|
|
| Lorem Ipsum Nereye yazsam dediğiniz konular için böyle buyrun. |
ölesim varLorem Ipsum içerisinde ölesim var konusu: Alıntı:
libertarian ´isimli arızadan alıntı
ufak senaryo oynamalarıyla anlamayacağımızı sanan bir hayat oyunu var ve roller var..kıvranıp duruyoruz içinde..birbirimiz zaten birbirimize fazlasıyla benzerken bi de üstüne tutup herkes birbirini birbirine ...

10-02-2009, 23:35
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
Alıntı:
libertarian´isimli arızadan alıntı
ufak senaryo oynamalarıyla anlamayacağımızı sanan bir hayat oyunu var ve roller var..kıvranıp duruyoruz içinde..birbirimiz zaten birbirimize fazlasıyla benzerken bi de üstüne tutup herkes birbirini birbirine benzetmeye çalışıyor..Gereksiz bir çalkantı,gereksiz rol dağıtımı..Rolünü iyi yapan da yapmayan da aynı derecede tıkanıyor. Kazanılan ne? Kazanmak göreceli ise de, kazanınca ne oluyor veya kaybedince..
|
Ben de bunu soruyorum kendimce sitedeki bir başka konuda libertarian. Sanırım derdimizin adı, şu andaki mevcut bilgi dahilinde, "nevroz"dur, ama sorun nevrozun dinamiklerini öğrenince de geçmiyor. Bu tıpkı insanın kendi vücudunda enfeksiyon olduğunu bilmesinin enfeksiyonu yenmeye yetmemesine benziyor. (Ha ha, Enfeksiyonun kulakları çınlasın bu arada). E peki, bu durumda senin sorun çatala ayrılıyor; a) enfeksiyonun suçu nedir? b) A.Fleming nerede? Bir c şıkkı da ben ekleyeyim madem: acaba ben bir A.Fleming olabilir miyim...?

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

11-02-2009, 08:22
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Sıkıyorsa öldürün kendinizi. Tek bir deneme!!! Bak bakalım o zaman, yaşam nasıl tatlıymış! 
|

11-02-2009, 13:33
|
|
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-02-2007
Mesajlar: 720
|
|
Herkesin, zaman zaman yaşadığı duygudur sanırım "ölesi gelmek". Ölesimiz gelince öleydik, nüfus yoğunluğu azalırdı, böylece Başbakanımız'ın 3 çocuk tavsiyesi, 6 ya çıkardı... Ölmeyin arkadaşlar Ne alaka demeyin, Başbakanımız'a giydiresim geldi
|

11-02-2009, 22:24
|
 |
Körpe
|
|
Üyelik Tarihi: 10-12-2008
Mesajlar: 77
|
|
|
Aynı ruh hali içindeyiz anlaşılan..Bende ölmek istiyorum belli dönemlerde yaşanan bi durumsa eğer bu,2 yıllık koskoca bi dönem sanırım bnmki.daha dewam da edicek bu hal..Ben icraate de döktüm zamanında,olmadı,hataydı beni sewenler için durdurdum kendimi..Aslında şu durumum bi ölüden farksız-al yine bi çelişki- belkide ölmek isterken aslında yaşamak istiyorum..Dünyaya deil sitemin başka bişey ama ne??
Unutmak iyi olabilir herşeyi,herkesi..Düşünmeyi bile unutmak istiyorum bazen
|

12-02-2009, 11:30
|
 |
scarce
|
|
Üyelik Tarihi: 12-09-2008
Nerden: blastplace
Mesajlar: 108
|
|
Ben denemedim ama deneme yapmış olanlar da yaşamın tatlı olduğu kanısına varmış durumda değil sanırım sevgili albatross.. bu da senin tezini biraz çürütmüş oluyor sanki  baksana breeze bir örnek teşkil ediyor mesela.. denemiş olduğu halde ölmek isteme hali 2 yıldır süregeliyor..
HERE'S OUGHT TO HELL OF AN ANOTHER PLANET.. GEÇMİŞİME TÜKÜRÜP GELECEĞİMİ ÇİĞNEDİM,DÜNYAYI BİR OYUNCAĞA ÇEVİRDİM..
|

12-02-2009, 11:34
|
 |
scarce
|
|
Üyelik Tarihi: 12-09-2008
Nerden: blastplace
Mesajlar: 108
|
|
|
canlı cenaze gibi dolaşmak da bi süre sonra tıpkı acı gibi bağımlılık hali yaratıyor sevgili breeze.. senin bu ruh halin neden bilmiyorum ama o kadar boş bir hayat ki bu içinde toz olduğumuz, sanırım ne senin ne benim ne de bizimle aynı durumu yaşayanların nedeni pek de önemli değil demek oluyor bu da. nedeni bilsek nolacak, çözsek nolacak, mutlu-mutsuz olsak nolacak, sonuç yok! ve mantıksız gördüğümüzden dolayı bu yaşamı, ölmek istiyoruz. sonucu olmayan durumlar mantıksızsa şayet ki öyle geliyor bana ne gerek var ne alemi var yani niye burdayız ki sorgusuz sualsiz gelmiş olmamız yetmiyor bi de üstüne rezillik çekiyoruz o da cabası..
HERE'S OUGHT TO HELL OF AN ANOTHER PLANET.. GEÇMİŞİME TÜKÜRÜP GELECEĞİMİ ÇİĞNEDİM,DÜNYAYI BİR OYUNCAĞA ÇEVİRDİM..
|

14-02-2009, 03:05
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-01-2009
Yaş: 24
Mesajlar: 8
|
|
|
Esasında yaşamın anlamsızlığı düşüncesinin bir yanılgıdan kaynaklandığını düşünüyorum.
Varoluşun öncesi ve sonrası hakkında, dinlerdeki söylemler dışında fikrimiz yok. Dini söylemlerin geçerliği konusundaki şüphelerimizin yönüne göre yaşam-ötesine dair fikirler geliştirebilir ya da bütünüyle fikirsiz kalabiliriz. Sizin de dini söylemlere pek olumlu bakmadığınız belli olduğuna göre, yaşam-ötesi için hiçbir fikrimiz yok.
Şu halde... bizim "anlamsızlık" durumunu kavrayabilmemiz için, üst-anlam'ı görmüş olmamız gerektiği, mantıksal anlamda açık şekilde görülürken, öte'si hakkında hiçbir fikrimiz olmayan hayat'ın anlamsızlığını düşünmek bir mantık hatasıdır. Ölüme ilişkin katı yargılarımız olabilir ki, her bilinç sahibi ölümlü varlık bu yargıları geliştirme gereği duyar. Ölümsüz bi ruha inanabilir ya da ölümden sonra hiçbir şeyin olmadığını düşünebiliriz. Neye inanırsak inanalım, bildiğimiz tek gerçek şu ki, varlığımız ebedidir. Var olan hiçbir şeyin yokedilemeyeceğini belirten basit fizik ilkelerinden yola çıkarak, bedenimizin zaman içinde hal değiştirerek varlığını koruyacağını biliyoruz. Demek ki, varlığın ötesi hakkında ortaya koyabileceğimiz bir önerme yokken, tek gerçeğimiz varlığımızdır. Gerçek-anlam gibi atıflar, bilincimizin ürünü olduğuna göre, "yaşam" halinin ötesini kavrayamayacak bilincimiz için en büyük "anlam" da, yaşam halinin ötesine değildir. Öncesi ya da sonrası nasıl olursa olsun, bizim anlamamız yaşamdır ve yaşam anlamlıdır.
Anlamına rağmen "hayat" sonlu bir kavramken, intihar elbette kişinin seçimidir. Ancak intiharla varılacak konum, zaten mutlak bir konumken; anlam peşinde koşan bir kişi için o mutlak konuma aradaki süreci görmeden ulaşmaya çalışmak, anlamsız olacaktır. Çünkü "gen bencildir" ve o olabildiğince çok şey kazanmak ister. Kazanımlarımız, kalıcı olmasa da gördüklerimizdir ve anlamlı olan olabildiğince çok şey gördükten sonra ölmektir.
|

19-03-2009, 22:41
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 13-03-2009
Yaş: 21
Mesajlar: 20
|
|
|
bilmediğim bişeyi hiç çekmiyor içim.hiç arzulayamıyorum.Bu ölüm gibi soğuk ve karanlık bir duvar olunca korku gibi bir gri bulut kaplıyor ruhumu ... sadece umarsızca bıkkınlıklarda kaçtığım sonra korkuyla yine kendime kaçtığım bir oyun ölüm.
|

20-03-2009, 14:37
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-03-2009
Yaş: 30
Mesajlar: 2
|
|
merak etme yakın ya da uzak gelicekte ama mutlaka ve mutlaka bu duyguyu tadıcaksın... 

YANLIZCA ÖLMEK İÇİN VAKTİMİZ VAR !!
|

03-04-2009, 09:49
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 03-04-2009
Mesajlar: 4
|
|
|
Tam da yaşayasımın olduğu bir günde sabah erken kalkıp güne günaydın demiş ve ilk iş olarak buraya üye olmayı tercih etmişken bu başlık altında buldum kendimi..
Yazılanları okudukça ölesimin geldiği günleri hatırladım...
2 kez ölesim gelmişti, madem ölüm bana gelmiyor deyip ben ona gitmiştim. Azrail gelip şöyle bi soğuk yüzünü gösterip "Daha değil, gelmedi senin sıran" demiş ve yaşamak gibi ağır bir yükü omuzlarıma yükleyip gitmişti...
Tabii bu düşünce o zamanki ruh halime aitti. Zor oldu, zaman aldı toparlanmak.ilaçlar, doktorlar, uzun bir süreçti ama ne zamanki aklımı başıma topladım işte o zaman hayatın anlamını ve güzelliğini kavrayıp gerçekten yaşamaya başladım. Ve ben bunu kendi irademle yaptım. Bİr gün bütün ilaçlarımı toplayıp attım ve eğer yaşayacaksam bunu kendi irademle yaşamı severek hiç bir şeyin etkisinde (ilaç, doktor vs..)kalmadan yapmalıyım dedim.
O günler çok geride kaldı 11 yıl geçmiş. Şİmdi iyi ki yaşıyorum diyorum ve intihar girişimlerimi hayatımın en büyük aptallığı olarak tanımlıyorum.
O anda dayanılmaz gelen acıların bizi büyütüp olgunlaştırdığını ve yaşadığımız acıların bizi i insan olabilme erdemine eriştirdiğini çok sonradan fark ettim. Şİmdi hayatın bana verdiği herşeyi seviyorum ve tüm olasılıklara kendimi hazırlayıyor ve farklı bakış açıları geliştiriyorum. Farklı açılardan bakıldığında insan görüyor ki yaşanan hiç bir şey boşuna değil. O anda felaketimiz gibi görünen şey, bazen kısa vadede, bazen de çok uzun vade de bizim yararımıza olabiliyor. Her bitiş gerçekten yeni bir başlangıç oluyormuş ve siz hayatı severseniz hayatta sizi seviyormuş.
Şimdilerde hayatı hiç sevmediğim kadar seviyor ve parmak uçlarımla dokunmak yerine sımsıkı sarılıyorum. İntihar ettiğim günlerdeki acılarım geçti mi, hayır hala hepsi yaşanıyor. Aynı yerde aynı insanlarla aynı şeyleri yaşıyorum ama eskiden içimi acıtan şeyler şimdi içime işlemiyor. Buna izin vermiyorum.
Aman ben de ilk günde ve ilk mesajda ne çok konuştum böyle. Şİmdiden kimseyi bıktırmak istemediğim için susuyorum. İntihar acemisi bir arkadaşınız olarak olarak yaşadığım bu kötü deneyimi sizlerle paylaşmak istedim. Sıktıysam sizleri affola...
Son söz olarak bir Yİdiş ataösüzünü ölesi gelen tüm arkadaşlara hatırlatmak istiyorum
NE YAŞAM BOYU MUTLU OLMAK MÜMKÜNDÜR, NE DE KEDERDEN ÖLMEK...
Tüm olumsuzluklara ve acılara rağmen yaşayın arkadaşlar. Yaşamdan güzel ne var ki elimizde
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo...Çiçero
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:26 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|