Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Pano > Lorem Ipsum

Lorem Ipsum Nereye yazsam dediğiniz konular için böyle buyrun.

çelişkiler

Lorem Ipsum içerisinde çelişkiler konusu: 9- Bakara/ 2. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir. sonradan gelen ayet: Naziat/ 27-30. ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 22-10-2007, 19:17
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 729
Standart çelişkiler

9- Bakara/ 2. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.


sonradan gelen ayet:

Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi

şimdi benim iki sorum olacak...

1-yeryüzü insan için mi yaradılmıştır bu ayetlere göre?
bu durumda 13 milyar yaşındaki evren ve 4 milyar yaşındaki dünya, insanın gelmesini bayağı bir beklemiş olmalı. ne gerek varsa

2- bilim adamları önce yeryüzü şekil aldı. atmosfer yeryüzünün meydana gelişinden milyarlarca yıl sonra oluştu diyorlar.

kim doğru bilgiyi sunmakta?

Konu asmara tarafından (05-12-2007 Saat 21:01 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 22-10-2007, 22:35
serhoş
Guest
 
Mesajlar: n/a
asmara eğer dınlerı kronolojık sıraya göre ıncelersenız kuranın nasıl oluştuğunu hepsinin birbirinin kopyası olduğunu göreceksiniz kuran sabiilerin hafifletilmiş uygulamasından başka bişi dildir ama onlar güneşe tapıyorlardı kabe güneş tapınağı olarak yapılmıştır ve sabiilerde namazlarında kabeye dönerler ramazan ayında oruç tutarlardı vs vs..

din afyondur güzel kafa yapar hehe
yeni doğmaların özelliği artık psişik güçleri daha fazla devreye sokuyorlar mesela bir örnek


Dostlarimiz,

Su an içinde yasadigimiz çag geçmis çaglara gore çok büyük ozellikleri olan bir çagdir. Ve bu ozellik 1900 yilindan itibaren Planetimize perde perde açilmistir. Yasli Dünyamiz bu son Çagda üzerinde yasattigi tüm mevcudat ile birlikte hizli bir evrim kusagina girmis bulunmaktadir.

Planetimizi yikayan kozmik enerjiler bilinçli insani olumlu yolda gelistirirken maalesef henüz evrimlerini tam manasi ile tamamlayamamis bazi bilinçleri de olumsuz yolda etkilemektedir. Bu nedenlerdir ki su an dünyamiz iyi ile kotünün bir arada yasadigi bir tabloyu sergilerken mahserini de yasamaktadir.

Dünyamiz bu son çagda oldugu kadar hic bir donemde Barisa, Dostluga ve Sevgiye bu denli hasret duymamistir. Artik bilinclenen insan Dünyasinin sahibi olarak onu kurtarma ve koruma gayretleri içinde tüm insanligi Barisa-Dostluga-Birlesime cagirmaktadir. Ve su an Planetimizde ayni gorüsü paylasan bir çok pozitif ve spiritik odaklar bu nedenle kurulmustur.

Artik insanlik yolunda hizmet veren herkesin dilinden düsürmedigi tek kelime Baris-Sevgi-Dostluk-Kardesliktir. Bizler de Anadolu Türkiye'sinde "Dünya Kardeslik Birligi Evrensel Birlesim Merkezi Dernegi ve Dünya Kardeslik Birligi Mevlana Yüce Vakfi" olarak bu evrensel yolda Irk-Din-Dil-Cins farki gozetmeksizin insanliga Mevlana felsefesinden yola çikarak BILGI KITABI yolu ile hizmet veren bir kurulusuz ve yarinlarin mukemmel dünya panosunu tamamlayacak olan mozaiklerden biriyiz.

Her yil 1 Kasim tarihinde "Evrensel Kardeslikten Dünya Barisina Cagri Slogani ile devreye aldigimiz sempozyumumuzla Dünya Birlesim Projesinde hizmet veren tüm kardeslerimizle merhabalasmak bizlere gurur ve mutluluk vermektedir. Ancak artik bu çagrilarin bireysel degil kitlevi olarak devreye alinmasi fikrini benimseyen bütünlügümüz bu gorüsü paylasan kardeslerimiz ile el ele yola çikma kararina varmistir.

Su an bizlerin yapmak istedigi sey evrensel kardeslik bilincini insani bilinçlere yansitarak yarinlarin mutlu dünya temeline bir tugla koymaktir. Insan Evrensel bir potansiyel, bir akü, bir enerji deposudur. Ve planetimizde yasayan tüm insanlar yakin plandan yatay ve dikey enerji yansimalari ile birbirlerini evrim ve bilinç düzeylerine gore müspet veya menfi yonde etkilemektedirler.

Platenimiz bu gorünmez enerji aglarinin birbirlerini kestikleri noktalarda birçok kaos yasamaktadir. Evrimlesen insan bilinclendigi nispette pozitif yansimalarini güçlendirdigi taktirde bu enerji aglarindaki kesismeler de az olacagindan hem Dünya daha az kaos yasayacak, hem de insanlik daha mutlu bir yasamin tadini çikaracaktir.

Evrensel Bütünlükte ve Kainatlar Nizaminda hicbir sey oluruna birakilmamistir. Bu yüzden planetimizde bu güne kadar devreye alinmis olan tüm çalisma düzenleri ve yasam bir sebep ve netice zincirine dayandirilmistir. Dünya ismini tasiyan bir yer küre imtihanlar boyutudur. Su an Dünyamiz bir Evrensel okuldur. Ve herkes bu okulda hür bir ruh hür bir suur olarak kendi Bilincinden sorumludur. Bu okulda asla empozeye yer yoktur. Herkes kendi yolunu kendisi seçerek kendi kendisinin efendisi ve gurusu olmak zorundadir. Bu kozmosun programidir.

Bu programda bireysellik yoktur- Menfaat yoktur- beklenti yoktur. Sadece insana hizmet vardir. Bu güne kadar planetimize hediye edilen tüm kutsal kitaplar insanliga egitici-ögretici-yetistirici yolda Isik tutmuslardir. Bu Isigi alan insanliga ise artik hakikatlerin açiklanma zamani gelmistir.

Iste bu neden ile tüm Kutsal Kitaplarin indirildigii ALFA kanalindan, 1-11-1981 tarihinde Göksel otoriteler tarafindan planetimize BILGI KITABI adi altinda bir kitap hediye edilmistir. Ancak bu kitap asla tapilacak bir kitap degildir. Bu Kitap Kozmozun kitabidir ve insanliga tüm hakikatleri açiklayan bir Kozmik Isik Kitabidir.

Bilgi Kitabi 1-11-1981 yilinda Birlesik Insanlik Realitesi Kozmos Federal Meclisi tarafindan Anadolu Türkiye'sine ALFA kanalindan yazdirilmaya baslandi.

Ancak henüz Toplumun hazir olmadigi gerekçesi ile Bilgi Kitabi 3 yl insanliga açilmadi, 1984 yilinda tüm Dünyada Birlesim ve Realite yolunda Spiritik Odaklar olusturuldu ve Kitabi Topluma açma ve tanitma emri aldik. Simdi bir Dernek ve Vakif olarak insanligin hizmetindeyiz. Bilgi Kitabi Halen 12 senede tamamlanarak Kitap haline getirilmis ve Ingilizceye de çevrilmistir.

Merkezi Günesler Birligi - Evrensel Nizam Konseyi - Birlesik Nizam Konseyi, üçlü olarak müsterek bir çalisma yaparlar. Buna Rahman Boyutu yani Sistem denir. Bu boyuta direkt ALLAH'in Yansima Mekanizmasi olan ALFA Kanali baglidir. Ve bugüne kadar Planetimize verilen tüm Kutsal Kitaplar yani (Tevrat-Zebur-Incil-Kuran) bu Kanaldan indirilmistir.

Bu kitaplar insani Egitici, Yetistirici, Bilinçlendirici ve Bütünlestirici Kutsal Kitaplardir. Bilgi Kitabi da ayni Kanaldan yazdirilmis olmasina ragmen, tapilacak bir Kitap degildir. O, Planetimize tüm Sirlari ve Hakikatleri açan, insanliga bugüne kadar yürüdügü yollarin nedenini açiklayan bir Kitaptir. Bilgi Kitabi ayni zamanda bugüne kadar bilinen tüm Kutsal Kitaplarin frekanslarini bünyesinde toplayan bir Hakikat ve Birlesim Kitabidir.


Bu Kitap halen Planetimizin bilmedigi ve (Isik-Foton-Siklon) teknigi denilen degisik bir teknik ile yazdirilmistir. Bu teknige göre Zaman Enerjisi harf frekanslarina yüklenmektedir. Bu neden ile Kitabi okudugunuz zaman anlarsiniz ve kendinize göre bir Bilgi edinirsiniz. Sonra hafizalardan silinir. Ancak kaba bilgisi kalir. Diger Kutsal Kitaplari ezberleyebilirsiniz. Ancak bu Kitabin bir sayfasini bile ezberleyemezsiniz. Çünkü zaman enerjisine bagli oldugu için Bilgiler hafizadan kaymaktadir. Bu özel bir tekniktir.

Bize bu Kitabin 19 Asirlik bir hükmü oldugu söylenmis ve yarinlarin tek Kitabi olarak tanitilarak yazdirilmistir. Bilgi Kitabina bu son Çagin Kozmik Kitabi da denilmektedir. Ve bu Kitabin kendine özgü degisik fonksiyonlari da okundukça devreye girmektedir. Bu Kitabi okuyanlar direkt Birlesik insanlik Realitesinin Merkezi Sitemine baglanir ve mikro arsivlerde bulunan Evrensel dosyalarimizin açilmasini saglar. Realite bu yol ile Bireyleri tanir. Ve herkesin ihtiyacina göre teker teker onlari yetistirir. Ve kapasitelerine göre görev taksimi yapar.

Bu neden ile bizlerden bu kitabin fasiküllerini en ücra yerlere kadar dagitilmasi istenmistir. Ve Bugüne kadar Tüm Dünyanin degisik, birçok kesimleri 30 yildan beri Kitabin fasikülleri ile tanismistir. Bilgi Kitabini devamli okudugunuz taktirde, kazandiginiz Bilinç nispetinde içindeki Bilgilere degisik yorumlar getirerek, bir sayfanin içinden en az 10 mesaj çikartabilirsiniz ve o zamana kadar göremediginiz Bilgileri zaman süreçlerinde görürsünüz.

1996 yilinda BILGI KITABI adi ile basilan bu Kitabin Planetimizde ayni gorüsü paylasan dostlara ulastirilmasi istenmistir. Ve onlari Bilgileri ile de birleserek müsterek bir seyler yapmak ve Birlesmek Bizlerin ve evrensel Dostlarimizin tek arzusudur. Bizlere verilen bilgiye gore bu Kitap 7.000.000.000 insan Bilincine gore hazirlanmis bir Kitaptir. Ve herkes tüm sorularinin cevaplarini bu Kitabi derinlemesine okudugu zaman almaktadir.

Sayet siz bir gorevli iseniz, sizin gen programinizdaki sifre ile Kitabin icinde bulunan milyonlarca gizli sifre icinden size ait olan sifre birlesir ise direkt baglanti kurulur ve siz Sistem ile baglantiyi kendi kendinize yaparsiniz. Once açilan kanaliniz sizi yetistirici bir gorevi üstlenir. Daha sonra hakiki gorevinize atanirsiniz. Kitabin ozelligi budur.

Kozmik akimlari direkt kendi Bilinçleri ile çekemeyen insanlar, Bilgi Kitabi yolu ile uyandirilmaktadir. Bu program direkt Kozmozun programidir. Dünyamiz 10. Boyuttan verilen ve Evrim enerjileri tasiyan Kozmik tesirleri ile 1960 yilindan beri hazirlanmaktadir. Bu sekilde Planetimizde bircok birlestirici Kozmik Odaklar devreye alinmistir. Ancak artik simdi Birlesme zamani gelmistir.

Kitabin bir baska ozelligi de bugüne kadar Dünyamiza indirilen ve kutsal Kitaplar olarak bilinen Tevrat-Zebur-Incil_Kuran ve Uzak Sark Felsefelerinin tüm frekanslari, Kadir Enerji odaginin enerjisi ile birlestirilerek 6 frekansin bir Bütün olarak Kitabin tüm harflerine yüklenmesidir. Bilgi Kitabi tüm Kutsal Kitaplarin Enerjisini ve Frekansini bünyesinde topladigi için ona TEK KITAP ta denilmekteedir. Ancak daha evvel de soyledigimiz gibi bu Kitap tapilacak bir Kitap degildir. Rehber bir Kitaptir. Bu neden ile Kitap tüm insanligin Kitabi olarak Planetmize hediye edilmistir.

Goksel Otoriteler Alfa Giris Omega Cikis Projesine gore hazirlanmis olan Bilgi Kitabina KURTULUS Kitabi da demektedirler. Çünkü 9 katmandan olusan OMEGA Kanalinin tum Frekansi olan 76. Enerjiyi alabilmenizi, ancak bu Kitabin içinde birlestirilmis olan Kutsal Kitaplarin frekanslari saglamaktadir. Aslinda Bilgi Kitabi bir Birlesim Kitabidir.

Her günes sistemi kendi boyutunun Evrimini yapmak ile mükelleftir. Bizim Evrim ve Çikis Boyutumuz SATÜRN'DÜR. Omega'ya buradan geçilir. 6. Boyut Nirvana Olümsüzlük Boyutudur. 7. Boyut insanligin son evrim siniridir ve burasi Satürn'dür. Yani buraya ulasabilmis Insan Bilinci, Hakiki Insan olarak Ruhsal Enerjisine sahip çikar ve Omega'dan çikis hakki kazanir.

Bilgi Kitabi sizleri bu Evrensel Boyutlarin Frekanslarina tedrici alistirarak bu Boyutlara rahatlikla girebilmenizi saglayacak yegane kitaptir. Bu son gecis programinda insanligin kurtulusu icin Planetimize 3 Kozmk Çag taninmistir. (Her Kozmik Çag 1 Asirdir). 1900 Yilindan itibaren çok hizli bir Evrim programina alinan Planetimiz, ilk Kozmik Çagini 2000 yilinda tamamlamaktadir. Bu 20. Yuzyildir.

21. ve 22. Yüzyillar Dünyamizin degisik imtihan yillari olacaktir. 23. Yüzyilda arzu edilen ALTIN CAG'in Hakiki Temeli atilacaktir. 30. Yüzyila kadar Altin Çag kurulacak ve Birlesik Insanlik Realitesi bu tarihten sonra gorevini tamamlayarak platformdan çekilecektir. Bilgi Kitabi direkt RABBIN KITABIDIR. Bu neden ile ALFA Kanalindan yazdirilmistir.

Birlesik Insanlik realitesi Bilgi Kitabi'nin 30. Yüzyil'da (Hakiki Kaynagina), yani RABSAL Düzene devredilecektir. Rabsal Düzen de bu Kitabi 9 Asir daha zaman enerjisini çekme gerekçesi ile kullanacaktir. Bu Donemden sonra Kitaplar donemi kapanarak arsive alinacaktir. Bundan sonra daha degisik Teknolojiler devreye girecektir.

Burada Sizlere Bilgi Kitabinin kisa bir tarihçesini açikladik. Ancak bu Kitabin Kaynagindan indirildigi Zamandan beri, kendine ozgü degisik Çalisma Nizamlari vardir. Simdi size biraz da ALFA Kanal'indan bahsetmek isteriz.

1. ALFA Kanali Direkt Rabbin yani Allah'in Kanal'idir. Ve bu kanal Sabit degismez bir Kanal'dir. Ancak Dünyamizin 23 derece ekseni etrafinda donusu nedeni ile bu kanal Kuzeye dogru kaymaktadir. Bugun tum Planetimizin Kozmik Tesirler ile uyandirilma projesi 6000 yillik bir programin son tatbikatidir.

2.
Birinci 2000 yil, Misa'dan onceki donemdir. Bu donemde tum planetimize bugün oldugu gibi Kozmik Tesirler ile Evrim akimlari verilmistir. Bu akimlari alanlar bir bir tespit edilerek, ikinci enkarnelerinde hepsi (yakin plandan, insandan insana yansima programi gerekçesi ile) Uzak Sarkta bir arada beden kazanmislardir. 2000 yillik donemi kapsar ve buna Allah'in Birinci Düzeni denir.
3. Musa'nin programina ise Allah'in Ikinci Düzeni denir. O Donemde Alfa Kanalinin izdusumu Misir'da piramitlerin ve Nil'in üzerine düstügü için Musa Misir'da bedenlenmistir. Musa gorevi geregi direkt Realite Bilgilerini, Tevrat'ta Kabala Bilgisi olarak toplumuna vermistir. Bu ikinci 2000 yillik program, Isa donemine kadar sürmüstür.

4.
Bilindigi gibi Evrim yapacak bir Bilincin asacagi ilk basamak önce Sevgidir, sonra da Bilgidir. Bu neden ile Isa, önce Sevgi programini alarak insanlari tek Tanri Bilincinde Birlestirmistir, Incil bu neden ile Sevgi frekansi tasimaktadir. Daha sonra da Muhammet Kuran ile Bilgi vererek Dünya yasam sistemini olusturmustur. O dönemde Alfa Kanali kuzeye kayarak Kudüs - Mekke ve Medine üzerinde oldugu için Isa ve Muhammet programi Allah'in üçüncü Düzeni olarak devreye girmistir. Muhammet Dönemi ile Kutsal Kitaplar ve Peygamberlik dönemi sona ermistir. Bundan sonra insanlik 1500 sene kendi Kitaplari ile bas basa birakilarak Hakikatlerin Kavranilmasi beklenilmistir.
5. Simdi 2000 yilinda 6000 yillik program bitmekte ve insanlara her sey tüm açikligi ile anlatilmaktadir. Su an Alfa Kanali Anadolu Türkiye'sinin üstünde oldugu için Bilgi Kitabi Türkiye'den devreye alinmistir. Ve artik Bilgi Kitabi ile Insanliga her sey çok açik bir sekilde anlatilarak yarinlarin Dünya Devletinin Temelleri atilmaktadir. Ve bu Düzene de ALLAH'in Dördüncü Düzeni denilmektedir. Yine tekrarlayalim Alfa Giris Omega çikis projesine göre hazirlanmis olan Bilgi Kitabina Kurtulus Kitabi da denilmektedir. Ancak asla tapilacak Kutsal bir Din Kitabi degildir. O bir Rehber Kitaptir.
6. Bu son çagin yogun programinin içinde Bunalan insanlara, Bilgi Kitabi bunalimlarinin nedenini aciklayarak insanligi mantikli bir Düsünceye çekmekte ve rahatlatmaktadir. Bizlerin Çalismalari bu yolda oldugu için sizlere her seyi açikladik. Bu bir Birlesim Programidir. Ve Planetimizdeki her Odagin Bilgi Kitabindan haberdar olmasi ve bizlerin de tüm Odaklarin Bilgilerinden haberdar olmamiz sarttir. Bu görüsten yola çikarak el ele Isik Yolunda beraberce bir Dünya halkasi olusturmak en büyük dilegimizdir. Isik Yolunda bulusmak üzere tüm Sevgimiz sizleredir.

şimdi bunu yazan zat Bülent Çorak. kimdir bu insan?

Çok bilinen ismiyle Bülent Çorak veya nüfus kaydındaki eksiksiz adıyla “Vedia Bülent Önsün Çorak”, kamuoyunun önüne birçok defa farklı vesilelerle ama hep aynı konu yüzünden gelmiş bir sima.

“Dünya Kardeşler Birliği Mevlana Yüce Vakfı” lideri- belki “ruhani lideri” demek lazım-Bayan Çorak, kendine bağlı “müritleri” ve yine nev-i şahsına münhasır organizasyon yapısıyla birçok kez gazete ve dergiye, zaman zaman da popüler televizyon programlarına konu oldu.

Özellikle kendi yazdığı ve uzaydan “Alfa” kanalı ile vahiy edildiği iddia edilen “Bilgi Kitabı”yla son derece yoğun tartışmalara konu oldu. Ama aynı zamanda kendisine ilgi gösterenlerin sayısının artmasına da neden oldu. Elbette tamamı tartışmalı rakamlar bile olsa 2000’li yılların başında 1500 taraftarı bulunan Çorak’ın günümüzdeki takipçilerinin 10 bini aştığı iddia ediliyor.

Söyledikleri ve yazdıkları uzun metinler ihtiva eden bu ilerlemiş yaştaki (83) bayanın inşa ettiği organizasyonla ilgili çok şey söylendi. Ancak “ilan ettikleri” o kadar çizgi dışı ve hatta tabir yerindeyse iticiydi ki, kimse mimarinin yapısıyla değil, söylenenlerin gerçekliği ile ilgilendi.

Şeyh uçmaz müritleri uçurur!..

Konuya merak duyan geniş bir kamuoyu kesiti, Çorak’ı ve bağlılarını Türkiye’nin alışık olduğu “şeyh-mürit” ilişkisi içinde değerlendirdi ve işin arkasında bir şey olduğuna inanarak konu üzerinde çok durmadı. Bu kesime göre Çorak, bir menfaat fırsatı bulmuştu ve söyledikleriyle insanları ikna ederek bir şeyler elde ediyordu.

Söylediklerini değerli bulanlar ise Çorak’a gönüllü olarak hizmet etmeye başladılar ve organizasyonun kesin kurullarına uyarak sert bir sessizliğe gömüldüler. İçlerine şu ya da bu vesileyle girip, sonradan terk edenler ise hep garip bağlantılardan söz ettiler. Örneğin “iyibilgi”nin haberlerine yansıyan ve son olarak Haftalık Dergisi’ne de konu olan, Yıldırım Özalpman’ın dillendirdikleri gibi.

Özalpman’a göre, Vakıf’ın üst kademesi gizlilik içerisinde çalışıyordu ve hücre usulü çalıştıklarından organizasyonun içyapısını tespit edilemiyordu. İçeride ciddi bir para trafiği yaşanıyor, Bülent Çorak sıkıştıkça gökten mesaj geldiğini söyleyerek sorunları bitiriyor.

Çorak kendine yakın bir “sosyal grup” oluşturmuştu ve içinde zenginler ve masonlar bulunuyordu. Organizasyon 81 ilde örgütlenmişti ve il temsilcilerinden bilgi alınıyordu. Talep edilen bilgiler de ilginçti: Kente gelen yabancı devlet adamları kimlerdir, ne gibi faaliyetler yapılıyor? Üstelik her yıl 18 Şubat ve 1 Kasım’da İsrail’den 100–150 kişilik bir grup Türkiye’ye gelip Bülent Çorak ve kızıyla görüşüyor, görüşmelerin içeriği üyelere açıklanmıyordu. Tüm bunlar Özalpman’ın kafasında “acaba yabancı ülke/ülkeler için istihbarat mı yapıyorlar” şüphesinin duymasına sebep olmuştu.

Fil’in tarifi…

Bu iddialar elbette çarpıcı. Ancak Çorak ve organizasyonu ile bir şekilde irtibat kuranların açıklamaları daha çok, filin herhangi bir yerini tutan körlerin tarifine benziyor. Herkes şahit olduğu kadar yapıyı betimliyor. Belki bunda organizasyonun Özalpman’ın tarif ettiği gibi hücre yapısı şeklinde çalışmasının da büyük payı var. Yine de sonuçta ortaya tam bir tablo çıkmıyor.

Oysa sorular basit. Çorak, ekibi ve vakfı ve bağlantılı organizasyonları neye hizmet ediyor? Arkalarında ne var? Para nereden geliyor? Bu sorular kâfi. Çünkü “nedir ve ne söylüyor” soruları zaman içinde cevaplanmış. Çorak ve bağlıları “Alfa”dan aldıkları bilgileri ya da “vahiyleri” ilgilenenlere vazediyorlar. İnananlar da etraflarında şu veya bu biçimde tanımlanabilecek bir güç çemberi oluşturuyor.

Peki dedikleri doğru mu? Bu bakış açısına göre değişiyor. Önemli çünkü eğer bu söylenenler yüzünden bir menfaat eldeleniyorsa-ki eğer diyoruz-bu bir suç. Görev ise basının değil yargının. Yok, menfaat eldelenmiyorsa-ki eğer diyoruz-o zaman da teolojik bir sorun ortaya çıkıyor. Çünkü Çorak ve ekibinin söyledikleri akl-ı selim ve hatta inançlı insanların rahatlıkla görebilecekleri gibi “gerçek değil”.

Elbette düşünce özgürlüğü ve fikir yayma hürriyeti, “Atatürk’ün uzaylı olduğu” söylemine kadar varan bir vahiyler söylencesini koruyabilir. Burada belki hukukun söyleyecek bir şeyi olmayabilir. O zaman iki temel norm belirleyici olacaktır. Sosyal ahlak ve bilim. Hiç detaylarına girmeden belirtilebilir ki her iki norm iddiaların gerçek olmadığını söylüyor.

Background…

Bu işin, “ne söylüyorlar, doğru mu söylüyorlar” veçhesi. Kuşkusuz bu tartışma uzatılabilir. Ancak faydasız. Zira biri çıkıp “ama ben inanıyorum” dediğinde konuşacak bir şey kalmayacaktır.

Onun için organizasyonun mimarisi üzerinde durmak gerekiyor. Çorak ve “Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı”nın web sitesi oldukça mütevazı. “Çağrı”lar ve minik açıklamalar içeriyor ama net bir kesit sunmuyor. Vakıf’la in-organik bağlantı içinde bulunan bir başka yapı daha var. Bunun ismi “Light Millenium”. Yani “Işık Binyılı”.

“Işık Binyılı Dergisi”nde, Bülent Çorak’ın “Dostlar” hitabıyla başlayan ve “Alfa Kanalı-Altın Çağ Hakkında Açıklayıcı Bilgi” başlığını taşıyan, altında kendi imzası bulunan uzun bir metni bulunuyor. Çorak, “Zebur, Tevrat, İncil ve Kuran”ın da kendisinin kaleme aldığı “Bilgi Kitabı”yla aynı kanaldan, Alfa’dan geldiğini iddia ediyor. Bilgi Kitabı’nın ve Alfa’nın öneminden bahsediyor. Zaten Işık Binyılı Dergisi, Bilgi Kitabı’nı vitrine sürüyor ve tanıtımını yapıyor. “Dünya Kardeşlik Birliği”ne de link veriyor. Dahası sitede baştan sona “uhraviyat” akıyor.

Kaldı ki ana sayfa zaten şu cümlelerle açılıyor; “Başladığı noktadan itibaren dönüp duran şu devran binlerce şekle bürünüp görünmekte. Her noktada bir dönüş başlamakta, yine o noktada bitmekte. Merkez de o, dönen de. Bir zerreyi bile yerinden oynatsan, baştanbaşa bütün âlem bozulur gider.” (Sebülseri, “Gülsen-i Raz.)

Görülüyor ki Işık Binyılı ile Çorak arasında “mistik bir gönül bağı” bulunuyor. O halde Işık Binyılı yayınlarına ve Alfa’ya bakmak gerekiyor. Işık Binyılı’nın her şeyi bir başka bayan “Bircan Ünver”. Oldukça ilgi çekici bir kimlik. Konuyla ilgisi olmasa bile tanımak gerekiyor. Ancak “şimdilik” erteliyoruz.

Işık Binyılı tüm sayfalarını Türk yazar ve düşünürlerine, eserlerine ayırmasına rağmen Türkiye’de bulunmuyor! 87–82 115th Street Richmond Hill, New York, II418, ABD’de mukim! İlginç ama olabilir.

Yayın Kurulu’nda birçok yerli-yabancı isim bulunuyor. Anlaşılıyor ki uluslararası bir kurumla karşı karşıyayız. Hatta onur üyeleri içinde gerçekten tanınmış isimler mevcut. Doğan Hızlan, Emre Konuk, Mümtaz Soysal, Haluk Şahin gibi. Biz daha farklı bir gazetecilik metodu izliyoruz ve kurul üyeleri içinden tek tek isim alarak inceliyoruz.

Bugünkü isim “Robert Baumann”. Ya da Amerikalıların “Robert”in kısaltılmış haliyle kullandıkları haliyle “Bob Baumann”. Bob Baumann sanat ve tarih üzerinde çalışan bir sima. Bu konularda dersler veriyor. Özellikle New York tarihi üzerine. Hayatını böyle kazandığını tahmin ediyoruz.

Ancak başka uğraşları da var. Örneğin bir gazete çıkarıyor. Bu dijital bir gazete ama müşterisinin çok olduğu anlaşılıyor. Gazetenin ismi, “The Runyon’s Way Gazette” Bu gazete, Avrupa, Asya ve Amerika’da 500 kişiye gidiyor. Aslında bu yayını bir gazete olarak tanımlamak iddialı. Belki dostlar arasında bir haber ağı olarak değerlendirilmeli. Ama kendisinin koyduğu isim bu. Hatta periyodik yayınına devam ettiği de şüpheli. Fakat net üzerindeki sirkülasyonu duruyor.
Bu gazete ulaşabildiğimiz son sayısında bir kilisenin övgüsünü ve tanıtımını yapıyor ve link veriyor. “Japanese American United Church of Manhattan (JAUC)- Manhattan (New York ) “Japon-Amerikan Birleşik Kilisesi.” Bu Metodist (Protestanlığın bir mezhebi-kolu) kilise ve geçmişi çok eskiye 1894’e kadar gidiyor. Yani asrı aşkın zamandır hizmet veriyor
uzun oldu ama bana çok ilginç gelmişti ilk okuduğum yıllarda bu konuyu sonucun gittiği yer ise çok kısa bi cümleyle

yüzyılın son tanrısı para
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 22-10-2007, 22:45
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 729
inanmayacaksınız ama okudum yazınızı...
madem en altta özet yapacaktınız, niye uzattınız hocam
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 22-10-2007, 22:57
serhoş
Guest
 
Mesajlar: n/a
ınanın kımse okumaz dıye düşündüm. utandım şimdi bakın
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 22-10-2007, 23:01
ucandepik
Guest
 
Mesajlar: n/a
sn serhoş biran iknaton yazıyor zannettim ama bende okudum hepsini tekrar gibi bir şey oldu ama hoş oldu emeğinize sağlık diyelim...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 22-10-2007, 23:01
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 729
hiçbir bilgiyi kaçırmak istemediğim için okudum.
aklımda kalacağından değil ama
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 01-12-2007, 01:54
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
asmara´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
9- Bakara/ 2. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.


sonradan gelen ayet:

Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi

şimdi benim iki sorum olacak...

1-yeryüzü insan için mi yaradılmıştır bu ayetlere göre?
bu durumda 13 milyar yaşındaki evren ve 4 milyar yaşındaki dünya, insanın gelmesini bayağı bir beklemiş olmalı. ne gerek varsa

2- bilim adamları önce yeryüzü şekil aldı. atmosfer yeryüzünün meydana gelişinden milyarlarca yıl sonra oluştu diyorlar.

kim doğru bilgiyi sunmakta?
1- Zaman kavramı üzerinden bir soru sorulmuş, burda zaman gibi göreceli bir şeyi bilen birisinin bu soruyu sorması beni şaşırttı. Peki milyarlarca yıl derken burda hesap hangi gezegene göre yapılıyor, doğal olarak dünya denilir iken bundan on milyar yıl önce dünya gününün 32 saat olduğu gerçeğinden hareketle hangi zaman göre konuşuyoruz biz. Spencer Tracy'nin bir filmi aklıma geldi, Abd'de bir kasabada bir vatandaş evrim teorisini savunduğu için yargılanır ve savunmanı Spencer Tracy'dir, meşhur savunma sahnesinde şöyle der Spencer Tracy, dünyayı 7 günde yaratan bir tanrıya inanırken onu neye göre gün olarak adlandırıyoruz. Hangi gezegende oturup yarattıda ona göre hesap yapıyoruz?

2- Tanrı dünyayı yaratırken ilk önce karaları, sonra denizleri ve en son havayı yaratmıştır. Kuran da böyle betimlenir yaradılışın bu kısmı.

Benim sözüm: Doğmatik bir konu ile bilimsel bir konuyu birlikte ele alıp sonrada cevap beklemeniz ilk önce kendiniz ile ters düşmeniz anlamına gelir. Şahsım olarak inancın şahsiliği olması gerektiğini düşündüğümden, herkesin inancı kendine derim ilk önce, kimse bir diğerinin inancı ile oynama yada yargılama hakkına sahip değildir bence. Burda tüm misyonerleri aynı katagoriye koyarak, bırakın bu yaşa gelmiş insanlar istediğini istediği gibi yaşasın derim. Kimse bir diğerinin düşüncesini yada inancını değiştiremez. Bu sitede bir şeyler tartılacaksa, kişilerin inançları değil şeriat gibi siyasi sistemler tartışabilinir bence.

Konu Ebruli tarafından (05-12-2007 Saat 22:21 ) değiştirilmiştir.. Sebep: alıntıda ki düzeltme rica üzerine düzenlenmiştir...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 01-12-2007, 13:18
SberK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 22
Mesajlar: 434
Blog Başlıkları: 2
Alıntı:
fenasi´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
1- Zaman kavramı üzerinden bir soru sorulmuş, burda zaman gibi göreceli bir şeyi bilen birisinin bu soruyu sorması beni şaşırttı. Peki milyarlarca yıl derken burda hesap hangi gezegene göre yapılıyor, doğal olarak dünya denilir iken bundan on milyar yıl önce dünya gününün 32 saat olduğu gerçeğinden hareketle hangi zaman göre konuşuyoruz biz. Spencer Tracy'nin bir filmi aklıma geldi, Abd'de bir kasabada bir vatandaş evrim teorisini savunduğu için yargılanır ve savunmanı Spencer Tracy'dir, meşhur savunma sahnesinde şöyle der Spencer Tracy, dünyayı 7 günde yaratan bir tanrıya inanırken onu neye göre gün olarak adlandırıyoruz. Hangi gezegende oturup yarattıda ona göre hesap yapıyoruz?

2- Tanrı dünyayı yaratırken ilk önce karaları, sonra denizleri ve en son havayı yaratmıştır. Kuran da böyle betimlenir yaradılışın bu kısmı.

Benim sözüm: Doğmatik bir konu ile bilimsel bir konuyu birlikte ele alıp sonrada cevap beklemeniz ilk önce kendiniz ile ters düşmeniz anlamına gelir. Şahsım olarak inancın şahsiliği olması gerektiğini düşündüğümden, herkesin inancı kendine derim ilk önce, kimse bir diğerinin inancı ile oynama yada yargılama hakkına sahip değildir bence. Burda tüm misyonerleri aynı katagoriye koyarak, bırakın bu yaşa gelmiş insanlar istediğini istediği gibi yaşasın derim. Kimse bir diğerinin düşüncesini yada inancını değiştiremez. Bu sitede bir şeyler tartılacaksa, kişilerin inançları değil şeriat gibi siyasi sistemler tartışabilinir bence.

Sn. Fenasi gerçekten güzel bir konuya değilmişsiniz.. Tebrikler.. Cevaplarken cevabınızı okudum farklı birşey yazmıyormuşuz... Haklısınız..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 01-12-2007, 13:23
Steiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
uykusuz
 
Üyelik Tarihi: 23-11-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 29
Mesajlar: 229
Alıntı:
serhoş´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
ınanın kımse okumaz dıye düşündüm. utandım şimdi bakın
doğru düşünmüşsünüz. ama birazdan (varsa) alttaki özet kısmını okuyabilirim.


ölmek nedir?
yaşadım diyebilmektir. ya yaşamak?
ölebilmektir çırılçıplak orta yerinde yaşamın.
Nevzat Çelik...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 01-12-2007, 13:31
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
Blog Başlıkları: 1
Estafurullah sn.sberk reca ederim ama dikkat etmediğiniz üzere siz ve ben tamamen farklı düşünen ve algılayan iki taraf olarak farklı düşünce sisitemlerini savunurken, yazdığımız her türlü bilgi karşı tarafın aleyhine olacak şekildedir.

Geri kalan mevzu için, kişilerin inançlarının sorgulanamayacağı ve tartışılamacağı yönüne katılmanız ise bende memnun oldum. Daha önce bu sitede bir çok yerde yazdım, ben bu siteye birisinin samimi inancını sorgulamak için üye olmadığım gibi kimsenin benim inancımı sorgulaması ve yargılaması taraftarıda değilim. Bu sitede bir şeyler tartılacaksa, kişilerin inançları değil şeriat gibi siyasi sistemler tartışabilinir bence. Yada Şerri hükümler gibi pratik siyasi ve hukuk uygulamaları tartışılabilir belkide, buna benzer bir çok şey var tartışılabilecek. Birde konuyu tartışan kişilerin konu üzerinde ki yetkinlikleri ve bilgi düyezleri önemlidir bence. Kuran'ı ve diğer fıkıh kitaplarını okumamış birisi ile yapılacak tartışmanın bence bir kıymeti yoktur. Tıpkı sağda solda okuduğumuz bir kaç bilimsel makale üzerine Kuantum fiziğini tartışmamıza benzer. Burda bu konuda yada sitede kişilerin inançları yerine toplumların inanç sisitemleri ve pratikteki uygulamaları yada siyasi yansımaları tartışılabilir belkide.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
celiskiler


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kuran'daki Çelişkiler - İlhan Arsel ndartain Köşe Yazıları 111 09-08-2011 20:59


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:09 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info