Alıntı:
sentetikins´isimli arızadan alıntı
bence sorunu islam üzerinden tartışmak yerine dinlerin hepsine genellemeliyiz. her din kılıçla ve savaşla yayılmıştır dünyaya.
hristiyanlığın orta çağı, hinduların kastlık sistemi bunlardan bazılarıdır...
|
Burada İslam'dan bahsedilip diğer dinlerden bahsedilmemesinin nedeni, diğerlerinin sütten çıkmış ak kaşık olmaları ve sadece İslam'ın kötü olduğu savı değil. Neden, bu coğrafyaya hakim dinin İslam olması, inanırlarının İslama bilmeden anlamadan iman etmeleri, her din gibi İslamın da akla, gerçeğe, bilime ters düşmesi ve bireyi yok etmesidir.
"Hayatta fazlaca adaletsizlik var, kötülük var. İşte bütün bunlar, şu an imtihana çekildiğimiz için oluyor. Sömürenin, katilin, tecavüzcünün, hırsızın cezası verilecek ve ben de cennette mutlu olacağım. Bu, Allahın yarattığı bir düzendir ve bir hikmeti vardır. Dolayısıyla bana düşen, bu düzene karşı gelmemek, bu düzen içerisinde yapmam gerekenleri Allahın istediği doğrultuda ayarlamaktır." Din, en kaba çerçeveyle bunu sunar kişiye. Normal şartlarda dinlerin hemen hemen tümünün, bunca zaman içerisinde bilim, akıl, mantık, felsefe, sanat ve teknoloji karşısında yavaş yavaş erimesi gerekirdi. Erimemesi hatta her dinin kendi pazarlamacıları tarafından bugün en radikal şekilleriyle savunulmasının nedeni, o kişiyi o düzene uydurmaktır ki süreç işlesin.
Dinler ümmet mantığına sahiptir. Ümmetlerden birey çıkmaz. Birey ise, düzene karşı en ciddi tehdittir. Birey düşünür, birey öğrenir, birey kıllanır, birey isyan eder ve birey değiştirir. Örneğin, bireyler bunu yaparsa kapitalizm yaşayamaz, kapitalizm kandıramaz, kapitalizm sömüremez.
Olayın bu nedenle "İsteyen inanır istemeyen inanmaz" düşüncesiyle alakası yoktur. Eğer inanmanın ve inanmamanın sonuçlarına sadece ahirette katlanılsaydı, bu sadece o kişileri ilgilendirseydi, belki bu konuda birşey söyleyemezdik. Ama inançlar, sosyal yaşantıları etkiliyor, devletler, milletler, maaşlı köleler yaratıyor ve ben bunun dışında bir hayat yaşayamıyorum, "Kabul etmezsen etme ama böyle yaşayacaksın" baskısı altında yaşıyorum.
"Eee? Beyimiz hayatını yaşayamıyor diye tüm dinler sona mı ermek zorunda?" Hayır, tabi ki değil. Eğer insanlar dinleri tanısalardı, hür iradeleri ve akıllarıyla "Artık şu dine inanıyorum" deselerdi, söyleyecek sözüm yine kalmayacaktı. Gariptir ki, dinlerinin reklamını en çok yapan, cennete gideceğine en çok inanan ve konu açıldığında en bağıra bağıra konuşan insanlar, dinleri hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmeyen insanlar oluyor. Ben de merak ediyorum, bu insanları kendi dinleriyle yüzleştirsek ne olur acaba. Bağırarak kendi dinleri hakkında savundukları argümanların tam zıddının kutsal kitaplarda yer aldığını bilseler ne olurdu? Çünkü okuyup anlamamış, akıl ve bilim süzgecinden geçirmemiş. Demek ki dayatılmış. Sürüye katılması, sorun çıkarmaması ve sürüden ayrılmaması yönünde uyarılmış; sorun çıkarırsa ve sürüden ayrılırsa başına neler geleceği hakkında korkutulmuş. "Evladım! Sen bu topraklarda doğdun, demek ki Türk ve Müslümansın. Varlığını bu ikisine borçlusun. O halde tantana yapmayı, hayatını yaşamayı bırak, bu iki kutsalımızı yüceltmeye, uğrunda savaşmaya, gerektiğinde canını vermeye bak. Ödülün ebedi mutluluk olacak."
Ne kadar aptalca bir senaryo. Ama dizimiz izlenme rekorları kırıyor. Çünkü bilmiyoruz, öğrenmeye de çalışmıyoruz.