Hilmi Yavuz'dan kültür-sanat ve Yağmurdereli yorumu
Kültür ve sanata, Yağmurdereli'ye ve partilere dair şikâyetname
Geçtiğimiz hafta perşembe akşamı, Abbas Güçlü'nün, bu defa Marmara Üniversitesi'nde düzenlediği 'Genç Bakış' programını, ne yalan söyleyeyim, AKP hesabına üzülerek, dahası, öteki siyasi partiler adına da utanarak izledim.
Siyasi partilerin sanat ve kültür politikalarının tartışıldığı bu programa Fikri Sağlar, Berhan Şimşek ve Osman Yağmurdereli katılmışlardı. Hemen söylemeliyim: Maalesef hiçbiri, ciddi ve muhtevalı bir entelektüel duruş sergilemedi. Fikri Sağlar, sıradan sözler etti; Berhan Şimşek, kaba deyişle, nutuk attı; Osman Yağmurdereli ise hiçbir şey söyleyemedi. Hele programın sonuna doğru Fazıl Say'ın canlı yayına bağlanıp Yağmurdereli'ye yönelttiği eleştiriler karşısında, sayın AKP milletvekilinin acziyeti, yürekler acısıydı!
Bu durumda iki ihtimal var: Ya siyasi partiler SHP, CHP ve AKP, kültür ve sanat meselelerine i'rabta mahalli yok, nazarıyla bakıyorlar ya da hakikaten bu meseleler üzerinde ehliyetle konuşabilecek insan kaynaklarına sahip değiller. Aslında, ikinci ihtimali, birinciye irca edebiliriz. Eğer önem verselerdi, o zaman daha başından, kadrolarını entelektüel ağırlığı olan ehil ve donanımlı insanlarla takviye ihtiyacını hissederlerdi elbet...
Demek ki, siyasi partilerimizin Meclis gruplarında (belki de sadece 'Meclis grupları'nda değil de, tüm kadrolarında!), 'entelektüel' kimliklere raslanmıyor. Peşinen belirteyim: Bazı kötüniyetliler, 'Hilmi Yavuz, Milletvekilliği bekledi herhalde! O nedenle böyle konuşuyor!' diyebilirler. Doğaldır;-düşmanımız çok çünkü! Ama peşinen belirteyim ki, Süleyman Bey'in o ünlü deyişiyle, 'gendim için bi şey istiyorsam, namerdim!' Şaka bir yana: Yaşı 70'i geçmiş, bugüne kadar, gençlik yılları dışında, dün ve bugün Türkiye'de yapıldığı biçimiyle siyasetle ilgilenmemiş; hiçbir siyasi partiye üye olmamış biriyim ben. Bu yaştan sonra milletvekilliği peşinde mi koşacağım! Bugüne kadar hiçbir iktidardan (siyasi veya gayrısiyasi!), hiçbir bağlamda sayeban olmadım;- olmam da! Ben burada sadece, siyasi partilerimizin bu manada, hal-i pür melal'ini sergilemek istiyorum.
Evet, Meclis'te entelektüel yok! Bu, böyle! Hele AKP'nin Osman Yağmurdereli'yi görevlendirmesine ne demelidir? Eğer teklif, Abbas Güçlü'den geldiyse, Osman Yağmurdereli, Parti'nin üst kademelerini haberdar etmiş midir? Etmemişse, bu cesareti nereden buluyor? Sayın Başbakan'ın Parti'ye, Meclis Grubu'na, Bürokrasi'ye ilişkin her şeyden haberdar edilmek istediğini işitiyoruz. Yağmurdereli'nin 'Genç Bakış'ta Parti'yi temsil etmesine izin verdiyse, va hayfa! Ne günlere kaldık!
Sayın Başbakan'ın, hükümet işlerini, daha çok yakın çalışma arkadaşları olan danışmanlarıyla yürüttüğü de söyleniyor. Niçin bir Sanat ve Kültür danışmanı yok? Yok, çünkü sadece AKP değil, Türkiye'deki bütün büyük siyasi partiler, Türkiye'nin meselelerini, sadece siyasi ve ekonomik meselelerden ibaret görmektedirler de ondan! Bu gidişle, arada (ama, böyle giderse, sıklıkla!), kamuoyu nezdinde itibar kaybına uğrayacakları alanların başında, sanat ve kültür meseleleri gelecektir. 'Genç Bakış' programında AKP, bana sorarsanız, çok kötü bir gol yemiştir. Düşünün: Marmara Üniversitesi gibi seçkin bir üniversitenin öğretmen ve öğrenci topluluğu karşısında, hele canlı yayınla milyonlarca insanın izlediği bir programda, zavallı bir duruma düşmek ne demektir;- varın, siz hesap edin!
Sayın Cumhurbaşkanı'nın, zarif bir nezaket göstererek Türk entelijansiyası ile tanışma ve görüşme toplantıları düzenlemesini olumlu bir başlangıç sayabilir miyiz? Saysak bile, bu kadarı yeterli midir? Hiç sanmıyorum. Bir defa daha belirteyim: Türkiye'yi yönetenler, hangi siyasi partiden olursa olsunlar, Türkiye'nin meselelerini entelektüel boyutlarıyla da görme refleksi kazanmadıkça, hiç tahmin etmedikleri pozisyonlardan gol yemeye devam edeceklerdir;- Fazıl Say örneğinde olduğu gibi...
Hamiş: Sevgili okurlarım, yeni yılınız, Yunus Emre'nin dediği gibi, 'sağlık, safalık ile' geçsin. (H.Y)
|