Alıntı:
eco´isimli arızadan alıntı
kali[/I] Ben o yolculuktan geçtim. Son durakta bir sürpriz var. 
eğer paylaşmak istersen yolculuğunun hikayesini bilmek isterim... 
|
Saat sabahin 2bucugu olmus, daha yeni gordum istegini hewal, hadin dokturiim...
Bazi seyler var hayatta, sanki olum-kalim meselesi gibi geliyor insana, gercekte oyle olup olmadigi ayri konu. Benim anne tarafi hep subay. Askeri otoritenin gorev sonrasi ozel hayatlarini taniyip bilme sansim oldugundan midir nedir, her ne yapip edip kesinlikle askere gitmemeyi aklima koymustum 16-17 yasimda. Tabii bunun sonucu mantiken T.c.'de yasamamak ki benim canima minnetti. Baskici kulturel degerler, bireye verilen degerin hicligi felan ustuste binince oradaki hayata KIL olmustum zaten. Orta sinif bir ailenin tek cocugu oldugumdan midir nedir, 17 yasimda cikabildigim ilk Avrupa seyahati benim icin milat oldu. Benim gibi T.c'den kacip gitmek isteyenlere baktigimda yasadiklari en buyuk sorunun yeni yerlere adapte, eski copluge kufrede kufrede donme saplantisi oldugunu gordum. 17 yasimdan sonra etraftakilerle iliskileri minimuma indirip kendimi okumaya, ozellikle yabanci dillere verdim. Turistlerle arkadaslik yapan ozenti bir denyo oldum. Ote yandan elimden geldigi kadar para yapip yeni mekana gecisi, adaptasyonu kolaylastirmaya calistim. Karaborsada hayali ihracat zincirinin bir parcasi olarak dengesiz, anlamsiz bir miktar yaptim kisa zamanda. Sonucta elimden geleni yaptiysam da şansın payini kucumseyemem. Surpriz ise ilk 18-19 senenin izlenimleri ve yarattigi kulturel, psikolojik sartlandirilmalarinin ne kadar derine gittiginin farkina varmam. Her aile, dil, din, kultur, beyaz bir kagit gibi tertemiz gelen insani kopek gibi sartlandirilmadan gecirip bir zincirin parcasi yapiyor, suruden ayrilmadan bunu gormek hemen hemen imkansiz. Bu sartlandirilmalar arasinda okul-ogretim ve toplumsal baskilar basi cekiyor. Turkiye'deki askerlik belasi ise bu ikisinin karisimi. Toplumun bireyi asindirip bir mal, bir üye seviyesine indirmesinde cok etkili bir method.Yani askerlikten kacmak esasinda kendi ozbenligine dogru bir yolculuk, o yolculukta bildiklemizi tersine donuyor, akimiz bokumuza katiliyor. Kendinle mutlu olmak yolunda bilinen recetelere sirtini donebilmek hic kolay degil. Son 20 yilda annemle babami 4-5 kere gordum, cocukluk arkadasi, sinif arkadasi, askerlik hatirasi, diye birsey yok benim icin. Ismimi bile degisik sebeplerle birkac defa degistirdim. Hayatta tek basina olmanin mutlulugu icin bir tanimlama var: varolmanin dayanilmaz hafifligi. sorularin bittigi, cevaplarin gelmedigi bir arayis icinde herhangi bir surunun icinde kaybolabilme ozgurlugu. O ozgurlugu kullanip kullanmama ozgurlugu...ihtiyaclarin otesinde alip-verme zevki, kendini sakinmama luksu, korkusuz bir huzurun ziyaretleri....hep icinden gelen "yeter" haykirisina kulak vemekle basliyor. Benim icin o kulak veris, o kadar yalanci ve baskici bir toplumun devletinin beni zorla mengeneye koyup hayatimin 1,5 senesini calmak istemesi ile kacinilmaz hale geldi. Benimki bireysel bir cozumdu, ben topluma, HiCBiR topluma adapte ol(a)madigim icin benim hayat boyle gelisti eco, belki toplumsal egilimleri olanlar organize olup bir degisim surecine girerler. Benim kimseyi bekleyecek halim yoktu

Ödün vermek kendinden nefret etmeye sebep olur. Kendini sevmeyenler uzlaşamaz.
saat 3'ü 3 geciyor, 4 saat sonra kalkıp işe gitmem gerek.