar çok yeni değil
hatta çok eskide diyebilirm. Zamanında bizim aldığımız mektuplarda aynen böyleydi.Biz de gereken yerlere başvurduk ama sesimiz duyuramadık. F tiplerine yazılan mektupların akibeti farklı değil,
Esefle kınıyorum bu mektubu tutuklu yakınına gönderme saçmalığı gösteren Cezaevi Yönetimini. Bir insanla bu kadar da alay edilmez ki...!
Bu biraz da F tiplerinde ki insanlık dışı uygulamasının ayan beyan ortaya çıkmasıdır..Kaldı ki sadece bununla bitmiyor uygulamalar, ölüm orucu nedeniyle dışarı çıkan bir çok arkadaşım var, hücrelerden dışarı çıkarıldıkları zaman bile, başka bir tutukluyla bile karşılaştırılmadıklarını, keyfi dayakların ve işkencelerin yapıldığını, arabesk müzik dinletildiğini, hiç bir yayın organının ellerine geçirilmediği ki geçenlerinde yırtık, ıslak ve karalanmış olduğunu söylediler..Hatta operasyonlarda yaralananların tedavilerinin yapılmadığıda bir gerçek. Bir arkadaşımın kolu kasıtlı bir biçimde dikilmemiştir.F tiplerinde insanlık dışı uygulamalar var.Bir de zamanında ölüm orucunu desteklemeyen sevgili komünist (mi) gruplar vardı..bize dışardan bakmak kolay geliyor, F tipinden dışarı çıkan birinin gözlerine bakmak bile kafidir..
bu devlet faşist..
Sadece kınamakla olmuyor ama elimizden başka da bir şey gelmiyor ki,
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

05-02-2008, 12:57
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Düşünce suçundan içeride yatmış bir ağabeyim var, yaşamımdaki yeri çok farklıdır kendisinin. En azından yazdığım abuk subuk şiirlere en mânalı eleştiriyi getirip de beni ayıltanlardan olmuştur kendisi. Uzun uzun edebî sohbetler yaparız. Sıklıkla içerideki yaşadıklarından bahsetmeyiz. Ancak ben ısrarla sorar isem yanıtlar. Burada bunlardan bahsetmeyeceğim, çok da insanın tahammül edebileceği şeyler değil. Yalnızca şu dikkatimi çekmişti, onca bedenî işkence görmelerine rağmen (ki arada 3-4 arkadaşıyla rakı içer söyleşiriz) hepsinde ortak sıkıntı ve geçmişe dair öfkeleri kitaplarının, defterlerinin ve kalemlerinin toplatıldığı zaman olmuş. Yazdıkları toplanıp da avluda yakılırmış periodik olarak ki onları en çok inciten de bu olmuş. İletişim özgürlüğü de sanıyorum bu kırılma anlarındandır. İnsan doğası tuhaf; bedeni işkenceden çok ruhsal işkenceye tepkisel.
Yukarıda örnekte de "ne var bunda bu kadar büyütülecek" denebilir ilk okunduğunda ama "merhaba ve sevgilim hoşçakal" kısımlarının dahi karalanabilecek denli öfkeli olunması içerideki tutukluların neler yaşayabileceğine dair hiç haberdar olmayanlar için bile aysbergin yalnızca bir küçücük noktası olsa gerek.
|

25-02-2008, 11:20
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Birçok enetelektüel "köşe kadısı" "savaşa hayır" minvalinde yazılar asıyorlar. Harekatın her türlüsüne karşılar; hava idi, indi karaya.
Oysa ki gevelenen çözüm hep kültürel, sosyal haklar minvalinde. Amenna, buna kimsenin "hayır" diyeceğini sanmıyorum. Lakin "savaş" iki ülke arasındadır, haydi bu kavramsal taklayı da bir kenarıya atalım, çok merak ediyorum Kürt Milliyetçiliğinin Türk Milliyetçiliğinden pratik mantıkta farkı nedir? Üstelik Pkk sempatizanlığının da aynı türden bir "ırkçı" koltuk çıkmadan farkı ne?
Sanki Pkk sorunu yıllardır yoktu da, harekatlarla gürbüzleşti dercesine, bu sorunun çözümünü kendileri nasıl buyuruyorlar acaba. Kırdan kente ayrımcılık iner, kan iner, çatışma iner deniyor; peki bu olmasın diye de kırı görmezden mi gelmek gerekiyordu? Ha, harekat çözüm müdür, değildir, bir hinoğluluk çıkacaktır altından (verilen tavizler ileride toz bulutu inip de berraklaşınca görüntü daha da konuşulur olacaktır). Öyle ne Erdoğan'ın 'ellerinde viski boğaza nazır' ülke kurtarıcıları, ne de Büyükanıt'ın 'lüks semtlerde memleket meselelerini tartışanlar' diye entelektüelleri küçümseyip de öngördükleri bir kültür insanı düşmanlığı minvalinde düşünmüyorum asla; lakin çözümün de ne olduğunu bu tür yazarlar ağızlarında eveleyip geveleyip bir türlü ortaya koyamıyorlar.
Dün bir belgesel izliyorum geç vakit kanalın birinde, Yahudilerin millattan öncesinden sonrasına kadar istila altında yaşadıklarını ve nice kayıplar verdiklerini. Sonra gazetede Kosova'yla ilintili tarihi bir dizi yazı var, okuyorum, yine istilalar, yine dökülen kanlar, uzun uzun mücadeleler.
Tüm bunlar yönetenlerin rantları adına yönetilenleri kullanmalarının tarihi dökümüdür diyorum, ve insanın insana yapabileceği, yaptığı beni hem şaşırtıyor hem de acıtıyor.
O karlı dağlarda -eskiden pek cılız pek ezik olurdu er/erbaş- şimdi komandolar, magazinsel de bir giyim tarzlarıyla basına "verilen" fotoğraflarca yansıyor ve gurur kaynağı oluyor, ölümden; öldürmekten ve ölmekten kim gurur duyabilir ki diyorum...?! Bunların hepsi beynimin duvarlarına çarpıp kırılırken, yine de o sırça köşklerinden fetva veren kimi yazarlara da bizzat sormak isterdim; ezberiniz dışında çözüm sunabiliyor musunuz?
Beni tek tatmin etmiş "savaş karşıtı" yazar yok.
"Savaş" boyalarını sürüp de sürmanşetten "kahramanlık" nidaları atanları hiç saymayın, onları zaten okurken bile içim sıkılıyor.
Karar verdim bugün gazeteleri okumayacağım, okuduğum kadarı bile günümü karanlık ve sıkıntıyla gölgeledi...
Link mink yok yani bu kez...!
Bir dolu karmaşık abuk subuk düşünce var aklımda...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:51 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|