|
|
| Lorem Ipsum Nereye yazsam dediğiniz konular için böyle buyrun. |
Vicdani Ret ve Askerlik Yapmamaya Us’sal Engel Yahut DavetLorem Ipsum içerisinde Vicdani Ret ve Askerlik Yapmamaya Us’sal Engel Yahut Davet konusu: Vejetaryenliği yeryüzünün büyük ikiyüzlülüklerinden biri olarak görmüşümdür... Et yememezlik ile nefes alan bir canlının yaşam hakkına saygı gösterdiğinizi iddia edecek ardından kendince bir hayatı-bence muhteşem bir canlılığı- olan nebatata hayvansal ...

15-06-2010, 17:53
|
 |
Ebedî Arıza...
|
|
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
|
|
Vicdani Ret ve Askerlik Yapmamaya Us’sal Engel Yahut Davet
Vejetaryenliği yeryüzünün büyük ikiyüzlülüklerinden biri olarak görmüşümdür... Et yememezlik ile nefes alan bir canlının yaşam hakkına saygı gösterdiğinizi iddia edecek ardından kendince bir hayatı-bence muhteşem bir canlılığı- olan nebatata hayvansal iştahınız ile saldıracak ve iç rahatlığı ile sindireceksiniz… Ne de olsa onların kanı yeşil akar!..
İnsanın yabanıl doğasını inkâr vejetaryenlik kadar başka hiçbir konuda ikiyüzlülüğü bu uç noktaya götürmemiştir…
Bunu, vicdani retçilik takip eder; evrensel riyakârlıkta ikinci basamak: Aşırı insancıl öğretileme ile yola çıkar, sizin gibi yaşama sahip, düşünen bir canlıyı öldürmeye ve öldürme eğitimine karşı çıkarsınız asilce…
Akabinde sürdürdüğünüz yaşam boyunca hınç, haset ve öfke ile tatminsizlik ve kibirle sayısız hayatlara dokunur kimini karartır kiminde onulmaz yaralar açarsınız; ama bu bağışlanabilir bir olgudur, çünkü ‘ortak bilinç’ sizin için kabul edilebilir adını koymuştur bunun: Yaşam Mücadelesi…
Bu da insanın yabanıl doğasını inkârın ikiyüzlü alçalmışlığına başka bir örnek…
İnsan ve onun kötücül evrenidir bu evren...
Şüphesiz modern çağın vejetaryenlik ve vicdani retçilik için yaklaşımı bu ülküyü benimseyen bireyin, toplumların içinden nezih eğitimli ve kültürlü yönleri ile ayrıldıkları ve yeni bir ‘insancıllık’ taşıdıkları görünümünden dolayı, olumlu… Oysa bu ışıltılı cilanın altında sorunlara radikal yaklaşımdan ürken, korkak ve şey’lerin yüzeyselliğinden ileri gidemeyen zihinler barınmakta…
Askerlik Yapmamanın Mantıksal Ereği:
Her bireyin az çok bildiği bir gerçeklik, askerlik-basite indirgendiğinde- temelde yaşanılan toplumun ortak çıkarlarını korumak için vazgeçilmez unsur… Bu ilk topluluklardan bu yana böyle ve bir gün insanın doğasındaki yırtıcılık genlerinden sökülüp atılarak bir ütopya toplumu yaratılıncaya kadar da böyle kalacaktır…
Zira bizi var eden-adını ne koyarsanız koyun-gücün doğası kadar aşağılık bir doğaya sahibiz… Bundandır ki bireyin ve toplumların çıkarı için askerlik zorunludur…
Oysa ben askerlik yapmıyorum!..
Bu toplum içerisinde kısmetli bir zenginliğim yahut bir mirasa malik olduğumdan değil…
Yani bedelli askerlik denen uygulamadan nasibimiz yok…
Yapmıyorum, çünkü bu melun toplumda sahip olduğum ve olabileceğim bir çıkarım yok!..
Henüz otuz yaşındayım-en azından fiziki açıdan- ve bu otuz yılın temelinde ne eğitim, iyi eğitim hayal zaten; ne aile yaşantısı, ne de sosyal yaşama dair küçük de olsa emareler bulunmuyor… Sahip olduğum üstümdeki birkaç parça kumaş parçası, ölme hakkım ve günübirlik temin edilen o tatsız öğünler için ise vatani görev adına bir yılımı feda etmeye niyetim yok…
Evet, binlerce insana görece sağlıklı ve dinç bir bedene yanı sıra olgun bir yaşa sahibim ve biraz mücadele ile orta gelir grubunu bile sollar, evlenir hatta sefil ve rezil atalarımız gibi bir grup çocuk da yapabilirim…
Ama bunu istemiyorum!..
Biraz da olsa elverişli bir yaşantı için umut kırıntıları ile geldiğim şu şehr-i şirin İstanbul’a ve yeniden kendimi içerisinde bulduğum sefil, gelişme aşamasında yarı yolda kalmış, primat örneği topluma hiçbir yatırım yapmak istemiyorum…
Coğrafyası neşe veren bu topraklar, yaşadığımız şu yüzyılda üzerinde eğitimli-eğitimsizi ile nezaketten yoksun, akıl almaz art niyetlilik ile kendine düşman ve bu doğrultuda yüz yılı aşkın bir süredir tüm idari güçleri ile insanına karşı savaşan bir toplum barındırmakta…
Ve 7-8 kardeşli bir sözde- ailede doğan ben, içine doğduğum bu iğrenç toplumdan tüm benliğim ile nefret ederken, bir dönemin dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun tek torunu Aslan Fatih Yener’in bir gazetedeki oldukça ilginç söyleşisindeki açıklamaya takılıyorum: “Bir Vespa’m var, 20 liralık benzin koyuyorum, bir ay yetiyor. Bol bol yürüyüş yapıyorum. Zaten yakında gidip artık Kanada’da yaşayacağım büyük ihtimalle. Rahat, huzurlu bir hayat var orada. Burada Vespa’yla dışarı çıkıyorum, defalarca ölüm tehlikesi atlatıyorum. Şu an baktığımda, Türkiye’yi, ilerisini göremiyorum. İşte, son olarak CHP’nin başına muhteşem bir ikinci adam geçti. Muhteşem bir ikinci adam!”
Ülke standartlarına nazaran oldukça sevecen bir aileye ve çevreye aynı zamanda miras ve gelire sahip bu toplumun gözde bireyi içtenlikle böyle bir arzusunu dile getiriyor…
İnsani duyumsamaya sahip ol ve bu durumda çıldırma…
Sayın Aslan Fatih Yener’e diyorum ki: Bir gün daha durmayın ve arkanıza da bakmayın!..
Ya elini kolunu sallayarak bu toplumun sınırlarını çıkamayan bizler ne yapalım?
Yalanı, riyayı ve toplum soygunculuğunu içselleştirmiş güçler –oysa topluma hizmet için var olan güçler- benden sermayesine bekçilik etmemi, hatta bu uğurda seve seve ölmemi istiyor ve şehitliğe yükseleceğimi söylüyor…
Ve bu tiksindirici, melun toplum ise her ölüm sonrası karşılıklı onarcasına bu güçlere yeni ve taze kurbanlar, canlı etler sunuyor, bıkmamacasına... Cenaze törenlerinde sergilenen riyakârlığın üçüncü basamağı olan nida, haykırma ve gözyaşları da kişisel tatmin araçları…
İşte, bu hastalıklı toplumun ve tüm bu tür toplumların ben, hasta bireyi 2 şey söylüyorum:
Sayın Aslan Fatih Yener, İnsana saygıyı günlük yaşantının her anına içselleştirerek, yaşam standartlarını geliştirmiş ve buna her koşulda sahip çıkan o toplumlara koşarcasına gidiniz ve kısa hayatın sefasına katılarak bizim için de yaşayınız; nezdimde o tür toplumların tek bir bireyi dahi biz sefil doğu toplumlarının bin güruhuna bedeldir… Tek dileğim ise: Topuklarcasına yurt dışına kapağı atıp, birazcık refaha eriştiğinde ise dünyanın önde gelen Türk milliyetçisi kesilen o haysiyetsiz güruha katılmamanız… Zira bu toplumun en hastalıklı yanlarından biri onlar ve mide bulandırıyor varlıkları… Üstelik gittikleri gelişmiş toplumlara da çürümüşlüklerini yayıyorlar…
Son sözüm ise böylesi bir sefalet ve çürümüşlüğü zerre zerre tatmamıza neden olan ailelerimize, anne-babalarımıza; nefes alıp vererek, geçici tebessümlerin yanında tarifsiz acıları tanıyacak bir canlıya hayat verme cüretini gösteren ebeveynlerimize ve onlara bu erki tanıyan-gökteki ya da bize göre her yerdeki o ilahi güce lanet olsun…
Ki, böylesi bir çürümüşlüğü bünyesinde barındırdığı için; zira bize kendi ruhundan üflediğini söylüyor ve bu sefil varoluşu bize tattırarak böylesi toplumlarda doğan tüm benzerlerim için sormadan edemiyorum: Yoksa Hıristiyanlığın günahkâr doğuş öğretisi gerçek mi? Değil ise niçin günahkâr doğmuş varoluşa layık bir toplumda dünyaya gelelim? Ve ruhumuzda her gün bir cehennem ıstırabı ile yaşayalım?
İşte, bunları ben, hafızlık-kuru ezber papağancılığı- yapmış bununla yetinmeyip meal ve tefsirleri altüst ettiği gibi, bir dönem RP’nin arka bahçesi olarak anıldığı için kapatılan o vakıfta büyüyüp yetişmiş ama yetişmemiş olacak ki üstüne bir süre de İmam Hatip’te sürtmüş, ben söylüyor ve diyorum ki:
Askerlik yapmama hakkına sahibim, çünkü koruyacak ve uğruna ölecek hiçbir değerim yok, sevebileceğim bir vatanım ve insanım, benliğim bile…
Bir “Tüm Varlıklara İlenç Kültü”nden…
Ersin Hilav
Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
|

16-06-2010, 13:43
|
 |
daima arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
|
|
RoNiNeX
Askerlik yapmama hakkına sahibim, çünkü koruyacak ve uğruna ölecek hiçbir değerim yok, sevebileceğim bir vatanım ve insanım, benliğim bile…
güzel neden... bence yapmamayı hakediyorsun... ama birilerine nasıl anlatılır bu nedenin sonsuz geçerliliği bilemem... o birileri ısrarcı hatta baskıcı hatta esaretten oluşan bir kementle kovalamaktalar... bunu nasıl aşacaksın...? elini kolunu sallayarak gitmek bazılarına terlikle bakkala gitmek kadar kolayken çoğunluğa hayal bile değil... bunları nasıl aşacaksın...?
benim yapmama nedenim ise daha basitçe... "ne alakası var arkadaşım... ne güzel oturuyorduk askerliği de nereden çıkardınız... saçmalıyorsunuz..." gibi... vatandaş olmayı seçememekle başlayan bu abuk yaşam sürecine katlandığım yetmezmiş gibi birde binlerce erkekle bir yere tıkılıp elimde silah savaşçılık oynayamam... beni hiç ilgilendirmeyen bağlamayan meseleler bu ulusal güvenlik vatan millet sakaryalar... yani kasımpaşa dolayları anlayacağın... isterse bu gün batsın ülkeleri umurum olmaz... ama bu birileri bunlardanda anlamıyor... antimilitaristim desen vatan haini diyecekler... ben insan öldürmem veya öldürmek için eğitim almam neden katilliği öğreneyim ki desen yine vatan haini diyecekler... anlayacakları bir dil bilmiyorum... vicdani ret yapmak ise hele ülke sınırları içerisinde kahramanlıkla aptallık arasında gelip giden ince bir çizgi... her iki tanımlamada da sonu daha ciddi bir esaret ve baskı süreci... muhtemelen dayak şiddet işkence hatta tecavüz içeren dönülmez bir yol... bunlara katlanabilecek kadar kahraman yada aptalda değilim...
tek yol çekip gitmek... bu seçenek içinde maddiyat aşılsa bile kapalı olan kapıların aralanması hemde buyur geç demeleri gerekiyor... bu nasıl olacak... neden bu yaşa kadar beklediğimi ise gerçekten ben de bilmiyorum... ilk gençlikteki devrim çabalarının fiyaskoyla bile sonuçlanacak kadar gelişme gösterememiş olmasından bari aşka tutunursak biraz daha çekilebilir mi bu kahır denemelerinin yıllara mal olmasına ve alkol ve iş ve hayat...! acaba hangisi diye sorgulamanında bir mantığı yok bu saatten sonra...
yolculuk vakti geldi de geçiyor bile... peki ama nasıl...? bi yolunu bilen var mı...?
bir soru daha... içimizden birisi vicdani ret yapsa haberimiz olur mu...? oldu diyelim elden bişey gelir mi...? geldi diyelim bu hayata geçirilir mi...?
Konu eco tarafından (16-06-2010 Saat 13:47 ) değiştirilmiştir..
|

16-06-2010, 14:12
|
 |
1.T.Ş.
|
|
Üyelik Tarihi: 03-03-2009
Mesajlar: 531
|
|
Alıntı:
eco´isimli arızadan alıntı
RoNiNeX
Askerlik yapmama hakkına sahibim, çünkü koruyacak ve uğruna ölecek hiçbir değerim yok, sevebileceğim bir vatanım ve insanım, benliğim bile…
yolculuk vakti geldi de geçiyor bile... peki ama nasıl...? bi yolunu bilen var mı...?
bir soru daha... içimizden birisi vicdani ret yapsa haberimiz olur mu...? oldu diyelim elden bişey gelir mi...? geldi diyelim bu hayata geçirilir mi...?
|
bunun yoluna ilişkin bi başlıkta konuşulmuştu daha önce sanki.. bir zaman geyik vardı arkadaşlarla.. samimi bir fotoğraf karesiyle halledilebildiğine yönelik, ama sonra yalanlandı
içimizden birisi vicdanıyla reddetse.. nerden haberimiz olacak.. kapatacaklar zaten bikaç metrekareye.. gazete vb. konusunu bile etmeyecek.. hadi diyelim ses getirecek bir şekilde yaptın bunu.. sitede gerçek adını kim biliyor? bizim eco sounda bombayı patlattı diye kaçımız diyebiliriz gerçek kimlikleri bilmeden?
elden birşey gelir mi? bilmem, aramızda "üst düzey" sistem içi kişilerin pek olmadığını düşünüyorum nedense.. anca ziyarete gideriz..
You are young and life is long and there is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
|

16-06-2010, 14:20
|
 |
daima arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
|
|
ziyarette ettirmiyorlar....  ayrıca adımı bilen bir kaç kişi var... yüzümü bilen de... bi haber verirler herhal de değil mi...? ... 
|

16-06-2010, 14:39
|
 |
1.T.Ş.
|
|
Üyelik Tarihi: 03-03-2009
Mesajlar: 531
|
|
tamam.. ben yazarım duyarsam buraya 
You are young and life is long and there is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
|

17-06-2010, 16:04
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
Alıntı:
eco´isimli arızadan alıntı
yolculuk vakti geldi de geçiyor bile... peki ama nasıl...? bi yolunu bilen var mı...?
|
Ben o yolculuktan geçtim. Son durakta bir sürpriz var. 
|

18-06-2010, 11:19
|
 |
daima arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
|
|
"Vicdani retçiye destek eylemine ceza
ANKARA - Vicdani retçi Enver Aydemir’e destek amacıyla yapılan basın açıklamasına katılan dört kişi ‘halkı askerlikten soğutmak’ suçlamasıyla mahkûm edildi. Mahkeme, kararında ilginç bir örnek de verdi: “Başka bir grup tarafından ‘Eğitim istemiyoruz’ denildiği zaman eğitim istememe özgürlüğünden bahsedilemeyeceği gibi...”
Bir grup genç, Eskişehir Askeri Cezaevine konulan Enver Aydemir’e destek amacıyla 6 Ocak 2010 Ankara Yüksel Caddesi’nde basın açıklaması yapmıştı. Açıklamaya katılan 19 kişiye dava açıldı. Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün karar duruşması yapıldı. Savcı Arap Lütfü Karakuş, basın açıklamasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek beraat istedi.
Yargıç İbrahim Ekdemir, sanık avukatlarının önceki celselerde Türk Ceza Kanunu’nun ‘Halkı askerlikten soğutma’ başlıklı 318. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasına yönelik taleplerini değerlendirdi. Tüm ceza yasalarının iptal edilene kadar geçerli olduğunu ifade eden Ekdemir, “Başka bir grup tarafından ‘Eğitim istemiyoruz’ denildiği zaman eğitim istememe özgürlüğünden bahsedilemeyeceği gibi, TCK’nın 318. maddesinin, her gün terörle mücadele etmek konumunda kalan TSK ve emniyet güçlerinin gösterdiği çabaların yok sayılması ve bu maddenin de tenkit boyutunu aştığı sonucuna varılmıştır” dedi.
Ekdemir, “İddia makamının, esas hakkındaki mütalaasında, tüm dosyadaki delilleri yok farz edip tüm suçlardan beraat istemesi, olayın meydana geliş şekline ve TCK’nın 318. maddesinin yürürlükte olması karşısında, yasal açıdan uygun görülmemiştir” dedi. Yargıç, eyleme bıçakla katıldığı öne sürülen Volkan Sevinç’e bir yıl altı ay, üç kişinin de ‘halkı askerlikten soğuttukları’ gerekçesiyle altışar ay hapis cezasına mahkûm edildiğini açıkladı. 15 kişi beraat etti. (Radikal)"
bu güne ait bir haber... konuyla biraz ilgili diye ekledim...
kaliBen o yolculuktan geçtim. Son durakta bir sürpriz var. 
eğer paylaşmak istersen yolculuğunun hikayesini bilmek isterim... 
|

25-06-2010, 17:38
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Çok komik ülkeyiz komikliğin ana sebebi de herkesce bilinniyor.
Şimdi yukarıdaki haberde bulunan karar gerekçesini hukukçu olmasam da analiz etmeye soyunuyorum.
Alıntı:
|
“Başka bir grup tarafından ‘Eğitim istemiyoruz’ denildiği zaman eğitim istememe özgürlüğünden bahsedilemeyeceği gibi, TCK’nın 318. maddesinin, her gün terörle mücadele etmek konumunda kalan TSK ve emniyet güçlerinin gösterdiği çabaların yok sayılması ve bu maddenin de tenkit boyutunu aştığı sonucuna varılmıştır” dedi.
|
Adaleti yürüten mahkeme başkanının ideolojik fikrini davaya yansıtması adaletin ihlalidir. :Tipik bir kemalist bakış açısı bu karar. Zaten asıl suçlamaları dillendirmekle görevli olan iddia makamının beraat istemesi de bunun bir nevi kanıtı.
Türk ordusunun içinde bulunduğu sorun ve terör konusu siyasi bir konudur ve bunun yürütme karar organı mahkeme değil, meclistir. Dahası mahkeme başkanı hiç değildir ve bu benzetme ile vicdani redcileri terörist kapsamında değerlendirmiştir bu cezayla kendi kafasına göre. Dolayısıyla son derece akıldışı bir örnek olan eğitim istememe hakkının dillendirilmesi durumunda bile eğitimi engelleyen bir eylem olmadığı sürece böyle bir hak isteği dillendirilebilir.
Bunun ötesinde düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında tenkitin boyutu mahkemeler veya çeşitli kurrumlar tarafından belirlenemez. İftira ve hakarete karşıo savunma ve dava açılabilir ancak tenkit konusunda neyi nbne kadar tenkit edeceğimizi mahkemeye danışarak belirlemeyiz.
Yargıç bu davada halkı askerlikten soğutma yasasına dayanarak askerlik karşıtlığını cezalandırmıştır. bu da faşizmin bir yöntemidir. Adalet açısından ise gerekçesi, kararın kendisinden daha çelişkilidir.
Konu Orgon tarafından (25-06-2010 Saat 17:41 ) değiştirilmiştir..
|

25-06-2010, 17:44
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Bir soru: Kemalist hukuk sistemi anayasanın ilk maddelerinde egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunu söyleyerek, halkın üzerinde bir hükmün bulunamayacağını iddia eder. 318. maddede yer bulan hükmün, yani Halkı aptal yerine koymak ve her türlü ajitasyona müsait olarak değerlendirmek, egemenliğin biçimini tanımlayan temel anayasa hükmüne aykırı değil midir? 
|

12-07-2010, 10:53
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-04-2009
Mesajlar: 6
|
|
|
Geçenlerde eve bir soruşturma kağıdı geldi.şikayet eden şehitkamil askerlik şubesi cezam askeri kanuna muhalefet.toplam ceza 600 lira + 5 tl soruşturma gideri ( kağıtın kilosu 10 kuruş ) toplam 605 lira.neymiş efendim askerlik ilk yoklamama 1 hafta geç gitmişim diye o cezayı ödemek zorundaymışım ödemezsem kamu davası açılacakmış birde tehdit ediliyorum kamu davası diye yani memur olamayacağım,çocuklarım memur olamayacak vs vs tehditler.Yaşam hakkımı resmen ihlal edip haklarımı gasp ediyorlar.15 ay askerlik yapıp karşılığında hiçbirşey alamayacağım.hayatım tehlikede ha öldüm ha öleceğim,para verip yapmayalım diyoruz onada hayır,e bırakın askerliği yapalım ondanda adamı soğutacak girişimlerde bulunuyorlar.Onlarca general var hakklarında onbinlerce iddianeme hazırlanıyor sorun yok,millet askerden kaçar gider yapar sorun yok ceza yok,adam çıkar darbecileri savunur sorun yok,terörist dağdan iner elini kolunu sallar gezer sorun yok bizim gibi garibanlar 1 hafta yoklamaya geç gitti diye 600 pardon 605 lira cezaya çarptırılır.ödemeyeceğim mahkeme açılacak cezam kalkmazsa suçlu bulunursam para cezası 2000 liraya çevrilecek sonra yatırmayacağım onuda günlüğü 100 liradan 20 gün hapis yatacağım hayatıma bir kara leke sürülecek,çocuklarım dahi bundan etkilenecek.Yapmıyorum arkadaş askerlik falan artık haklarımı savunma yoluna gidiyorum ilticada dahil herşeyi deneyeceğim araştıracağım.Hakları aramak adına dağa çıakrmayı planlıyor bunlar insanları.

Konuşsam Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil..
Konu Ares tarafından (12-07-2010 Saat 12:31 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:01 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|