nazlı ılıcak ın türbanı
NAZLI ILICAK’IN TÜRBANI
Bugün üniversitelerdeki türbanlı kardeşlerime bir soru sormak istiyorum.
Ben büyük çoğunluğunuzun türbanı inancınız dolayısıyla taktığını düşünüyorum.
Sorum şu:
Peki ama türbanın en şedid savunucusu Nazlı Ilıcak niye türban takıyor?
Nazlı Ilıcak türban takmıyor mu?
Bunu birlikte fark etmemiz iyi oldu…
Şimdi ikinci soruyu sorabiliriz:
Nazlı Ilıcak türbanın ‘Allah’ın emri’ olduğunu düşünmüyor olabilir mi?
Türban takmadığına göre, pekala öyle düşünüyor olabilir.
Eğer öyleyse, ‘türban’ı ya ‘batıl’ olarak görüyor olma ihtimali var, veya ‘füruat.’
Peki o halde, kendi gündelik hayatında bir dinsel pratiği gereksiz gören birinin o dinsel pratiğin kamuoyunda, mecliste, televizyon ekranlarında en şedid savunucusu olması ne anlama geliyor?
Bunun siyasi bir davranış biçimi olmaktan başka bir anlamı olabilir mi?
Şimdi, biliyorum bazılarınız diyecek ki, ama Nazlı hanım bir demokrasi mücadelesi veriyor…
Velev ki, demokrasi mücadelesi olsun, demokrasi mücadelesi de bir siyasi davranış biçimidir ve dinsel bir amaç için yürütülmez.
Kaldı ki, son on küsür yılda kariyerini türban savunuculuğu ile yapmış, bu uğurda Meclis’te kavgalara girmiş, Merve Kavakçı olayına refakat etmiş, bu süreçte partisi kapanmış Ilıcak’ın ‘haklar ve özgürlükler’ konusunda ağzından ‘türban’dan başka bir konunun gündeme düşürüldüğüne de pek şahit olmadık.
Örneğin sosyalist öğrencilerin örgütlenme hakları, örneğin Cemevleri’nin ibadethane kabul edilmesi gibi konularda bir görüş beyan etmedi.
Oysa, kendi başını örtmediğine göre, baş örtmenin ‘Allah’ın emri’ olduğuna inanmadığını düşündüğümüz Ilıcak’ın, sadece ‘türban’ konusunda uzmanlaşmış bir demokrat olma ihtimali bile onun mesele ettiği içeriğin siyasal olduğunu bize göstermeye yetiyor da, artıyor bile.
Yani sizin endişenizi taşımadığı açık.
Yani sevgili tesettürlü kardeşlerim, siz yalnızca inançlarınız doğrultusunda ve ‘Allah emri’ olarak düşünüp başınızı örtseniz bile, sizin baş örtmenizi ‘Allah emri’ olarak düşünmeyen ama yine de destekleyen birilerinin varlığı konunun ne kadar politik olduğunu gösteriyor.
Şimdi şöyle bir ikilem ile karşı karşıyayız:
Türban ‘Allah’ın emri’ diye düşünüp başını örtenler ile, ‘Allah’ın emri değil’ diye düşünüp başını örtmeyen Müslümanlar arasında normal şartlarda bir tartışma bulunmaz.
Ama yok eğer biri, hem ‘Türban Allah’ın emri değil,’ deyip, hem de ‘Allah’ın emri değil’ dediği bir pratiği dinsel bir gerekçeye dayanarak savunuyorsa, onu promote ediyorsa, orada bir tuhaflık var demektir.
Biz burada laiklere de, ‘türban Allah’ın emridir’ diyen dindarlara da karşı bir samimiyetsizlik duygusu hissediyoruz.
Şimdi Nazlı Hanım’a sorabiliriz?
Türban ‘Allah’ın emri’ midir?
Evet ‘Allah’ın emri’dir derse Nazlı hanım, söyleyecek bir şeyimiz yok. Kendi başını örtmemesi onun günah alanına girer ve bizi ilgilendirmez.
Yok, hayır ‘Allah’ın emri değildir,’ derse… O vakit de, ‘Allah’ın emri’ olmayan bir pratiği ‘dinsel özgürlük’e nispet ederek savunmakta, hem din hem de siyaset lehine nasıl bir çıkar görüyor, diye sormak da bizim hakkımız değil midir?
Sizin için türban nedir Nazlı hanım?
Türban ‘Allah’ın emri’ midir? Yoksa bir giysiye dinsel anlamlar yükleyerek, onu mücadele nesnesi yaparak siyaset alanında dinden destek almanın aracı mıdır?
atılgan bayar
kendi düşmanınızı aramalısınız,,
kendi savaşınızı yapmalısınız ve kendi düşünceleriniz uğruna!!
ve şayet yenilirse düşünceleriniz,,
yinede dürüstlüğünüz zafer naraları atmalı bunun için..
F.W. NİETZSCHE
|