Alıntı:
vasko´isimli arızadan alıntı
"Ey ulu Tanrım,
Kuran-ı Kerim'in Bakara Suresi'nin 34. Ayeti'nde "hani meleklere, Adem'e secde edin demiştik de iblisten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O, secde etmekten çekinmişti; ululanmsk istemişti de kafirlerden olmuştu" diyorsunuz.
Tanrım, biz aciz kulların seni, herşeye gücü yeten, eşi benzeri bulunmayan; adaletten ayrılmayan bir manevi güç olarak biliyor ve inanıyoruz. Yalnız, bu şeytanın secde etmeme sorunu karşısında ister istemez tereddütlere düşüyoruz. Ve diyoruz ki: Nasıl olur da Tanrı, yarattığı şeytanı Adem'e secde ettirme yeteneğinden yoksun olabilir? Madem ki herşeye kadirdir, öyleyse şeytanı da Adem'e secde ettirecek gücede sahiptir. Ve daha da ileriye giderek diyoruz ki: Ya, Allah'ın taktiri öyleydi ya da secde ettirmeye gücü yetmedi. Eğer şeytanın Adem'e secde etmemesi onun kaderinde mevcut ise, o halde kaderin kurbanı olan şeytanın ne günahı var da, tüm insanlar tarafından lanetlenmesi isteniyor? Baş Melaike olarak görevlendirdiğin şeytanın lanetle anılmasını istemedeki amacınız ne ola ki? Bu olayda büyük bir haksızlık ve hak yenilmişlik mevcut değil midir? Bu, şeytanın kaderi değil de dik kafalılığından ileri gelmişse; o halde nasıl olurda emrine boyun eğmeyecek böylesine inat bir yaratığı, baş melaike olarak seçtin? Eğer demokrasi ve sosyal adalet ilkesi gereğince herhangi bir ayrım yapmadan seçim yolu ile bu işi yaptıysanız, nasıl olur da yeryüzünün ilk sosyalisti olan şeytanı, başkasına boyun eğmedi diye lanetliyor ve de lanetlenmesini istiyorsun?
..."
Tanrıya Mektuplar
Hasan Basri Aydın
5. mektup
|
dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyoruz sanırım ancak her sorunun başı yine şu kader bahsini tam idrak edemememizden kaynaklanıyor.ortada Allah'ın gücü yetmedi, yetemedi gibi bir durum yoktur ve ya O zaten Şeytan'ın kaderini öyle yazmıştı şeytan da yazılanı yaşadı gibi bir durum hiç yoktur.Tıpkı insanda olduğu gibi Şeytan'dan kendi hür iradesine bağlı olarak bir şeçim yapması istenmiş sonuçlarına da katlanacak olması emredilmiştir. (ki zaten eksiklik tüm bu yaşananları Allah bilmiyor olsaydı söz konusu olurdu) Şeytan'da yaptığının karşılığını almakta ve kıyamete kadar da istediği üzere yeryüzünde bulunacak olmakta ve kendi fikirlerini, düşündüklerini, kibrini ve hatta cezasını bizler arasında yaymaya çalışmaya devam edecektir.
konuyu uzatmak niyetinde değilim çünkü biliyorum buraya ne yazarsam yazayım hiçbiriniz için tatmin edici olmayacak, neslimiz ve nefsimiz itibariyle birazcık neye istersek ona inanırız inadımız var ve hoşlanmadığımız şeyleri inkar etme eğilimindeyiz.
ancak ne yaşandıysa yaşanmış işte, ve tüm bunlardan çıkarılan hissenin Şeytan'ın hakkı yenilmiş biz de ona tabii olalım, onun hakını savunalımi, adını yaşatalım gibi bir saçmalık olamayacağı kanaatindeyim.
ayrıca zaten Şeytan'ın günahı da başkasına boyun eğmemek değil emre itaatsizlik etmektir.
az birazcık kendimizi toplasak keşke...
neden şeytana karşı bu denli güçlü bir savunma mekanizması geliştirmiş durumdayız acaba?
onda kendimizden bulduğumuz ne var?
Allah'a karşı gelmesini oturup tebrik mi etmeliydik yoksa?
ve yahut işimize mi geliyor tüm bu olan biten?
kendimize pay mı çıkarmaya çalışıyoruz yoksa?
yarın öbür gün hesap sorduğunda birileri bizden önlerine sunabilecek delil arayışına mı girdik pervasızca?